Kategori arşivi: Çeviri Şiirler

Yannis Ritsos’tan “İlkbahar Senfonisi” (Türkçede ilk kez Yitik Ülke’de) Çev: Olga Okay

Yannis Ritsos’tan “İlkbahar Senfonisi”

Çeviren: Olga Okay

Yüzyılın tarihini şiir yolu ile okumak isterseniz, rahatlıkla söyleyebilirim ki Ritsos’un şiirleri bunun için idealdir. Hem yaşadığı dönemin tarihini, hem de bir anlamda kendi biyografisini şiir yoluyla sunar bize. Şiirlerinin yanı sıra, dokuz düz yazı/öykü, 4 adet de tiyatro eseri kaleme almıştır. Ayrıca, sayısız çevirisi, kolektif ve bireysel çalışması bulunmaktadır. Şiir ve genel anlamda yazı kendisini besleyen en değerli kaynaktır. En önemlisi Ritsos bu kaynağı kendine saklamamış paylaşıp, bölüşmeyi de her zaman bilmiştir. Ergenliğinde tanışıp güvendiği ve benliğini borçlu olduğu şiir onu en iyi tanıma ve tanımlama yoludur.  Devamını okuyun

John Donne – Kimse Ada Değildir Kendinden Müsemma

John Donne

 

Çev. Güneş Soybilgen

 

Kimse ada değildir

Kendinden müsemma.

Herkes karanın bir parçası,

Bütünden bir parça.

Bir toprak parçası sürüklenecek olsa denize,

Azalır Avrupa.

Sürüklenen bir dağlık burun da olsa,

Dostunun evi,

Ya da kendi yuvan olsa da:

Her insanın ölümü eksiltir beni.

Çünkü ben içindeyim insanlığın.

Ve bu yüzden kimseye sorma

Çanlar kimin için çalıyor diye,

Senin için çalıyor.

 


Dipçe:
Ernest Hemingway’in ünlü romanına adını verirken esinlendiği John Donne şiiri. Esasen bu dizeler Donne’un bir katedralde başrahip olduğu dönemdeki vaazlarından biridir, sonradan yayımlanmıştır. Çanlar Kimin İçin Çalıyor ne kadar ünlü ve etkili bir romansa, Donne da o kadar az tanınır günümüz okuru tarafından. 

 

John Donne (1572-1631)

İngiliz şair ve vaizdir. Metafizik şiirini kurmuş ve en önemli temsilcisi olmuştur. Metafizik şiir, gerek tarzı gerek kullanılan benzetmeler açısından çağının çok ötesinde bir akımdır. Metafizik şairler geleneksel olarak şiirsel olmadığı kabul edilen konuları şiirlerinde işlemekten kaçınmamışlardır. Örneğin Donne, ayak kokusunu şiirsel malzeme olarak kullanmış tek şair olmasının yanı sıra gerçekçi ve hislere değin tarzı ile tanınır. Şiirleri dilin canlılığı ve tasvirlerin yakınlılığı ile öne çıkmıştır. 1631 yılında Londra’da arkasında pek çok şiir bırakarak hayatını kaybetmiştir. 

Jack Gilbert şiirleri – Çeviri: Tamara Wilson

jack gilbert

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Jack Gilbert Şiirleri – Çeviren: Tamara Wilson

 

Benim şairlerim; Jack Gilbert / Tamara Wilson
 
“Artık dilimize gelmeyen, kayıp  sözcükleri düşlüyorum; ifade edebilmek için bir yerlerde yitirdiklerimizi.”

Bazı şairler vardır, tek bir sözcük, bir dizeyle gelip eklenirler kendiliğinden yaşamınızın rutinine, ritmine. Farkında bile değilken siz, imge-bellek ilişkisinde yeni bir halka olur, yerleşirler en önlere. Ne daha önce duyulmamış metaforlar kullanmaları, ne buharı üzerinde tüten  aliterasyonların yankıları, ne de şiirin temasına en uyumlu formu bulup, yaratıp ya da, yeni bir ebedi akıma imza atıyor olmalarıyla ilintilidir bu sairlerin farkı.

Gündeliğin duyularımızı  nötrleyen uğultusu içinde görüp de adlandırmamayı yeğlediğimiz, minor notalarda duyumsayıp, major notalarda seslendirmeyi tercih ettiğimiz, bilinç ve bilinçaltının iki parantez arası arafına sıkıştırdığımız yaşanmışlık veya yaşanmamışlıklara tuttukları aynanın yansımasında bulmamızda saklıdır kendimizi, onların mitik dili, sanatı.

Devamını okuyun

“Selvi Ağaçlarının Gölgesinden Öte” – Yannis Ritsos, 3 perdelik tiyatro oyunu 1944-1945

“Selvi Ağaçlarının Gölgesinden Öte” – Yannis Ritsos, 3 perdelik tiyatro oyunu – 1944-1945

Çeviri: Olga OKAY

 

Yannis Ritsos Yunan Edebiyatı’nın en tanınmış en sevilen şairlerinden biridir. Pek bilinmese de kendisinin düzyazı olarak  kaleme aldığı metinlerin yanı sıra aşağıda giriş bölümünü okuyacağınız “Selvi Ağaçlarının gölgesinden öte” olarak tercüme ettiğimiz bir tiyatro eseri bulunmaktadır. Eser, kaleme alındığı dönem itibari ile, okuyucu ve tiyatro izleyicisine sunmayı hedefledikleri açısından önemlidir. 3 ana bölümden oluşur. Her ne kadar tiyatro eseri olarak anılsa ve sahnelense de Ritsos’un muazzam şair yönü her açıdan öne çıkmaktadır.  

Bu tiyatro eseri ilk olarak tek perdelik dram olarak düşünülmüş ve Aralık 1944’de yazılmıştır. 1945’de şair tekrar üzerinde çalışma gereği duymuş ve 3 perdelik bir tiyatro eserine dönüştürmüştür. Ancak ilk basımı 1958 yılında yurt dışında Yunan bir yayınevi tarafından yapılmıştır. Yunanistan’da ilk defa yayımlanması ise1982’dir. 

Ritsos’un bu eseri,1944’ün sonu ile 1945’in başlarında, Yunan tarihinin önemli, dramatik ve acı olaylarına tepkisi olarak ortaya çıkar.  Faşizmden kurtulmaya çabalayan bir halkın, henüz o derin acılardan yüzünü yıkayıp özgürlüğünü kutlama aşamasında yakalandığı emperyalizm düşmanından bahseder. Şiirin gücünü katar Ritsos ve bu gücü eserde sonuna kadar derinden hissettirmesine rağmen asla tarih veya dönem adından bahsetmez. Tıpkı en muhteşem şiirlerinden “Epitafios” ‘un Mayıs 1936 olaylarını konu alması, bunun şiirin bütününe yayılması ancak asla tarih ve dönemi belirtilmeden, günümüze kadar önem ve değerini kaybetmemesi gibi. 

Kısaca bu tiyatro eseri bir milletin şiirsel direnişidir.

Mayakovski söz konusu eser için şöyle der: “Olay ne kadar büyükse, şairin de yaratıcılığı ve olaya mesafesi o denli büyük olmalıdır.” Ve “Zayıf şairler oturup zamanın akmasını ve bu mesafenin oluşmasını koltuklarında beklerken, güçlü şairler bu önemli mesafeyi zihinlerinde yaratırlar” diye de ekler.

Yunan halkının özgürlük mücadelesinin 1921’den beri süre gelen en belirgin sloganı, “Özgürlük ya da Ölüm” dür. Ritsos bunu benimseyen, dile getiren ve nerede ise tüm şiirlerinde aktarmayı başaran Yunan Edebiyatı’nın en önemli isimlerindendir. Ve kendisinin bir diğer önemli şiiri “Apoheretismos” – “Veda” da dediği gibi,


“… insanın gerçek boyu, Özgürlüğün metresi ile ölçülür” 

ve rahatlıkla diyebiliriz ki bu satırlar aşağıda giriş bölümünü okuyacağınız tiyatro eserinin de çatısını oluşturur.

 

 

“Selvi Ağaçlarının Gölgesinden Öte”
Birinci Sahne

(Üç Selvi Ağacının gölgesi görünmektedir. Ve Gölge, uzun siyah bir kıyafete bürünmüş olarak sahne alır. Kıyafetin sarkan bir bölümü öne doğru ve kollarının arasındadır. Gölge erkektir. Ortam karanlığa yakın zor seçilen bir ışıkla aydınlanmıştır.)


GÖLGE: Ülke uyuyor.
​Derin-derin uyuyor ülke,
yüzünü taştan avuçlarının arasına gizlemiş.
Pencereler kapalı, okunmuş kitaplar gibi.
Pencereler kör, panjurların ardında olanı bilmiyorsun,
korku, korku, korku. Nasıl? –bilmiyorsun.
Bu Gölge ki ayak tırnaklarının ucundan başlıyor yükselmeye
ellere ulaşıyor, kalbe, enseye,
saç diplerine ulaşıyor
tıpkı güneşin doğuşu gibi
ve dağın gölgesi yükseliyor ağır ağır ovanın üzerinde
örtüyor bağları, zeytin ağaçlarını, evleri,
örtüyor meydanı
ve sonra çan kulesini,
ve bir kuş sadece, sokulmak istemiyor gölgeye
ve yükseliyor, sadece o kuş, yüksek, yüksek, yüksek, çok yükseğe
az olan ışığa, gökyüzüne,
tek başına, bir başına, yapayalnız,
ruhun korku bilmez hali gibi
umudun içinde yalnız, kararlılık içinde
tek başına, bir başına, yapayalnız
yüksek-yüksek-bilmiyorsun-ışıkta kalıp kalmayacağını
ya da balıklama gölgeye veya çamura batmayacağını
tıpkı güneşin doğuşu gibi
bir kırmızı güneş gökyüzünde
sanki geniş kan damlası gövdesinde öldürülenin, 
Nem ve sessizlik, derin sessizlik

-Nasıl gidiyor? –Şşt! … Konuşma. Bilmiyorum.
-Nasıl gidiyor? –Bilmiyorum. Bilmiyorum.
Ülke uyuyor avuçlarının arasında
Ülke hasta. Uyuyor.
Şşt! Şşt! Yavaş. Yavaş.

(GÖLGE, eli dudaklarında sessizce ortadan (sahneden iner) kaybolur…)

 

Niels Hav şiirleri – Çeviriler: Mustafa Burak Sezer

Niels Hav, Danimarka

Danimarka’nın yaşayan en güçlü şairlerinden biri olarak tanınmaktadır. Biz Buradayız adlı şiir kitabı pekçok ülkede ses getirmiştir.Yayımlanan 6 şiir kitabı ve 3 kısa öykü kitabı bulunmaktadır. Şiirleri dolayısıyla Czeslaw Milosz ve Les Murray ailesine, öyküleri dolayısıyla Anton Çehov ailesine dahil olduğunu belirtmektedir. Eserleri onu aşkın dilde çevrilen şair, en büyük açılımını Kanada’da yapmıştır. Avrupa başta olmak üzere, Asya, Güney ve Kuzey Amerika’da pekçok ülkeyi gezmiştir. Eserleri Arapça, İtalyanca, Türkçe ve Çince’ye de çevrilmiştir. Danimarka Sanat Konseyi Şiir Ödülü başta olmak üzere birçok ödüle değer görülmüştür. Piyano sanatçısı Chiristina Bjorkoe ile evli olan Niels Hav, halen Kopenhag’da yaşamakta ve geçimini yazar olarak sağlamaktadır.

“Niels Hav zekâsıyla, duyarlılığıyla, ince ironisiyle, kişisel özgünlüğü ve toplumcu vicdanıyla, gözünün değdiği her şeyde bir şiir kokusu alarak, bir şiir teması duyumsayarak, sadece bu temayı değil, onun da ötesinde, ondaki yaşamsallığı, canlı dokuyu  şiire dönüştürmeyi başarıyor…
Böyle olduğu için de çağdaşımız bu şairin şiirlerini okurken, onun gözleriyle, sanki yaşamın kendisini okuyoruz…
“Yaşamın anlamı yaşamaktır” diye şairden yapılmış başarılı çeviriler,  bizi şiirde ve yaşamda derinleştirecek bir şölene çağırıyor.” – Ataol Behramoğlu

Devamını okuyun

Yannis Ritsos’tan 3 şiir – Çeviriler: Olga Okay

Yannis Ritsos'tan 3 şiir


İki ay var ki görüşmedik.
Bana bir asır ve dokuz saniye.

Söyle ne yapayım ben yıldızları?
Onlardan daha bile uzakken
sen!

Yannis Ritsos
Çeviren: Olga Okay

 

 

Yine burada, aynı dünyada…
aynı yerde.
Ki rüyanın…
ışığın…
ve güzelliğin…
bir ismi var.

Yannis Ritsos
Çeviren: Olga Okay

 

 

Dinleniyor toprağın altında,
ölülerimiz.
Ve burada toprağın yüzünde,
her gün
öldürüyorlar,
her gün
umudumuzdan vuruyorlar bizi. 

Yannis Ritsos
Çeviren: Olga Okay

Konstantin Kavafis – “Barbarları Beklerken”

BARBARLARI BEKLERKEN


Neyi bekliyoruz böyle toplanmış pazar yerine?

    Bugün barbarlar geliyormuş buraya.

Neden hiç kıpırtı yok senatoda?
Senatörler neden yasa yapmadan oturuyorlar?

    Çünkü barbarlar geliyormuş bugün.
    Senatörler neden yasa yapsınlar?
    Barbarlar geldi mi bir kez, yasaları onlar yapacaklar.

Neden öyle erken kalkmış imparatorumuz,
şehrin en büyük kapısında neden kurulmuş tahtına,
başında tacı, törene hazır?

    Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
    onların başbuğunu karşılamaya çıkmış imparatorumuz.
    Bir de koca ferman hazırlatmış
    ona rütbeler, unvanlar bağışlayan.

İki konsülümüzle yargıçlarımız neden böyle
işlemeli, kırmızı kaftanlar giyinip gelmişler?
Neden böyle yakut bilezikler, parlak,
görkemli zümrüt yüzükler takınmışlar?
Ellerinde neden böyle altın,
gümüş kakmalı asalar var?

    Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
    onların gözlerini kamaştırırmış böyle takılar.

Ünlü konuşmacılarımız nerde peki,
neden herzamanki gibi söylev çekmiyorlar?

    Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
    onlar pek aldırmazlarmış güzel sözlere.

Neden bu beklenmedik şaşkınlık, bu kargaşa?
(Nasıl da asıldı yüzü herkesin!)
Neden böyle hızla boşalıyor sokaklarla alanlar,
neden herkes dalgın dönüyor evine?

    Çünkü hava karardı, barbarlar gelmedi.
    ve sınır boyundan dönen habercilere göre,
    barbarlar diye kimseler yokmuş artık.

Peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan?
Bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza.


Konstantin Kavafis


Çeviri: Cevat Çapan

James Joyce’tan 2 çeviri şiir – İngilizceden çeviren: Güneş Soybilgen

YALNIZ

Ayın soluk altın ağları
Duvağa çeviriyor geceyi
Uyuyan göldeki kıyı ışıkları
İzliyor sarısalkım filizlerini

Bir ad fısıldar geceye
Kurnaz kamışlar, onun adını.
Tüm ruhum keyifte,
Bir utanç baygınlığı.

James Joyce

İngilizceden Çeviren: Güneş SOYBİLGEN

 

 

ÇİYLİ DÜŞLERDEN

Uyan ruhum, çiyli düşlerden
Aşkın derin uykusundan ve ölümden,
Bak! Nasıl da iç çekiyor ağaçlar
Gün, yapraklarına öğütler.

Tan yayılır yavaşça doğuda
Alazlar peydahlanır usulca
Titretir tüm o duvakları
Gri-altın ağlardan müsemma. 

Canlanırken tatlı, nazik ve gizli,
Sabahın çiçeklenen çanları,
Perilerin bilge korosu
Başlar duyulmaya (bir dolu!)

James Joyce

İngilizceden Çeviren: Güneş SOYBİLGEN

Wislava Szymborska – KİMİ ŞİİR SEVER – Çeviri: Güneş Soybilgen

KİMİ ŞİİR SEVER

Kimi – 
Yani herkes değil.
Çoğunluk bile değil, 
Anca bir avuç insan. 
Okullar sayılmaz, orada şiir zoraki
Ve şairlerin kendileri de tabi
Binde iki belki.

Sever – 
Ama insan şehriyeli tavuk çorbası da sever,
Eski bir atkıyı da sever insan.
Sever insan üstteki el olmayı,
Bir köpeği okşamayı.

Şiir – 
İyi de, nedir şiir.
Bir sürü sarsak yanıtı var bu sorunun
Ama ben bilmiyorum, bilmiyorum
Ve buna tutunuyorum
Tırabzana tutunur gibi. 

Wislava Szymborska

Çeviri: Güneş Soybilgen

Yannis Ritsos’tan 3 yeni şiir – Türkçede ilk kez, Yitik Ülke’de!

Olga Okay, Yunancadan Yitik Ülke için çevirdi. Yannis Ritsos'un Türkçeye ilk kez çevrilen 3 yeni şiiri Yitik Ülke'de!

 

DONUK SAAT

Pencereler kapalı, kapalı kapılar.
Peki nereden girer ki eve bu rüzgar?
Kabarıyor perdeler, akıyor çarşaflar.
Duvar diplerinde odanın yükseliyor kutsal ruhlar.
Kilerde bağıran, tahtadan bir at.
Mermerden heykel gibi, üç basamak arayla 
merdivene dizilmiş hizmetkarlar, ellerinde sönük şamdanlar.

Yukarı çıkacak biri, inerken aşağı bir diğeri.


Yannis Ritsos 1973 baskısı “Koridor ve Merdiven” adlı şiir kitabından, Sayfa 42

Devamını okuyun