ANİDEN HİKÂYE

Ahmet Büke


Geriye kalan rüzgârıydı.

Kapı usulca açıldı. Menteşeler gevşedi, gerindi, yeniden gıcırdadı. Ahşap kasanın bilinmez, bilinse de görünmez tenhalarında tembel burunlarıyla uyuyan kurtlar kendilerine gelir gibi kımıldadılar.

Büyük ve yıldız kenarları yanan ışığın ardından beyaz, uzun elbisesiyle göründü.

Çıkageldi.

Geniş kokular, ayvada ışık, geçmiş güzel günlerin unutulmuş takvim yaprakları, bahçedeki musluğun esnemesi hepsi koşarak geldi ardından.

Onu –baharı- ikiye yarıp çok beklenmiş bir nar gibi yedik.

Yoksul pencerelerimizden komşuya geçerken perdeler çırpındı.

Geldiği gibi gitmedi elbette; rüzgârının yarısını yüklüğe kaldırdık. Bizim olsun diye değil, biter diye de değil; nenemin arada canı çeker belki.

Bahar öyle her yere aniden gelmez. Evden eve geçen bir şarkı gibi sürünür yazılı duvarlara. Herkes hakkını verirse çatılara kaykılıp tembel bir bulut olur da kalır belki biraz.

16 mart 2010

Bir Cevap Yazın