1001 Fıçı Bira: Bir Kasaba, Bira ve Aşk Romanı

“Don Quijote’nin Üçüncü Cildi”ni Okumadan Önce…

Ferhat Uludere’nin “1001 Fıçı Bira” adlı romanı, samimi, yer yer hüzün yer yer mizah dolu; kasaba yaşantısının tekdüzeliğini, bu tekdüzeliğin bir sonucu olarak kasaba insanının telaştan, endişeden uzak; gamsız denebilecek bir profil çizmesini, Trakya’daki içki kültürünü de çok gerçekçi şekilde anlatıyor. Trakya’daki bu kasaba yaşamını, Lüleburgaz’da doğup büyümüş fakat her kasabalının bir gün yapmayı arzuladığı gibi oradan kaçıp İstanbul’a yerleşmiş Feryat’ın gözünden görüyoruz. Roman adını, Feryat’ın aslında aşçı olan babası Kel Şükrü’nün zamanında pek meşhur olmuş 1001 Fıçı Bira adlı meyhanesinden alıyor.

İçme Oğlum Bu Kadar

Her ne kadar İstanbul’a kaçıp yeni bir düzen kursa da Feryat, kimi arkadaşları da farklı yönlere savrulsalar da, aradan yıllar da geçse, tekrar bir araya geldiklerinde dostluğun aynı tadını yakalarlar. Orada, kasabada, Lüleburgaz’da sanki zaman donmuştur, film akmamıştır; eski dostlar aynı tatlı muhabbet eşliğinde mütemadiyen içerler, şuurlarını kaybedene kadar… Biralar su olur akar. Karakolluk olurlar, aslında daha yüce amaçlar uğruna nezarete düşmeyi hayal etseler de… İçki, hayatlarında çok büyük yer kaplar; o olmadan konuşamaz, yaşayamazlar sanki. Muhabbetin tadı çıkmaz onsuz, hep bir şeyler eksik kalır. Aileleri onlardan, sıksalar taşın suyunu çıkaracak gençler olmalarını beklerler ama onların -Feryat’ın deyişiyle- taşın suyuna hiç ihtiyacı olmamıştır; arpa suyu ve malt karışımını tercih etmişlerdir.

Yıllar sonra, kaldıkları yerden devam etmek çok da zor değildir bu çocukluk arkadaşları için. Fakat söz konusu aşk olunca aynı durumun geçerli olduğu söylenemez. Feryat, ilk gençlik yıllarında âşık olduğu aynı kasabada yaşayan Şehrazat’ı unutamaz. İçine öyle yer etmiştir ki ona duyduğu aşk, hayatına giren tüm kadınlarda onu arar. Şehrazat, Feryat’ın kalbinde ve zihninde onun tüm kadınlarını yenmeyi başarmıştır. Yıllar sonra Lüleburgaz’a döndüğünde arkadaşlarıyla buluşur ve Şehrazat’ın da kasabaya döndüğünü görür. Yine aralarında geçmişten gelen acıların etkisiyle sancılı bir dönem başlar. Feryat, Şehrazat’a hâlâ aynı aşkla bağlı olsa da, onun canını acıtmaktan, kimi zaman geri adım atmaktan da çekinmez. İki tarafta da yaşanan gelgitler beklenmedik bir sona bağlanır. Şehrazat’ın davranışlarını çözmeye çalışan okur, cevabı romanın sonunda alır. Roman, bu sonla okura aşkı sorgulatır.

Feryat’ın zihninde geçmiş, özellikle Şehrazatlı kareler oldukça canlıdır. Lüleburgaz’ı bırakıp İstanbul’da bir düzen kurmaya çalışmışsa da bir tarafı hep Lüleburgaz’da kalmıştır aslında. Taşralı olma, şehirde kendini hep eğreti hissetme durumunu kendisi de açıklar: “Evet, o zaman için tek doğru vardı: Lüleburgaz’dan gitmek. Gittiğimiz yerlere alışamamayı, oralarda taşralı olarak kalmayı göze alarak gitmek. Kasabalılıkla gittik her yere ve belki de bu yüzden bir yanımız hep kasabalı kaldı ve işte bu yüzden sen yine buraya, taşralı insanların yanına döndün.”

Memleket Başkadır

İçki kültürü ve aşk kadar kasaba insanının zihniyeti de çok güzel ifade ediliyor romanda; herkesin birbirini tanıması, telaş, koşturmaca gibi sözcüklerin pek bilinmemesi, oradan kaçma isteği, her gün neredeyse birbirinin aynısı denebileceği için tek bir gün yaşanıyormuş gibi hissedilmesi, kasabadan uzakken bile orada sıradan bir günde yaşananları ezberden söyleyebilmek… Feryat da der zaten: “Lüleburgaz ilk ve son günlerinde güzel oluyor nedense; ilk gün gelmenin sevinci yaşanıyor, giderken de kasabadan kurtulmanın…” Ne kadar kaçıp kurtulmak da istense, memleket başkadır, diye düşündürüyor roman. Onunla da onsuz da olmuyor sanki. Uzak kalınınca özlenen, kavuşulunca da kısa süre sonra bıkılan dengesiz bir ilişki bu, memleketle yerlisi arasındaki.

1001 Fıçı Bira; keyifle okunan, düşündüren, gülümseten, sorgulatan; Trakya, bira, kasaba, aşk ve dostluk konularını çok güzel işleyen, çok boyutlu, çok güzel bir roman. Kitaptan bir bölümle sözü noktalayalım.

“Abi, acayip özlemişim ya!”

“En son ne zaman içtin?”

“Akşam.”

“Eh, bayağı olmuş.”

GÖZDE AKTÜRK

Bir Cevap Yazın