Biri “Kafka” mı Dedi? (Kazuo Ishiguro Üzerine…)

Gözde Aktürk

Eş dost herkes yazar Franz Kafka’nın bendeki yerini bilir. Hep, keşke daha uzun yaşayabilseydi de daha çok eserini okuyabilseydik diyenlerdenim. Bırakın daha çok eseri, elimizde olanların bazıları da yarım kalmış. İşte bu durumda çağdaş dünya edebiyatında kafkaesk sularda yüzen bir eserle karşılaştığımda etkileniyorum ve paylaşma ihtiyacı hissediyorum.

Okuyalı üç seneyi aşkın zaman geçmiş olmasına rağmen hala ara ara aklıma düşen bir romandır Avunamayanlar. Ne şanslıyız ki iyi bir yayınevi ve çevirmenden Türkçeye kazandırıldı. Bu şahane kitabı kaleme alan Kazuo Ishiguro, Japonya asıllı başarılı bir İngiliz yazar. “Günden Kalanlar”(1993) ve “Beni Asla Bırakma”(2010) adlı romanları filme çevrildi. Avunamayanlar da filme çekilse ortaya  hafiften Fight Club tadında  nefis bir şey çıkar; bakalım, göreceğiz.

Konusundan biraz bahsedelim; Mr.Ryder ünü dünyaya yayılmış bir piyanisttir. Konser vermek üzere Avrupa’da bir şehre gelir. Fakat birkaç gün sonraki konseri dışında hayatına, kendisine, çevresine dair hiçbir şey hatırlayamadığını fark eder. Karşısına geçmişinden geldiğini iddia eden kişiler çıkar. Kafası karışır, allak bullak olur. Bir süre sonra her şey onun kontrolünden çıkar ve o da kendisini olanların akışına bırakır. Düşle gerçek arasında bir dünyada bulur kendisini.

Sürrealist bir atmosfer oluşturmak kolay birşey değil, Ishiguro da bunu çok iyi şekilde yapmış. Kafka’daki gibi tuhaf bir atmosfer, başka bir gerçeklik, hiçbir tuhaf durumun yadırganmaması sözkonusu Avunamayanlar’da. Rüyalara has durum ve olgular var; sözgelimi geçmişte kalmış, o sırada akılda hiç olmayan birinin ıssız bir yerde karşımıza çıkması,  uygunsuz bir kıyafetle önemli bir ortamda bulunma durumu, tanımadığımızı sandığımız bir mekanın aslında yaşadığımız ve çok iyi bildiğimiz bir yer çıkması, birbirinden çok uzak olduğunu düşündüğümüz iki mekanın dip dibe olduğunu fark etmemiz rüyalarda vardır. Şaşırırız rüyalarda; işte burada da Mr. Ryder’la birlikte şaşırıyoruz, onu çok iyi anlıyor, neler hissettiğini tahmin edebiliyoruz.

franz-kafka_ (10)Roman öyle şekilde ilerliyor ki, okuma esnasında zihninizde bir dalgalanma yaşanıyor. Sürekli bir bulanıklık durumu, anlatılanların hangisi gerçek, hangisi değil? Yoksa hepsi bir rüya mı? Romanda halihazırda bulunan Mr.Hoffmann’ın piyanist olmak isteyen oğlu ve gözden düşmüş piyanist Brodsky gerçekte varlar mı, yoksa Ryder’ın yeniyetme ve yaşlılık halini mi sembolize ediyorlar? Ancak ilerleyen sayfalarda gerçeklikten iyice kopulup abzürdlük had safhaya gelince bu düşünceler silikleşiyor. Yine Kafka’nın belirsizliğine dönüyor, o atmosferde okumaya devam ediyorsunuz. İşte bu gelgitler, bu bulanıklık, belirsizlik kitabı daha da çekici kılıyor. Öyle ki, bazen Mr.Ryder’ın hafıza kaybı yaşayan biri olduğunu, tüm yaşananların gerçek olduğunu,  ailesinin ve dostlarının onu eski haline getirmeye çalıştıklarını düşünebilirsiniz. Ya da bütün olanlar bir rüyadan ibarettir, kimbilir?

Romanı çekici kılan bir diğer özellik, ritminin sürekli değişmesi. Olaylar bazen başdöndürücü şekilde hızlı, bazen ise inanılamayacak kadar yavaş gerçekleşiyor ve bu okuyucuyu tatlı tatlı sersemletiyor. Uzun zaman alacak şeylerin kısa sürede gerçekleşiyor olması-örneğin asansördeki saatlerce sürecek konuşma, birkaç katın yolculuğu kadar sürüyor-  Ryder’ın çok yabancı bulduğu bir evin salonunun çocukken Manchester’da oturdukları evin salonu çıkması, dünyaca ünlü bir piyaniste prova yeri olarak mutfağa da benzer tuhaf, rahatsız bir yerin verilebilmiş olması, Brodsky’nin köpeğinin ölümünün milli yas(!) ilan edilmesi, resital gecesi Ryder’ın uyuyakalması ve bunu çok da sorun etmemesi, yine aynı gece konukların sabahın ilk ışıklarına kadar salonda kalmaları gibi durumlar  okuru oldukça şaşırtıyor ve huzursuz ediyor; sanki başka bir dünyaya geçiş gibi…

Velhasıl kelam, Avunamayanlar bu yüzyılda yazılmış çok özel bir roman. Onu okumamak kayıp, hele sözünü ettiğim tarzda romanlardan hoşlanıyorsanız. Son sayfayı da okuyup kapağı kapattığınızda daha uzun süre kitabın içinde gezindiğinizi fark edeceksiniz. Kitaplığınızda ona güzel bir yer açın.

 

Bir Cevap Yazın