Kategori arşivi: Kitap Tanıtımları

1001 Fıçı Bira: Bir Kasaba, Bira ve Aşk Romanı

“Don Quijote’nin Üçüncü Cildi”ni Okumadan Önce…

Ferhat Uludere’nin “1001 Fıçı Bira” adlı romanı, samimi, yer yer hüzün yer yer mizah dolu; kasaba yaşantısının tekdüzeliğini, bu tekdüzeliğin bir sonucu olarak kasaba insanının telaştan, endişeden uzak; gamsız denebilecek bir profil çizmesini, Trakya’daki içki kültürünü de çok gerçekçi şekilde anlatıyor. Trakya’daki bu kasaba yaşamını, Lüleburgaz’da doğup büyümüş fakat her kasabalının bir gün yapmayı arzuladığı gibi oradan kaçıp İstanbul’a yerleşmiş Feryat’ın gözünden görüyoruz. Roman adını, Feryat’ın aslında aşçı olan babası Kel Şükrü’nün zamanında pek meşhur olmuş 1001 Fıçı Bira adlı meyhanesinden alıyor.

1001 Fıçı Bira: Bir Kasaba, Bira ve Aşk Romanı yazısına devam et

Nilgün Şimşek’in “Siyah Sardunyalar” romanı üzerine – Miray Acanerler

Nilgün Şimşek’in “Siyah Sardunyalar” romanı üzerine – Miray Acanerler

Masalların rengi ebruli mordur, masal perilerine inanmayanlar göremezler bu büyülü rengi. Masal anlatılırken rengi bir yanar bir söner, bir pembeleşir bir kızıla çalar, siyahın sonsuz koyuluğu girdabına çeker zihni, alır dolaştırır ve sonra bir anda berraklaşır rengi açılır git gide ve o göz alıcı mor renginde her şey bir sonuca varır. Lakin mor kelimelerle yazılı bu romanda kesin bir sonuç bekliyorsanız yanılıyorsunuz!  Hem “Son” dediğimiz çizgi tam olarak neresidir ki? O çizginin sonrasında da bir masal olmadığını kim söyleyebilir? Sonlardansa, yolun kendisini, akışını, ruhunu tercih edenler ve sevenler için, esrarlı bir oda içerisinde geçen ebruli bir örgüsü var Siyah Sardunyalar‘ın.

Nilgün Şimşek’in “Siyah Sardunyalar” romanı üzerine – Miray Acanerler yazısına devam et

“İçimdeki Ses” – Gaye Boralıoğlu

KK icimdeki Ses kpk ozlc.indd"Heyecan ve isyan dolu ilkgençlik ruhuyla dolup taşan bir büyüme hikâyesi!"

On beş yaşın getirdiği hevesler ve isyanlarla evine,okuluna, şehrine sığamayan bir genç kız, aynadaki görüntüsünden memnun değilse ne olur? Üstelik, bankacı anne ve babasının ona sağladığı olanaklar, okuduğu kolejin “moda”sına ayak uydurmasına yetmiyorsa! Tüm bunlara aileyle çatışmalar ve ilk aşkın heyecanları da eklenince ortalık toz duman olur. Sığınabildiği tek liman masalcı dedesiyken, daha fazla özgürlük için sığındığı yalanların, uzaklara kaçma hayalinin ve çözümleyemediği bir sevginin sarmallarında bir genç kız yolunu nasıl bulur?..

Samimi, canlı ve güçlü diliyle hayatın içinden hikâyeler anlatan Gaye Boralıoğlu, tüketim kültürünün egemen olduğu ve dış görünüşün iç güzelliğin önüne geçtiği günümüzü, gençlerin gözünden anlatıyor. Özgürlüğünü ve sınırlarını tartan bir genç kızın, zihnini kaplayan ilk aşk esintileri eşliğindeki arayışlarını mizah dolu bir anlatımla ele alan roman, anlayışlı bir dedenin dillendirdiği masalsı sevdayla ve hayallerinden vazgeçmek istemeyen bir yüreğin atışlarıyla zenginleşiyor.

Köprü Kitaplar koleksiyonu için yazdığı son romanı İçimdeki Ses için Gaye Boralıoğlu'nun düşünceleri:

"Benim daha baştan şu kararım vardı: Ergenlik dönemine dair bir roman yazacağım ve başkarakter, benim Anka Kuşu dönemi diye adlandırdığım bu süreci yaşayan bir kız olacak. Anka Kuşu diyorum çünkü insan o yaşlarında kendini yok etmek ve küllerinden yeniden doğmak istiyor. İnsan ömrünün en sancılı dönemi. Bu döneme olabildiğince sahici bir şekilde, herhangi bir sansür, önkoşul olmadan yaklaşmaya çalıştım. Bu dönemde insanın içinde bir ses icad oluyor. Yaptığın, ettiğin, söylediğin şeylerle dalga geçen, dillendiremediklerini fısıldayan bir ses. O sesi yakalamaya çalıştım." 

Gaye Boralıoğlu

1963’te İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde felsefe okudu. Sistematik felsefe ve mantık dalında yüksek lisans programını tamamladı. Gazeteci, reklam yazarı ve senaryo yazarı olarak çalıştı. Öykülerden oluşan ilk kitabı Hepsi Hikâye’yi (2001) ilk romanı Meçhul (2004) izledi. Aksak Ritim adlı romanı 2009’da yayımlanmasının ardından Almanca’ya ve Arapça’ya da çevrildi; 2011’de Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülleri kapsamında mansiyon kazandı. Sevilen televizyon dizilerinin senaryolarına emek veren Boralıoğlu, çeşitli dergi ve gazeteler için siyaset, edebiyat ve sinemayla ilgili makaleler kaleme alıyor. Köprü Kitaplar koleksiyonu için yazdığı son romanı İçimdeki Ses, ironi taşıyan içtenlikli anlatımı ve genç diliyle özellikle dikkati çekiyor. 

“Rengini Arayan Pudra” – Betül Sayın

“Küçük beyaz yarasanın sürprizli keşif yolculuğu!”

Arkadaşlarından çok farklıydı Pudra. O bembeyaz bir yarasaydı. Arkadaşları gibi olmak için neler denemedi ki: Karga tüyleri taktı üstüne, dumanların arasında dolaştı. Ama çare bulamadı beyazlığına. Bir gün, kendi gibi beyaz arkadaşlar bulmak uğruna evinden uzaklara uçtu. Bu yolculukta neler neler geldi Pudra’nın başına…

Resimlediği çocuk kitaplarıyla her yaştan okuru büyüleyen ve 2006 yılında 5 Çocuk 5 İstanbul adlı kitabıyla, illüstrasyon dalında Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu (IBBY) Onur Listesi’ne seçilen illüstratör ve yazar Betül Sayın, yeni kitabında okuru keşiflerle dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Beyaz bir yarasanın, fiziksel farklılığından dolayı kendini yalnız hissetmesini ve sorun olarak gördüğü beyazlığına çare arayışını konu edinen kitap, güçlü desenleri ve duru diliyle tüm zamanları kucaklayan bir dünyanın kapısını aralıyor. Fiziksel bir farklılığa sahip olmanın çocuk yaşamına getirdiği yükü ve çocuğun bu yükle başa çıkmak için kendince ürettiği yöntemleri ele alan kitapta, desenler ve kelimeler; mizahın, keşiflerin ve umudun taşıyıcısı oluyor. Köstebek Kuki adlı kitabı, Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) tarafından 2007 Yılının En İyi Resimli Öykü Kitabı seçilen Sayın, bu kitabında da hem masalsı hem de gerçekçi bir dünya yaratmayı başarıyor. Rengini Arayan Pudra, çocukların desenlerin arasında dolaşıp kendi öykülerini yaratmaktan zevk alacakları, büyükleriyle birlikte okumaktan da çok hoşlanacakları bir kitap.

Betül Sayın

1958’de İstanbul’da doğan Betül Sayın 1982’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin (bugün Mimar Sinan Üniversitesi) Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. 2006 yılında 5 Çocuk 5 İstanbul kitabıyla illüstrasyon dalında IBBY Onur Listesi’ne seçilen Sayın, bugüne dek çok sayıda çocuk kitabı resimledi ve pek çok çocuk dergisine resimler yaptı. Bazı çalışmaları UNICEF tebrik kartı olarak yayımlandı. Günışığı Kitaplığı için, Mine Soysal’ın yazdığı İstanbul Masalı adlı anlatıyı, Sedef Örsel’in Uçuçböceği Bon Bon ve Pat Pat Papatya kitaplarını resimledi. Köstebek Kuki adlı kitabı Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) tarafından 2007 Yılının En İyi Resimli Öykü Kitabı seçilen Sayın, eşi ve kızıyla birlikte İstanbul’da yaşıyor.

Çocuk kitapları küçük büyük herkes içindir; özellikle de büyümüşlere çocuk olduklarını hatırlattıkları için.

“Gulliver” – Jonathan Coe – Sara Oddi

Jonathan Swift, Gulliver’in Gezileri’ni insanları eğlendirmek için değil, şaşırtmak için yazdığını söylemişti. Daha büyük, daha önemli bir şeye de kafa yormalarını diliyordu: insan tabiatına. Günümüzde ise geçmişin engin denizinde boğulmak üzere olan bazı şeyleri yeni bininci yılda karaya çıkarmaya çalışan bir cankurtaran sandalı olarak ortaya çıkmış Hepsi Sana Miras serisi. Bugünün büyük yazarları, tüm zamanların en büyük hikayelerini, yeniden anlatıyor. Ünlü İtalyan yazar Alessandro Baricco’nun dünyanın dört yanındaki yazar dostlarını yardıma çağırması ile başlamış her şey. Bir Jonathan Swift klasiği olan Gulliver’in Gezilerini, İngiliz yazar Jonathan Coe anlatıyor ve resimleyen de Sara Oddi. Ülkemizde Domingo Kitap, Duygu Akın’ın çevirisiyle yayımlamış.

Bundan üç yüz yıl kadar önce garip isimli bir adam yaşardı. Adamın adı Lemuel Gulliver’di. Gulliver, İngiltere’den yola çıkıp dünyanın dört bir yanını gezen ve uğradığı ülkelerde mal alıp satan büyük gemilerde doktorluk yapardı. Tehlikeli bir işti bu. Denizler kimi zaman dalgalı ve fırtınalı olurdu, gemilerse çoğunlukla denizcilerin hiç bilmediği, haritalarda bile olmayan yerlere yelken açardı.

Lilliput’ta insanlar haşlanmış yumurtayı sivri tarafından kırarak yemek gerektiğine inanıyorlardı. Blefescu Adası’nın halkı ise yuvarlak tarafından kırılarak yenmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu konu yüzünden üç yıldır savaş halindeydiler ve savaşta altmış binden fazla insan ölmüştü. “İyi de saçmalık bu!” dedi Gulliver.

Bu diziden Türkçeye çevrilen diğer kitaplar: Yiyun Li’nin anlattığı Gılgamış Destanı, Stefano Benni’den Cyrano De Bergerac ve Alessandro Manzoni’nin uzun yıllar üzerinde çalıştığı roman Nişanlılar’ın Umberto Eco yorumu.

“Alis Harfler Diyarında” – Roland Topor

Alis Harfler Diyarında; Lewis Carroll’un anısına Roland Topor’un yazdığı kendine özgü çizimlerle dolu ilginç bir macera. Kitap okurken Alis; gizlice parantezlerin peşinden gidiyor, Gramer ile Sentaks’ın suratlarındaki acımasız ifadeyi görüyor, imla ve ses uyumu endişesi olmaksızın bir araya toplanan harfleri okuyor. İmge Çocuk’tan çıkan Alis Harfler Diyarında, içi cıvıldayan, yazan, okuyan, harflerle oynayan büyükler için de harika bir kitap. Türkçesi Turhan Ilgaz’a ait. Kitabı dokunarak aldığım yer 6:45 Dükkan. Ve arkasında yazanlar ise şöyle: “Bütün harfler oradaydılar. B’ler, L’ler, U’lar, kısacası, yerli yerince sıralandıkları zaman alfabeyi oluşturan bütün o işaretler. Bir O ilişti gözüne, yanında sıkılgan ve utançtan kızarmış yüzüyle bayan o vardı.”

Kadir Aydemir’in “Sonsuz Unutuş” kitabı üzerine bir okur değerlendirme yazısı

SONSUZ UNUTUŞ” ÜZERİNE / Gözde Kazmanoğlu

Baştan söylüyorum yazar, mayalanmış anılarından unutuş poğaçası yapmış bu kitapta. Çayınızı alın ve sıcacık poğaçaların lokma lokma tadını çıkarın. Aman dikkat, diyeyim yanmayın.

İçerisinde yaşlılığın kıyısından bir öykü de bulunmakta, ömrü uzun olan her varlığın kendine ait bir anlatım dili var mıdır? Okuyun görün diyorum.

Son şarkı” isimli kısa öykü ile durağan yaşama mikroskopla baktırıyor, yazar. “Çapari” adlı öyküde ise empati kayığına biniyorsunuz.

Korkunun kaygıyla birleştiği noktada “Şair” adlı öykü ile karşılaşıyorsunuz. Beklemenin kovuğundan yaşama bakıyorsunuz. sayfa 29’da soğuk bir uykuda yer alıyorsunuz.

Masal tadındaki “Kuyudaki Kadın” gitmek istediği yere ulaşıyor mu? Yolculuk nerede sonlanıyor? Cevapları satır aralarında. 

Kadir Aydemir’in “Sonsuz Unutuş” kitabı üzerine bir okur değerlendirme yazısı yazısına devam et

Kızıl Ot – Boris Vian / Gözde Aktürk

Kızıl Ot’ta; geçmişinden, anılarından hoşnut olmayan Wolf, hayatına son vermeden önce geçmişine dair her şeyle kendi içinde bir hesaplaşma yoluna gider ve en sonunda da bu dünyadan ayrılır. Roman boyunca, Günlerin Köpüğü’nde olduğu gibi, Vian’ın sürrealist üslubunu hissederiz.

Kızıl Ot – Boris Vian / Gözde Aktürk yazısına devam et

Nihat Ateş’in yeni şiir kitabı “Akla Çarpan” üzerine – Enver Topaloğlu

İyi ki Şiirin Sokak Çocukları Var… / Enver Topaloğlu

Şiir yayınıyla ilgili sorunlar, engeller malum. Ünlü şairlerin kuşaktan kuşağa aktarılan ve yayınevinden yayınevine dolaşan kült yapıtları dışında şiir kitapları okurla pek kolay buluşamıyor. Özellikle yeni şiir kitapları akıbeti daha baştan belli olarak yayımlanıyor. Artık kanıksanmış durumda: Yeni bir şiir kitabı eğer büyük sermaye gruplarına bağlı yayınevlerince basılmamışsa okurunu arama serüveni daha başlamadan bitiyor. Dağıtımcı engellerini aşıp da kitapçılara ulaşırsa oralarda da kaybolup gidiyor; “raf ömrü”(!) hakkı bile tanınmadan.

Nihat Ateş’in yeni şiir kitabı “Akla Çarpan” üzerine – Enver Topaloğlu yazısına devam et