Kategori arşivi: Yeni Kitaplar

Hayriyem Zeynep Altan – Prenses Eteğindeki Taşları Döküyor (Roman)

Roman, Zehra karakteri üzerinden hayatı sorgulamaya açıyor. “Issız adam” filminden ressam Frida Kahlo’ya, ünlü düşünür S. Kiergaard’a dek uzanan göndermelerle bir kadının kendi karanlığını keşfetmesinin öyküsü anlatılıyor. Ve elbette karanlığın içine girdiğinizde, o ürkütücü ıssızlıkta, kadının kendisiyle buluşmasına tanık oluyorsunuz.

Zehra, Korkut’la tanıştığında her şey gözüne olağan görünür ve belki de öyledir. Ama her nasılsa bu adamda gönül çelici ve aynı zamanda rahatsız edici bulduğu pek çok şey onu geçmişiyle yüzleşmeye götürecektir. Bu yüzleşmede en çok da kadınlığına ayna tutulur. Zehra kariyer sahibi, güçlü, güzel, cazibeli bir kadındır. İçerde ise hayatın kötü sürprizleri karşısında tutuk, küçük bir kız çocuğu vardır. Roman, Zehra’nın cinsel yaşamını olanaksız kılan bu ironi üzerinde hareket eder.

Büyümesine ket vurulmuş ve zamanın eskimesiyle cinsel arzusu ucubeleştirilen tüm kadınların ıssızlığıdır “ev kızı” metaforu ile anlatılan. “Gerçek” kadın hep bir başkasıdır. İlişkiler, aşk, evlilik, eğitim… Hepsi kadının kendi benliğinden feragat ederek uyum sağlamak zorunda kaldığı toplumsal kurgulardır. Zehra kendisini gerçekleştirmesini sağlayacak büyük resmi görebilmek için bu aldatıcı imgelerin hükümranlığından çıkıp kendi düşlerinde ve kâbuslarında koşmak zorundadır. Kadınlığını onurlandırabilmesinin tek yolu budur. 

Ağaca dönüşen #kitap: YİTİK ÖYKÜ – Kitaba katılın, 2. Baskıda yer alın! #YitikÖykü

Ağaca dönüşen ilk kitap: Kadir Aydemir’in yayına hazırladığı “Yitik Öykü” kitabı çıktı, tüm kitapçılarda…

Twitter üzerinde Yitik Ülke Yayınları (@yitikulkeyayin) okurlarıyla beraber hazırlanan bu kitap yaratıcı kısa öykülerden, hatta tam anlamıyla kıpkısa öykülerden oluşuyor. Birkaç cümle ile bir öykü dünyası yaratmanın ne kadar zor olduğunu bilmeyen yoktur, işte bu kitapta yazılan öyküler bu türün hem iyi hem de keyifli yeni örneklerini bir araya getiriyor.

“Yitik Öykü” kitabının tüm geliri ile ağaç fidanları ve çeşitli tohumlar alıp hep birlikte bir “orman” kurmak istiyoruz. Kısa öykünün çarpıcı ve çekici yolculuğuna davetlisiniz. Bize katılın. Bu kitabı okuyun.

KİTABIN 2. BASKISINDA YER ALABİLİRSİNİZ, kitabımızı okuyup kısa öykünüzü kitaptaki bölümlerden birine, en uygun sayfaya yazın (kullanıcı adınızı da kitaptaki gibi ekleyin) ve bunun fotoğrafını bizimle Twitter’da  #YitikÖykü @yitikulkeyayin etiketiyle+adresiyle paylaşın. Yayın kurulumuz seçtiği tweet’leri kitabın 2. ve sonraki baskılarında değerlendirecektir. Her yeni baskıda aramıza onlarca yazar katılacak.

Kitabımızı sosyal paylaşım sitelerinde (Instagram, Twitter, Facebook ve bloglar vs.) paylaşalım, duyuralım. 

Kitabı alıp okumak ve ormanımıza destek olmak için TIKLAYIN

Hakan İşcen’den yeni bir şiir kitabı “Buğu ile Çizgi”

Buğu ile Çizgi, Hakan İşcen’in ikinci şiir kitabı

İlk kitabı Hayatânı’ndan üç yıl sonra yayımlanan bu yeni kitabında şair, öznenin kendine dönük ruh hâli şiirsel dili de gerilimli kılmış. Bedene ve tinselliğe dönük söylemi eleştirellik de içeriyor.

Buğu ile Çizgi’nin temel izleği aşk. İşcen, aşkı insanı tamamlayan bir öğe olarak görüyor. Anlatı şiirin olanaklarını kullanarak, hikâye etmeye de kaçmadan, aşkı dile getiriyor: “artık aklım ermez / uykularım varmaz düşlere / düşlerimse kavuşmuyor uykusuna. / söyle bana başımı dizinde sonsuzca uyutmak için / daha ne kadar öleçekmeliyim?” (s.90).

Kısaca, Hakan İşcen, keşfedilmeyi bekleyen bir şiir yazıyor.

Emrullah Özdemir’in Yeni Romanı “Türklerin İlk Kadın Hükümdarı; TOMRİS”

Yazar Emrullah Özdemir’in “Türklerin İlk Kadın Hükümdarı; TOMRİS” adlı romanı Akçağ Yayınları tarafından yayımlandı. 

Özdemir, Saka Türklerinin Kadın Hükümdarı Tomris’i konu alan kitabında, Türk Kadının toplumdaki yerinin ve öneminin bir kez daha vurgulanmasını amaçlıyor ve romanı “Türk Dünyası Kadınlarına” ithaf ediyor.

Saka Türklerinin Kadın Hükümdarı Tomris, biraz sonra atlarını ölüme sürecek olan savaşçılarının önünde durdu ve yürekleri titreten bir sesle gürledi.

“…Geriye yalnızca bizler kaldık. Büyük bir çoğunluğu kadınlardan, ama erkeği kadar yiğit kadınlardan oluşan bir halk ve ordu…

Devamını okuyun

Ormanda Kaybolmak – Ertuğ Uçar

“Bir şehir, bir orman, bir coğrafya mıydı içinde olduğu, yoksa bir formül, bir dil, bir kitap mı? Tabii şu ihtimali de görmezden gelemez: Ölüm. Ellerini kavuşturup kanıtları gözden geçirmeye koyuldu. İlk olarak, biraz önce ölümü düşünürken çıkan ani esintiyi anımsadı. Sonra botlarına bulaşan bu safran rengi toz vardı. Ufukta beliren dumanı da kanıtlar arasına katmalı. Bu bir savaş yüzünden olabilirdi. Ve nihayet ceketinin cebinde olduğunu şu anda fark ettiği mektup. Biraz modası geçmiş şekilde başlıyordu. Hal hatır soruyor, bir sorun varsa ona iletebileceğini belirtiyordu. Kimdi bu? Hocası mı? Onu reddeden kadın mı? Yıllardır haber almadığı babası mı? Kim? Olasılıkları düşünmek için bir ağaca yaslandı. Çok yorgundu. Mektup elinden düştü.

Herhangi Bir Gün – Elvis Peeters

Herhangi Bir Gün. Ömrü boyunca yaptığı ve yaşadığı hiçbir şeyden pişmanlık duymayan bir ihtiyarın bir günü. Bir salı günü ya da belki çarşamba…Hayatı karşısına çıktığı gibi kabul edip ona göre yaşayan bir adamın geriye dönüşlerle anlatılan hikâyesinden, genç yaşta arkadaşlarıyla birlikte bir suç işledikten sonra ailesi tarafından Afrika’daki sömürgeye gönderildiğini öğreniyoruz. Burada çiftlik işleten ablası ve eniştesinin yanında başlayan iş hayatı, sık sık kesin-tiye uğrayarak çeşitlenir. Paralı asker, pilot, kamyon şoförü… Kendi ülkesinde bir günün diğerinden farksız olduğu bir hayat süren yaşlı, yalnız adamın hatırladık-ları, insanın nasıl bir kötülük, şiddet üreticisi olduğunu gösteren balyoz darbeleriyle dolu bir metin kurar.

“Lakin kaderi değiştirmek istiyorsan önce kabul etmelisin.” – Gündüz Öğüt’le Söyleşi

Söyleşi: Gözde Aktürk

İzmirli müzisyen ve yazar Gündüz Öğüt’ün fantastik öyküler içeren “Kader Bozucu” adlı öykü kitabı, bir süre önce Yitik Ülke Yayınları’ndan yayımlanmıştı. Aynı zamanda Fabisad üyesi olan, “Gezi olaylarında ortaya çıkan kitleler, fantazyaya meraklı, distopyalardaki diyarları yaşadıkları diyara döndürme çabasında olan, çok üst bir realitenin şafağını muştulayanlardır.” diyen yazarla bir söyleşi gerçekleştirdik.

Gündüz Bey, sosyal medyadan da takip ediyoruz; “Kader Bozucu” çok güzel tepkiler alıyor, öncelikle sizi tebrik etmek ve bu kitap hakkında konuşmak istiyorum. Öyküler; fantastik, distopik özellikler taşıyor; fantazyaya ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

Çok küçük yaşlarımdan gelen bir merak ve zaaf diyebilirim. Fantazyaya her zaman kendimi çok yakın hissettim. Bunun temel nedenini insan ruhundaki yatkınlıkları ve eğilimleri bir kenara koyarsak, ilgi ve merakımın somut kaynağında yatan unsurlardan biri çok yaşlı ve şaman inançlarına sahip bir köy kadını olan Zübeyde Nenem, ya da Babaannemle geçirdiğim çocukluk yıllarını gösterebilirim. Rahmetli Nenem, şu yaşa gelmeme rağmen hiçbir yerde duymadığım ve okumadığım çok muhteşem masallar bilirdi ve bana bunları sürekli anlatırdı. Bana bu olağanüstü dünyanın kapılarını açan kişidir kendisi. O bana bir masal anlatırdı ama en kısası yarım saat falan sürerdi. Sonra da benden bir masal anlatmamı isterdi. Ben ona masal bilmediğimi söylediğimde, iyi ya zaten ben de bilmiyorum, sadece anlatmaya başlayınca ağzımdan dökülmek için bekleyip duranları sana aktarıyorum gibilerinden yanıtlar verirdi. Ben de o küçük hayal dünyamla -aslında o yaşlardaki sınırlanmamış, sansüre uğratılmamış saflık ve cüretkârlıkla masallar uydururdum. İşte benim 3-4 yaşlardan itibaren başlayan fantastik dünya yolculuklarım bu şekilde başladı.

Bu geleneğin devamı olarak da oğlum doğduktan sonra ona her gece uydurma spontan masallar anlatmaya yıllarca devam ettim durdum. Masallarda umut vardır, merak edilen sayısız zaman mekân boyutları ve karakterler vardır. Çok sıradan bir insanın basit gibi görünen bir seçimin sonrasında çok özel ve önemli bir kahramana dönüşmesi mümkündür.

Günümüz Türkçesinde artık masal anlatmak yalan söylemek anlamında bile kullanılıyor. Oysa masal dediğimiz meseller, kayıp kadim bilgeliğin bizlere hala ulaşmaya çalışan normal gözle görülemeyen dünyaları, sesi kulaklarla duyulamayan fısıltılarıdır. Ve gerçek bilgelik kaynaklarından süzüle süzüle sembollerle bezenerek akıp gelen bilgi pınarlarıdır.

Fantazyaya ilgi duymamı ve sağlayan ve beni bu dünyaya çeken ikinci unsur ise kişilik veya karakter ya da ruhsal özelliklerimle ilgili olabilir. Olacakları çok küçük yaştan beri rüyada görmek, basit olsa söylenecek sözleri önceden tahmin etmek. Zaman zaman farklı algılamalara sahip olmak benim çocukluğumda çok doğal olarak yaşadığım durumlardı. Örneğin babam geçmiş yaşamlarını hatırlayan bir insandı ama bunu bana yirmili yaşlara geldikten sonra söylemişti. Babaannemde şifacılık gibi özellikler vardı.

Devamını okuyun

Sertap Yar’dan Yeni Bir Roman – “Sevgisiz”

"Aşk Seni Affettim" ve "Yarın Yeniden" romanlarının yazarı Sertap Yar'dan sevgisizliğe, aşka ve cinselliğe dair sürükleyici bir roman.

Birden, onu terk eden babası aklına geldi. "İnsanı babası terk ettikten sonra, sadece hoşlandığı birinin onu terk etmesi insanı ne kadar incitebilir ki" diye düşündü. Belki de, Nathan'ın güven veren kalbinde üstelik büyük bir aşkla yer alması, Duru'nun emin ellerde olduğunu gösteriyordu. Babasına, onunla oynaması için çok yalvarmıştı. Yalvardığı için mi oynamamıştı babası acaba onunla? Bu yüzden mi, en azından ondan hoşlandığını bile söyleyemiyordu Nathan'a… Ya ona âşık olursa! Ya sonra, Nathan da onu terk ederse… Hayır, hayır! Asla hiç kimseye yalvarmayacaktı bu hayatta. 

Erkek çocuğunu güvence olarak gören bir baba;

Dışlanan melankolik bir emo…

Şımartılmış bir kız çocuğu…

Cimri ve aşırı otoriter bir babanın, biseksüel oğlu…

Kedere dönüşen hayatların sahibiydi bu çocuklar… Ya sevgiden yoksun büyümüşlerdi, ya da ölçüsüz sevgilerin acısını çekiyorlardı. Ruhlarındaki boşlukları doldurmak adına, aşırı cinsel arzuları yaşayarak tatmin olurken, farklı kimliklere bürünerek arayış içine giriyorlardı. Geçici bir mutluluktu sanki onların yazgısı…

"Sevgisiz" aşırı sevginin ve sevgisizliğin kesiştiği noktada, bencillik ve acının nasıl ortaya çıktığını, her şeye rağmen aşkın; tutkuyla, dansla ve cinsellikle nasıl bütünleştiğini öğrenmek isteyenlerin ilgisini çekecek bir roman.

Mert Çuhadaroğlu’ndan Yeni Kitap – “Hayatını Değiştir”

Hayatını Seç kitabının yazarından sizi hayatınızda yapmak istediğiniz değişiklikleri keşfetmeye ve bunları değiştirmeye rehberlik edecek bir kitap; Hayatını Değiştir
"Unutkandır insanoğlu. En çok da kalbinin sesini dinlemeyi unutur…
Potansiyelini, neler yapabileceğini unutur…
Bir gün hatırlar ve her şey yeniden başlar…"
Hayatını Değiştir
Benim değişim yolculuğum bu cümle ile başladı.
Peki kalbimin sesine kulak vererek hayalimin peşinden gitmek için bir seçim yaptıktan sonra gerçekten neler oldu, neler yaşadım, ne hissettim?
Ben tek bir şey yaptım. Dikkatimi daha çok hayatımda olan güzel şeylere vermeyi seçtim ve hayatımı daha çok sevmeyi öğrendim. Kalbimin sesini dinleyerek potansiyelimin farkına vardım tekrar. Değiştim ve değişimin hep daha iyiye doğru olduğunu gördüm. 
Kitabımda 15 yıl denetim ve finans sektöründe çalışan 40 yaşında bir kişinin bir anda kendisini bekleyen güvenli geleceği elinin tersi ile iterek yazarlık ve koçluk yapmaya başlaması ile gelişen hikayemi kişisel gelişim ve koçluk bilgileri eşliğinde özetledim.

Danışanlarımdan izin alarak gerçek hayattan koçluk örneklerine yer verdim. Potansiyelini daha fazla kullanmak ve hayatında değişiklik yapmak isteyen herkesin okumasını tavsiye edebileceğim rehber niteliğinde bir kitap oldu. Gerçek hikayeler her zaman etkileyicidir, bu kitapta anlatılanlar da tam bu nedenle öyle işte.