“50. Baskıya Özel Refik Kronolojisi” – Sıtkı Silah – #öykü

50. BASKIYA ÖZEL REFİK KRONOLOJİSİ / Sıtkı Silah

1976 Asıl adı Yıldırım Sami Sarıgül olan Refik, çiftçi bir baba ve ressam bir annenin ilk erkek çocuklarıydı. Ablası Memduha o doğmadan üç yıl önce, henüz dört yaşındayken geçirdiği menenjit nedeniyle ölmüştü. Dünyaya gözlerini fırtınalı bir yaz akşamında, 14 Haziran’ın geç saatlerinde Adana’nın gül bahçesiyle ünlü eski bir konağının ikinci katında açmıştı; uzun ve zorlu bir doğum süreciydi. Babasının müjdeli haberi almasından az evvel bahçelerine düşen yıldırım nedeniyle verdiği ismini, yirmili yaşlarının sonlarına dek kullandı. “50. Baskıya Özel Refik Kronolojisi” – Sıtkı Silah – #öykü yazısına devam et

“Tanker” – Ruhşen Doğan Nar – #öykü

TANKER / Ruhşen Doğan Nar

Ağustos sıcaklarının mayıştırdığı kasaba, öğle vakti bir gürültüyle kendine geldi.
Evdeki, kahvedeki, komşudaki, tarladaki, bağdaki, bahçedeki, nehir kenarındaki, camideki herkes sesi duymuştu. Ahali, sesin kaynağı üzerinde tartışadursun; kasabanın fırlama çocukları çoktan olay yerine uğramış, bağıra çağıra kasabaya geri dönmüşlerdi:

“Araç devrildi… Araç değil, kamyon devrildi… Kamyon değil, tır… Ne tırı, tanker denir ona… Yok, uçak devrildi, uçak… Tankerden bir şeyler akıyor… Su akıyor… Yağ akıyor… Benzin akıyor… Nereden anladın benzin olduğunu… Kokusundan… Vallaha mı… Hem vallah hem billah… Atma… Atmıyorum…” “Tanker” – Ruhşen Doğan Nar – #öykü yazısına devam et

“Şehir” – Yasemin Çalıkır – #öykü

ŞEHİR / Yasemin Çalıkır

Benim bir gölgem var, bu gece rastladım ona yolda yürürken. Ne çok ışıklıydı şehir, ne çok ev, ne çok insan vardı. Ne kadar da kimsesizdik… Kimseyi görmüyorduk, kimseyi taşımıyorduk, iz bırakmadan yürüyorduk gölgeler gibi. Kimse duymuyordu öldüğümüzü; türküler, küfürler, sarhoş meyhanelerden yükselen rakı kokusu, dolmuş durakları, düğünler, cinayetler, sevgililer… “Şehir” – Yasemin Çalıkır – #öykü yazısına devam et

“Düşüş” – Sebat Çalı Krause – #öykü

DÜŞÜŞ / Sebat Çalı Krause

Güneşli bir ekim öğle sonrası ışıklarda karşıdan karşıya geçmek için bekliyordum. Sert Viyana rüzgârının yüzüme çarptığı at dışkısı kokusu, burnumun direğini sızlatarak ansızın beni doğduğum köyün ışıl ışıl bir sonbahar gününe götürdü. Caddenin karşı tarafında; beyaz şemsiyeli, selfie çubuklu, Asyalı turistlerle dolu faytonu gördüğümde silkindim. Yeni uyanmışçasına etrafıma bakındım. Tarihi binalar arasından seçilen gökyüzüne asılı pembemsi, mavimsi bulutlar, opera binasının önünde program broşürleri dağıtan, beyaz peruklarının bukleleri rüzgârda uçan Mozart kostümlü gençler, lüks mağazalardan elleri kolları marka isimleri göze batarcasına gösterişli kâğıt çantalarla dolu, salınarak mağazadan mağazaya mekik dokuyan insanlar, sacher pastasından tatmak uğruna Sacher Oteli’nin altındaki kırmızı perguleli pastanenin önünde saatlerce kuyrukta bekleyip, önden geçen faytonların rüzgâra yaydığı dışkı kokusunu içine çeken turistler. Kokunun bir anlık aldatmacasını gözlerim ortadan kaldırmıştı; ben üç dağın gölgesine sığıntı gibi ilişmiş o Anadolu köyünde değil işte burada, Viyana’nın tam göbeğinde, şehrin kalbinin şehvetle ve faytonları çeken at nallarının ritimli tıkırtısıyla attığı yerdeydim. Yaşadığım tezatın garipliğini henüz üzerimden atamamışken faytonun arkasından gelen minik bir aracın otomatik olarak at dışkısı topladığını gördüm. Kokuya yok edemeyen bu çözüme gülümseyerek, kalabalığın arasına katılıp nihayet karşıdan karşıya geçtim. “Düşüş” – Sebat Çalı Krause – #öykü yazısına devam et

Yitik Ülke kitaplarında indirim başlattık. Okurumuzun yanındayız. Dayanışmayla…

Okurlarımızın her zaman yanındayız. Zam yok, aksine indirim var. Yitik Ülke Yayınları olarak herkes kitap okuyabilsin diye D&R web’deki birçok kitabımızda %60, %70 indirim başlattık. Eganba web sitesinde de kampanyamız başladı (tüm kitaplarımızda %35 indirim). Hepinize iyi okumalar. Desteğiniz mutlu eder. Dayanışma devam edecek. Sevgiyle.
 
 
 
Bu haberi dostlarınızla paylaşır mısınız? Gününüz güzel geçsin🍀
 
Instagram ve Twitter adresimiz: @yitikulke 

Bizim için ağaç ve çiçek tohumu toplar mısınız?

Yitik Ülke Yayınları olarak uzun yıllardır her kitap fuarında okurlarımıza tohum paketleri hediye ediyoruz. Bu tohumlar ülkemizin ve dünyanın birçok yerine dağılmış durumda; okurlarımızın sosyal medyadaki fidan/çiçek paylaşımları bize güç veriyor. Her tohum bir umuttur, biliyoruz.

Bu yaz yeni tohumlar topluyoruz, hazırlıklarımız sürüyor. Özellikle taneli (fıstık çamı gibi) ağaç tohumlarına ihtiyacımız var. Siz de bizim için doğadan tohum toplar mısınız? Çok mutlu oluruz 🙂

İhtiyacımız olan tohum türleri: Ağaç tohumları, çiçek tohumları, sebze tohumları.

Tohumları küçük paketlere 5-6 tane şeklinde pay edip hazırlayabilir, kâğıt ya da diğer kilitli paketlerin/poşetlerin üzerine dilediğiniz mesajı yazabilirsiniz. Toplayıp bize ulaştıracağınız tohumlar kitap fuarlarında YİTİK ÜLKE YAYINLARI standından kitap alan herkese, ayrıca sık sık destek olduğumuz köy okullarının kütüphanelerine ve öğrencilere iletilecektir.

İlginize, desteğinize şimdiden teşekkür ederiz.

TOHUMLARI BİZE İLETMEK İÇİN yitikulke@gmail.com adresinden iletişim kurabilirsiniz.

Instagram ve Twitter adresimiz: @yitikulke

Sevgiler

Kadir Aydemir 

“Elin Kedisi Hem de…” – Güven Pamukçu – #öykü

ELİN KEDİSİ HEM DE… / Güven Pamukçu

Dur! Duur. Duuur, diyorum sanaa…

İyi, tüyleri dökülmüyor bunun.

Kış geldi mi böyle. Kedilerini, köpeklerini bırakıp gidiyorlar yaşadıkları kentlere, kasabalara. Hayvansever bunlar.

Kaç kez elimden bıraktım bu romanı. Arkadaşımın romanı. (Çok iyi temalar bulsa da sözcüklerin yan yana getirilişini sevmiyorum. Örneğin; bu sözcükle, onu yakın tutmam ben. Sözcükler sevişmeli. Bir arada olmaktan mutlu olmalı. Yan yana yakışmalılar. Soyunup yeni anlama girmeliler…) Ha ne diyordum? Kaç gündür alıştırıyorum kendimi (Boynumda beş tane fıtık var bir de. Çok sevsem de aynı pozisyonda… -A! …aklıma neler geldii..?- ‘Pozisyon demeyeyim şuna’.) bugün başla şuna, diye… “Elin Kedisi Hem de…” – Güven Pamukçu – #öykü yazısına devam et

“Eskiden İdol” – Kemal Gündüzalp – #öykü

ESKİDEN İDOL / Kemal Gündüzalp

Salih Aslan’a

Oralardaydım. Yaşadık. Birlikte. Aynı kasabada, aynı okullarda, aynı tozlu sokaklarda ben de vardım. Yoktum ama. İlkyaz şakası gibi gelip geçen anılarının içinde ya da durup durup yaşarcasına anımsadığın geçmişinde de. Galiba unutuldum. Unutmuş olmalısın ortak anılarımız olmayınca. Öyle anlıyorum konuşmalarından. Bütün sevdiklerinin dışında kaldım belki de. Yok, sakın yanlış anlama, alınmadım. Genelde böyle olur. Herkes kendince seçer anılarını, bunun nedenlerini kim bilebilir ki? Eski aşklarının kıyılarında olsam da bir türlü aklına gelmeyen birisi oldum. İkincil derecede düşündüklerin arasında da yer bulamamış olabilirim. Ötekiler’i anımsayıp yeniden kurguladığın durumda da bir başkası oldum. Bilmediğin, anımsamadığın ya da unuttuğun bir çocukluk karaltısı. Ötekilerin dışında bir öteki. Yalnızca ikincilleştirme ya da üçüncülleştirme anlamında söylüyorum bunu, sakın alınma. Hem nereden bileceksin, yaşarken ve hayat akıp giderken bazen unutur insan. Birilerini, bir ilişkiyi, bir insanı, belki eksik yaşanmış bir aşkı da. Ama hep son bir buluşma vardır belki. Yaşam sürdüğü için. Belki son buluşmaların içinde yer alacakmışım, nerden bileceksin ki? “Eskiden İdol” – Kemal Gündüzalp – #öykü yazısına devam et

Genç illüstratörler için Yitik Ülke’den tatlı bir proje

Yitik Ülke Yayınları, 2016’da başladığı özel tasarımlı defter serisine yenilerini ekliyor. Yeni defter projelerimizde genç illüstratör arkadaşların da eserlerini seçip yer vereceğiz. Özgün tasarımlı, yaratıcı çizimlerinizi (mümkünse 1-10 arası) bize özgeçmiş ve iletişim adresinizle beraber yitikulke@gmail (.com) adresine iletebilirsiniz. Şeçilen illüstrasyonlar için çizerlerimize birer mini kitap seti hediye edeceğiz. Sevgiler.