Yitik Ülke
Edebiyat Dergisi

Birisi

BİRİSİ

Sizi anımsar gibiyim.

Karşı apartmanda,

Balkonsuz dairede yaşıyordunuz.

Her sabah aynı yüzle uyanırdınız

Tüm gün darmadağın dolaşmanız

Kedinizin bile umurunda değildi doğrusu.

Kedinize de iyi bakmıyordunuz zaten

Kaç gün susuz kaldığını gördüm

Aslında siz kendinizi de kedinizi de

Umursamıyordunuz

En güneşli günlerde bile...

Size ait olan tek saflık

Saçlarınızın kar beyazlığıydı

Onun haricinde hiç ısınamamıştım

Çukur gözlerinize ve fazlaca çıkık alnınıza.

Mutfağınız hep pis ve dağınıktı

Gece kalkar yemek yerdiniz

Kırıntılarla birlikte yatağınıza dönerdiniz

Arayanınız olmazdı

Olmadı da yirmi sene boyunca.

Kapıcı Bayram Efendi bile

Size uğramamak için

Kırk bahane uydururdu.

Siz, yal-nız-lı-ğın ta kendisiydiniz...

Size son defa camımdan baktığımda

Pijamanızın cebi hâlâ yırtık ve sallanıyordu

Sekiz hafta olmuştu aynı pijamayla dolaşalı

Zaten bakkala dahi uğramıyordunuz

Çıkık alnınız olsa dahi.

İğrenti duygusu hissetmiştim

Kirden içerisi gözükmeyen camınıza baktığımda

Gözlerimi çevirmiştim anında

Siz, za-val-lı-lı-ğın ta kendisiydiniz...

İşte şimdi yine karşımdasınız

Yırtık cepli pijamanız yok üzerinizde

Yüzünüz de o kadar itici değil artık

Ama yine de yakışmamış bu tabut size,

Çıkık alnınıza rağmen.

Esra E. Karaosmanoğlu

Paylaş:
Tarih: Ağustos

Yorumlar