Yitik Ülke

Yıl 2000′den beri edebiyatın ve şiirin yeni ülkesi!

Arşiv: Temmuz, 2007

Manyetik alanlar

  • Bağlı olduğu kategori: Öykü
Cumartesi
28 Tem,2007

yonge_street_1520.jpg

André Breton – Philippe Soupault      

   SIRSIZ AYNA

 Su damlası mahkumları, sadece ölümsüz yaratıklarız bizler. Ses çıkarmadan kentlerde koşuyoruz ve büyülü duvar ilanları artık dokunmuyor bize. Bu kırılgan heyecanlar, bu kavrulmuş sevinç sıçramaları neye yarar? Sönmüş yıldızlardan başka hiçbir şey tanımıyoruz. Yüzlere bakıyoruz ve zevkten iç çekiyoruz. Ağzımız, kayıp kumsallardan daha kuru. Amaçsızca, umutsuzca dönüyor gözlerimiz. Artık yalnız bu kahveler var ve oralarda serin meyve sularını, birbirine karıştırılmış içkileri içmek için toplanıyoruz. Bir önceki günden kalma gölgelerimizin düştüğü kaldırımlardan daha yapış yapış masalar.
 Arada bir rüzgar bizi büyük soğuk elleriyle sarıyor ve güneşin karaltılarını düşürdüğü ağaçlara bağlıyor. Hepimiz gülüyor, şarkılar söylüyoruz. Fakat artık hiç kimse yüreğinin çarptığının hissetmiyor. Coşku bizi terk ediyor. (more…)

Büyük Saat’in üçüncü çeyreği

  • Bağlı olduğu kategori: İnceleme
Cumartesi
28 Tem,2007

divan.jpg

Halil Gökhan

Artık çok geç, her zaman hep geç olacak.
ALBERT CAMUS, Düşüş

Doğanın hayat bakımından ‘göçmüşlere’ eli açık davranmadığı iyi bilinir. Belleğimizin doğası içinde göçmüşlerin geride bıraktıklarına karşı yine de belli bir ‘eli açıklık’ bulunduğu iyiden iyiye gözlenir.
‘Toplandılar’ adlı kitap Turgut Uyar’ın ölümünden sonra geride bıraktığı şiir yapıtının yeniden yayımlanan biçiminin üçüncü ve belki de son kitabı. Bilindiği gibi Turgut Uyar’ın Toplu Şiirler’i sağlığında, ‘Dün Yok mu?’ adlı kitabı da eklenerek 1984 yılında ‘Büyük Saat’ adıyla yayımlanmış, bu kitap aynı yıl Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştı. ‘Büyük Saat’ zamanla tükendi ve yayıncısı, Turgut Uyar’ın şiir yapıtını ayrı bölümler halinde değerlendirerek yeni ekleme ve gözden geçirmelerle yeniden yayınlama kararını aldı. Bir bakıma yavaş ama sağlam yürüyen bu çabanın üçüncü dilimi olan ‘Toplandılar’, Turgut Uyar’ın bu kitaba adını veren ‘Toplandılar’(1974)ının yanı sıra ‘Her Pazartesi’(1968) adlı kitabını da kapsıyor. Demek ki Turgut Uyar’ın ‘Arz-ı Hal’ (1949), ‘Türkiyem’(1952) adlı kitapları - ki bu kitaplar ilk iki kitapta yoktu - dördüncü bir kitabın ya da sessizliğin konusu olacak. (more…)

‘Aşk zamanı’ ve ‘2046’ ekseninde Wong Kar-Wai

  • Bağlı olduğu kategori: Sinema
Cumartesi
28 Tem,2007

wong-kar-wai_420.jpg

ONUR BEHRAMOĞLU

 

“Soru sormayız biz birbirimize, birbirimize sızlanmayız; açık kapılardan açıkça geçeriz beraberce”

Friedrich Nietzsche

İnsanın sadece zihinle kavranan bir nesneye dönüşmesinin arka planında, iyi şairlerin yazarken akıllarının başında olmadığı düşüncesiyle şiiri kentinden kovan Platon’a, bir başka deyişle, Aydınlanmanın tarihöncesine gitmek gerekir. “Herşey konuşur onların arasında; nasıl anlayacağını bilmez artık kimse. Herşey düşer suya; derin pınarlara artık birşey düşmez…Herşey konuşur onların arasında, konuşmayla herşey bastırılır.” (1) diyen Nietzsche ile, Sokrates ve Platon geleneğinin insanı ruhen sakatlayışı ilk kez yetkinlikle ortaya konulurken; “Üzerinde konuşulamayan konusunda susmamızı” öğütleyen Wittgenstein da, Tractatus’ta “…dile getirilemeyen vardır yine de…Mistik olandır bu…” diyerek akıl ve sözötesine gönderme yapar.

Mistisizm ile suskunluk bağıntısının apaçık görüldüğü, ‘kal’ yani ‘söz’ ile değil ‘hâl’ ile anlaşmayı vurgulayan Tasavvuf geleneğimizde de, muayyen bir ruh nizamından ve ‘çile’ sürecinden geçen kişi, Fenafillah’taki suskunluğa hazırlanır. (more…)

Yumuşacık

  • Bağlı olduğu kategori: Şiir
Cumartesi
28 Tem,2007

e.jpg

Karen PRESS

YUMUŞACIK

üzerinde bir yaz yatağının yumuşacık, Languedoc’ta
Afgan hapishanesinde bir adam poz veriyor benimle
düşlüyorken kardeşinin kar yığınları arasından
( kasap, tütün dükkanı, fırın, kırık pencere kanatları )
annesinin çeyizlik kilimi altındaki bir kutuda
bir aylık mermi stokunu güvenle sakladığı
buraya çok benzeyen bir köye doğru yürüdüğünü. (more…)

Dostum Daniel Bareboim

  • Bağlı olduğu kategori: Müzik
Cumartesi
28 Tem,2007


daniel_barenboim.jpg

Onur Behramoğlu

Wilhelm Furtwangler, “On bir yaşındaki Daniel Barenboim bir fenomen” diye yazmıştı. O fenomeni, altmış dört yaşındaki haliyle izledik 16 Ağustos 2006 gecesi Aya İrini Müzesi’nde.

Barenboim, 1991 yılından bu yana Chicago Senfoni Orkestrası’nın baş şefi; 1992 yılından bu yana da Berlin’deki Alman Devlet Operası’nın müzik direktörü. 1999 yılında Filistinli edebiyat eleştirmeni ve akademisyen Edward Said ile birlikte, İsrail’den ve Arap ülkelerinden genç müzisyenleri yaz aylarında birlikte müzik yapmaları için bir araya getiren Doğu-Batı Divânı Orkestrası’nı kurdu.

İşte bu orkestradan dinledik Beethoven’ın Leonore Uvertürü’nü, Schubert’in Piyano, Keman, Viyola, Viyolonsel ve kontrbas için La Majör Beşli’sini, Brahms’ın Do Minör 1. Senfoni’sini. Londra, Paris, Kudüs, Chicago ve Berlin’i kendi yurdu sayan Barenboim İstanbul’u ilk ziyaretinden hangi etkilerle döndü bilinmez ama İstanbul’un onu, orkestrasını ve hepsinin ardında yakışıklı suretiyle dimdik durduğunu bildiğimiz güzelim Edward Said’i coşkuyla kucakladığını söyleyebiliriz. Dinmeyen alkışlar…Tekrar tekrar sahneye davet edilen Barenboim…Yüzlerde ışıldayan bir şeyler… (more…)

Benzetme, eğretileme, imge ve işlev ilgisi

  • Bağlı olduğu kategori: İnceleme
Cumartesi
28 Tem,2007

babel.jpg

Yavuz Özdem   ( Şiir ve Dil, Digraf:2005)

Benzetme ve eğretilemeler, güttükleri amaçlar bağlamında farklılıklar da gösterse, bir çok alanda karşımıza çıkar. Sözgelişi, soyut kavramarın, yazı diline oranla daha az olduğu halk dilinde, soyutu somutla anlatma (somutlaştırma) yönelimiyle karşımıza çıkarken, argoda, argonun neredeyse varlık nedeni olur. Şiirde etkili olmak, ifade güzelliğine ulaşmak gibi kaygılar taşırken, felsefede, ifadelerin kolay anlaşılmasını sağlar. Dinde (ister çok, ister tek tanrılı olsun) Tanrıya yaklaşmanın, Tanrıyla ilişki kurmanın bir biçimi olur. Tanrının sıfatlarında görülür en çok: Bağışlayıcı (bir insan gibi), merhametli (bir kişi gibi) v.s.

Özetlersek, benzetme ve eğretilemeler, somutlaştırmak, anlamı güçlendirmek veya anlamayı kolaylaştırmak, bir şeyi kısa yoldan aktarmak amacıyla sözcüklere yeni anlamlar yükleyip değişik bir kavramı yansıtmak üzere (özde benzetmeden yararlanarak) seçilen anlatım yolu olarak tanımlanabilir. (more…)

Şarkı

  • Bağlı olduğu kategori: Şiir
Cumartesi
28 Tem,2007

allenginsberg.jpg

Allen Ginsberg

ŞARKI

Dünyanın ağırlığı
Aşktır
Yalnızlığın yükü altında

memnuniyetsizliğin
yükü altında

Ağırlık
Taşıdığımız ağırlık
Aşktır (more…)

Kar romanı “dışarıdan” mı geldi?*

  • Bağlı olduğu kategori: İnceleme
Cumartesi
28 Tem,2007

kars01.jpg

A. Alper AKÇAM

“Kar” romanı, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı gibi güçlü diyalojik, çoksesli yapıtlar vermiş Orhan Pamuk’un, biçem ve yöntem değişiklikleri yaptığı, sürprizlerle dolu bir “son roman” olduğu kanısı uyandıran bir yapıttır. Aynı zamanda, romanın asıl anlatıcısı olduğu romana anlatıcı olarak kendi adıyla girişinden sonra açıkça bildirilen, anlatıcısıyla yazarının örtüştüğü, Orhan Pamuk’un, kendisinden daha derinlikli ve ince ruhlu bir şair olarak tanımladığı (Kar, s. 343) ve kendisini daha iyi temsil ettiğini bildirdiği kahramanı Ka’ya (“Kar’da da Orhan olarak silik bir kişi şeklinde görünürüm ama bana benzeyen tabii ki Ka’dır” -Orhan Pamuk, Söyleşi, 10 Haziran 2002, Aksiyon Dergisi-) Kars’ta bulunduğu sürece “dışarıdan” (Tanrısal!) bir yerden gelmiş şiirlerin anlamını ve gizli simetrisini çözmek için tuttuğu notlar esas alınarak yazdığı bir roman olduğundan, kendisi de “dışarıdan” gelmiş olduğu düşünülebilecek, taşıdığı söylem bir tür dokunulmazlık ve tartışılmazlık içeren bir metindir! (more…)

Devrimsiz bir devrimci: André Breton

  • Bağlı olduğu kategori: İnceleme
Cumartesi
28 Tem,2007

breton.jpg

Halil Gökhan

3 Ağustos 1914 günü Birinci Dünya Savaşı ilan edildiğinde André Breton, kendini savunacak geçici bir mevzi kazıvermişti avucuna: Arthur Rimbaud. Şaşkınlığı ve büyülenmişliği onu bu mevzinin gerisine daha da gömdü.
Paul Valéry ile tanışalı çok olmamıştı. Ertesi yıl Apollanaire’ e ilk mektubunu yazdı. 1916 Temmuz’ unda Psikanaliz ile ciddi olarak uğraşmaya başladı. Savaş sırasında hastanelerde Vaché, Aragon gibi ortak yazgının cephelere sürüklediği ve yine bir başka ortak yazgıyı birlikte sürdüreceği kişilerle tanıştı. Aragon ile geceleri uzun uzun yüksek sesle Maldoror’ un Şarkıları’ nı okudular. İzin için cepheden dönüşlerde Reverdy ve Apollinaire ile tanıştı Breton. Ateşkese bir kaç gün kala Apollinaire’ e son ziyaretini yaptı.Daha fazla… (more…)

Üç Dizelik Her Şiir Haiku Değildir

  • Bağlı olduğu kategori: İnceleme
Cumartesi
28 Tem,2007

haiku.jpg

İbrahim BERKSOY

Haiku: Yalın Şiir
Ünlü Japon şairi Matsuo Basho’nun   gezi notlarını Kuzeye Giden İnce Yol ve Diğer Gezi Notları   adıyla yayına hazırlayan Nobuyuki Yuasa, kitabın sunuş bölümünde, haiku ile ilgili kimi temel bilgilerle birlikte kısa bir tarihçeye de yer verir:
“Haiku, ya da Başo’nun yaşadığı çağdaki söylenişi ile hokku, Japon şiirindeki geleneksel biçimler arasında en kısa olanıdır. Toplam onyedi heceden ve beş-yedi-beş hecelik üç kısımdan oluşur. [“Kısım” yerine “dize” dense sanırım daha doğru olurdu. Zira, haiku, onyedi ‘nefes’ (hece) içeren üç ‘soluk’ (dize)dir.  İlk iki dizede tutulan nefes sanki üçüncü dizede birden bırakılır gibidir. İ.B.] Örneğin,
Furuike ya   Eski havuz ya
kawazu tobikomu  kurbağa atlayıverir-
mizu no oto   suyun sesi  (more…)