Köy okullarına destek olmak için #kitapokuyun, #kitapokutun

Kitaplar insanların hayatını değiştirebilir mi? Şüphesiz ki evet… Biz Yitik Ülke olarak yıllardır elimizden geldiğince öğrencilere, okullara, kütüphanelere destek olduk/oluyoruz. Şimdi bu çabamızı hep birlikte daha da güçlendirelim istiyoruz. 

2015’te okurlarımıza, daha çok kitap okuyabilsinler diye 2 dayanışma kampanyası başlattık. İlki her ayın son haftası aldığınız kitap kadar kitabın size hediye edilmesi. Şimdiyse çocuk kitaplarımız için özel bir kampanya başlatıyoruz.  Bu kampanya ile özellikle köy okullarına ve çocuklara kitaplarımızla destek olmak istiyoruz.

NASIL DESTEK OLABİLİRİM?

Aldığınız karma set (dilerseniz genel yayın dizimizden, dilerseniz sadece çocuk kitaplarımızdan oluşabilir bu set) kitap sayısı kadar kitabı sizin adınıza bir okula hediye edeceğiz. En az 10-1520‘li ya da 30‘lu kitap seti (bu sayıyı kendiniz belirleyin) oluşturarak kampanyamıza destek verebilirsiniz. Kitapları okudukça çevrenizdeki ya da uzaktaki bir okula, bir kütüphaneye hediye edebilirsiniz. Aldığınız kitap setini fotoğraflayıp bize adres ve telefon numaranızı da ekleyerek mail atınız. Fotoğrafları sosyal medyada herkesle paylaşmanız mutlu eder. Okullara sizin adınıza kitap desteğimizin yanında çocuklar için ağaç tohumları da ileteceğiz.

(Dileyen okurumuz aldığı kitap setini, seçtiği okula direkt yollatabilir. Bunun için online kitap satış sitelerinden teslimat adresi olarak seçtiğiniz okulun bilgilerini girmeniz yeterli.)

Twitter ve Instagram adresimiz: @yitikulkeyayin + @potkalkitap  / hashtagimiz: #yitikülke

Facebook sayfamız: fb.com/yitikulkekitap 

HANGİ KİTAPLARI ALABİLİRİM?

Yitik Ülke Yayınları ve Potkal Kitap Yayınlarımızdan dilediğiniz kitapları seçebilirsiniz. Sınırlı sayıda çocuk kitabımız var, ki bazıları her yaşa hitap ediyor. Çocuk kitaplarımızı da özel olarak alabilirsiniz. Kendiniz için seçeceğiniz kitapları Genel Yayın Dizilerimizden seçmek için aşağıdaki linkleri inceleyebilirsiniz. İşte çocuklar için seçebileceğiniz bazı tatlı kitaplarımız:

Prens Ali’nin Macerası – A.Zeynep Leyla Gündoğar / Bahçedeki İncir Ağacı – Hakan Bayhan / Kahkahalar mı Duyuyorum? – Banu Taylan / Atatürk’ün Kalbi – Alper Akdeniz / Lastik Çocuk – Emel Kılıç (kitap şu an baskıda) 

KİTAPLARI NEREDE BULABİLİRİM?

Kitaplarımız tüm kitapçılardan istenebilir. D&R şubeleri, Pandora, Alkım, Penguen, Mephisto, İnsan, Robinson, Yakın, Kitapsan, Dost, İnkılap, İmge, İletişim, Nezih, Remzi gibi kitabevlerinden sorabilir ya da aşağıdaki internet kitapçılarından dilediğiniz kitap setini oluşturabilirsiniz. Potkal Kitap Yayınlarımızın kitaplarını da ilgili sitelerden inceleyiniz.

Babil http://www.babil.com/yayinevi/yitik-ulke-yayinlari

İdefix http://www.idefix.com/kitap/yitik-ulke-yayinlari/firma_urun.asp?fid=6770

D&R http://www.dr.com.tr/Main/Home/PublishersPage/3711

Kitap Yurdu http://www.kitapyurdu.com/yayinevi/default.asp?id=3595

Herkese şimdiden teşekkürler ve iyi okumalar.

Kitap alana, aldığı kitap kadar #kitap hediye :) Yitik Ülke, okurunun yanında!

Okurlarımıza hediyemiz yine “kitap”

Yitik Ülke Yayınları’nın kitaplarını internetteki online kitap sitelerinden ya da bulunduğu ildeki kitapçılardan set olarak alan (en az 6 kitap veya 9’lu-10’lu set olmalı – dileyen daha fazlasını da alabilir, kafanıza göre yani:) herkese aldığı kitap kadar kitap hediye ediyoruz. Instagram – Twitter ve Facebook’ta #yitikülke hashtag’iyle fotoğraflı paylaşımlarınızı bekliyoruz. (Setinizi oluştururken Yitik Ülke’nin yanında Potkal Kitap Yayınlarımızın yayımladığı kitapları da seçebilirsiniz www.potkalkitap.com)

Toplu kitap alan okurlarımız bize mail yoluyla fotoğraf iletmelidir. Adres ve telefonlarınızı da fotoğrafla beraber bize göndermeyi unutmayın. Hediye kitaplar Yurtiçi Kargo ile, ulaşım ücreti size ait olmak üzere, 1 hafta içinde adresinize yollanacaktır :) Şimdiden iyi okumalar :)

Kitapları okuyup bir köy okuluna, öğrencilere ya da bir kütüphaneye hediye bağışlayabilirsiniz.

Kitap seti alan herkese birçok ağaç tohumu da göndereceğiz. Böylece hem kitap okuyup hem de doğayı korumuş olacaksınız. 

Kitaplarımızı aşağıdaki kitapçılardan inceleyiniz:

D&R http://www.dr.com.tr/Main/Home/PublishersPage/3711 (Kitaplarımız tüm D&R şubelerinde var, olmayanları görevli kişilere sipariş edip yazdırınız)

Babil http://www.babil.com/yayinevi/yitik-ulke-yayinlari

İdefix http://www.idefix.com/kitap/yitik-ulke-yayinlari/firma_urun.asp?fid=6770

YURTDIŞINA SATIŞIMIZ

Pandora http://www.pandora.com.tr/yayinevi/yitik-ulke/4723

“Sinema Terspektif” yayımlandı

Aylık bağımsız sinema dergisi Sinema Terspektif, düz bakışa ve kalıplaşmaya alternatif olarak yayın hayatına merhaba diyor. Sinema Terspektif ile kadının büyülü eli sinemaya değiyor.

Sinemanın yükselen habercisi olmak için kollarını sıvayan dergi, düşünceleri estetik kılmak için harekete geçiyor. Detaylara yatkın ve farklı eleştiriler sunmaya hazırlanan Sinema Terspektif; sıradan, popüler ve yüzeysel düşüncelerin hâkimiyetini reddediyor. Dünya deneyimini, kendini ve başkalarını kaydetme olan sinemayı, yaşayarak ve yazarak içselleştiriyor.

Sinema Terspektif iç dünyanızın şifrelerini çözüyor
Hayatın yansımalarını ve iç dünyanın dışavurumunu bağımsızca ortaya koyan Sinema Terspektif beyaz perdeyi deşifre ediyor. Var olan klasik düşünce kalıplarının dışında fikir üreterek sorumluluk üstleniyor, son sözü söyleme parolası ile yola çıkıyor.
Erk anlayışının tabulaştığı günümüzde dengeleri değiştirecek bir özgüven ile beyazperdeye ışık tutan Sinema Terspektif değişimi hissettiriyor. Bilinci besleyen ve çağımızda terapi yöntemleri arasına giren sinema, ‘kim’ olduğumuzu değilse bile en azından ‘varlığımızı’ bilme yetisi ve bir başkasının sesiyle yüzleşme halini anlamlı kılıyor.

Kadının detaylara önem veren yaklaşımı Sinema Terspektif’te buluşuyor
Editoryal kadrosu kadınlardan oluşan Sinema Terspektif; kalemi, eleştiri yazmak için değil, sinemayı okumak için kullanıyor. Derinlemesine ve sistematik yazıları ile bir sinema dergisinin hiç olmadığı kadar güçlü geliyor. Kendini, sadece izleyen, okuyan, dinleyen değil, bunlar üzerinde düşünen ve fikir üreten olarak tanımlıyor.

Film dünyasının spesifik içeriğe sahip dergisi Sinema Terspektif’i seçkin kitabevlerinden edinebilir, www.sinematerspektif.com‘dan takip edebilirsiniz.

Yitik Ülke’den sırt çantalı gezginler için çok özel bir kitap projesi

Gitmek… Sadece bir sözcük için bile olsa yola düşmek… Bir yüz ya da bir ses için… Bir heykel ya da ölü bir şair için… Bazen kaybolmak için gitmez miyiz! Gitmek, en çok da kendimizle karşılaşmak için ya da “onunla”… 

İşte Yitik Ülke’de 2015 projelerimizden biri daha yol almaya başladı. Yelkenlerimiz edebiyatla şişiyor!

Yeni çalışmamız sırt çantalı gerçek gezginler için. Özellikle ülke ülke, şehir şehir gezip blog tutan, yazı yazan dostlara açık kapımız. Özel bir kadro ile, Kadir Aydemir – @yitikulke editörlüğünde hazırlanan bu kitaba katılmak için 2 özel kitabı okumanızı, anlatı diliyle neşeli gezi dilini birleştirebilmeniz için rica edeceğiz: “80’lerde Çocuk Olmak Kitabı” ve “90’lar Kitabı” size, aradığımız dil hakkında ipucu verecektir. 

Projeye katılmak için ülkenizi/şehrinizi seçip yukarda bahsettiğimiz kitaplarda yer alan mail adresine detaylı özgeçmişiniz+blog adresiniz (ya da size gerektiğinde ulaşabilmek için sosyal medya adresleriniz)+örnek yazınızla (yazılar 2 ila 4 sayfa arasında yazılabilir) ve o ülkede çekilmiş olan bir fotoğrafınızla başvuruda bulunabilirsiniz. Fotoğraflar yüksek çözünürlüklü olmalı. 

Neşeli bir kitap olcak bu. Yüze yakın gezginin bir arada olacağını tahmin ediyoruz. Kitaptaki yazılarda pratik tatil planı, nasıl gidilir, neler yapılır, ne yenir-içilir, o şehrin nereleri değerlidir ve yazarların keşfettiği “bilinmeyenler” yer alacak. 

Telif hakkınız 1 kitaptır ve hakkınız olan kitap sizin adınıza bir köy okuluna bağışlanacaktır. Bilginize.

Edebiyatın, şiirin, sözcüklerin gerçek ülkesi Yitik Ülke’ye şimdiden hoş geldiniz!

Aramıza Katılın

Twitter ve Instagram adresimiz: @yitikulkeyayin

Facebook: fb.com/yitikulkekitap

Öykü – KAFKA’dan “Rüya” – Çeviren: Güneş Soybilgen

RÜYA
Franz Kafka

Çev. Güneş Soybilgen

Josef K. rüya görüyordu.

Güzel bir gündü ve K.’nın canı yürüyüşe çıkmak istemişti. Henüz bir iki adım atmıştı ki, hemencecik mezarlığa varmıştı bile. Mezarlıktaki patikalar çok dolambaçlıydı, dahiyâne şekilde yapılmışlardı ve hiç pratik değillerdi, fakat sarsılmaz bir duruş ve dengeyle sanki bir akıntıya kapılmışçasına o patikalardan birine sessizce süzüldü. Çok uzaktan gözü yeni doldurulmuş bir mezar tepeciğini seçti. Yanına gitmek istiyordu. Bu tepeciğin etkisiyle büyülenmiş gibiydi. Mezara yeterince hızlı ulaşamayacağını hissetti. Ona doğru ilerlerken mezarı zaman zaman gözden kaybediyordu, çünkü büyük bir güçle dönen ve birbirine çarpan bayraklarla görüşü engelleniyordu; sancakları kimin taşıdığı görünmüyordu, fakat belli ki çok eğlenceli bir kutlama süregidiyordu.
Bir yandan hâlâ mezarı gözetlerken o mezar tepeciğinin, aniden, yürüdüğü patikaya bir hayli yaklaştığını gördü. Aslında neredeyse geçiyordu bile. Çimenliğe doğru hızla sıçradı. Fakat patika kaldırdığı ayağının altında hızla akıp gittiği için sendeledi. Tam da mezarın önüne iki dizinin üstünde düştü. Mezarın arka tarafında iki adam duruyordu ve birlikte bir mezar taşını yukarı kaldırmış tutuyorlardı; K. tam oraya varmıştı ki adamlar taşı toprağa sapladı. Adeta yapıştırdılar. Çalılıkların arasından birden üçüncü biri daha çıkageldi. K. hemen tanıdı onu, adam ressamdı. Üzerinde pantolon ve gelişigüzel düğmelenmiş bir gömlek vardı yalnızca, başında kadifeden şapka; elinde havaya bir şeyler çizdiği sıradan bir kalem tutuyordu. Şimdi de o kalemle mezar taşının başına yönelmişti; taş çok uzundu, ressamın eğilmesi gerekmiyordu, yine de ileri doğru eğrildi, çünkü ayak basmaktan çekindiği mezar tepeciği taşla kendi arasına denk geliyordu. O yüzden parmak ucunda durup sol eliyle taşın düz yüzeyini tutup dengesini sağladı. Baş döndürücü beceride bilek hareketleriyle o sıradan kalemini kullanarak altuni harfler ortaya çıkardı; şöyle yazmıştı: BURADA – – YATIYOR Her harf belirgin ve güzel bir şekilde çizilmiş, derince hâk edilmişti ve saf altındandı. Bu iki kelimeyi yazarken omzunun üzerinden K.’ya baktı; yazının nasıl duracağını görmeye pek hevesli olan K. tüm dikkatini taşa veren adama neredeyse hiç dikkat etmiyordu. Ve gerçekten de adam yazmaya devam etmek üzere tekrar döndü. Ancak devam edemiyordu. Bir şey ona engel oluyordu. Kalem elinde öylece asılı kaldı ve bir kez daha K.’dan yana döndü. Bu kez K. da ona baktı ve çok mahcup olduğunu ve fakat kendini ifade edemediğini fark etti. Baştaki enerjisinden eser kalmamıştı. Bu durum K.’yı da mahcup etti. Birbirlerine aciz bakışlarla baktılar; ikisinin de çaresini bulamadığı korkunç bir yanlış anlama vardı aralarında. Mezarlıktaki küçük kilisenin vakitsiz çanı çalmaya başladı, fakat ressam havaya kaldırdığı eliyle bir işaret verdi ve çan sustu. Kısa süre sonra ses yine başladı; bu kez oldukça yumuşak ve ısrarsız. Yine hemen sustu; sanki kendi sesini test eder gibiydi. K. ressamın müşkül durumu yüzünden kendini berbat hissediyordu. Ağlamaya başladı ve uzun süre yüzünü elleriyle kapatarak hıçkırdı. Ressam, K. sakinleşene dek bekledi ve sonra yapabileceği bir şey olmadığı için yazmaya devam etmeye karar verdi yalnızca. Vurulan ilk küçük darbe K.’ya ilaç gibi geldi, fakat ressam belli ki bu darbeyi çok isteksiz yapmıştı; eser de güzelce bitirilmiş gibi durmuyordu artık. Her şeyden öte altın dal eksikti. Vuruş soluk ve belirsiz, diğer harflerden ayrı duruyordu, çok büyük bir harfe dönüşmüştü. Bir J’ydi sanki, neredeyse tamamlanmıştı ve o anda ressam ayağının biriyle sinirle bastı mezar tepeceğine, öyle ki etrafındaki toprak havalandı. K. anlamıştı sonunda; özür dilemek için çok geçti artık. Bütün parmaklarını kullanarak, kendisine neredeyse hiç karşı koymayan toprağı kazdı; her şey önceden hazırlanmış gibiydi. İnce bir toprak tabakası sırf görüntü olsun diye tertip edilmişti. Onun hemen altında büyük bir delik açılmıştı dik kenarlı. K. o çukura çökmüş, hafif bir akımla sırt üstü sürüklenmişti. Bir yandan zifiri karanlık derinlikler onu çoktan kabul ederken, diğer yandan başı hâlâ daha boynundan yukarı doğru kendini zorluyordu, mezar taşının üzerinden gösterişli harflerle kendi adı geçiyordu.

Josef K. manzaranın güzelliğiyle büyülenmiş şekilde uyandı.

***

FRANZ KAFKA KİMDİR

Modern dünya edebiyatının ikonik ve özgün yazarlarından biridir. Temmuz 1883’te Prag’da dünyaya gelmiştir. Hukuk okumuş, boş zamanlarında yazmaya başlamıştır. Kafka’nın duygusal deneyimleri ve ailesiyle olan ilişkileri eserlerinde özellikle günlük ve mektuplarında ifade bulmuştur. Babaya Mektup’ta Kafka’nın bakış açısından babasıyla olan ilişkisi gözükmektedir. Kötü bir çocukluk dönemi geçirdiği bilinen Kafka, özellikle de babasıyla hiç anlaşamamış, ona her zaman mesafeli yaklaşmış ve ona karşı içinde nefretten başka bir duygu beslememişti. Annesi de babasının değer yargılarını ve düşüncelerini kabullenmişti. Zaten bu yargıları değiştirebilecek güce de sahip değildi.
Kafka lise yıllarından itibaren yoğun bir şekilde Friedrich Nietzsche ile ilgilenmiştir. Özellikle de Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt eseri Kafka’yı büyülemiştir. Kafka kendine yaşam paraleli olarak filozof Kierkegaard’ı görmektedir. Ve onun için şöyle demiştir: “O beni bir arkadaş gibi doğruluyor.”
Hayatta olduğu süre içerisinde 7 kitap yazmıştır, bunların yanında 3 tamamlanmamış roman ve birçok mektup ve günlük bırakmıştır gerisinde. Kafka yakın arkadaşı Max Brod’dan öldüğünde tüm bu eserlerini yakmasını istemiştir. Max Brod’un Kafka’nın bu isteğini yerine getirmemesi sayesinde bugün bu eserleri okuma şansına sahibiz. Fakat bu durum öyle çok tartışma yaratmıştır ki, hâlâ daha edebiyat çevrelerinde Brod’un hareketinin dünya edebiyatına büyük bir katkı mı, yoksa Kafka’ya büyük bir ihanet mi olduğu üzerine iki ayrı görüş oluşmuştur.
Eserlerinde suç, özgürlük,yabancılaşma ve sorumluluk ayrıca otoriteye bireysel karşı koyma gibi temaları işlemiştir. Kafka’nın en tanınmış eserleri Dava, Şato ve Dönüşüm’dür. Kafka 3 Haziran 1924’te verem’den ölmüştür.

Nedim Saban ve ekibinden kaçırılmayacak bir oyun: “Zübük”

Aziz Nesin’in ünlü romanı “Zübük” Tiyatrokare tarafından müzikal olarak sahneye taşınıyor

Türkiye’nin önemli ve usta yazarlarından Aziz Nesin’in,  2015 yılında kutlanacak doğumunun 100. yılı nedeniyle ‘Zübük’ isimli eseri, Nedim Saban tarafından uyarlanarak özel olarak sahneye taşınıyor. Bundan 34 yıl önce Kemal Sunal’ın canlandırdığı, her dönemin bir mihenk taşı olma özelliği taşıyan ‘Zübük’ karakterini bugün tiyatro sahnesinde, günümüzün önemli oyuncularından Tuna Orhan üstleniyor.

“Zübük”, Beylikeğrisi adlı hayali bir yerde, bir seçim sandığının başında geçiyor. Meslek hayatına Antalya Devlet Tiyatrosu’nda başlayan ve  Hokkabaz filminde Cem Yılmaz ile başrol oynayarak, 18. Ankara Uluslararası Film Festivali  oyunculuk ödülünü alan ve en son ‘Yalan Dünya’ dizisindeki sevilen ‘Yönetmen Tufan’ karakteriyle izlediğimiz Tuna Orhan,  Kemal Sunal tarafından filme taşınan “Zübük” karakterine farklı bir yorum getirecek. Oyunun diğer rollerinde tiyatro, sinema ve TV dizilerinden tanıdığımız  Halim Ercan, Hakan Akın, Bahar Yanılmaz, Deniz Değirmenci,  Ercü Turan, Hilmi Özçelik, Evren Erler, Serdar Aydın, Ena Alpar, Emrah Düzkaya, Selim Tezin gibi önemli isimler rol alıyor. Oyunun yardımcı yönetmeni Bülent Seyran.

Projenin heyecanını şimdiden yaşadığını belirten Nedim Saban projeyle ilgili olarak şunları söylüyor: “‘Zübük’ romanını okuduktan sonra, bu karakterin yazıldığı dönemde Don Kişot efsanesini yakaladığını gördüm. Zübüklük adeta bir kavram olarak dilimize girmiş ve Aziz Nesin’in dillere destan karakteri ölümsüzleşmiş.  Romanın yan karakterleri de müthiş renkli ve  seyirciye  nefis bir tat bırakıyor.  23 yıldır önemli projelere imza atan Tiyatrokare’ye ve Aziz Nesin ustanın 100. Yıl doğum gününe yaraşacağını düşünüyorum.”

Bilet almak için tıklayın: http://www.biletix.com/etkinlik-grup/93143410/TURKIYE/tr

Yusuf Eradam’dan Darüşşafaka yararına: “Yabancıların Nezaketi”

darussafakaYusuf Eradam’dan Darüşşafaka yararına hazırlanan özel bir kitap: “Yabancıların Nezaketi”

Her biri bir filme, romana, öyküye konu olabilecek, yüzümüzü süsleyecek gerçek yaşam öyküleri. Hayal gücümüz artık iyiliğe, kardeşliğe, dayanışmaya çalışmaz oldu. Bu yüzden öğrencilerim, eş dost bir araya geldik ve anlattık, derledik, toparladık bu öyküleri; iyilik, kardeşlik, dayanışma gerçek hayatta çoğalsın diye…
– Yusuf Eradam -

Sema Fener’den usta işi bir sinema – TV – video sözlüğü

sema fenerSema Fener’den 3.000’den fazla terimi ve açıklamasını içeren sinema – televizyon – video sözlüğü!

Sinema ve televizyon sektöründe çalışanların, post prodüksiyon sektörü elemanlarının, üniversitelerin sinema-TV bölümü öğrencilerinin, sinema sanatı ile ilgilenenlerin, meraklı sinema izleyicilerinin yabancı dildeki yayınları dil sorunundan dolayı takip edemediklerini düşünerek hazırladığım ‘HD Sinematografi’ kitabına ek olarak şimdi bu sözlüğü hazırladım.

Bu sözlükte sinema, televizyon ve video uygulamaları ile ilgili İngilizce sözcüklerin, (Sinemayı konu alan İngilizce yayınların bolluğunu düşünerek) teknik terimler, sinema akımları, başlıca sinema kuramları ve kurumları, sinema tarihinde önem taşıyan olay ve keşifler ile ilgili temel kavramlar olmak üzere, Türkçe karşılıklarını ve kısa açıklamalarını bulacaksınız.Her an başvurulabilecek, okunması kolay, kullanılması pratik bir sözlük olmasını umuyorum…

Yannis Ritsos’tan “İlkbahar Senfonisi” (Türkçede ilk kez Yitik Ülke’de) Çev: Olga Okay

Yannis Ritsos’tan “İlkbahar Senfonisi”

Çeviren: Olga Okay

Yüzyılın tarihini şiir yolu ile okumak isterseniz, rahatlıkla söyleyebilirim ki Ritsos’un şiirleri bunun için idealdir. Hem yaşadığı dönemin tarihini, hem de bir anlamda kendi biyografisini şiir yoluyla sunar bize. Şiirlerinin yanı sıra, dokuz düz yazı/öykü, 4 adet de tiyatro eseri kaleme almıştır. Ayrıca, sayısız çevirisi, kolektif ve bireysel çalışması bulunmaktadır. Şiir ve genel anlamda yazı kendisini besleyen en değerli kaynaktır. En önemlisi Ritsos bu kaynağı kendine saklamamış paylaşıp, bölüşmeyi de her zaman bilmiştir. Ergenliğinde tanışıp güvendiği ve benliğini borçlu olduğu şiir onu en iyi tanıma ve tanımlama yoludur.  Continue reading