2009 yılı, hızla değişen, ağır koşulların damga vurduğu bir yıl olacağa benziyor. Edebiyat dergileri bir çıkıyor, bir kapanıyor ya da yayımlarına bir süreliğine ara veriyor. Dertlerimiz ortaktır. Paylaştığımızın bilinmesini isteriz. Özellikle düşünmeyi, okumayı ve yazmayı vazgeçilmez sayan bir kesimin yoluna ancak büyük öz verilerle devam edebileceği bu süreçte Hayal Dergisi okur ve yazarlarımızdan gördüğü büyük ilgi sayesinde yine genişleyerek, bir forma artırılarak çıkmaktadır karşınıza.
31
2009
Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları Dergisi Çıktı
Türk Edebiyatı Vakfı kültür dünyamıza yeni bir dergi daha kazandırdı: Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları Dergisi. Akademik, hakemli ve milletler arası olan, fakat içerik olarak genel edebiyat okurlarına da hitap eden dergi altı ayda bir çıkacak. Derginin Genel Yayın Yönetmeni ise halen aynı vakfın çıkardığı Türk Edebiyatı isimli popüler edebiyat dergisinde de görevini başarıyla ve yetkinlikle sürdüren Beşir Ayvazoğlu. Derginin ilk sayısında yer alan makaleler şunlar:
31
2009
Solucanın Şiiri: Haiku
Kadir Aydemir
Haiku; nasıl sade ve narin bir şiir. Fazla sözü ve kabalığı kaldırmıyor yapısı. O, doğa ve insan arasında bir köprü şiiri adeta. Japonca ve Türkçenin yapısal farkları dolayısıyla 5-7-5 hece sistemiyle değil de, daha kurgusuz ama savruk olmayan haiku şiirlerini seviyorum. 5-7-5 yapıyla, kendi kendine doğarsa şiir, elbette ki daha da güzel.
30
2009
Vadi Çiçekli’den Bir Destansı Şiir: “Kağnılar Giderdi İstiklal Yolunda”
İlknur Han
İstiklâl Savaşımızı en iyi ve en doğru şekilde bilmek, öğrenmek, çocuklarımıza öğretmek hepimizin görevidir diye düşünüyorum. 15 Mayıs 1919′da Yunanlıların İzmir’e asker çıkarmasıyla başlayan işgal, emperyalist güçlerin Anadolu’yu adım adım işgali ile devam etmiştir. Yunanlı’ların yanında İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar Anadolu’yu pay pay etme emellerinin peşine düşmüşler, işgal ettikleri yerlerde türlü zulüm ve işkence yapmışlardır.
19 Mayıs 1919 ‘da Mustafa Kemal Samsun’a çıkarak kurtuluş mücadelesini başlatmıştır. Mustafa Kemal istiklalin sağlanması için Türk Halkının azim ve kararına güvenmiş, yanılmamıştır. Türk insanı topyekun bir kurtuluş mücadelesi vermiştir.
(Devamı…)
27
2009
P.E.N.’den Açıklama
KAMUOYUNA
Bilim ve aydın düşmanlığının körüklendiği bu ortamda, Dünya Yazarlar Birliği PEN’in Türkiye Merkezi olarak şu önemli konulara değinmek görevimizdir:
Çevre ve tarih yağması konusunda duyarlı davranan değerli üyemiz Latife Tekin’in yanındayız. Onun kişilikli yaklaşımına tahammül edemeyen saldırganları kınıyor, bütün yurttaşları ve adalet mekanizmasını doğa, tarih ve kültür dokusunu tahribata karşı tavır almaya çağırıyoruz.
Değerli müzisyenimiz Fazıl Say’ın yanndayız. Kültür Bakanı konumundaki kişi özür dilemeli, istifa etmelidir.
Eleştirel akıl ve bilim yolu yerine inanç merkezli zihniyete tutsak kullar yetiştirmek isteyenlere karşıyız. Yaratılış efsanesini gerçekmiş gibi okul kitaplarına koyarken bilimsel evrim teorisini ‘bir görüş’ olarak geçiştirmek eğitim alanını din devleti yönünde tahrib etmek değil midir? Böyle kitaplara en azından göz yuman Millî Eğitim Bakanı konumundaki kişinin sorumluluğu ve hatta suçu yok mudur?
27
2009
İhsan Oktay Anar’a Ödül
Can Yayınları kurucusu, editör ve yazar Erdal Öz anısına verilen Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü 2009′da yazar İhsan Oktay Anar aldı. Puslu Kıtalar Atlası (1995), Kitab-ül Hiyel (1996), Efrâsiyab’ın Hikâyeleri (1998), Amat (2005) ve Suskunlar adlı romanlarıyla adını duyuran İhsan Oktay Anar, 1960′da Yozgat’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamladı. Yazar Ege Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.
26
2009
Ölü Dünyaya Canlı Şiir
Nihat Behram
Büyük şairler ender gelir. Biz yaşlanırız, dağlar bile yaşlanır, onlar hep genç kalır. Bahar ve okyanuslar da böyledir. Bir de yanardağlar. Büyük şairler, ateş püskürdüğü andan sosuza dek artık hep o adla anılacak olan yanardağlara benzer. Hem de bahara. Dibine ulaşılamaz derinliklerin, büyük dalgaların, ateşle solumanın, tomurcuğun ve tohumun ikizidirler.
Yaşarken ben bunlarının bazılarına rastladım. Aragon’a söz gelimi, Alberti’ye, Ritsos’a, Ciğerhun’a, Dağlarca’ya…Rastlaşmamı mutluluğum sayarım.
Büyük şairler hep gençtir, yaşlanmazlar. Büyük şairlik de zaten hep tomurcuk kalabilişte gizlidir. Yani, sürekli körpelikte ölümsüz kılınmışlık. Bir yağmur damlasıyla okyanus arasında. Ya da, rüzgârla yanardağ. Neruda oradadır, Marti, Josef, Puşkin…İnsanlık tarihinde şiirin doruklarıdır. Goethe’si, Heine’si, Lorca’sı, Mayakovski’si, W.Whitman’ı… ile yeryüzü yanardağları..Öyle sürüyle değil, sayılıdırlar…
Seçkin birçok şair de var kuşkusuz. İnsanlık tarihinde iyi şair ise saymakla bitmez. Ama büyük şiirin sayımı parmak hesabıyladır.
26
2009
Bilinçaltı Odası
Tuna Ökten
Başlıktan da anlaşılacağı üzere, bilinçaltıma bir yolculuk yaptım. Bu yolculuk, biraz soyuta kaçtığından dolayı düşüncelerimi ve yaptığım yolculuğu alegorik bir düzlemde sizlere sunacağım.
Bir kere bu yolculuğun çok karanlık olacağını tahmin ettiğimden öncelikle yanıma bir fener aldım ve yürümeye başladım. İlk olarak; bilincimin arazisinde yürürken herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Bunu sizler de bilirsiniz. Her şey burda berraktır. Daha doğrusu olduğu gibidir. Bir kuşun ötüşü, trenin raylardan çıkardığı ses, kentin gürültüsü, uçağın havalanışı vs. Görüntüler ve sesler bilincimizde değişmez gerçeklik içinde tektir. Yani serçenin çıkardığı sesi x kişi de y kişi de aynı algılar. Gelgelelim bunlar gibi binlerce ilk görüntüyü atlayıp, bilinç arazimin son noktasına geldiğimde, aşağı doğru inen basamaklarla karşılaştım. Basamakaların hemen sol yanındaki levhada büyük puntolarla şu cümle yazıyordu:
26
2009
Nurhan Kaya’nın Yeni Şiiri
Duvar Lekesi Var
seni kendimden öpüyorum
yıkılmış büyük bir duvarın
önceki heybetinde
ve ağzım ağzınla çiftleşip birse
çiviliyim o duvara yokluktan
eğer varlık zamanla sonsuz
duvar / duvar yerinde bir kirse
susuz dereler bütünledim içimde kime akan
U kıstırılmış dengemin kendi uzağı.
O döne dirile dalgasında boğulan kıyı.
seni kendimden öpüyorum bir başka ağızla
dudaklar desen ihaleler çırpınır
dil desen kopuk çığlığından bir silah sesinin.
O yine sonsuz döne dirile
dalgasında boğulan kıyı.
şimdi benim olmayan bir ağızla
herkes söyler oldu bu şarkıyı.
Nurhak Kaya
25
2009
Akatalpa Haikularla Çıktı
HAİKULARLA BAHAR KARŞILAMASI:
AKATALPA Nisan Çıktı!
Ve işte Türkçede ilkbaharın topluluk ruhuyla en güzel karşılanış biçimlerinden biri!
Ayrıca Dağlarca’nın Ruhan Ertop’a yazdırdığı yayımlanmamış şiirlerinden örnekler.
Her kuşağın ve tarzın iyi şiir örneklerini sergileme, eleştirel gözle değerlendirme niyetindeki Akatalpa’nın Nisan 2009 tarihli 112. sayısı aşağıdaki imzalarla yayımlanmıştır:
Sina Akyol, Şavkar Altınel, Oruç Aruoba, Kadir Aydemir, İsmail Mert Başat, Hakan Cem, Gökçenur Ç., Tuğrul Çakar, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ramis Dara, Mehmet Can Doğan, Gültekin Emre, Ceyhun Erim, İzzet Göldeli, Ümit İnatçı, Adil İzci, Muzaffer Kale, Yelda Karataş, Pelin Özer, Yüksel Pazarkaya, Zeynep Uzunbay, İhsan Üren, Serdar Ünver.
http://www.akatalpa.org