Kategori arşivi: Yeni Şiirler

Süreyya Aylin Antmen’in Yeni Şiiri

Ateşin Semaları

I.

bazen yalnızca
yeryüzünün ilk lehçesi
kalbin atışlarını duy istedim
Ateşin semalarına bağladığım bu delil
yağan bütün yağmurların öncesinden
içine kuruyan bir tohumdu

ey bu karanlık madenin derinliklerinde
salınan körpe titreşimler, rahat uyuyun
az şey değil
baharın üflendiği gecelerinizi bildim ben

taşlarını biriktirdiğim bir kâhindi
göğsümde çatlayan damarlarını yol belleyen
güçlü atışlar

bu gidişler hep bir denize doğru
doğru, bir babanın acılarını unuttuğu bu beden
sesin musallasıyla dağılan
çiçeklerle dolu bir tabuttu

doğru, bu hırçın kırların uykusunu
ve tepeliğe, hançerlenmiş uyluğum gibi
serilen kekikleri yalnız ben incittim
denizin ruhuyla

sevmeyi vaat eden göğüslerin acı sütünü
ancak sonlu bedenlerimizin sonsuz dönüşü
çekebilirdi içine

sen ey yüzünde dinmemiş ateşleri hicreden
içimi sana yasaklanan azapların suyuyla akıttım ben
bile-isteye
bile-isteye
bile-isteye

Süreyya Aylin Antmen

Nihat Ateş’in Yeni Şiiri

BUGÜNLERDE AKLIM

bir pencere gibi kullanıyorum aklımı bugünlerde
sabah güneşine açıyorum kanatlarımı
aydınlanıyor köşe bucak

şu iz oradaki ne kadar uzak
yağmurun ardından ohlayıp soluğunu camıma
yüreğini çizip harflerini bırakmış bana

akşam olmuş bir gün sıradan bir akşam
o kıvır kıvır yüzüyle yansıyıp cama
uzun ve kıvrak öyküler anlatmış bana

kar yağmış başka bir gün
buz tutmuş pervazım
ne açılıp ne kapanmışım aylarca
bir kelebek küremiş kanatlarımı
o günden bu yana içime
hep rüzgâr alırım

Nihat ATEŞ

Şairin kendi sesinden şiirlerini dinlemek için:

http://www.izlesene.com/video/nostalji-nihat-ates-siirleri/1121565

Hüseyin Köse’nin Yeni Şiiri

Uzun Çarşılı Bir Gülüş

-Haydar Ergülen’e,

Açar narın ağzını kekre bir zamana dağılan heves
Yazın yokluğa düştüğü anlarda bir kuyu-uyku
Ürkünç irkilmelerine arka çıktığımız
Mağlup üzümlerin şarabı ince bir yüz
Vurur mahzun topukları yorgun nal izlerine
Bir göz ev kalbinse, gövdelerin sathında
İyi ağırlanmış konuklar gurbetimiz,
Kurnalarda nem kaldı, kim kaldı kendi yüzünün gerisinde
Gülsüz bahçelerin önü sıra kanat çırpan düş haddinden emekli bir hafız
Belki yalnız o kaldı gözleri huysuz karamela
Uzun çarşılı gülüşlerin sarışın ve mavi abdalı

O hep birine benzetilmek korkusu tenhalarda
Durdurur taklitçi bir sesle dilin gezindiği tünelleri
Temmuza hışırtı, dermana tabip, gam yükleri Behçet’in olmasa
Çekilir belki iyiliğin gölgesi, kuzu seslerinde Kerbela
Herkes çekilince birbirinin içine acı bir yel gibi

Mücavir duyguların ağıdı, bilirsin Hafız,
Her unutuş gibi taşırır belleğin yatağını
“Kül insandan gelir”, çünkü insanda sınanır ateş

Çekilirken birbirinin içine acı bir yel gibi herkes
Dışarıda kocaman bir yalnızlıktan nasiplenen mızıka
Uzun yalanlarla tamamlayan uzun rivayetleri
Dağlar, denizler, nehirler, kuşluk vakitleri bir de
En âlâ bir anneyle takas ettiğimiz doğum mahalleri

Uzak şehirlere yakın davranan elçi
Şimdi biraz şarkı ne iyi dururdu dudaklarda
Biraz cem biraz yağmur biraz soğuk kan damarda
Ağzı kalabalık bir bıçak ya da,
Biz böyle sarsalayıp durdukça yalnızlıkları

Hüseyin KÖSE
Temmuz 2009

Mustafa Ocak’ın Yeni Şiiri

SANIRIM HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİYORUZ

aşk şimdi senden sıcak bir el
tereddütsüz gelen bir o kadar da dürüst
insanlar aşka yaklaşımımızdaki tuhaflığı anlamaya çalışıyor
her şeyi değiştirişimizin başlangıcı bu

bir deneyimden memnuniyetle yola çıkarım
hele gözlerin sessizliğini en kırılgan bakışında korurken
belki bu tüm hızla olup bitenler bir sırra dokunmak anlamına geliyor
her şeyi değiştirdiğimizi düşünmemin nedeni bu

bahar ilk gülünü gizemli bir şekilde açıyor
değişen her şey senin bir gülün açması gibi ani cesaretinden
fakat olağanüstü anlayışının kapılarını açan nedir hala bilmiyorum
beni içine aldığında gülümseyişin tüm imgelerden daha derin bir iz

üstelik paramparça geçmişlerimiz bizi ‘bir’ yapıyor
hiçbir şeyi kırmadan her şeyi değiştirirken

Mustafa Ocak

Mustafa Ocak’ın Yeni Şiiri yazısına devam et

Recep Şener’in Yeni Şiiri

Türkçe

Mutluğun şiirini yazamam ben
Çünkü hüzünlü bir dildir Türkçe
Bir gülün dalgınlığıyla dolaşır hep
Kanayan bir coğrafyanın içinde
Her kelime bir kafiye taşıyor
Yunus’a, Pir Sultan’a, Âşık Veysel’e
Bir Kerem acısıyla kuruluyor sürekli
Sana yazdığım her cümle
Mutluluğun şiirini yazamam ben
Çünkü hüzünlü bir dildir Türkçe

Recep Şener