Editör tarafından yazılmış tüm yazılar

Achim Wagner’in Şiir ve Fotoğraf Dünyası. Söyleşi Nuray Salman

17 Temmuz 1967 tarihinde Coburg’da doğdu. Würzburg’da üniversite eğitimini tamamladı. Çeşitli müzik tiyatrolarında dramaturg olarak çalıştı.  Birçok ödül aldı. 1999-2002 yılları arasında Küba’da 3 ay yaşadı. 9 kitabı bulunan Wagner şiir, düzyazı, tiyatro oyunu ve makaleler yazıyor. Almanya’da bir çok Edebiyat ödülü alan Achim Wagner  2009 yılından bu yana Berlin ve Ankara’da yaşıyor.

‘’ Şiir Sokakta’’, ‘’Hafif Coğrafya’’, ‘’Gezi’den Soma’ya Hayat Sokakta’’ Türkiye’de çıkardığı kitapları.

Nuray Salman:  Bir röportajınızda ‘’ 2009 yılında İstanbul’a gelmeden önce Türkiye’yi pek tanımıyordum ama önemli bir şiir geleneği olduğunu biliyordum.’’ Demişsiniz. Türkiye yolculuğunuz 2009 yılında başladı, nasıl bir süreç yaşadınız ? Gelme sebebiniz öncelikli Şiir mi?  

 Achim Wagner: 2009 yılında Alman Kültür Vakfından (Nordhein Westfallen) burs alarak Türkiye’ye geldim. Bu burs özel bir burstu. Bu burs sayesinde Türkçe öğrendim. Alman Sanatçı evinde 6 ay kaldım yani İstanbul’da. Sonra Ankara’yı çok merak ettiğim için Ankara’ya geldim ve burada yaşamaya başladım. İstanbul çok güzel bir şehir ve herkes burayı keşfetmiş. Ankara’da ise bilinmeyen çok gizli güzel yerler var ve ben buraları keşfetmek istedim. Örneğin Samanpazarı, Hamamönü ve çok eski bir Kervansaray var suluhan.Türkiye’ye gelişim elbette şiir. Çocukluğumdan bu yana şiir yazıyorum. Şiirlerimde daha çok gezdiğim yerler, aşk, hayat ve yolculuk var. Nazım Hikmet ve Orhan Veli’nin çevirilerini okudum. Beni çok etkiledi. Cemal Süreya, Ahmed Arif, İlhan Berk, Turgut Uyar… şairleri Türkçe okumak ve onları hissetmek ayrı bir duygu katıyor bana.

N.S: Yepyeni farklı bir yere alışırken dili nasıl bu kadar iyi öğrenebildiğinizi anlatır mısınız?

 A.W: Bir yabancı olarak çok şeye adapte olmanız gerekiyor. Bende her şeyi kolaylaştırmak için öğreniyorum. Lisan öğrenmeye meraklı biriyim. Bir ülkede uzun yaşayacaksam ve o toplumdan uzak kalmamak için o ülkenin dilini, kurallarını öğrenmek gerekiyor düşüncesindeyim.

N.S:  Bir söyleşinizde  ‘’ Türkiye’de şiir hazır, sizi bekliyor, aramanıza gerek yok.’’ Demiştiniz. Burasını biraz açabilir miyiz?

 A.W: Türkiye coğrafyası adeta bir şiir. Tarih, sanat, edebiyat…kültüre açık bir yer. Örneğin Ege kültürü, Karadeniz kültüründen farklı ama aynı coğrafyada. Şiire buralardan kolayca ulaşabiliyorsunuz.

 N.S:  Batılı bir şair, bir sanatçı olarak ve zaman zaman Türkiye’de yaşayan, Türkçe yazan bir şair olarak; hem ‘içerden’ hem ‘dışarıdan’ nasıl görüyorsunuz Türk şiirini?

 A.W: Türk şiiri özel bir şiir. Dünya şiirinden çok farklı, dilin özel etkisi var. Türkçe  derin ve kısa yazmaya çok elverişli bir dil. Şiirini besleyen ana malzemeler yeteri kadar var. Dünya şiiri içinde değerli bir yeri vardır. Bu benim görüşüm.

N.S:  Küba’da yaşadınız bir süre. Sizi ne karşıladı orada ?

 A.W: Küba’da 3 ay yaşadım. Küba’ya gidiş nedenim Tiyatroydu. 2 Küba’lı arkadaşım vardı. Kaldığım süre boyunca hayran kaldığım Küba’yla ilgili kitap yazdım. Gezmeyi, öğrenmeyi seviyorum.

 N.S:  Tarih, kültür, coğrafya olarak Türkiye’yi sevdiğinizi biliyorum. İstanbul’a olan tutkunuzu da  biliyorum. İkinci Yeni şairlerini seviyorsunuz özellikle. İkinci Yeni’nin Batı şiirinden, özellikle Fransız şiirinden beslenmiş olmasının etkisi var mı bunda?

A.W: Elbette Fransız şiirinden beslenmiş olduklarını biliyorum. Örneğin İlhan Berk bir Fransız gibi Fransa şiirlerini Türkçe’ye çevirdi. Ve ben buna hayran kaldım. Türklerin kültürleri Fransız kültürlerine yakın. İkinci Yeni şairleri buradan çok ilham aldı.

N.S:  Şiir ve Fotoğraflarınızla, insanın barış ve sevgi dolu bir dünyada yaşayacağına inanıyorsunuz. Şiirlerinizde  tarih, yolculuk, aşk var. Fotoğraflarınız görsel bir şiir adeta. Bu iki farklı disiplini,  içerik bağlamında buluşturduğunuz düşünüyorum. Ne dersiniz? Bir yandan şiir yazıyor, bir yandan görsel bir hikaye anlatıyorsunuz ? Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

A.W: Bence hiç farkı yok, her ikisinde de tarihi, yolculuğu, aşk’ı anlatıyorum.

N.S:  Fotoğrafın gücüne inanıyorsunuz. Sesten daha etkileyici çünkü. Söylemek istediğiniz fotoğraflarda okumak mümkün. İyi bir göz için tabii!

A.W: Ben çok konuşan biri değilim. Dinlemeyi ve görmeyi çok seviyorum. İlhan Berk gibi şiir düşünüyor ve fotoğraflarımla anlatmaya çalışıyorum.

N.S: Gezi’den Soma’ya kitabınızla görsel bir hikaye anlatınız. Neler düşünüyorsunuz o günlerle ilgili ve tüm olup bitene ilişkin…

 A.W: Gezi direnişi parti direnişi değil, hayat kavgasıydı. Gezi direnişinde İnsanlar sokakta var olanı kullandılar. Toplumda bir şiir köprüsü var. Türkiye’nin dayanışma, yaratıcılık ve cesaret ile belirlenen bir potansiyelini açığa çıkardı. İnsanlar bu süreçte sanatla’da direnmeyi öğrendiler. Gezi direnişi bir halk hareketi. Ben, ‘Gezi’den Soma’ya ‘’ kitabımla tarihe ışık tutmak istedim.

N.S: Yeni çalışmalarınız var mı ? Biraz bahsedermisiniz ?

A.W: Bu günlerde Türkiye’de 2 yıldır var olan Suriye Mültecileriyle ilgi görsel çalışma yapıyorum. Bunun için Mersin, Konya, Ankara, İstanbul’da fotoğraf çektim. Şiir devam ediyor. Resim sergisi açmayı düşünüyorum, bunun için Berlin ve Ankara’da girişimlerim var. Çalışmalarım şimdilik bunların üzerine.

N.S:  Sevgili Achim söyleşi için çok teşekkür ederim. Seni tanımak çok güzel.

A.W: Seni tanımakta güzel, ben de çok teşekkür ederim.

Nuray Salman

25/Nisan/2015

Hatay Restaurant/Bostancı

Yasemin Sungur’la “Kitap ile Sohbet”

“Amacı  kitaplara dokunmak, kitabın içinde yaşamak, paylaşmak ve aktarmak olan “Kitap ile Sohbet” atölyesinde okuduğumuz kitabın kahramanlarını tanıyıp, yerine geçip yaşamımıza yeni deneyimler katıyoruz.

Okumayı seviyorsanız, okuduğunuz kitabın derinliklerine inmek istiyorsanız, okuduğunuz kitap hakkında konuşmak istiyorsanız, yazmayı seviyorsanız, yazmak yolculuğuna farklı bakış açılarını katmak istiyorsanız  sizleri “Kitap ile Sohbet” atölyemize bekliyoruz.

Her Salı 11:30-13:30 saatleri arasında İstanbul Oyuncak Müzesi’nin kafe alanında yetişkinlere yönelik olarak gerçekleşen atölyemize  katılım için ayın kitabını öğrenmeniz yeterlidir.” Yasemin Sungur

Yer: İstanbul Oyuncak Müzesi

İletişim: 0216 359 45 50-51
Etkinliğe katılım ücreti, 25 TL

 

Terk Edileni Fark Etmek: Tanış Onunla!

Sosyal Sorumluluk Projesi / Terk edilmiş köpekler

Hararetle süren ‘Hayvan Hakları’ tartışmaları bir yana, sokak, arazi ya da ormanlara terk edilen köpeklerin sayısı çığ gibi artıyor. Dernek ve kuruluşların çalışmalarına paralel olarak kendi kendine gelişmeye başlayan sivil ‘kurtarma/yuvalandırma’ hareketi ise kendine çıkış yolları arıyor.

Evcil hayvan üretim ve satış ağının kontrolden çıktığı İstanbul’da, müzik yazarı/DJ Sarp Dakni, 2015’te hayata geçirmeye hazırladığı “Tanış Onunla” projesini, terk edilmiş köpeklere evlerini açan

Gonca Vuslateri,

Ferhan Talib,

Ayşecan İpek ve

Müge Doğrular ile birlikte tartışmaya açıyor.

“Tanış Onunla” buluşmasının nasıl bir yol izlenmesi gerekliliği üzerine yapılacak olan söyleşinin tüm geliri terk edilmiş köpeklere mama yardımı olarak aktarılacaktır.

Tarih: 16,12,2014

Saat: 20.30

Yer: Karaköy Külah

Murakip Sokagi 12, 34425 Istanbul, Turkey, 34425 İstanbul

Katılım ücreti: 25 TL

Bilet temini için, www.olmadikacariz.net

Akbank Sanat’ta dergiler konuşuyor

Akbank Sanat

Küçük İskender'in moderatörlüğünde düzenlenen “Akbank Sanat Edebiyat Buluşmaları” Türk edebiyatının usta kalemlerini ağırlıyor. 16 Aralık’ta Türk dergi yayıncılığının önde gelen isimlerini bir araya getirecek olan Edebiyat Buluşmaları, saat 19.30’da başlayacak. Etkinlikte; Varlık dergisinin Yaşar Nabi ve Kemal Özer’den sonraki yayın yönetmeni Enver Ercan, günümüz Türk şiirinin önemli temsilcileri arasında yer alan ve köklü bir dergicilik geçmişi olan Adnan Özer, şair ve akademisyen kimliği ile Baki Asiltürk, 2005 yılından bu yana şiir ve edebiyat dergisi Mühür’ü yayına hazırlayan Mustafa Fırat, okurlarıyla buluşacak. (Zaman / Kültür)