Tüm okurlarımıza yeni yıl hediyemiz: Kitap seti alana #kitap hediye

Okurlarımıza yeni yıl hediyemiz yine “kitap”

Yitik Ülke Yayınları’nın kitaplarını internetteki online kitap sitelerinden ya da kitapçınızdan #set olarak alan (en az 5’li, 6’lı set olmalı – dileyen daha fazlasını alabilir) herkese aldığı kitap kadar kitap hediye ediyoruz. Instagram – Twitter ve Facebook’ta #yitikülke hashtag’iyle fotoğraflı paylaşımlarınızı bekliyoruz. (Setinizi oluştururken Potkal Kitap Yayınlarımızın yayımladığı kitapları da seçebilirsiniz www.potkalkitap.com)

Toplu kitap alan okurlarımız bize mail yoluyla fotoğraf iletmelidir. Adres ve telefonlarınızı da fotoğrafla beraber bize göndermeyi unutmayın. Hediye kitaplar Yurtiçi Kargo ile, ulaşım ücreti size ait olmak üzere, 1 hafta içinde adresinize yollanacaktır :) Şimdiden iyi okumalar :)

Kitaplarımızı aşağıdaki linklerden inceleyiniz:

D&R http://www.dr.com.tr/Main/Home/PublishersPage/3711

Babil (1 Ocak’a dek kargo ücretsiz) http://www.babil.com/yayinevi/yitik-ulke-yayinlari

İdefix http://www.idefix.com/kitap/yitik-ulke-yayinlari/firma_urun.asp?fid=6770

Nedim Saban ve ekibinden kaçırılmayacak bir oyun: “Zübük”

Aziz Nesin’in ünlü romanı “Zübük” Tiyatrokare tarafından müzikal olarak sahneye taşınıyor

Türkiye’nin önemli ve usta yazarlarından Aziz Nesin’in,  2015 yılında kutlanacak doğumunun 100. yılı nedeniyle ‘Zübük’ isimli eseri, Nedim Saban tarafından uyarlanarak özel olarak sahneye taşınıyor. Bundan 34 yıl önce Kemal Sunal’ın canlandırdığı, her dönemin bir mihenk taşı olma özelliği taşıyan ‘Zübük’ karakterini bugün tiyatro sahnesinde, günümüzün önemli oyuncularından Tuna Orhan üstleniyor.

“Zübük”, Beylikeğrisi adlı hayali bir yerde, bir seçim sandığının başında geçiyor. Meslek hayatına Antalya Devlet Tiyatrosu’nda başlayan ve  Hokkabaz filminde Cem Yılmaz ile başrol oynayarak, 18. Ankara Uluslararası Film Festivali  oyunculuk ödülünü alan ve en son ‘Yalan Dünya’ dizisindeki sevilen ‘Yönetmen Tufan’ karakteriyle izlediğimiz Tuna Orhan,  Kemal Sunal tarafından filme taşınan “Zübük” karakterine farklı bir yorum getirecek. Oyunun diğer rollerinde tiyatro, sinema ve TV dizilerinden tanıdığımız  Halim Ercan, Hakan Akın, Bahar Yanılmaz, Deniz Değirmenci,  Ercü Turan, Hilmi Özçelik, Evren Erler, Serdar Aydın, Ena Alpar, Emrah Düzkaya, Selim Tezin gibi önemli isimler rol alıyor. Oyunun yardımcı yönetmeni Bülent Seyran.

Projenin heyecanını şimdiden yaşadığını belirten Nedim Saban projeyle ilgili olarak şunları söylüyor: “‘Zübük’ romanını okuduktan sonra, bu karakterin yazıldığı dönemde Don Kişot efsanesini yakaladığını gördüm. Zübüklük adeta bir kavram olarak dilimize girmiş ve Aziz Nesin’in dillere destan karakteri ölümsüzleşmiş.  Romanın yan karakterleri de müthiş renkli ve  seyirciye  nefis bir tat bırakıyor.  23 yıldır önemli projelere imza atan Tiyatrokare’ye ve Aziz Nesin ustanın 100. Yıl doğum gününe yaraşacağını düşünüyorum.”

Bilet almak için tıklayın: http://www.biletix.com/etkinlik-grup/93143410/TURKIYE/tr

Yusuf Eradam’dan Darüşşafaka yararına: “Yabancıların Nezaketi”

darussafakaYusuf Eradam’dan Darüşşafaka yararına hazırlanan özel bir kitap: “Yabancıların Nezaketi”

Her biri bir filme, romana, öyküye konu olabilecek, yüzümüzü süsleyecek gerçek yaşam öyküleri. Hayal gücümüz artık iyiliğe, kardeşliğe, dayanışmaya çalışmaz oldu. Bu yüzden öğrencilerim, eş dost bir araya geldik ve anlattık, derledik, toparladık bu öyküleri; iyilik, kardeşlik, dayanışma gerçek hayatta çoğalsın diye…
– Yusuf Eradam -

Sema Fener’den usta işi bir sinema – TV – video sözlüğü

sema fenerSema Fener’den 3.000’den fazla terimi ve açıklamasını içeren sinema – televizyon – video sözlüğü!

Sinema ve televizyon sektöründe çalışanların, post prodüksiyon sektörü elemanlarının, üniversitelerin sinema-TV bölümü öğrencilerinin, sinema sanatı ile ilgilenenlerin, meraklı sinema izleyicilerinin yabancı dildeki yayınları dil sorunundan dolayı takip edemediklerini düşünerek hazırladığım ‘HD Sinematografi’ kitabına ek olarak şimdi bu sözlüğü hazırladım.

Bu sözlükte sinema, televizyon ve video uygulamaları ile ilgili İngilizce sözcüklerin, (Sinemayı konu alan İngilizce yayınların bolluğunu düşünerek) teknik terimler, sinema akımları, başlıca sinema kuramları ve kurumları, sinema tarihinde önem taşıyan olay ve keşifler ile ilgili temel kavramlar olmak üzere, Türkçe karşılıklarını ve kısa açıklamalarını bulacaksınız.Her an başvurulabilecek, okunması kolay, kullanılması pratik bir sözlük olmasını umuyorum…

Yannis Ritsos’tan “İlkbahar Senfonisi” (Türkçede ilk kez Yitik Ülke’de) Çev: Olga Okay

Yannis Ritsos’tan “İlkbahar Senfonisi”

Çeviren: Olga Okay

Yüzyılın tarihini şiir yolu ile okumak isterseniz, rahatlıkla söyleyebilirim ki Ritsos’un şiirleri bunun için idealdir. Hem yaşadığı dönemin tarihini, hem de bir anlamda kendi biyografisini şiir yoluyla sunar bize. Şiirlerinin yanı sıra, dokuz düz yazı/öykü, 4 adet de tiyatro eseri kaleme almıştır. Ayrıca, sayısız çevirisi, kolektif ve bireysel çalışması bulunmaktadır. Şiir ve genel anlamda yazı kendisini besleyen en değerli kaynaktır. En önemlisi Ritsos bu kaynağı kendine saklamamış paylaşıp, bölüşmeyi de her zaman bilmiştir. Ergenliğinde tanışıp güvendiği ve benliğini borçlu olduğu şiir onu en iyi tanıma ve tanımlama yoludur.  Continue reading

Öykü – “Zippo” – James Ross / Çeviren: Güneş Soybilgen

“Zippo”

James Ross - Çev. Güneş SOYBİLGEN

 

John “Bir rüya gördüm. Sana anlatayım; birkaç arkadaşla bardayım, konuşuyoruz, içiyoruz. Cuma gecesi. Bar bayağı bir dolu. Çok gürültülü bir müzik çalıyor. Bira yüzünden çakırkeyfim, ama o kadar sarhoş da değilim. Tüm kızlar hoş görünüyor. Cebimde tüm geceyi böyle götürecek kadar param var. Anlarsın işte, her şey iyi.” dedi.

Camı indirdi ve devam etmeden önce derin bir nefes aldı.

Sıra bende, bara gidiyorum, muazzam bir kalabalık var, ama siparişlerimi hemen alıyorum. Arkadaşlara içkilerini götürüp biramı almak için bara geri dönerken bu kıza sürtünüp geçiyorum. Daha doğrusu, o bana sürtünüp geçiyor. Ve gülümsemeler. Göz teması. Kendi kendime “Gerçekten iyi bir gece olacak” diyorum. O an uyansaydım, gülerek uyanırdım. Rüyaları bilirsin, iyi rüyaları. Bir parçan bilir ki hepsi uydurmadır, ama gerçekten şanslıysan uyanmazsın. Her şey yolunda gider.

Sonra bir çocuk bara doğru yürüyor, önce onu görmüyorum, ama rüyam görüyor ya da belki de sadece sonradan hatırlıyorum. Öylesine çelimsiz bir çocuk, ama celallenmiş, gerçekten kızgın görünüyor ve elinde bir kova benzin taşıyor. Kalabalığı yara yara yürürken benzin de bir yandan çalkalanıyor.

Bana doğru gelişini seyrediyorum, tam önüme gelince kovayı suratıma fırlatıyor. Sonra hatırladığım, herkes kaçıştığı için tek kişilik bir kalabalığın içinde duruyorum, sadece karşımda sırıtan o çocuk var ve benzine batmış durumdayım. Benzin suratımdan aşağı akarken gözlerimi acıtıyor. Birama pıhtılar halinde damlıyor.”

John bana baktı ve gülümsedi, çarpık bir gülümseme.

Oradayım, çabucak tutuşabilen bir benzin göletinin içinde tek başıma duruyorum, kıyafetlerimden içeri sızıyor; ıslak ve kaşındırıcı. Neler olacağını biliyorum ve kendi kendime düşünüyorum, ‘Neden ben? Bunu hak etmek için ne yaptım?’ Sanki bir Cuma akşamı bir barda canlı canlı yanmak planlarım arasında yokmuş gibi.

Çocuk elini cebine atıyor ve bir Zippo çıkarıyor, bana doğru uzatıyor ve gülümsüyor. Hoş düzgün dişleri olduğunu fark ediyorum. Kendi kendime ‘Bunu düşünmeye fırsatım olmamıştı, buna hazır değilim. Henüz hazır değilim’ diye düşünüyorum.

Zippo’yu şaklatarak açtığında ben hala daha hayatımın bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmesini bekliyordum. Ve yanmıyor. Kıvılcım çakmıyor. Bir daha şaklatıyor. Yine yanmıyor. Neredeyse özür dilercesine bana diyor ki, ‘Bir saniye bekle, Rufus hemen yanacak.’ Gerçekten de çakmağa odaklanıyor.

Sonra birden uyanıyorum. Altımı ıslatmışım. Hayatımda hiç bu kadar korkmamıştım.”

John şöyle bir omuz silkti, havalandırmayla oynadı. ‘Bu rüyayı dört kez gördüm’ dedi ve sonra camı tekrar indirdi ve taze nemli havaya karşı tükürdü.

İlk iki seferinde beynimden vurulmuş gibiydim, çok üzgündüm. Sonrasında günlerce uyuyamamıştım. Üçüncü sefer olmadan önce günlerce uyuyamadım. Geldiğindeyse artık onu görmek için hazırdım. Çok hazır. Rüyadan o kadar çabuk sıyrıldım ki elini cebine atmaya fırsat bile bulamadı.

Rüyayı son gördüğümde, neredeyse aklımdan çıkmıştı, en sonuncunun üzerinden çok zaman geçmişti. Birkaç arkadaşla barda öylesine dikiliyoruz, bilirsin, iyi vakit geçiriyoruz ve bu kız bana sürtünerek geçiyor. İnce bir üst giyiyor, sutyeni yok. Yanımdan geçerken kolumda göğsünü hissediyorum, oda sıcak olduğu halde göğüs ucu sert. Başını kaldırıp bakıyor ve gülümsüyor bana, gerçekten sıcak bir gülümseme. Rahatlık ve neşe. Biliyorsun, zamanla hoşlanmadığı bir kız olmadı hiç, ama bu kız, birden bire bir derinlik kazanıyoruz. İyi bir gece olacağını söyleyebilirim.

Ama çocuk unutmamıştı, beni arkadan yakaladı ve ona doğru döndüğümde benzin çoktan saçlarımdan aşağı damlıyordu, kızsa artık orada değildi.”

Belki o da işin içindeydi.’ dedim ama beni umursamadı ve anlatmaya devam etti:

Sıvının tişörtümden ve kotumdan aşağı aktığını, çamaşırıma doğru sızdığını hissedebiliyordum. Ve bu sefer Zippo çalıştı, tamir ettirmiş olmalı, içinden küçük mavi alevin çıktığı küçük makineyi tutan eli bana doğru geliyordu.

Uyanırken ‘vuuump’ diye bir ses duydum, ama bu ses kalbimden ya da karnımdan geliyor olmalıydı, çünkü yatağımın yanı başında yerde bitkin yatıyordum.

İlk iki sefer gerçekten kafamı attırmıştı, çünkü öylesine hazırlıksızdım ki, bu yakalanma hissinden nefret etmiştim. Ama son sefer fark ettim ki benzinin ben ölünceye dek beni yakacağını bilmenin korkusu içindeydim, yani eninde sonunda Zippo çalışacak ve ben yeterince hızlı olamayacağım.”

Konuşmayı kesti ve birkaç saniye derin düşüncelere daldı.

Eee, sonra?” diye sordum.

Sonra uyanmayacağım,” diyerek bana döndü, “Çünkü her zaman yeterince hızlı olamam, değil mi?”

Bir an ona karşı bir sıcaklık hissettim ama ela gözlerini çevirip de suratına korku duygusunu maskeleyen, tembel, yılan gülümsemesi yayılınca geçti.

Hadi yapalım o zaman,” dedi bana.

Arabadan indik.

Eserine Aşık Olan Sanatçı: PYGMALION – Güneş Soybilgen

Güneş Soybilgen

Ünlü İrlandalı oyun yazarı George Bernard Shaw’un Pygmalion adlı oyunu aralık ayı boyunca Bursa Devlet Tiyatrosu sahnelerinde. Bu zamansız oyun, üzerine konuşulmayı hak ediyor bizce.
Ovidius ünlü eseri Metamorphoses’ta bahseder Pygmalion’dan. Pygmalion adındaki heykeltıraş, dünya üzerindeki tüm kadınlardan çok daha güzel bir kadın heykeli yapar. Üstüne bir de aşık olur eserine. O kadar derindir ki bu aşk, heykelinin taş parçasından öte olmasını diler. Galatea’dır heykelin adı. Venüs’ün tapınağına gider ve yakarır Pygmalion, Galatea gibi bir sevgili vermesi için kendisine. Heykeltıraş evine döner, bir de bakar ki heykeli canlanmış, gerçek bir kadın olmuş.
Pygmalion miti erkeklerin en güçlü hayallerinden biridir belki de – kafasında tasarladığı mükemmel güzellikteki kadını yaratmak ve bir şekilde yaratıcısına sonsuz bağlılık duymasını sağlamak. Bu yüzden olsa gerek erkek egemen edebiyat, antik çağdan bu yana Pygmalion’ın yarattığı heykele duyduğu aşk üzerine sayısız anlatım üretti. 20. ve 21. yüzyılda feminist bakış açısıyla da görme imkanımız oldu bu miti. Aslında her çağda yazarının motivasyonuna göre mit ve verdiği mesaj tekrar tekrar farklı formlara dönüştü.
Günümüz okuruna, izleyicisine en tanıdık gelen Pygmalion uyarlaması Shaw’un 1913’te sahnelediği oyunudur. Tabi bir de 1956’da sahnelenen Broadway müzikali My Fair Lady var. Pygmalion, Shaw’un en popüler oyunu olmayı sürdürüyor. Oyunun yazıldığı 1912 yılından bu yana Pygmalion adeta tüm kültürel ve dilsel farklılıkları aştı. Polonya, Fransa, Rusya, Türkiye kendi koşullarına, toplumsal yapılanmalarına göre kendilerince ele aldı konuyu. Efsanenin Türk uyarlamalarından biri 1942 yılında çevrilen Türk filmi Sürtük. Filmde Avni Dilligil, Halide Pişkin, Hulusi Kentmen gibi oyuncular rol almış. Konu o kadar zamansız ve popüler ki, Joseph Weizenbaum adlı profesör yarattığı yapay zeka bilgisayar programına oyundaki çiçekçi kız Eliza’nın adını vermiş.
Günümüzde de halen izlenme olanağı olan Shaw’un Pygmalion’ı kısaca şöyle : Sesbilim profesörü Henry Higgins, dilbilimci Albay Pickering ile iddiaya girer. Birkaç ay içinde çiçekçi kız Eliza’yı çok düzgün konuşan, soylu ve eğitimli görünen bir hanımefendiye dönüştürecektir. Gerçekten de Eliza soyluların katıldığı bir bahçe partisinde kendine hayran bırakır konukları. Higgins iddiayı kazanmıştır.
Tam da bu noktada Shaw ayrılır bu efsane üzerine yüzyıllarca kurulan tüm o hayallerden. Higgins iddiayı kazanmıştır kazanmasına, fakat Eliza ile ilgili tüm heyecanını da kaybeder. Eliza da kendisini adeta baştan yaratan profesöre minnet ya da hayranlık duymak bir yana, sonradan onu görmezden gelmesine sinirlenir, çeker gider. Higgins ile evlenmeyi, ona bağlanmayı aklından bile geçirmez.
Pygmalion ile her insanın hangi sınıftan, hangi ırktan, hangi görüşten olursa olsun, hayal ettiği şeylere kavuşma ihtimalini sorguluyoruz. Biz de Eliza gibi hayatlarımızı değiştirebilir miyiz? Bu değişim için neleri feda etmemiz gerekir? Bedeli ağır mıdır? Geri dönüşü var mıdır?

Yasemin Sungur’la “Kitap ile Sohbet”

“Amacı  kitaplara dokunmak, kitabın içinde yaşamak, paylaşmak ve aktarmak olan “Kitap ile Sohbet” atölyesinde okuduğumuz kitabın kahramanlarını tanıyıp, yerine geçip yaşamımıza yeni deneyimler katıyoruz.

Okumayı seviyorsanız, okuduğunuz kitabın derinliklerine inmek istiyorsanız, okuduğunuz kitap hakkında konuşmak istiyorsanız, yazmayı seviyorsanız, yazmak yolculuğuna farklı bakış açılarını katmak istiyorsanız  sizleri “Kitap ile Sohbet” atölyemize bekliyoruz.

Her Salı 11:30-13:30 saatleri arasında İstanbul Oyuncak Müzesi’nin kafe alanında yetişkinlere yönelik olarak gerçekleşen atölyemize  katılım için ayın kitabını öğrenmeniz yeterlidir.” Yasemin Sungur

Yer: İstanbul Oyuncak Müzesi

İletişim: 0216 359 45 50-51
Etkinliğe katılım ücreti, 25 TL

 

Şairimiz, yazarımız, dostumuz İgor İsakovski’yi yitirdik…

Şair, yazar, çevirmen ve editör; Makedonya’nın yetiştirdiği yetenekli kalemlerden biri olan İgor İsakovski’yi sonsuzluğa uğurladık…

1970’te Üsküp’te doğan İsakovski, Sts. Cyril and Methodius Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Dünya Edebiyatı okudu. Macaristan, Budapeşte Üniversitesi’nde Cinsiyet ve Kültür üzerine yüksek lisans yapan şair halen Sts. Cyril and Methodius Üniversitesi’nde doktora çalışmalarına devam etmekteydi. İgor İsakovski aynı zamanda kurucusu olduğu Blesok Kültür Enstitüsü’nde 1998’den beri genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. İgor İsakovski aralarında 2011 yılında Arc Yayınları tarafından yayınlanan “6 Makedon Şair” antolojisinin de bulunduğu dört antolojinin editörlüğünü yapmıştı. Tüm eski Yugoslav dillerinden Makedoncaya şiir ve düz yazı çevirileri yapan İsakovski’nin bugüne değin 60 çeviri eseri yayımlandı. İgor İsakovski’nin şiirleri 20 ülkede on sekiz dile çevrildi. 2014 yılında, çevirisini Gökçenur Ç.’nin yaptığı, “S.ktir Git İsakovski” adlı şiir kitabı, ülkemizde Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. İgor İsakovski, 15 Aralık 2014’te yaşama veda etti…

Yayınlanan kitapları: Mektuplar (1991, roman), Kara Güneş (1992, şiir), Patlamalar, Gebe Ay, Püskürmeler… (1993, öykü), VulkanDünya (1995, şiir), Gök (1996, 2000, şiir), Mavi Telefon Kulübesi (2001, düzyazı), Kum Saati (2002, öykü), Deliğin Dibinde (şiir, 2004), Tozlarda Yüzmek (2005, 2010, roman, 2005 Prose Masters ödülü), Mavi Telefon Kulübesi II (2006, düzyazı, 2007 basılı kitap dalında en iyi görsel tasarım ödülü), Aziz Çırağı (2008, şiir), Gecenin En karanlık Anı Şafaktan Hemen Öncekidir (2009, şiir, 2010 4th Belgrade Poetry and Book Festival özel ödülü) Vulkan – Dünya – Gök (2010, şiir), Aşk (2011, şiir), Ölümün Su Yosunu Saçları (şiir, 2013), “S.ktir Git İsakovski” (2014, şiir, Türkçeye çeviren: Gökçenur Ç.)

 

Terk Edileni Fark Etmek: Tanış Onunla!

Sosyal Sorumluluk Projesi / Terk edilmiş köpekler

Hararetle süren 'Hayvan Hakları' tartışmaları bir yana, sokak, arazi ya da ormanlara terk edilen köpeklerin sayısı çığ gibi artıyor. Dernek ve kuruluşların çalışmalarına paralel olarak kendi kendine gelişmeye başlayan sivil 'kurtarma/yuvalandırma' hareketi ise kendine çıkış yolları arıyor.

Evcil hayvan üretim ve satış ağının kontrolden çıktığı İstanbul'da, müzik yazarı/DJ Sarp Dakni, 2015'te hayata geçirmeye hazırladığı "Tanış Onunla" projesini, terk edilmiş köpeklere evlerini açan

Gonca Vuslateri,

Ferhan Talib,

Ayşecan İpek ve

Müge Doğrular ile birlikte tartışmaya açıyor.

"Tanış Onunla" buluşmasının nasıl bir yol izlenmesi gerekliliği üzerine yapılacak olan söyleşinin tüm geliri terk edilmiş köpeklere mama yardımı olarak aktarılacaktır.

Tarih: 16,12,2014

Saat: 20.30

Yer: Karaköy Külah

Murakip Sokagi 12, 34425 Istanbul, Turkey, 34425 İstanbul

Katılım ücreti: 25 TL 

Bilet temini için, www.olmadikacariz.net