Kategori arşivi: Yeni Şiirler

Melisa Gürpınar – Gözyaşıyla Söner mi Yangın

Melisa Gürpınar

gözyaşıyla söner mi yangın
ey ölüm 
ben ne aptalım 
okunur mu yolladığım mektup 
tutuşmuş bir kalemle yazdığım 

dağıldı oyuncak atımın boncukları 
bütün çeşmeleri kurudu sokağımın 
kapladı göğün yüzünü 
kara bir örümceğin ağı 

halden anlar mı acaba güneş 
ama o hiç sokak çocuğu olmadı 
uyumadı kaldırımda 
farelerle yanyana 
şair de olmadı hiç 
beyaz ince bir dizeyle 
bağlanmadı ay ışığına 

bütün sayfaları uçtu hayatımın 
sonunda mürekkebimle sulandı 
ortanca saksıları 
bir de sözlüğü olacaktı aşkın 
sanırım eskiciye satıldı 
ya kentim 
daha yeni doğmuştu 
acaba çingeneler mi çaldı ey ölüm 
ben çok aptalım 
arıyorum boş yere 
kendi küllerime gömdüğüm ışığı

*

Melisa Gürpınar (1941 – 2014)

Şair, yazar Melisa Gürpınar 1941 yılında İstanbul'da doğdu.

İstanbul Belediyesi Konservatuarı Tiyatro Bölümünün ardından, öğrenimine 
Londra'da devam etti. Alanında birçok etkin çalışmalarda bulunan Gürpınar,
tiyatroyla yakınlığını eleştirmen olarak sürdürdü. 

Umut Pembeleri, Yeni Bir Gün Şarkısı, Geceyarısı Notları, Ara Beni Sevgilim Sözcüklerin İçinde, Yalnızlık Mevsimi, Yaz Mektupları, İstanbul`un Gözleri Mahmur, Bir İstanbul Üçlemesi, Yeni Zaman Eski Hayat, Çocukluğum ve Ölümüm Uçup Giden Kent, Okul Arkadaşım, Salkımsöğütlerin Gölgesinde, Kitap Benim Kanadım, Her Harf Bir Melek, Ada Şiirleri kitapları yayımlanmış olan Melisa Gürpınar'ın birçok ödülü bulunmaktadır. 

Bülent Aydınel – “Anımsamanı İstiyorum”

Anımsamanı İstiyorum

I
Sana sızlayan bir yürek
Bir kucak şiir
Ve çalışır sözcükler bırakıyorum
Çiçekleri iyi tanı
Gülleri ve çocukları
Kızıl bir sonbaharda
Bir köşe başında
Duvarlar kaldırımlar karanfil
Sırtımda gençliğimin en deli çağı
Sırılsıklam aşık
Sırılsıklam kavgacı
Anımsamanı istiyorum
Bütün sokakları sevgiye açılan bu adam
Bütün nefretleri dövüştürdü
Ve öperken seni çırılçıplak bir sevdayla
Eksilirken hüzün
Dedi ki Nazımdan bir şiire dönüyor yüzün

Devamını okuyun

ANDIMIZ – Onur Behramoğlu şiiri

Andımız (Onur Behramoğlu)

naylonun altındayız on iki nüfus

metre ile aldığım naylon
soğuğun milim milim kemirdiği
bizim mahallenin naylonu

erciş’in az ötesi
çelebibağ beldesi cumhuriyet mahallesi
az ötesi
muasır medeniyetin

kaç dilekçe yazdım yazdırdım
çadır vermediler depremden beri
alıştık alışmasına ya
koyuyor
evladının önünde
kaç kere
“geldikleri gibi giderler”
der gibi…

zaten özürlüydü çocuk
yarı ölüydü zaten, tamama erebilirdi
pıt diye kırılabilirdi boynu
rızasıyla düzülebilirdi mesela
kuytusunda cumhuriyetin

ciğerlerine işledi buz kesti
anası hangi birini ısıtsın koynunda
çocuktu zaten, özürlü
dondu kulağında halkacık küpe
“başın sağolsun” dediler
“fotoğraf gerekmez definişlemlerinde”

andolsun
fırat’ta düşüp boğulan kuzunun
hesabı ömer’den sorulur
fırat’ta diyorum boğulan kuzunun
hesabı sorulur ömer’den
andolsun
ben şimdi geri kalan nüfusumla
tir tir titriyorum
soğukta donan kızıma
sıcacık çay demliyorum rüyalarımda
ben şimdi kuzum diyorum…kuzumun…
incecik hırkasını
türk varlığına armağan ediyorum

Onur Behramoğlu

@onurbehramoglu

Eşikteki Ayakkabılar

EŞİKTEKİ AYAKKABILAR

Bir sabah benim ayakkabılarımı da koyacaklar
Her gün girip çıktığım kapının önüne
Belki babetlerimi seçerler, belki bağcıklı çizmelerimi
Belki de çok sevdiğim kahverengi botinlerimi
Veya pabuçlukta ellerine gelen ilk ayakkabıyı
Adet yerini bulsun diye
Bırakacaklar kısık sesle
Kapımın eşiğine.

Oysa ben daha ne çok sene yaşayacaktım
Hep hüzünlü geçmeyecekti günler
Kederi bir çekmeceye kaldırmaya and içmiştim
Bugün yarın derken geldi O gün
Hiçbir şey yapamadan
Yapacak çok şey bırakarak ardımdan.

Mırıldanan bir ağıt sessizliğinde
Gideceğim aydınlık bir günün sabahında
Kimseye haber vermeden,
Sükûnetle.

Yine yakışmayacak Ölüm
Genç yüzlere, daha yapacak çok şeyi olanlara
Ve herkes ağlayacak, hüzünlenecek
Bağrını yumruklayacak.
Ama sonra hayat yeniden galip gelecek
İnsanlar yürüyecekler, gülecekler,
Sinemaya gidip öpüşecekler
Ve kâh hayatlarından şikâyet edecek,
Kâh kendilerini ölümsüz sanacaklar.
…İyi ki de öyle olacak.

Onlar hayatı ıskalaya ıskalaya yaşarken
Benimkiler gibi bir sürü ayakkabı
Son yolculuklarına
En sevdikleri kapı eşiklerinden uğurlanacak.

Esra E. Karaosmanoğlu

(Meral Okay’ın anısına)

BEN ESKİDEN YALNIZLIKTIM


1.

Karşıdan gülümseyerek geldi ve yanına oturdu kadın:

-Görüyorum, hep buradasın, dedi…

Adam gülümseyerek baktı kadına ve..

-Doğrudur, dedi..

-Her gün ağaçların altında ne yapıyorsun,
dedi kadın…

Elinde tuttuğu çivi büyüklüğündeki dikeni
masaya bıraktı ve..

-her akşam koklamaktan yorgun
düştüğüm gülün,

içime kaçan dikenlerini çıkarıyorum.


Enver Topaloğlu

GÖNDERME

 

 
Gönderme 
 
Elma dersem çık, 
Başka ne dersem diyeyim, çık(ma).
Hani o Cemal Süreya’nın 
Adından attığı harf vardı ya,
Onu aldım, kattım hayatıma
Hem de ismimin tam ortasına.
 
Elma.
 
Mart 2012 
 
Yasemin Gürkan

Kar Şiirleri * (Kadir Aydemir – Enver Topaloğlu)

 

AYAK İZLERİNİN ŞİİRİ / Kadir Aydemir

Kar yağarken
Doluyor bir boşluk aramızda
Öfkeli bir dal
Ağırlaşıp eğiliyor buzlu geçmişe

Merak etme, hepsi aramızda kalacak
Üşüyen ellerin, denize attığın taş
Ve kılıcı yalnızlığın
Uykumla birleşen saçların bir de

Ah, varamazsın farkına
Kar yağarken bembeyaz
Birden, yaşlandım işte.

***

KARAKIŞIN ORTASI / Enver Topaloğlu

bulutların papatyasından kopan
beyaz yapraklar dolduruyor
ayak izlerinden kalan boşluğu
ne hoş değil mi

gökyüzü yeryüzüne yaklaşıyor
dünyanın iki dudağı
aynı kederi paylaşan ağaçların bile
birbirine yaklaşmadığı kadar

kar yağarken kışın kalbi yok diyelim diye mi
niçin renk değiştiriyor anılar bana sorma
ne diyeceğimi bilemem kar yağarken
düşlerin altında kalıyor bütün ezber

kar yağarken soyunuyor şehrin harfleri
görülüyor ki gerçek çıplakken başka
serçelerin kalbi dururken
tellerde donan
ölü uçurtmaların suçu değil hayat

acının ve yasın sonsuzluğu altında
ey şair ah şair bu karakışın ortası
sevgilim düşmeyen ateşimi ölçüyor üç gündür
kar yağarken kar yağmış olmuyor ki sadece
kar yağarken çocuklar var vanlı
deprem hasarlısı
her sabah
önüne çöktükleri çadırların direği buzdan
ve ayazın elmasını ısırıyorlar bir yandan

ey şair ah şair bu karakışın ortası
kar yağarken sadece
kar yağmış olsaydı keşke

Enver Topaloğlu’nun Yeni Şiiri

ENKAZ

yedi nokta iki
beş nokta altı
sayılar istatistikler
yetkililerin dilinde
spikerlerin gazete puntolarının ağzında
çekip çekiştirilen lastik
oysa acı
oysa yüreği ezen demir gülle

ne diyor
üst üste
doğudan yükselen çığlık

doğudan ışıktan önce yükselen çığlık
ne diyor
van dünya vay dünya
ellerin koynunda kal dünya
duyan da var
duymayan da

bir yanda depremin enkazı
bir yanda
yetkililer spikerler sayılar istatistikler
diller ağızlar
her gün altında kaldığımız enkaz

ENVER TOPALOĞLU

Göksel Bekmezci’nin Şiiri

gri hikayeler

kul kedisi

alın yazıları okunaksız yazılmışların
temize çekilmiş hallerini taşır,
küçük kağıtlarda büyük anlamlar taşıyan
ve muhtemelen görünmesi olası yerlere
konulan notlar:

“geç gelirim”
“yemek yemeden çıkma”
“özlemeye başladım bile..”
“daha kaç kilometre özleyeceğim”
“çok güzel uyuyordun”.

-bu son not, uğradığım bir ihanetin özeti olarak
sevgilimce diliyle yazılmıştı.
hayatım bir porno film şeridi gibi geçmişti gözlerimin önünden.
sesimin üstünü örttüm.
gölgemin elinden tuttum.
gökyüzü çok yıldızlı bir otel, aşkım ekstraydı-

küçük hayatlarda büyük ölümler taşıyan
ve muhtemelen kırılması olası kişilerin elinde olan
kalpler de vardır.

sizin notunuzu kimse -anlıyor musunuz-
ama hiç kimse yazmasın!

bu notu böyle alın!

Göksel BEKMEZCİ / Ağustos 2003 Çanakkale

Yazarın izniyle, Gri Hikayeler kitabından alınmıştır.
(Yitik Ülke Yayınları)

Göksel Bekmezci’nin Yeni Şiiri

Yangın Çıkışı

I.

yangın buradan çıkıyor baba.
birazdan ikimiz de öleceğiz.
yaralılar çoktan çeşitli hastanelerde
kandırıldı.
ölenleri saymazsak
şimdilik herkes hayatta.
herkes dediğim,
büyüyünce çocuk olmayı
arzulayan birer kahraman.
kahraman dediğim,
güneşe tapan belki bir kardanadam.
birazdan ikimiz de
hüznün birer zerresine
dönüşeceğiz.
televizyon canlı yayında,
melekler basın toplantısında;
cehennemin tek muhalefet partisi itfaiyeciler
gelemeyecekler yangına.
zaten,
bir yeri de aramamış komşular,
gözyaşlarıyla söndürecekler ateşi
bu defa. Devamını okuyun