Esra Tanrıbilir’le “Yeniden Başlangıç Meridyeni” üzerine – Güzel Zeynep Süphandağ

esra tanrıbilir

Esra Tanrıbilir'le ilk öykü kitabı “Yeniden Başlangıç Meridyeni” üzerine söyleşi – Güzel Zeynep Süphandağ

‘Kaçış’ kimine göre bir özgürlük, kimine göreyse mahkûmluğun konum değiştirmiş halidir.  Yeniden Başlangıç Meridyeni’nde sekiz farklı insanın sekiz enteresan hikayesiyle aynı şehirde karşı karşıya kalıyoruz ve bu şehirde her birinin özgürlüğüyle ve yalnızlığıyla ayrı  ayrı selamlaşıyoruz. 
Yalnızlık-kaçış-farkındalık üçgeninde bir süreç geçiren karakterler, bazen üzüldüğümüz, bazen güldüğümüz bazen de kendimizden bir şeyler bulduğumuz sahnelere çekiyorlar bizi… 
Öykülerin karakterleri yola hep bir kaçışla başlıyorlar, bu durum kimi zaman bir arayışla kimi zaman ne aradığını bilmeyen bir başıboşlukla kimi zaman da bir kavrayışla devam ediyor; ama hepsinin yolu sonunda yeni bir başlangıca ulaşıyor.  Kesişim noktaları ‘The Gypsy Moth’ (Ağaç kurdu), Greenwich başlangıç meridyeninin yakınlarında bir bar… Kitabın bu yönleriyle sembolik yanları da var. Ayrıca özellikle altını çizmeden geçemeyeceğimiz metaforlar oldukça keyif verici ve dikkat çekici. Benim favori metaforum tabela metaforu mesela:
               ‘(…) kendimi terk edilmiş Vahşi Batı kasabasındaki tek barın sallanıp duran tabelası gibi hissettiğimi anlatıyorum’
Kitabın bir diğer özelliği ise çerçeve öykü olması;  öykülerin bölümlerinin birbirleri içerisinde yayılarak bir bütün oluşturması, okuyucuyu kitabın içerisine fazlasıyla çekiyor. 
Her kitap okunmaya değer. Bu sıcacık öykü kitabı da onlardan biri. Kitabı okurken benim içimde hep Yeni Türkü’ den Umut çaldı: ‘Her başlangıçta yeni bir anlam vardır’. Yeniden Başlangıç Meridyeni anlam arayan anlamlandırmaya çalışan herkese tavsiye edilir…

Okumaya devam et

Jack Gilbert şiirleri – Çeviri: Tamara Wilson

jack gilbert

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Jack Gilbert Şiirleri – Çeviren: Tamara Wilson

 

 

Yağmur

Bu yenilgi birden
Bu yağmur
Külleşti maviler
Kahverengiler grileşti
Ve sarı
Korkunç bir kehribar şimdi

Soğuk caddelerde
Senin sıcak vücudun
Girdiğim her odada
Senin sıcak vücudun
Tüm bu kalabalığın içinde
Senin yokluğun
Ve insanlar
Hiç bir zaman sen olmayan

Ağaçlara karışmışım kaç zamandır
Fazlasıyla kanıksamışım dağları da
Bir alışkanlık olmuşken huzur bana
Şimdi
Aniden
Bu yağmur.

 

Okumaya devam et

Şair, Şiir Tarihçisi, Edebiyat Eleştirmeni Mustafa Öneş’le Söyleşi – Nuray Salman

mustafa öneş

Mustafa Öneş (1935)

Giresun’da doğdu. Ortaöğrenimini Erzurum ve Giresun’da, yükseköğrenimini  İstanbul Üniversitesi  Edebiyat Fakültesi  Felsefe Bölümü'nde tamamladı. Memurluk, kitapçılık, yayınevlerinde redaktörlük yaptı. Yazmaya şiirle başladı. "Yeni Dergi" Eleştiri Yarışması'nı kazanınca (ödülü Mehmet H. Doğan’la bölüştü) eleştiriye yöneldi.

Şiirleri Varlık, Yelken, Alan 67, Soyut, Papirüs, Felsefe dergilerinde yayımlandı. Yer  yer kesintiye uğrasa da, eleştiri yazılarını sürdürmekte.

Yayımlanmış Kitapları:

Şair/Şiir yazıları (1996, Oğlak Yayınları)

Şiir Kuşatması (2006, Memet Fuat Eleştiri/İnceleme Ödülü, Say Yayınları)

Şiirsiz (2011, Pia Yayınları )

Tekne Kazıntısı (Şiir, Tülay Ferah ile ortak, 2013, Pia Yayınları)

Okumaya devam et

Ağaca dönüşen #kitap: YİTİK ÖYKÜ – Kitaba katılın, 2. Baskıda yer alın! #YitikÖykü

yitik öyküAğaca dönüşen ilk kitap: Kadir Aydemir’in yayına hazırladığı “Yitik Öykü” kitabı çıktı, tüm kitapçılarda…

Twitter üzerinde Yitik Ülke Yayınları (@yitikulkeyayin) okurlarıyla beraber hazırlanan bu kitap yaratıcı kısa öykülerden, hatta tam anlamıyla kıpkısa öykülerden oluşuyor. Birkaç cümle ile bir öykü dünyası yaratmanın ne kadar zor olduğunu bilmeyen yoktur, işte bu kitapta yazılan öyküler bu türün hem iyi hem de keyifli yeni örneklerini bir araya getiriyor.

“Yitik Öykü” kitabının tüm geliri ile ağaç fidanları ve çeşitli tohumlar alıp hep birlikte bir “orman” kurmak istiyoruz. Kısa öykünün çarpıcı ve çekici yolculuğuna davetlisiniz. Bize katılın. Bu kitabı okuyun.

KİTABIN 2. BASKISINDA YER ALABİLİRSİNİZ, kitabımızı okuyup kısa öykünüzü kitaptaki bölümlerden birine, en uygun sayfaya yazın (kullanıcı adınızı da kitaptaki gibi ekleyin) ve bunun fotoğrafını bizimle Twitter'da  #YitikÖykü @yitikulkeyayin etiketiyle+adresiyle paylaşın. Yayın kurulumuz seçtiği tweet'leri kitabın 2. ve sonraki baskılarında değerlendirecektir. Her yeni baskıda aramıza onlarca yazar katılacak. 

Kitabımızı sosyal paylaşım sitelerinde (Instagram, Twitter, Facebook ve bloglar vs.) paylaşalım, duyuralım.  

Kitabı alıp okumak ve ormanımıza destek olmak için TIKLAYIN

Kadınlara özel bir çalışma: Aşk Üzerine Bir Mektup Kitap Projesi – #kitap: #yitikulke

kalpAŞK NEDİR?

Bu soru üzerinden cevap arayışları yüzyıllardır, şairleri, öykücüleri, felsefecileri peşinden sürüklemiş, beslemiştir.

Türk ve dünya edebiyatı kavuşamayan, kavuşup mutlu olamayan âşıkların resmigeçitleriyle doludur.

Peki, karşılıksız bırakılmış, hep düşlerde kalacak olan bir aşk cinayet midir?

O aşkın ardından dökülen gözyaşı, kaleme alınan onca satır, gönderilememiş onca mektup…

Yıllar sonra bir kez şans verilse ne söylemek isterdiniz?

İşte siz, kırgın ve karşılıksız düşlerin genç kadın yazarlarına bir önerimiz var.

Karşılıksız kalan, kimselerin, özellikle onun bilmediği, yıllardır derinlerinizde yaşadığınız o “aşkınızı” mektup şeklinde yazın.

Konsept kitap projemizde bize katılın ve yazılarınızı özgeçmişiniz ve iletişim bilgilerinizle birlikte 1 Kasım 2014 tarihine kadar bulentkarslioglu1@gmail.com ve kadiraydemir@gmail adresine yollayın.

Yazılarınız ortalama 1,5 word  sayfası uzunluğunda, 12 punto Times New Roman ve 1 ya da 1,5 satır aralığıyla yazılmalı ve daha önce internet ya da başka ortamlarda yayımlanmamış olmalı. Kitapta yer alacak yazılar yazarı tarafından kitap dışında herhangi bir ortamda kullanılmayacaktır. Gönderilen yazılara geri dönüş, sadece yayımlanacak yazılar için yapılacaktır.

OKUMA ÖNERİSİ

Daha önce yine Yitik Ülke'den yayımladığımız "80'lerde Çocuk Olmak""90'lar Kitabı","Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı" ve "MUTSUZ AŞK VARDIR" kitaplarını size yazınızda fikir vermesi için okuyabilirsiniz. Aradığımız dil bu kitapların içinde saklı. Kitaplarımızı incelemek ve okumak için TIKLAYIN

Haydi bir şeyler karalamaya başlayın, biz buradayız, bekliyoruz.

Başarılar.

YİTİK ÜLKE YAYINLARI

Instagram ve Twitter adresimiz: @yitikulkeyayin 

 

#öykü “Janjanlı Güvercin” – Tuba Kır

JANJANLI GÜVERCİN

Tuba Kır

 

“Boğazımda bir düğüm, öyle bir düğüm ki yeşilden laciverte, lacivertten mora çalan. Bir düğüm ki gürültülü, hırıltılı. Boğazımda bir düğüm, acı acı kokan. Göz yaşartan.

Yer değiştiren bir düğüm boğazımdaki. Bazen karnımı, bazen sırtımı, bazen ciğerlerimi zapt eden. Yakan, naneli, öksürten.

Epeydir var. Seksenlerin acıklı filmlerinde, unutulmuş bir şarkıda, neşeli, hiç olmayacak anlarımda nükseden. Rahatsız eden.

Ağla ağla çıkmayan, bağırdıkça yerleşen, konuştukça artan, sabrettikçe çoğalan. Boğazımda bir düğüm, benimle yaşayıp, büyüyen.”

Okumaya devam et

Resim Sergisi “YANIMDA OLUR MUSUN?”

NazanPamuk_resimİstanbul'un kalbinde yer alan Martı İstanbul Hotel, 22-28 Eylül tarihleri arasında başarılı ressam Nazan PAMUK'un "Yanımda Olur musun?" adlı resim sergisine ev sahipliği yapacak.

Tabloların satışından elde edilecek gelir " Kan ve Kök Hücre Gönüllüleri Derneği " ve  lösemi hastası olan 10 yaşındaki bir kız çocuğuna bağışlanacak.

Nazan Pamuk hakkında:

1967 yılında İstanbul'da doğan Nazan PAMUK, 1970-1977 yılları arasında Almanya'da yaşadı. Küçük yaşta resimle tanışan PAMUK, 1977 yılında İstanbul'a döndü. Temel resim eğitimini Bakırköy Kız Meslek lisesinde alan sanatçı; BSM Bakırköy Sanat Merkezi, AFEM Kültür Merkezi, Taksim Art Gallery ve kendi atölyesinde eğitmenlik yapmaktadır. BASAD Bakırköy Sanatçılar Derneği üyesi olan sanatçı, yurt içi ve yurt dışında çeşitli kişisel ve karma sergilere katılmıştır. Duvar resim çalışmaları da bulunan sanatçının çeşitli koleksiyonlarda da eserleri bulunmaktadır.

Hakan İşcen’den yeni bir şiir kitabı “Buğu ile Çizgi”

bugu-ile-cizgi1_640Buğu ile Çizgi, Hakan İşcen'in ikinci şiir kitabı

İlk kitabı Hayatânı'ndan üç yıl sonra yayımlanan bu yeni kitabında şair, öznenin kendine dönük ruh hâli şiirsel dili de gerilimli kılmış. Bedene ve tinselliğe dönük söylemi eleştirellik de içeriyor. 

Buğu ile Çizgi'nin temel izleği aşk. İşcen, aşkı insanı tamamlayan bir öğe olarak görüyor. Anlatı şiirin olanaklarını kullanarak, hikâye etmeye de kaçmadan, aşkı dile getiriyor: "artık aklım ermez / uykularım varmaz düşlere / düşlerimse kavuşmuyor uykusuna. / söyle bana başımı dizinde sonsuzca uyutmak için / daha ne kadar öleçekmeliyim?" (s.90).

Kısaca, Hakan İşcen, keşfedilmeyi bekleyen bir şiir yazıyor.

“Selvi Ağaçlarının Gölgesinden Öte” – Yannis Ritsos, 3 perdelik tiyatro oyunu 1944-1945

“Selvi Ağaçlarının Gölgesinden Öte” - Yannis Ritsos, 3 perdelik tiyatro oyunu - 1944-1945

Çeviri: Olga OKAY

 

Yannis Ritsos Yunan Edebiyatı’nın en tanınmış en sevilen şairlerinden biridir. Pek bilinmese de kendisinin düzyazı olarak  kaleme aldığı metinlerin yanı sıra aşağıda giriş bölümünü okuyacağınız “Selvi Ağaçlarının gölgesinden öte” olarak tercüme ettiğimiz bir tiyatro eseri bulunmaktadır. Eser, kaleme alındığı dönem itibari ile, okuyucu ve tiyatro izleyicisine sunmayı hedefledikleri açısından önemlidir. 3 ana bölümden oluşur. Her ne kadar tiyatro eseri olarak anılsa ve sahnelense de Ritsos’un muazzam şair yönü her açıdan öne çıkmaktadır.  

Bu tiyatro eseri ilk olarak tek perdelik dram olarak düşünülmüş ve Aralık 1944’de yazılmıştır. 1945’de şair tekrar üzerinde çalışma gereği duymuş ve 3 perdelik bir tiyatro eserine dönüştürmüştür. Ancak ilk basımı 1958 yılında yurt dışında Yunan bir yayınevi tarafından yapılmıştır. Yunanistan’da ilk defa yayımlanması ise1982’dir. 

Ritsos’un bu eseri,1944’ün sonu ile 1945’in başlarında, Yunan tarihinin önemli, dramatik ve acı olaylarına tepkisi olarak ortaya çıkar.  Faşizmden kurtulmaya çabalayan bir halkın, henüz o derin acılardan yüzünü yıkayıp özgürlüğünü kutlama aşamasında yakalandığı emperyalizm düşmanından bahseder. Şiirin gücünü katar Ritsos ve bu gücü eserde sonuna kadar derinden hissettirmesine rağmen asla tarih veya dönem adından bahsetmez. Tıpkı en muhteşem şiirlerinden “Epitafios” ‘un Mayıs 1936 olaylarını konu alması, bunun şiirin bütününe yayılması ancak asla tarih ve dönemi belirtilmeden, günümüze kadar önem ve değerini kaybetmemesi gibi. 

Kısaca bu tiyatro eseri bir milletin şiirsel direnişidir.

Mayakovski söz konusu eser için şöyle der: “Olay ne kadar büyükse, şairin de yaratıcılığı ve olaya mesafesi o denli büyük olmalıdır.” Ve “Zayıf şairler oturup zamanın akmasını ve bu mesafenin oluşmasını koltuklarında beklerken, güçlü şairler bu önemli mesafeyi zihinlerinde yaratırlar” diye de ekler.

Yunan halkının özgürlük mücadelesinin 1921’den beri süre gelen en belirgin sloganı, “Özgürlük ya da Ölüm” dür. Ritsos bunu benimseyen, dile getiren ve nerede ise tüm şiirlerinde aktarmayı başaran Yunan Edebiyatı’nın en önemli isimlerindendir. Ve kendisinin bir diğer önemli şiiri “Apoheretismos” – “Veda” da dediği gibi,


“… insanın gerçek boyu, Özgürlüğün metresi ile ölçülür” 

ve rahatlıkla diyebiliriz ki bu satırlar aşağıda giriş bölümünü okuyacağınız tiyatro eserinin de çatısını oluşturur.

 

 

“Selvi Ağaçlarının Gölgesinden Öte”
Birinci Sahne

(Üç Selvi Ağacının gölgesi görünmektedir. Ve Gölge, uzun siyah bir kıyafete bürünmüş olarak sahne alır. Kıyafetin sarkan bir bölümü öne doğru ve kollarının arasındadır. Gölge erkektir. Ortam karanlığa yakın zor seçilen bir ışıkla aydınlanmıştır.)


GÖLGE: Ülke uyuyor.
​Derin-derin uyuyor ülke,
yüzünü taştan avuçlarının arasına gizlemiş.
Pencereler kapalı, okunmuş kitaplar gibi.
Pencereler kör, panjurların ardında olanı bilmiyorsun,
korku, korku, korku. Nasıl? –bilmiyorsun.
Bu Gölge ki ayak tırnaklarının ucundan başlıyor yükselmeye
ellere ulaşıyor, kalbe, enseye,
saç diplerine ulaşıyor
tıpkı güneşin doğuşu gibi
ve dağın gölgesi yükseliyor ağır ağır ovanın üzerinde
örtüyor bağları, zeytin ağaçlarını, evleri,
örtüyor meydanı
ve sonra çan kulesini,
ve bir kuş sadece, sokulmak istemiyor gölgeye
ve yükseliyor, sadece o kuş, yüksek, yüksek, yüksek, çok yükseğe
az olan ışığa, gökyüzüne,
tek başına, bir başına, yapayalnız,
ruhun korku bilmez hali gibi
umudun içinde yalnız, kararlılık içinde
tek başına, bir başına, yapayalnız
yüksek-yüksek-bilmiyorsun-ışıkta kalıp kalmayacağını
ya da balıklama gölgeye veya çamura batmayacağını
tıpkı güneşin doğuşu gibi
bir kırmızı güneş gökyüzünde
sanki geniş kan damlası gövdesinde öldürülenin, 
Nem ve sessizlik, derin sessizlik

-Nasıl gidiyor? –Şşt! … Konuşma. Bilmiyorum.
-Nasıl gidiyor? –Bilmiyorum. Bilmiyorum.
Ülke uyuyor avuçlarının arasında
Ülke hasta. Uyuyor.
Şşt! Şşt! Yavaş. Yavaş.

(GÖLGE, eli dudaklarında sessizce ortadan (sahneden iner) kaybolur…)

 

Soner Sert’in “Baba” İsimli Kısa Filmi Ekim’de Gala Yapıyor

baba filmiSoner Sert'in iş cinayetlerini konu alan kısa filmi "Baba", Ekim ayında İzmir Fransız Kültür Merkezi'nde gala yapıyor.

Başrolde Kadim Yaşar'ın oynadığı filmin çekimleri İzmir’de, Gaziemir, Basmane, Kemeraltı, Narlıdere Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde yapıldı. 

Okumaya devam et