Kategori arşivi: Çeviri Şiirler

“Aynı Bardaktan İçmeyeceğiz” – Anna Ahmatova – Çeviri: Azer Yaran – Hande Özer

 

Artık aynı bardaktan içmeyeceğiz
Ne suyu ne tatlı şarabı,
Erken sabahlarda öpüşmeyeceğiz,
Ve birlikte gözlemeyeceğiz camdan akşamı.
Sen güneşle soluklanıyorsun, ben ayla,
Ama yaşamadayız biz aynı sevdayla.

Benim yanımda hep candan, sevecen dostum,
Seninleyse canlı, şen sevgilin.
Ama gri gözlerde ürküyü ben anlıyorum,
Ve sensin suçlusu benim derdimin.
Sıklaştırmıyoruz kısa görüşmelerimizi,
Böyle korumaya yargılıyız erincimizi.

Dizelerimde bir senin sesin şakır,
Benim soluğum eser senin dizelerinde.
Ah, bir ateş var ki el değmeye
Ne korku, ne unutuş kalkışır.
Ve bilsen şimdi nasıl doyamadığımı
İzlemeye, senin kuru, pembe ağzını.

Çeviren: Azer Yaran

 

***

 

Aynı bardaktan içmeyeceğiz
Ne sıcak şarabı, ne suyu,
Kuşluk vakti öpüşmeyeceğiz,
Pencereden bakmayacağız akşama doğru.
Sen güneşle soluklanıyorsun, ben ayla,
Ama düştüğümüz aynı sevda.

Sadık ve sevecen dost, benim yanımda,
Senin yanındaysa neşeli bir sevgili.
Gri gözlerindeki korkuyu anlıyorum sanma,
Ve bu çektiklerimizin sensin sebebi.
Sıklaştırmıyoruz ayaküstü buluşmalarımızı.
Ne çare ancak böyle koruyabiliriz huzurumuzu.

Şiirlerimde yalnızca senin sesinin ezgisi duyulur
Senin şiirlerinde benim soluğum eser.
Bir ateş ki, ona kim dokunur,
Buna ne korku, ne unutuş cesaret eder
Ve bilsen nasıl hoşlandığımı
Seyretmekten senin kuru, pembe dudaklarını.

(1913)

Çeviren: Hande Özer

Jorge Luis Borges şiirleri

AY

Sessiz arkadaşlığı ayın (kötü alıntılıyorum Vergilius'u) eşlik ediyor sana,
dalgın gözlerinin bugün toza dönüşmüş
bir bahçe ya da avluda onu son kez çözümlediği
-zamanın derinliğinde yitip gitmiş- o akşam
ya da geceden bu yana. Son kez mi?
Biliyorum, biri çıkıp şöyle diyebilir
günün birinde sana, tam da gerçeği söyleyerek:
Parlak ayı görmeyeceksin artık, tükettin
yazgının sana bağışladığı fırsatların toplamını.
Tüm pencerelerini açsan da dünyanın, boşuna.
çok geç artık. Onu bulamayacaksın bir daha.
Yaşamımız boyunca keşfeder ve unuturuz
o alışılmış güzelliğini gecenin. Biliriz,
göktedir hep ay. Oysa iyi bakmak gerekir ona.
Kim bilir, belki de sonuncusudur!

Jorge Luis Borges

Jorge Luis Borges şiirleri yazısına devam et

Rudyard Kipling Şiirleri

Rudyard Kipling (1865-1936)

30 Aralık 1865'te Bombay'da doğan Kipling, ilk yıllarını Hindistan'da geçirmiş, daha sonra İngiltere'de yaşamaya devam etmiştir. 1882 yılında 16 yaşındayken Civille and Military ve Pioneer Allahabat adlı gazetelerde çalışmıştır. Dünyanın pek çok yerini gezen Kipling şiirlerinde ve hikayelerinde öğretici olmayı seven, dini konulara ağırlık veren bir edebiyatçıdır. Yaşamı boyunca pek çok ödül alan Kipling, 1907'de Nobel Edebiyat Ödülü'nün de sahibi olmuştur. Yaşamının son yılında "Something of Myself" adlı otobiyografisini yazan şairin bugün hâlâ İngiltere'de Rottingdean Preservation Society Müzesi'nde çalışma kopyalarının saklandığı bir oda bulunmaktadır.

 

 

EĞER

Herkes seni sorumlu tutarken kayıplardan
Aklını koruyabiliyorsan
Herkes şüphe ederken senden
Sen kendine güvenebiliyorsan
(ki yine de onlara karşı hoşgörülü olmalısın)
bekleyebiliyorsan yorulmadan beklemekten
yorulmadan kandırılmaktan ve nefrete maruz kalmaktan
yalanlarla uğraşma, nefrete yer verme
ne çok iyi ol ne de bilge
Düşlerinin efendin olmasına izin verme, düşleyebiliyorsan
ve hedefin düşüncelerin olsun, eğer düşünebiliyorsan
Eğer ne kazandım diye sevinebilir, ne yıkıldım diye yerinebiliyorsan
İkisini de karşılayıp yüzleşebiliyorsan
Kazandığın ne varsa risk edebiliyorsan bir yazı-tura oyununda
Ve baştan başlayabiliyorsan kaybedince
Hem de kayıpları hiç anmadan bir daha
Cesaret ve güç için zorlayabiliyorsan kalbini
Her şey gittikten sonra bile yanında olması için
Ve içinde hiçbir şey kalmadığı zaman bile dayanıyorsan
‘sabret’ diyen sesi kabul etmelisin içinde
Herkesle birlikte olup erdemli kalabiliyorsan
Krallarla dolaşsan da benliğini kaybetmiyorsan
Ne düşmanın ne de dostların seni incitemiyorsa
Herkes senin yanındaysa ama hiçbiri çok yakınlaşmadan
Eğer her gününün her saatini, her dakikasının her saniyesini
İç huzurunla yaşayabiliyorsan
Senin olur yeryüzü, katılarak içine her şeyi
Ve gerçek bir insan olursun o zaman, ondan da ötesi.

(İngilizceden çeviren: Özlem Güzelharcan)

Kuzgunun Sonu Edgar Allan Poe’nun Kedisinden Oldu / Henry Beard

poe

Kuzgunun Sonu Edgar Allan Poe'nun Kedisinden Oldu

 

Pek de büyülü olmayan bir gecede
Yağmur ince ince yağarken pencerede
Fareleri yakalatan adam
Uyandırıverdi beni abartılı sesiyle. 

Çakırkeyif ve biraz da kaba saba
Sesinde var korkak bir hava
Poe tünemiş duran bir kuzgunla konuşuyor 
Odasındaki kapının yanında. 

Kuzgunun Sonu Edgar Allan Poe’nun Kedisinden Oldu / Henry Beard yazısına devam et

Türkçede İlk Kez Yitik Ülke’de! Yannis Ritsos’tan 2 Yeni Şiir

yannis ritsosYİTİK ÜLKE DÜNYANIN EN BÜYÜK ŞAİRİNİ KONUK EDİYOR!

YANNİS RİTSOS'TAN TÜRKÇEDE İLK KEZ YAYIMLANAN YENİ ŞİİRLER. OLGA OKAY'IN ÇEVİRİSİYLE… İYİ OKUMALAR


 

Türkçede İlk Kez Yitik Ülke’de! Yannis Ritsos’tan 2 Yeni Şiir yazısına devam et

Ionela Flood Şiirleri – Çeviriler: Pelin Savtak

Ionela Flood Şiirleri – Çeviriler: Pelin Savtak

Şairin Kendi Dilinden "Hayatından Kareler"

Çavuşesku döneminde Bükreş'in dışında kalan Sabareni kasabasında, hem Oltenia hem de bir zamanlar ayakkabı yapımı sanatı ve okuluyla meşhur olan Bucovina kökenlerine sahip orta hâlli bir ailede dünyaya geldim. Çocukluğum büyükanne ve büyükbabamın, eskiden yanında Ecaterina Manuc Manastırı olan bahçesinde ve diğer büyükanne ve büyükbabamın meyve bahçesinde, yazın güneşiyle çiçeklenen meyve dalları arasında geçti. İlkokulu; kurulduğu, bir zamanlar kömür madeninin içinde hazine bulunmasıyla bir gecede zengin olmuş, varlıklı, maden işçisi bir aileye ait olmuş olan Sabareni Kalesi'nde tamamladım. Orada hayal gücüm beni bu ilk aşkıma götürdü eskiden çelenklerle süslenmiş odalarda ve salonlarda çınlayan hayatı hayal ederek. Bükreş'teki Petru Poni Lisesi'ndeki hayat beni pragmatik bir gerçekçiliğe sürükledi ve Mihai Gaina ile evlenip iki çocuğa sahip olduğum Bükreş'e yavaşça bağlanmış hissettim. Aynı zamanda İktisad Çalışmaları Akademisi'nde İşletme Fakültesi'nde okuyordum. 1996'da, 1989'dan sonraki ilk yönetici grubuyla mezun olurken öğretmen olarak sekiz yıl çalışacağım eğitim öğretim yolunu ve Bükreş'te birinci ve ikinci bölgelerde müdür olarak çalışacağım belediye sarayına giden kamu sektörü yolunu açmış oluyordum. Orada Bükreş'teki Mihai Eminescu Kültür Merkezi'ni üç yıl boyunca yönetme şansına sahip oldum. Birlikte birkaç festival düzenledik ve çalıştık: "Mihai Eminuscu Festivali", "Milenyum III" Festivali, "Spor Dans Festivali" ve "Enigmaticul Dergisi". Ionela Flood Şiirleri – Çeviriler: Pelin Savtak yazısına devam et

Yannis Ritsos’tan Muhteşem Bir Şiir: “BİR SÖZCÜK O”


Bir şey bilmiyorum -dedi- bir şeyim yok, bir şey değilim
buradaysam, dünyanın içinde, çakılmış bir büyük kanatla göğsüme,
odur öğrendiğim tek sözcük, söyler ağlarım- 
onu tanıyorum, onunla varım, onu haykırırım rüzgâra-
uykusuz ıssız gecelerde öldürenlerin öğrettikleri
onca taşın taşlanmanın altında -yalnız bir sözcük:
Özgürlük, Özgürlük, Özgürlük.

Yannis RİTSOS

Çeviren: Ahmet YORULMAZ

Nichita Stanescu’dan Bir Şiir

Emoţie de toamnă 

A venit toamna, acoperă-mi inima cu ceva,
cu umbra unui copac sau mai bine cu umbra ta.

Mă tem ca n-am să te mai vad, uneori,
că or să-mi crească aripi ascuţite până la nori,
că ai să te ascunzi într-un ochi străin,
şi el o să se-nchidă cu o frunză de pelin.

Şi-atunci mă apropii de pietre şi tac,
iau cuvintele şi le-nec în mare.
Şuier luna şi o răsar şi o prefac
într-o dragoste mare.

 



SONBAHAR COŞKUSU



Kötülükleri kalbimden koruyan sonbahar geldi

Bir ağacın gölgesi ya da hayallerin en iyisiydi o!



Bazen seni göremeyecek olmaktan korkarım

Bulutlara uçacak kadar keskin kanatlar yaratırım

Seni gözlerimin içinde saklarım

Ve sen bir pelin çiçeği gibi açarsın



Vakit geldiğinde çakıl taşlarına yaklaştım

Ve kelimelerinin denizinde boğuldum

Ve ay doğdu, ona dönüştüm

İçimdeki büyük aşkla!





Şair: Nichita Stănescu

Romenceden çeviren: Ayşe Beyza Büyükçınar

Şiirin şarkı hali: http://www.youtube.com/watch?v=nKlxWA3xEgE
Yazarın kısa özgeçmişi: 31 Mart 1933 doğumlu, 13 Aralık 1983'te Bükreş'te hepatit teşhisi konularak ölen önemli Romen şairi ve deneme yazarıdır. Edebi eleştirmenler tarafından sevilen ünlü bir Romen şairidir.

Ağlayan Çayır

 

Ağlayan Çayır

Gardiyan…
Hiç suyum yok…
Hiç sabunum yok…
Hiç kâğıdım yok ki çocuklarıma yazayım…
Üniformalar değişti…
Gri giyiyorsun, gardiyan…
Gardiyan, siyah giyiyorsun.
Adım Eleni.
Bir devrimciye yataklıktan buradayım.
Şimdi nereye götürüyorsunuz beni?
Gardiyan…
Hiç suyum yok…
Hiç sabunum yok…
Çocuklarıma yazacak kâğıdım yok…
Üniformalar değişti…
Almanlar yeşil giyer…
Sen Alman mısın gardiyan?
Adım Eleni.
Bir devrimciye yataklıktan buradayım.
Şimdi nereye götürüyorsunuz beni?
Aralık 1944′de ben de oradaydım,
insanların kurtuluşu kutladıkları o meydanda.
Şimdi nereye götürüyorsunuz beni?
Üniformalar değişti.
Sen İngiliz misin gardiyan?
Kaç para mermi?
Ya kan ne kadar?
Bütün üniformalar aynı gardiyan…
Gardiyan…
Hiç suyum yok…
Hiç sabunum yok…
Çocuklarıma yazacak kâğıdım yok…
Şimdi nereye götürüyorsunuz beni?
Adım Eleni.
Yaralı bir gerillayı sakladığım için buradayım…
Gardiyan…
Sürgündeyim…
Mülteciyim ve her yerden sürüldüm.
Rıhtımda ağlayan üç yaşında bir kız…
Hiç suyum yok…
Hiç sabunum yok…
Çocuklarıma yazacak kâğıdım yok…

Theo Angelopoulos