<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YİTİK ÜLKE &#187; Söyleşiler</title>
	<atom:link href="http://www.yitikulke.com/category/soylesiler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yitikulke.com</link>
	<description>YENİ BİR ÜLKE</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 00:06:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Ece Gürsel&#8217;le Söyleşi</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/ece-gursel-soylesisi.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/ece-gursel-soylesisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 08:42:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadir Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ece Gürsel]]></category>
		<category><![CDATA[ece gürsel söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[kadir aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[yarı farkında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=2093</guid>
		<description><![CDATA[İlk albüm ilk kitap ya da ilk çocuk gibi özeldir. Ece Gürsel de &#8220;Yarı Farkında&#8221; adlı söz ve müzikleri kendine ait olan ilk albümüyle dinleyenlerine merhaba dedi. Hemen belirteyim, onu canlı performansıyla dinlemek bambaşka. Tüm önyargıları kıran bir gücü var &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/ece-gursel-soylesisi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2095" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/12/ece-gursel-ve-kadir-aydemir.jpg"><img class="size-medium wp-image-2095" title="ece gursel ve kadir aydemir" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/12/ece-gursel-ve-kadir-aydemir-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Ece Gürsel ve Kadir Aydemir</p></div>
<p><em>İlk albüm ilk kitap ya da ilk çocuk gibi özeldir. Ece Gürsel de &#8220;Yarı Farkında&#8221; adlı söz ve müzikleri kendine ait olan ilk albümüyle dinleyenlerine merhaba dedi. Hemen belirteyim, onu canlı performansıyla dinlemek bambaşka. Tüm önyargıları kıran bir gücü var sesinin. Mankenlik dışında bambaşka bir hayatı olan Ece ile ilk albümünü, yazılarını, şiirlerini, hayallerini konuştuk. Yeni yılda tüm düşlerinizin gerçek olması dileğiyle. Buyrunuz&#8230; </em></p>
<p><strong>Söyleşi: Kadir Aydemir</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8220;Yarı Farkında&#8221; söz ve müzikleri size ait olan şarkılarınızla dolu bir “ilk albüm”. Olması gereken de bu belki de, kendi sözleriniz, şiirleriniz, hayallerinizin notalara dökülmesi. Bu yönüyle eşi az bulunur bir çaba. Sahi, &#8220;Yarı Farkında&#8221;yı albüm olarak ilk gördüğünüz an neler hissettiniz?</strong></p>
<p>- İşte dedim bu benim zaferim… 2 yıl boyunca çektiğim çilelere, üzüntülere, sevinçlere, her şeye değdi… Bu benim kalemimin, müziğimin ruhunun insanlara geçtiği bir yol, dedim. Çok mutlu oldum ve bir o kadar da hüzünlendim tabii. Karışık duygulardı… Tabii şunu da belirtmeliyim ki, albümde 11 şarkı bulunmakta ve tüm söz müzikler bana ait söylediğiniz gibi, yalnızca bir ortak çalışma bulunuyor. Sözler bana ait o ortak çalışmada da. <span id="more-2093"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şarkı söylemeye ne zaman başladınız? Bu yeteneğiniz nasıl keşfedildi ve geliştirmek için neler yaptınız?</strong></p>
<p>- Çok küçük yaşlardan beri amatörce şarkı söylüyordum. Gerek okulumun orkestrasında ve korosunda. Son derece aktiftim. Kendimi bildim bileli, bir gün şarkı söyleyeceğim, diyordum. Sahneye çıkacağım ve yüzlerce insan benim şarkılarımla eğlenecek… Bu bir hedefti ve gerçekleştirdim. Şimdi binlerce insan &#8220;Yarı Farkında&#8221; ile hüzünleniyor. Binlerce mail ve yorum geliyor. Kalbe dokunmuş, önemli olan da bu. Eğitime gelince, üniversiteyi bitirdikten sonra bir müzik okuluna kayıt oldum ve nota, şan, solfej eğitimi aldım. Ardından şiirlerimi bestelemeye başladım. Eğitimini almadığım hiçbir işe girişmem. Bu benim prensibim. Hep soruyorlar bana, neden dizilerde ya da sinema filmlerinde sizi görmüyoruz diye, eğitimini almadım da ondan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Etkilendiğiniz sanatçılar/sesler kimler oldu? </strong></p>
<p>- Etkilendiğim kimse olmadı. Ben her tarzda müzik dinliyorum. Benim kendime has bir tarzım ve ses rengim var. Karakteristik olduğunu söylüyorlar. Hemen fark ediliyor ve ayırt edilebiliyor. Ama beğendiğim birçok isim var tabii.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İnsanların önyargıları onları bazen görmeleri gereken şeyden uzaklaştırır, kör eder. Albümle birlikte insanları adeta &#8220;şaşırttınız&#8221;, peki bu süreçte neler gözlemlediniz, başınıza gelen ilginç olaylar var mı?</strong></p>
<p>- Aslında o kadar çok ki… Bir kere en önemlisi konserlerde yaşanan olaylar oluyor. Dostlarım haricindeki insanlar dalga geçmek için geliyorlar. fakat şoke olup gidiyorlar. Onların ifadelerinden anlıyorum şoke olduklarını… Mesela şarkı bitiyor, alkışlamayı bile unutuyorlar. Kilitleniyorlar resmen… Ben de bir keresinde sahneden, &#8220;Ne o, şoka girip alkışlamayı da unuttunuz galiba&#8221; dedim. Ciddi bir alkış koptu. Gelen bir daha geliyor, sahnesine çıktığım mekânlar, hiç böyle tahmin etmiyorduk, deyip, bir başka günümü daha kapatıyorlar. Bir de sanal platform var tabii. Orada konser öncesi ve sonrası olarak yorumlar değişiyor. Konser öncesi yerden yere vuruyorlar. Albümdeki şarkılarımda sesim geri planda çünkü, ilk albüm olduğu için altyapılara yüklendik fazlasıyla. O yüzden pek fikir sahibi olamıyorlar. Konser sonrası ise, rezil olduk, çok önyargılı yaklaştık, çok iyiydi gibi yorumlar var… Ben her eleştiriye açığım. Seviyeli olduğu sürece tabii. Bir zamanlar Şebnem Ferah&#8217;tan Ajda Pekkan&#8217;a ve daha nice sanatçı ilk çıktıklarında yerden yere vurulmuş. Ama azimle yürüdüler bu yolda ve kazandılar. Şimdi o konuşanlar da eminim onları dinliyorlar.</p>
<p><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/12/yarı-farkında-albüm.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2097" title="yarı farkında albüm" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/12/yarı-farkında-albüm.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p><strong>Sizi modellikten doğru tanıyan insanlar yıllar sonra şarkılarınızı da duydu. Dünyaya şarkılarla seslenmek bugün sizin için ne anlam ifade ediyor?</strong></p>
<p>Modellikte insanların tanıdığı Ece, Ece Gürsel. Fakat albümüm ile beraber Ece&#8217;nin gerçek duygularını, aşklarını, acılarını, mutluluklarını tanıdılar. Gerçek Ece, şarkılardaki Ece. Kendimi anlattım herkese ben. Albümdeki &#8216;Ben&#8217; şiiri ise kendimin, yaşadıklarımın, albümün bir özeti aslında. Herkes yanlış bir Ece tanıdı yıllarca. Magazinde sürekli boy gösteren, yaşadıklarıyla gündemden düşmeyen bir Ece vardı. Fakat öyle olması gerekiyordu. Modelken usul böyleydi belki de. Çok iş yapabilmek için, magazinel olmak zorundaydık. Ben bu yolu seçip insanların beni yanlış tanımasına bile bile izin verdim. Pişman değilim. Albümle de gerçek &#8216;beni&#8217; tanıdılar. Ben buyum işte. Şarkılarımla sesleniyorum artık herkese, duymaya çalışsınlar içimdeki o duygusal hiç büyümemiş kızı&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ece Gürsel neler okur? En sevdiğiniz, başucu kitabınız olan 10 yerli 10 yabancı kitap listenizi bizlerle paylaşır mısınız? </strong></p>
<p>Aslında kitap konusunda genelde, mimar olan ablam Burçe&#8217;nin tavsiyesiyle ilerliyorum. Küçük yaşlardan beri çok önemli yazarları ve şairleri okuyorum. Ailem bu konuda bizi çok titiz yetiştirdi. Kitap okumayı boş vakitlerimizde değil, okumak için, vakit yaratmamız gerektiğini öğrettiler. Son zamanlarda Aykut Oğut&#8217;a takmış durumdayım. Evrenden Torpilim Var ve 2. kitabı favorilerim arasında. Onun dışında, &#8220;Nietzsche&#8221; en sevdiğim ve sürekli okuduğum bir filozof. Hatta onun bir sözü bileğimde dövmedir. &#8220;Nietzsche Ağladığında&#8221; kitabında geçer, (yazarı Irvin Yalom) &#8220;Beni öldürmeyen acı güçlendirir.&#8221;</p>
<p>Hermann Hesse &#8211; Siddharta, Gertrud</p>
<p>Kafka &#8211; Dönüşüm.</p>
<p>Gabriel Garcia Marquez &#8211; Yüzyıllık Yalnızlık</p>
<p>Paulo Coelho &#8211; Şeytan ve Genç Kadın</p>
<p>Harika bir klasik olan, Steinbeck &#8211; Fareler ve İnsanlar</p>
<p>Lise yıllarında tanıştığım Dostoyevski, hemen hemen bütün kitaplarını okumuşumdur.</p>
<p>Françoise Sagan, Günübirlik Acı, Fransa&#8217;nın klasik yazarları arasında yer alır.</p>
<p>Ayn Rand, Hayatın Kaynağı, her insanın okuması gereken önemli kitaplardan biridir.</p>
<p>Orhan Pamuk ise, yine son derece başarılı bulduğum bir yazar.</p>
<p>Şairlerden ise, Edgar Allan Poe çok özeldir.</p>
<p>2 yıl önce keşfettiğim V.B. Bayrıl ise ilham kaynağım olmuştur. Kalemini tek kelimeyle müthiş buldum.</p>
<p>Murathan Mungan&#8217;ı da takip ediyorum.</p>
<p>Ve tabii Nâzım Hikmet…</p>
<p>Hepsini yazmaya ve anlatmaya kalksam sayfalar yetmez&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sinemayla aranız nasıl? En sevdiğiniz 10 yerli, yabancı film listenizde neler var?</strong></p>
<p><strong></strong>Gayet iyi. Her çıkan filmi izlemeye, takip etmeye çalışıyorum. Yerli film, bende iz bırakan &#8220;Eşkiya&#8221; olmuştur. &#8220;Barda&#8221;, &#8220;Vizontele&#8221;, &#8220;Babam ve Oğlum&#8221;, &#8220;Gönül Yarası&#8221;, &#8220;Uçurtmayı Vurmasınlar&#8221;, &#8220;Ağır Roman&#8221; aklımda kalanlar… Yabancı ise, son izlediğim, Freud ile Jung&#8217;un çekişmesini anlatan, &#8220;Tehlikeli İlişki&#8221; oldu. Aklımda kalanlar ise, &#8220;Yeşil Yol&#8221;, &#8220;İhtiras Rüzgârları&#8221; , &#8220;Vampirle Görüşme&#8221;, &#8220;Koku&#8221;, &#8220;Siyah Kuğu&#8221;, &#8220;Kolera Günlerinde Aşk&#8221;, &#8220;Amadeus&#8221;, &#8220;Ray&#8221; ve komedi olarak da bayılarak izlediğim &#8220;Hangover&#8221; oldu… Ve tabii daha niceleri…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Oldukça tempolu bir hayatınız var, bu göz alıcı-yorucu dünyanın içinde dönem dönem özellikle aşk ve yalnızlık üzerine yazılar da yazıyorsunuz. Yazmak sizin için ne demek? Sözcüklerle nasıl bir bağınız var?</strong></p>
<p>Ben her zaman kendim için, &#8220;Kalemin ruhuyum&#8221; derim.  Artık &#8220;Müziğin de ruhu&#8221; benim. Çünkü kendi bestelerimi yazıyorum. Çok küçük yaşlardan beri yazıyorum. Kalbim birilerine çarpmaya başladığından beri bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Ne hissediyorsam onu kaleme alıyorum. Belki doğru, belki yanlış… Ama yazarak kendimi daha iyi ifade ettiğim kesin… İnsanların yüzüne söyleyemediğimi yazmak daha eğlenceli. Yazarken kendim oluyorum, Gerçek &#8220;Ece&#8221;, şarkı sözlerimdeki , www.2kadin.com  sitesinde bulunan yazılarımdaki Ece&#8217;dir. Ekrandan gördükleri sadece düzene uyum sağlamaya çalışan, mücadele eden genç bir kadın. Oysa gerçek Ece&#8217;yi bir tanısanız, vazgeçemezsiniz. Dostluğum özeldir. Mutlu eder herkesi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sosyal medyayı önemseyen birisiniz, özellikle Twitter ve Facebook’ta pek çok takipçiniz var. Sosyal medyanın gücüne bakış açınız nasıl? Takipçileriniz günlük hayatta da (bir defile ya da konserde) merhaba diyor mu, ilginç karşılaşmalar yaşıyor musunuz?</strong></p>
<p>Sosyal medyadan hiç hoşlanmıyorum ama yapacak bir şey yok. Düzen böyle. Özellikle Twitter&#8217;daki yaklaşımları hiç doğru bulmuyorum. Barış ve kardeşlik içinde yaşamamız gerekirken inanlar bütün kin ve nefretlerini sosyal medyadan yansıtıyorlar. Oysa normal yaşantıda yanımıza bile yaklaşamayacak şahıslar hakaretler yağdırıyorlar ve biz de sürekli o yasal işlem senin bu yasal işlem benim geziyoruz. Ünlüler de kendi aralarında hadsizce davranıyor. Aile ve okul eğitimi almamış olanlar kendilerini net bir şekilde ortaya çıkarıyor. Ben enteresan bir olay yaşamadım genel olarak baktığımızda. Zaten fanlarımla her yerde karşılaşabiliyoruz. Twitter ya da Facebook&#8217;ta olanlar konserlerime, defilelerime gelip beni destekliyorlar. Ama keşke olmasaydı… Özellikle ise Twitter…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mankenlik ve şarkılar söylemek dışında neler yapıyorsunuz, gizli yetenekleriniz/hobileriniz var mı?</strong></p>
<p>Modellik yaklaşık 13 yıldır yapıyorum. Bu arada son 3 yıldır da müzikle uğraşıyorum. Nota ve müzik eğitimi alıyorum. Caz alanında özel bir eğitim almak için iyi bir eğitmen araştırıyorum. Müzikle ilgili daha çok söz sahibi olabilmek için elimden gelen her şeyi yapmaya kararlıyım. Onun dışında çok fazla kitap okuyorum bolca şarkı söyleyip orkestramla prova yapıyorum. Sinemaya gitmek ve çokça yalnız kalmak, yalnız seyahat etmek hobilerim arasında. Yalnızlık vazgeçilmezim. O yüzden sanırım evlilik fikri de bana çok uzak. Ne yazık ki….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gelecekle ilgili planlarınız neler? Bunca konuştuktan sonra müzikal hedeflerinizi ve en büyük hayallerinizi sizden duymak güzel olacak.</strong></p>
<p>Gelecekte kesinlikle müzik adına iyi işlere imza atmak istiyorum. Festivallerde şakı söylemek, özellikle büyük rock festivallerinde, modellikte olduğu gibi müzikte de yurtdışında ülkemi temsil etmek, büyük konser sahnelerinde binlerce insana sesimi duyurmak, senfoni ile büyük bir konser vermek, (belki Türkiye’nin önemli bir vokali ile beraber) ve ilerde nota işini iyice öğrenip, belki de bir opera yazıp sahnelemek olabilir. Hayat uzun, yeter ki hayal kurun ve isteyin, &#8220;Tanrı hiçbir emeği karşılıksız bırakmazmış…&#8221; Bu benim felsefemdir…</p>
<p>Son sözüm ise, önyargıların ayaklar altına alındığı, sadece kalbiyle, ruhuyla bakan insanları bu ülkede görmek ve o insanların, benim, emeğim, hayatım olan gözümün nuru, müziğimin farkına varmalarını temenni etmektir. Müzikle, sevgiyle, huzurla kalın…</p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;count=none&amp;text=Ece%20G%C3%BCrsel%26%238217%3Ble%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;count=none&amp;text=Ece%20G%C3%BCrsel%26%238217%3Ble%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;linkname=Ece%20G%C3%BCrsel%26%238217%3Ble%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fece-gursel-soylesisi.html&amp;title=Ece%20G%C3%BCrsel%26%238217%3Ble%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" id="wpa2a_2"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/ece-gursel-soylesisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanem Sivar&#8217;la Söyleşi</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/tanem-sivar-soylesisi.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/tanem-sivar-soylesisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 21:28:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadir Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşiler]]></category>
		<category><![CDATA[barış manço]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk deyip geçme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk olmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk programı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk programları]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[tanem sivar]]></category>
		<category><![CDATA[tnt tv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=2068</guid>
		<description><![CDATA[Tanem Sivar ve Kadir Aydemir Tanem Sivar ekranlarda çeşitli programlarda gülümseyen yüzüyle tanıdığımız, çalışkan-üretken bir isim. O, televizyonda yepyeni bir programla sevenlerine merhaba dedi, ama bu sefer bir fark var, &#8220;Çocuk Deyip Geçme&#8221; adlı bu program çocuklar için hazırlanan oldukça &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/tanem-sivar-soylesisi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/12/tanem-sivar-kadir-aydemir.jpg"><img class="size-medium wp-image-2075 alignleft" title="tanem sivar  - kadir aydemir" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/12/tanem-sivar-kadir-aydemir-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a></p>
<div class="mceTemp">
<dl id="attachment_2075" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px;">
<dd class="wp-caption-dd">Tanem Sivar ve Kadir Aydemir</dd>
</dl>
</div>
<p><em><span style="color: #000000;">Tanem Sivar ekranlarda çeşitli programlarda gülümseyen yüzüyle tanıdığımız, çalışkan-üretken bir isim. O, televizyonda yepyeni bir programla sevenlerine merhaba dedi, ama bu sefer bir fark var, &#8220;Çocuk Deyip Geçme&#8221; adlı bu program çocuklar için hazırlanan oldukça keyifli bir yapım. Tanem en büyük hayalini anlattı. Çok keyifli bir söyleşi oldu. </span></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Söyleşi: Kadir Aydemir</strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>TNT TV&#8217;de yayınlanan &#8220;Çocuk Deyip Geçme&#8221; programı nasıl ortaya çıktı? Böyle bir teklif gelince ilk ne hissettiniz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Aslında aynı kanal ve yapım şirketi bana farklı bir proje ile gelmişti aylar önce, fakat ben onlara hayalimin bir çocuk programı olduğunu belirtmiştim. Bana sundukları proje daha magazin içerikli olduğu için kibarca reddetmiştim ve aradan aylar geçti tekrar beni arayıp hâlâ çocuk projesi hayalimin olup olmadıklarını sordular ve ben tabii ki evet diyerek büyük bir mutluluk ile kabul ettim. Şu an yaptığım “Çocuk Deyip Geçme”yi yıllar once Berna Laçin yapmıştı ve ben o zaman çok keyif alarak izlerdim, o yüzden bu programın benim için ayrı bir yeri var. <span id="more-2068"></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çocuklarla birlikte program hazırlamak oldukça eğlenceli olmalı? Zorlukları var mı bu işin?<br />
</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuklar ile program yapmak ve sunmak gerçekten cok eğlenceli ve her gün şaşırıyor, ögreniyor ve eğleniyorsunuz. Tabii ki başka bir projeye göre çok daha zor ve yorucu olabiliyor çünkü tahmin edersiniz ki çocukların konsantrasyonunu kontrol altında tutmak oldukça zor. Bu projede beraber çalıştığım şahane bir ekip var ve aslında en çok onlar yoruluyor.</span></p>
<p><strong>Barış Manço&#8217;nun &#8220;7&#8242;den 77&#8242;ye&#8221;sindeki &#8220;Adam Olacak Çocuk&#8221; bölümü neredeyse 2 kuşağı etkisi altına aldı ve hepimize pek çok şey öğretti. Bugünün dünyasında geniş kitleler için böyle eğitici öğretici bir program yapmak zor olmalı. Programa gelen tepkiler nasıl?</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Ben yıllarca çocuk programı yapmak istediğimi soylediğimde artık zamanın ve şartların çok değistiğini ve bu işin tutmasının çok zor olduğunu soylediler hep. Ne yazık ki rating denen baskı her alanı etkiliyor ve yapımcılar çok hevesli değiller çocuk programına yatırım yapmaya. Çizgi filmleri yayınlayıp kendilerince görevlerini yapıyorlar ama çocuklar geleceğimiz. Herkesin evinde DVD, Play Station ve çizgi film kanalları yok, Turkiye&#8217;nin büyük bir çogunluğu sadece 9-10 tane ulusal kanal izliyor ve orda da nelerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir nesil sadece dizi, magazin ve futbol izleyerek büyüyor ve ben bunun çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Programa gelen tepkiler çok guzel ve bu beni çok mutlu ettiği kadar motive de ediyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Sizi ekranlardaki gülen güzel yüzünüzle tanıyoruz, çalışkan birisiniz, farklı programlarda farklı alanlarda iş yapmayı seviyorsunuz sanırım. Yarışma programlarından futbola, şimdi çocukların dünyasına yolculuğunuzda mutlu musunuz? İşe neşeyle gitmek güzel olsa gerek?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir iş yaparken mutlu olmak en önemli gerek. Çalıştığınız insanların uyumu ve onlarla ortaya çıkardığınız işin arkasındaki emek ve istek tarifsiz. Ben çok sanslıyım ki hep çok güzel insanlarla çalıştım ve umarım hep böyle devam eder. Biraz spor, biraz çocuk, biraz yarışma programları derken iyi bir televizyoncu olabilmek icin gereken altyapıyı edinmeye çalışan, daha yolun çok başında biriyim aslında ama mutlu bir insanım. Mutsuz olduğum ortamda kalamam ve kalmıyorum da zaten.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yoğun bir iş hayatınız var. Televizyonculuk dışında neler yapıyorsunuz? Hobileriniz nelerdir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Resim yapmayı ve fotoğraf çekmeyi çok seviyorum ve bana bir nevi terapi oluyorlar diyebilirim.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Sosyal medyayı, özellikle Twitter’ı etkin kullanan birisiniz. Sosyal medya, yaptığınız programlarda insanlarla etkileşiminizi sağlıyor mu?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sanıyorum duyulması konusunda etkili ama tabii ki izlenme vaya ratingleri etkileyecek kadar değil.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kimleri dinler, ne tür müzik seversiniz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Müzik konusunda iyi olan, kulağıma iyi gelen her şeyi dinlemeyi çok severim. Klasik müzik dinlerim ama rock müziğini de severim; yeri gelir eski bir Türkçe pop şarkısından çok inanilmaz haz alırım.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>En sevdiğiniz 10 yerli 10 yabancı film desek, listenizde neler yer alır?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">1- All About EVE (en en en sevdiğim film)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2- Love in The Afternoon</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3- Annie Hall</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4- Amores Peros</span><br />
<span style="color: #000000;"> 5- Memento</span><br />
<span style="color: #000000;"> 6- English Patient</span><br />
<span style="color: #000000;"> 7- Life is Beautiful</span><br />
<span style="color: #000000;"> 8- Mystic River</span><br />
<span style="color: #000000;"> 9- House of Silence</span><br />
<span style="color: #000000;"> 10- Amelie</span></p>
<p><span style="color: #000000;">***</span></p>
<p><span style="color: #000000;">1- Piyano Piyano Bacaksız</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2- Umut</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3- Eşkiya</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4- Kader</span><br />
<span style="color: #000000;"> 5- Yumurta</span><br />
<span style="color: #000000;"> 6- Sonbahar</span><br />
<span style="color: #000000;"> 7- Serseri Mayin</span><br />
<span style="color: #000000;"> 8- Herşey Çok Güzel Olacak</span><br />
<span style="color: #000000;"> 9- Vavien</span><br />
<span style="color: #000000;"> 10- Başka Dilde Aşk</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kitaplarla aranız nasıl? Neler okuyorsunuz? En iyi 10 yerli ve yabancı kitap listenizi bizimle paylaşır mısınız?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kimi kitaplar, kimi yazarlar beni çok etkiler; listemi ona göre yazdım.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">1- Nâzım Hikmet</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2- Sait Faik</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3- Kürk Mantolu Madonna</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4- Oğuz Atay ve Tutunamayanlar</span><br />
<span style="color: #000000;"> 5- Çalıkuşu</span><br />
<span style="color: #000000;"> 6- İnce Memed</span><br />
<span style="color: #000000;"> 7- Orhan Veli Kanik</span><br />
<span style="color: #000000;"> 8- Kara Kitap &#8211; Orhan Pamuk</span><br />
<span style="color: #000000;"> 9- Zülfü Livaneli</span><br />
<span style="color: #000000;"> 10- Felatun Bey ile Rakım Efendi</span></p>
<p><span style="color: #000000;">ve üniversite yıllarımda okumaya başladığım Chuck Palahnuik&#8217;ı çok yakından takip ediyorum&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">1- Don Kişot</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2- Dostoyevski</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3- Anlatmak icin Yaşamak</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3- Madame Bovary</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4- Alexandre Dumas &#8211; Üç Silahşör</span><br />
<span style="color: #000000;"> 5- Zorro &#8211; Isabel Allende</span><br />
<span style="color: #000000;"> 6- Trevanian</span><br />
<span style="color: #000000;"> 7- Stefen Zweig</span><br />
<span style="color: #000000;"> 8- Chuck Palahnuik</span><br />
<span style="color: #000000;"> 9- Kolera Günlerinde Aşk</span><br />
<span style="color: #000000;"> 10- Hermann Hesse</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ocak ayında çıkacak olan “90’lar Kitabı”nda bir yazınızla yer aldınız. Televizyon, yazmak, programlar, kariyer ve düşler derken gelecekteki hedefleriniz, kafanızdaki projeleriniz neler?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evet, &#8220;90&#8242;lar Kitabı&#8221; için çok heyecanlıyım ve tekrar, içinde olduğum için size çok teşekkürler. Adımlarımı yavaş yavaş ve sağlam atmaya çalışıyorum. Acelem yok, iyi ve kaliteli işlerin içinde olamak istiyorum ve kendime olabildiği kadar altyapı katarak ilerlemek en büyük hedefim. Her yerde olayım, popüler programların içinde yer alayım diye bir kaygım asla yok; tek istediğim, yıllar sonra bile bir şekilde televizyon dunyasının içinde olmak.</span></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;count=none&amp;text=Tanem%20Sivar%26%238217%3Bla%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;count=none&amp;text=Tanem%20Sivar%26%238217%3Bla%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;linkname=Tanem%20Sivar%26%238217%3Bla%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftanem-sivar-soylesisi.html&amp;title=Tanem%20Sivar%26%238217%3Bla%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" id="wpa2a_4"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/tanem-sivar-soylesisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gonca Akyar ile Söyleşi</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/gonca-akyar-ile-soylesi.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/gonca-akyar-ile-soylesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 21:20:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söyleşiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gonca Akyar]]></category>
		<category><![CDATA[Gonca Akyar şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[halk müziği]]></category>
		<category><![CDATA[müzik üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[türküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=2016</guid>
		<description><![CDATA[Söyleşi: Kadir Aydemir Genç sanatçı Gonca Akyar kısa zamanda geniş kesimlere sesini duyurmayı başaran bir isim. Ona bahşedilen bu ses ve yorum gücü beni de çok etkiledi ve kendisine ulaşıp kısa bir söyleşi yaptım. Uzaklarda yaşasa da sesi içimizi ısıtıyor &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/gonca-akyar-ile-soylesi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/12/gonca-akyar-2011.jpg"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-medium wp-image-2017" title="gonca akyar 2011" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/12/gonca-akyar-2011-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></span></a></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Söyleşi: Kadir Aydemir</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Genç sanatçı Gonca Akyar kısa zamanda geniş kesimlere sesini duyurmayı başaran bir isim. Ona bahşedilen bu ses ve yorum gücü beni de çok etkiledi ve kendisine ulaşıp kısa bir söyleşi yaptım. Uzaklarda yaşasa da sesi içimizi ısıtıyor ve eminim ki Akyar, gelecekte adından epey söz ettirecek. Söz onda&#8230; Keşfedin.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>- Müzik yaşamına nasıl başladınız, sesiniz ilk nerede, nasıl keşfedildi?</strong></span><br />
<span style="color: #000000;"> Aslında doğduğum günden beri ailem sayesinde müzikle iç içe büyüdüm. Babamın (Ali Akyar) 13 yaşından beri saz çalıp güzelim sesiyle türküler söylemesi, aile toplantılarımızda beraberce dillendirilen deyişlerimiz, minik parmaklarımla çalıştırmayı öğrendiğim kasetçalarımızdan yükselen ve içime işleyen değerli yorumlar; hepsi gelişimimde önemli ve değerli birer etkendi. <span id="more-2016"></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İlk müzik derslerime ise dört yaşımda, keman ile başladım. Daha sonra flüt ve yan flüt dersleri aldım. Sonunda 15 yaşımda, onca zamandır habersizce içimde taşıdığım ve yürekten karar kılacağım enstrümanımı, sesimi buldum. Ve 17 yaşımda ilk özel şan derslerimi almaya başladım.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sesimin bir enstrüman olarak ilk farkına varmam, 2000 yılında oldu. Dinlemekten vazgeçemediğim müzik kasetlerinin bir tanesinde Turnam Gidersen Mardin’e isimli türküyle tanışmıştım ve çok sevmiştim. Bir gün odamda o türküyü mırıldanıyordum ki, birdenbire babamın coşku dolu sesini duydum. Tabii, annem ve babam bir süredir halk türkülerine olan sevgimin büyüdüğünü uzaktan izlemektelermiş, ama acele etmeden ve zorlamadan, sevgi ve sabırla, suyun yolunu bulmasını beklemişler. Bense suyun akışından habersiz, coşku dolu sesini duyduğumda, şaşkın bir halde babamın yanına gittim. Ardından sesimin ve müziğin icrası, sorumluluğu üzerine hoş bir sohbet geçmişti aramızda. Ve benim için asıl keşif, o güzel sohbetten sonra başladı&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>- Kimleri dinler, ne tür müzikler seversiniz?</strong></span><br />
<span style="color: #000000;"> Ağırlıklı olarak halk müziklerini, özgün ve protest müzikleri dinlemeyi seviyorum. Bunların yanı sıra elimden geldiğince duyduğum her müzik dalına kulak kabartmaya çalışıyorum. Her duyduğum müzik icrasında duygularımın ve düşüncelerimin bir yansımasını bulamasam da, müziğin içindeki çeşitliliği seviyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>- Albüm hazırlıklarınız var mı?</strong></span><br />
<span style="color: #000000;"> Aslında türkülerimiz hazır, sesim hazır, sazımız hazır, ancak piyasalaşmış her şeyde olduğu gibi, müzik dünyasında da maalesef bu saydıklarım yetmez oluyor… Ve üstüne üstlük, kurtlar sanat dallarına da hükmetmeye başlayalı, kuzular mazlum olmakla suçlanır olmuş. Ama sevgili Ataol Behramoğlu’nun değerli dizelerinde de dediği gibi: “Bir gün mutlaka!” O güne dek de, aynı sevgi ve azimle, kayıtlarımızı dinleyicilerimizle internet sitem ve çeşitli sosyal medya sayfaları aracılığıyla paylaşmaya devam ediyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>- Kitaplarla aranız nasıl? Neler okursunuz? En iyi 10 yerli ve yabancı kitap listenizi bizimle paylaşır mısınız?</strong></span><br />
<span style="color: #000000;"> Kitap okumayı çok severim doğrusu, ancak ‘en iyi 10 kitap’ sorusu oldukça zor bir soru. İnsanın onca dostunun arasından, sadece 10 tanesini kayırıp, diğerlerini ayırması gibi nahoş bir duyguya sürüklüyor beni. Sadece, belki okumak isteyenlere ve olanağı olanlara kitap dünyasına açılan bir ilham kaynağı olur düşüncesiyle, anca birkaç örnek verebilirim bu durumda. Kişisel, sınırlı ve hiyerarşik bir düzenlemeden uzak bir liste olmakla birlikte, benliğimde derin izler bırakmış olan bazı yerli yapıtlar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> 1. Sanık &#8211; Yılmaz Güney (roman)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2. Yaralısın &#8211; Erdal Öz (roman)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3. İdam Gecesi Anıları &#8211; Halit Çelenk (anı)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4. Acılara Yenilmeyen Gülümseyişler &#8211; Atilla Keskin (anı)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 5. Kulleteyn &#8211; Turan Dursun (roman)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 6. Kimlik Mücadelesinde Alevilik &#8211; Erdoğan Aydın (inceleme-araştırma)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 7. Halk ve Sosyalizm İçin Kültür ve Edebiyat &#8211; Asım Bezirci (deneme-eleştiri-araştırma)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 8. Ezgili Yürek &#8211; Ruhi Su (şiir-yazı-söyleşi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 9. Hasretinden Prangalar Eskittim &#8211; Ahmed Arif (şiir)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 10. Nâzım Hikmet Toplu Yapıtları &#8211; Nâzım Hikmet Ran (şiir-oyun-roman-düzyazı)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dünya literatürü denizine ise kanımca tam anlamıyla dalabilmiş değilim henüz. Ve yeterince bilgi sahibi olmadığım bir konuda ahkâm kesmektense, bu cevabı size borçlu kalmayı yeğlerim. Ayrıca sorunun sınırlandırmalarına uğrayıp, az önceki listeye alamadığım ve aynı içtenlikle sevdiğim diğer yazar ve yapıtlardan, aynı zamanda olanaksızlıklardan dolayı ismini duyuramamış veya duyamadığım tüm değerli edebiyatçılarımızdan da içtenlikle özür dilerim&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>- En sevdiğiniz 10 yerli, 10 yabancı film desek, listenizde neler yer alır?</strong></span><br />
<span style="color: #000000;"> Yine birkaç öneriden ileri gidemeyen, kısıtlı bir cevap olacak:</span><br />
<span style="color: #000000;"> 1. Yol &#8211; Yönetmen: Yılmaz Güney ve Şerif Gören</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2. Zengin Mutfağı &#8211; Yönetmen: Başar Sabuncu</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3. Büyük Adam Küçük Aşk &#8211; Yönetmen: Handan İpekçi</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4. Beynelmilel &#8211; Yönetmen: Sırrı Süreyya Önder ve Muharrem Gülmez</span><br />
<span style="color: #000000;"> 5. Bahoz (Fırtına) &#8211; Yönetmen: Kâzım Öz</span><br />
<span style="color: #000000;"> 6. Sonbahar &#8211; Yönetmen: Özcan Alper</span><br />
<span style="color: #000000;"> 7. Uçurtmayı Vurmasınlar &#8211; Yönetmen: Tunç Başaran</span><br />
<span style="color: #000000;"> 8. Vizontele &#8211; Yönetmen: Yılmaz Erdoğan ve Ömer Faruk Sorak</span><br />
<span style="color: #000000;"> 9. Issız Adam &#8211; Yönetmen: Çağan Irmak</span><br />
<span style="color: #000000;"> 10. Anadolu’nun Kayıp Şarkıları &#8211; Yönetmen: Nezih Ünen</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ayrıca, Türkiye’de gösterime girmiş (hatta çıkmış/çıkartılmış) olan, ama henüz Hollanda’ya uğra(ya)mamış olan yeni yerli yapıtları da izleyebilmeyi merakla bekliyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dünya sineması dediğimizde ise; Asya var, Afrika var, Avrupa var, Avustralya var, Güney ve Kuzey Amerika var… Benim ise, dürüst olacak olursak, bir bölümü çocukluk, diğer bir bölümü ise hayat koşuşturmacasıyla baş etmeye ve müzik aracılığıyla o zorunlu kılınan koşuşturmacaya karşı durmaya çalışan, 26 yıllık bir geçmişim var. Bu ömre acı tatlı çeşitli deneyim sığdırılmışsa da, ‘en iyi 10’ gibi bir seçki yapabilecek denli çok ve kanımca başarılı yabancı film izleyebildiğimi henüz söyleyemem doğrusu. Hoş, izledikçe öyle sınırlı bir listeyi daha çok reddedecekmişim gibi de gelmiyor değil hani…</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>- Müzikal hedefleriniz neler?</strong></span><br />
<span style="color: #000000;"> Halkımızın anlamlı ezgileriyle yaşlanıp, soluğumun yettiği yere kadar onları sesim aracılığıyla dinleyicilerle paylaşmak. İnsanlığın hak ettiği güzel yarınlar için…</span></p>
<p>***</p>
<p><span style="color: #000000;">Gonca Akyar&#8217;ın sesini keşfedin: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=W9O3g6u1oMQ" target="_blank"><span style="color: #000000;">http://www.youtube.com/watch?v=W9O3g6u1oMQ</span></a></span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="color: #000000;">Gonca Akyar fan sayfası: </span><a href="https://www.facebook.com/goncaakyar" target="_blank"><span style="color: #000000;">https://www.facebook.com/goncaakyar</span></a></p>
<p><span style="color: #000000;">Sanatçının kişisel sayfası: <a title="Gonca Akyar web sitesi" href="http://www.goncaakyar.com/" target="_blank"><span style="color: #000000;">http://www.goncaakyar.com/</span></a></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;count=none&amp;text=Gonca%20Akyar%20ile%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;count=none&amp;text=Gonca%20Akyar%20ile%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;linkname=Gonca%20Akyar%20ile%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-akyar-ile-soylesi.html&amp;title=Gonca%20Akyar%20ile%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" id="wpa2a_6"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/gonca-akyar-ile-soylesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsmail Güzelsoy&#8217;la &#8220;Çıt Yok&#8221; Üzerine</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/ismail-guzelsoy-cit-yok.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/ismail-guzelsoy-cit-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 10:39:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söyleşiler]]></category>
		<category><![CDATA[çıt yok]]></category>
		<category><![CDATA[irfan kuzu]]></category>
		<category><![CDATA[ismail güzelsoy]]></category>
		<category><![CDATA[mephisto yayınevi]]></category>
		<category><![CDATA[mephisto yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=1993</guid>
		<description><![CDATA[“İnsan aşktan ne anlıyorsa dünyayı öyle yaşıyor” &#160; İsmail Güzelsoy’un altıncı romanı “Çıt Yok”  iktidar hırsı, yalan, ihanet ve aşkla örülmüş çok katmanlı bir roman. 1941 yılı İstanbul’unda Eyüp’te masum insanların yüreklerini söken bir vampir. İnsanın kaybederek kazanabileceğine inanan bir &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/ismail-guzelsoy-cit-yok.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;" align="center"><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/11/ismailguzelsoy7.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1994" title="ismailguzelsoy7" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/11/ismailguzelsoy7-300x198.jpg" alt="" width="300" height="198" /></a>“İnsan aşktan ne anlıyorsa dünyayı öyle yaşıyor”</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İsmail Güzelsoy’un altıncı romanı “Çıt Yok”  iktidar hırsı, yalan, ihanet ve aşkla örülmüş çok katmanlı bir roman. 1941 yılı İstanbul’unda Eyüp’te masum insanların yüreklerini söken bir vampir. İnsanın kaybederek kazanabileceğine inanan bir horoz dövüşçüsü… On bir yaşındaki torununa aşkı ve ölümü anlatmaya çalışırken kendisiyle yüzleşen bir adam…  İki kadın arasındaki tasvip edilmeyen yakınlaşmanın linçle noktalanması. “Çıt Yok” üzerine keşifler yapacağınız  esaslı bir kurmaca. <span id="more-1993"></span></span></p>
<p><strong>Söyleşi: </strong><strong>İrfan Kuzu</strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çıt Yok, rahat okunabilen, keyifli bir roman ama bir yandan da muzip bir yan var sanki. Bir yeraltı ırmağı akıyor sanki. Bunu nasıl tarif edersiniz?</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İyi bir roman zor bir durumu anlaşılır kılmayı başarmalı öncelikle. Bunu amaçladığınızda her şeyi okura yükleyemezsiniz. Eğlenebilmek öncelikli olmalı. Yani edebiyatın her iki ucunda da eğlence şart. Yazarken de okurken de keyif almalı. Zaten bunlar birbirine akan iki süreç. Ama bunu yaparken dediğiniz gibi bir yeraltı ırmağı da inceden akmak zorunda. Yoksa benim sık sık &#8220;E?&#8221; diye tanımladığım boşluğa düşersiniz. Oturup bir film seyrediyorum, bir roman okuyorum. Bitince tuhaf bir anlamsızlığa düştüğümü fark ediyorum. Ne demiş oldu bu film bana? Yani o hoşça zaman geçirmek hedeflenecekse gider bilardo oynarım ne diye oturup saatlerce senin kurguna mahkûm olayım ki? Benim kâbusum hep bu oldu: &#8220;E?&#8221; denilmesi. Yazdıklarım beğenilmesin, kitaplarım okunmasın, selamı sabahı kessinler, razıyım ama bana &#8220;E? Ne anlatmış oldun?&#8221; demesinler. Roman bir adrenalin sporu değildir. Tabii ki eğleneceğiz ama bu keyifli zamanın sonunda hayatınızda bir şeyler değişmiş olmalı. Somut bir şekilde, o güne kadar hiç üzerine düşünmediğinizi fark ettiğiniz bir konuda düşündüğünüzü fark etmelisiniz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Aşk mı bu?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Biraz&#8230; Bakın aşk üzerine en çok yazılıp çizilen, en irikıyım lafların edildiği bir çağda yaşıyoruz. Geçenlerde bu konuda sohbet ederken şöyle demiştim: Eğer Marslılar bizi izliyorsa, ne kadar mihriban, şefkatli insanlar olduğumuzu düşünüyor olmalılar. Sabah akşam aşk üzerine konuşup duruyoruz. Eğer iyi bir teleskopla bakarlarsa büyük bir düş kırıklığına uğrayacaklardır. Bütün bu muhabbetin içi kof. Aşk üzerine ahkâm kesmemizin asıl nedeni ona duyduğumuz açlık, içinde bulunduğumuz acı yalnızlık&#8230; Aşk bu yaralı dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu derman. Ve okuduğumuz onca hikâye iki boyutlu birer karikatürden ibaret. Duygusal bir mastürbasyon. Kitabımın ikinci bölümünü oluşturan &#8220;Üç UÇ Aşk Meseli&#8221;nde bunu anlatmaya çalıştım biraz da. Aşkın uç noktalarını sergilemeye, aşk üzerine yapılan riyakarlıklarla yüzleşmeye çalıştım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Bu çok mu önemli?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şu bakımdan önemli: Dünyadaki canlı hayatı oluşturan temel dürtüleri inceltip, yontup, cilalayıp adına aşk demişiz. Bir insanın bir insana vazgeçilmez bağlanışını anlatır. Ama bu iki insanın dini, milliyeti, cinsiyeti, tuttuğu takım, oturduğu mahalle, etnik kimliği sorgulandığında iş değişiyor. Bir Hollywood filmindeki ilişkiyi Batman&#8217;a taşıyabilir miyiz? Tersini yapabilir misiniz peki? Sizi terk eden bir sevgiliye aşkınızı sürdürebilirsiniz ve bunun adı güçlü, sarsılmaz aşk olarak kutsanır ama uzun yıllar önce ölmüş birine aşıksanız deli olarak yaftalanırsınız. Onu bunu bilmem, siyasetten sonra en kallavi yalanlar aşk üzerine söyleniyor ve en büyük sahtekarlıklar orada. Gençleri kandırıyorlar, aşk sınıfsaldır. Tıpkı ölüm gibi&#8230;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ölüm de mi sınıfsal?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tabii, Van&#8217;daki olup bitenleri izlemiyor muyuz hep beraber? Doğal afetler bile sınıfsal.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Bir adım geri gidecek olursak, aşka karşı olduğunuz söylenebilir  mi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Belli şeyler var, bunlara karşı olmak olmamak ikilemiyle bakamazsınız. Yani bu artık pırasaya karşı olmak gibi gülünç bir şeye dönüşebilir. İki noktada: 1. Pırasa var, sen karşı olsan ne olur olmasan ne olur? 2. Karşı oluşunun nedenini geri kalan herkese anlatabilecek misin? Aşk için de bu formül aynı şekilde işliyor. Ben karşı olsam ne olacak olmasam ne olacak? &#8220;Hey arkadaşlar, artık birbirinize aşık olmayın, ticari bekleme yapma&#8221; diyecek halimiz yok ya. Romandaki aşk, bir Truva atı aslında. Aşk hani en zayıf halka ya, onu çekip koparmaya çalıştım. Bir kez aşkla ilişkimizi sorgulamaya başladığımız zaman sarkan pek çok şey dökülmeye başlayacak. Buna yürekten inanıyorum. İnsan aşktan ne anlıyorsa dünyayı öyle yaşıyor. Yine bu bölümde arı ve bal simgesi aşkın iki meyvesine işaret etmiyor mudur sizce? Ya da udun zehri simgelediği gibi hazzı da üreten bir nesne oluşu?.. Yani acı ile hazzın aynı kaynaktan türediğini söylemiş oluyorum. Bu aşkın da halleridir aynı zamanda.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>ÇIt yok, mutlak sessizliğe işaret eden bir tanım. Bu romanda sessizliğin özel bir yeri var. Ne dersiniz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çıt yok büyülü bir tanım. Bir yeri anlatırken ister olumlu ister olumsuz, mutlak bir sessizlik anını böyle tanımlıyoruz. Derin bir sessizlik. Bunun üzerine oturuyor her şey.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ne? Örneğin romanın geçtiği yıllar mı?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evet. Türkiye&#8217;nin İkinci Dünya Savaşı karşısındaki sessizliği bunlardan biri. İnsanların kendi dünyalarına gömülüşü, başka seslere karşı tepkisizlik, iç ses dediğimiz o aldatmaca&#8230;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Sözünüz keserek sormam gerekiyor, ses üzerine bunca simgeyi yükledikten sonra bunun okura ulaşacağına inanıyor musunuz? Yani bunlardan bir kısmı heyecanla okunan bir romanın çok gerisinde kalmayacak mıdır? Böyle bir kaygınız hiç olmadı mı?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yok, hiç böyle şeylere takılmıyorum. Biri oturup romandaki ses kavramının simgesel karşılıkları üzerine tez yazmayacaksa bunun öyle aman aman bir önemi olduğunu da düşünmüyorum, dürüst olmak gerekirse. Sonuçta biz ne dersek diyelim, bu roman dünyayı kurtarmayacak. Kutsal bir yazıt da değil. Kuzguna yavrusu şahin&#8230;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ama bu simgesel dünyayı kurarken bunları okura aktarmak istediniz herhalde, yoksa ne diye uğraşmış olasınız ki? </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Üzerine keşifler yapılacak, mayalanacak, zenginleşecek, okurla birlikte yaşayacak, onda yer edecek metinler üretmek zor iştir. Bunları oluştururken çok ince hesaplar yaparsınız. Çeşitli katmanlar oluşturursunuz. Hassas bir mimari hesapla yapmak zorundasınız bunu. Bazı bölümleri kulaktan çalarsınız bazı bölümlerde matematiksel bir kesinliğe uyarak yaparsınız hesabınızı. Ama sonuçta kurgunuzu okurun sizin kadar ciddi ve sizin kadar meraklı olduğunu varsayarak yapmak zorundasınızdır. Şahsen  bir okur olarak okuduğum romanlarda bazen bu katmanlarda nelerin gizlendiğini fark etmeden yürüyüp gittiğimi fark ediyorum. Bazen kafayı takıp üzerine düşünüyorum. Neden? Çok sordum bu soruyu kendime. Neden bazı romanları okurken bir arkeolog titizliğiyle didikliyorum da bazılarını, geveze bir arkadaşı dinler gibi okuyorum, diye kafa yorarım. Tek taraflı bir durum değil. Yazarın bana sunduğu sorunsal ile benim orada okuduğum arasında fark var. Şimdi Çıt Yok&#8217;u okuyup, &#8220;Yaşlı bir insanın dünyasını çok iyi gözlemlemişsin&#8221; diyen birine ne cevap vereyim? &#8220;Ben tümüyle on bir yaşındaki bir çocuğun masum kavramlarına ve gizli bir aşkla kıvranan bir kadının duygu dünyasına yoğunlaştım, iki yıldır bunları didikliyorum. Yaşlı bir adamın dünyası hiç aklıma bile gelmedi&#8221; diyemem ya. Okur benim yazdığımdan başka bir şeyler okumuş demektir. Keyifli olan da budur zaten. Hiçbir zaman benim yazdığımı okumadı diye bir okura içerlediğimi bilmem. Bunlar bana birer kompliman gibi gelir. Benim yazmadığım bir şeyleri de keşfedebiliyorsa ne güzel. Cümleyi tersten kuralım o vakit: Benim yazdığımı yalnızca benim yazdığım şekliyle okuyorsa bir sorun var demektir. Ya kurgu çok yavandır ya da bir keşif şansı vermiyordur okura.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çıt Yok&#8217;ta nümeroloji kullanıyorsunuz. On iki&#8230; Romanın ilk bölümünde Gassal Tevfik&#8217;in bir cümlesiyle ifade ediliyor ilk olarak. İnsanlar öldükten sonra on iki dakika daha bu dünyada kalıyormuş, diyor Tevfik. Bunun ardından mümkün olabilecek her yerde rakamların toplamının on iki olduğunu görüyoruz. Hatta İskender&#8217;in on bir yaşında olduğunu fark ettiğimde şaşırdım. Sonra Server&#8217;in de on üç yaşında olduğunu anlayınca rahatladım. Ortalama yine on iki ediyor ya! Neden her şey on iki üzerine kurulu?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu da sessizlik gibi simgesel göndermeleri olan bir oyun. Şimdi başlarsak günlerce sürebilecek bir tartışma. Daha da önemlisi, bunları açıkladığım anda başkasının anlattığı bir fıkranın sonunu söylemiş olurum, gibime geliyor. Farkındaysanız Çıt Yok, &#8220;Katil uşak&#8221; tarzı bir sonla tadı kaçacak bir kurguya oturmuyor. Yani romanın ilk sayfasında sonunu da söyleseniz okur keyif almayı kafasına koymuşsa bir şey değişmeyecektir. Ama sessizlik, horoz dövüşü, arı, Melek Pervâ, on iki gibi simgesel düzeni açık edersek Çıt Yok özelinde &#8220;Katil uşak&#8221; demiş oluruz. Bir kitabı yazmış olmak okuma üzerine ipotek koyma hakkını vermez bana. Bir fıkranın sonunda neye gülünmesi gerektiğini söyleme çiğliğine düşmekten korkarım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Türkçe ezan da mı bunlardan biri?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tabii.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>O zaman bir yanıyla da bayağı politik bir roman bu.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Başlangıçta aşktan söz ediyordunuz şimdi politik bulduğunuzu söylüyorsunuz. İşte bu da özetle romanı beğendiğiniz anlamına geliyor. Bakış açısı değiştikçe romanın sorunsalı da değişiyor demek ki. Bu tür resimleri, müzikleri, hele de edebiyat eserlerini çok seviyorum. Yapmayı istediğim şey tam da bu aslında. Bakış açınızı değiştirdiğinizde size yeni bir şey söyleyebilecek bir kurgu&#8230; Yıllarca hep aynı şeyi yapmaya çalıştım: Okumak istediğim şeyleri yazmak. Çıt Yok böyle bir roman oldu.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Son olarak romanı bir yerde anti-polisiye diye tarif ediyorsunuz. Bu nedir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Ortada bir roman var, ben yazmış olmayayım, filancanın romanı olsun. Onun üzerine bu lafı edemez miyim? Evet Çıt Yok bir anti-polisiye olarak düşünülebilir. Neden? Çünkü polisiye ile alay eden, onun klişeleri üzerine oturtulmuş gibi gözükmesine rağmen o kültürü bütünüyle silkeleyip atabilen bir kurguya sahip. Polisiye aslında pozitivizmin vitrinidir. Dedektif delilleri toplar, değerlendirir, bunları sınıflandırır bir ilkeye göre bunlardan bazı varsayımlar türetir filan falan. Şimdi öyle bir dönemden söz ediliyor ki romanda, günde bilmem kaç bin kişi siperlerde öldürülüyor. Size inandırıcı geliyor mu bu titizlik? Bir yanda kitleler gaz odalarında katlediliyor öbür yanda bir dedektif &#8220;Merak buyurma, katilini hemen bulacağım&#8221; diyor size. Çıt Yok buradaki sahtekarlıkla da hesaplaşmalıydı. Kapitalist vicdanın şöyle bir tokatlanması şarttı. Bu anlamda anti-polisiye olarak Çıt Yok bu ikiyüzlü, teşhirlik vicdanı sorguluyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Cinayet de mi sınıfsal diyorsunuz yani?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Fena halde&#8230;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;count=none&amp;text=%C4%B0smail%20G%C3%BCzelsoy%26%238217%3Bla%20%26%238220%3B%C3%87%C4%B1t%20Yok%26%238221%3B%20%C3%9Czerine" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;count=none&amp;text=%C4%B0smail%20G%C3%BCzelsoy%26%238217%3Bla%20%26%238220%3B%C3%87%C4%B1t%20Yok%26%238221%3B%20%C3%9Czerine" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;linkname=%C4%B0smail%20G%C3%BCzelsoy%26%238217%3Bla%20%26%238220%3B%C3%87%C4%B1t%20Yok%26%238221%3B%20%C3%9Czerine" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fismail-guzelsoy-cit-yok.html&amp;title=%C4%B0smail%20G%C3%BCzelsoy%26%238217%3Bla%20%26%238220%3B%C3%87%C4%B1t%20Yok%26%238221%3B%20%C3%9Czerine" id="wpa2a_8"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/ismail-guzelsoy-cit-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;İki Satır Aşk&#8221;&#8230; Aşkı Bilen Bilmeyene Anlatsın</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/soylesi-iki-satir-ask.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/soylesi-iki-satir-ask.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 12:20:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söyleşiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çisel Onat]]></category>
		<category><![CDATA[cüneyt asi duru]]></category>
		<category><![CDATA[İki Satır Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ropörtajlar]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=1975</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İki Satır Aşk&#8221;ın yazarları Çisel Onat (@CiselOnat) ve Cüneyt Asi Duru (@cuneytasiduru) ile Yitik Ülke okurları için kısa bir söyleşi yaptık. Söyleşi: Kadir Aydemir (@yitikulke) *** - Çisel Onat ve Cüneyt Asi Duru olarak birlikte bir kitap çıkarttınız. &#8220;İki Satır Aşk&#8221; &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/soylesi-iki-satir-ask.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1976" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/11/cisel-onat-cuneyt-asi-duru.jpg"><span style="color: #000000;"><img class="size-medium wp-image-1976" title="cisel onat - cuneyt asi duru" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/11/cisel-onat-cuneyt-asi-duru-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></span></a></span><p class="wp-caption-text">Cüneyt Asi Duru ve Çisel Onat</p></div>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;İki Satır Aşk&#8221;ın yazarları Çisel Onat (@CiselOnat) ve Cüneyt Asi Duru (@cuneytasiduru) ile Yitik Ülke okurları için kısa bir söyleşi yaptık.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Söyleşi: Kadir Aydemir (@yitikulke)</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong>***</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">- Çisel Onat ve Cüneyt Asi Duru olarak birlikte bir kitap çıkarttınız. &#8220;İki Satır Aşk&#8221; kitabı nasıl projelendirildi, nasıl ortaya çıktı? Kitabın macerasını bizlerle paylaşır mısınız?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çisel:</strong> Uzun zamandır beraber bir kitap yazma düşüncemiz vardı. Bir gün Twitter&#8217;da aynı anlarda online olduk ve ben ortaya bir tweet yazmıştım. Aşkla ilgili&#8230; Sonra bir baktım aynı dakikalar içinde Cüneyt de bir tweet atmış o da aşkla ilgili&#8230; İkimizinkini art arda okuyunca birbirine yazılmış gibi tınladı. Hemen Cüneyt&#8217;i aradım ve &#8220;Ortak kitabımız hayırlı olsun&#8221; dedim. İkimiz de epey heyecanlandık ve gerçekten ciddi bir çalışma sonucunda İKİ SATIR AŞK doğdu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Cüneyt:</strong> Tesadüfe inanmayan biriyim, Çisel&#8217;in de anlattığı gibi bir gece Twitter&#8217;da doğan bir proje bu&#8230; ama sonrasında tahmin edersiniz ki üzerine epey kafa yorduğumuz ve cümleleri yazarken, onları birleştirirken oldukça keyiflendiğimiz bir kitap oldu&#8230; <span id="more-1975"></span></span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">- Sosyal medyada aktif rol alan insanlarsınız, bu kitabın ortaya çıkışında sosyal medyanın payı var mı?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çisel:</strong> Bu soruyu okumadan cevaplamışım yukarıdakini ve sanırım cevabını da orada vermişim. <img src='http://www.yitikulke.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Kesinlikle payı var. Doğma noktamız Twitter ve Facebook. Ancak tabii ki içerik neredeyse 7-8 senelik bir geçmişten, o dönemlerde ve son zamanlarda yazılmış sözlerden oluşuyor. Tabii bu arada şunu da belirtmeliyim ki internet güvenli bir database olmamasının yanı sıra ayrıca insanları da tembelleştiriyor. Birinin yazdığı bir sözü kendininmiş gibi kullanan insanlar var. Çoklar. Fikir de çalıyorlar. Siz iyi niyetle ya da içinizden gelerek bir şey yazıyorsunuz bir bakıyorsunuz ki o sizin olmaktan çıkmış, anonim de değil bildiğin sahiplenilmiş başkaları tarafından. Biz de bir anlamda cümlelerimizin hakkını üstümüze almış olduk bu kitapla&#8230; Şimdi dileyen istediği gibi kullanabilir, sevgilisine, dostuna armağan edebilir. Hissin aynı olması bizi sevindirir&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Cüneyt:</strong> Olmaz mı, tabii ki sosyal medyanın kitabımızın doğuşunda çok fazla payı var. Bir kere kelimelerimiz sanal dünyada birbirleriyle tanışıp, aşık oldular ve netice olarak seviştiler. Sanal dünyada size ait cümleler başkaları tarafından (altına kime ait olduğu belirtilmeden) kullanılıp çok rahat anonim olarak anlaşılıyor, Çisel&#8217;in de dediği gibi bu kitap sayesinde bu sıkıntıdan kurtulmuş oluyoruz ve bu kitap Facebook, Twitter gibi sosyal medya dışında kişinin sevgilisine mesaj olarak yollayacağı, hediye edeceği bir kitap olabilir, daha çok erken olmasına rağmen şimdiden bu tarz şeyler duyuyorum&#8230;</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">- &#8220;İki Satır Aşk&#8221; isimli kitabınızı ilk elinize aldığınızda neler hissettiniz?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çisel:</strong> Sanırım çocuk sahibi olmak buna benzer bir şey. İlk romanım &#8220;Sevişmenin Hiçbir Riski Yoktur İçinde Aşk Yoksa&#8221;yı da ilk elime aldığımda inanılmaz heyecanlanmıştım. Saatlerce evirip çevirip inceledim. Gözüme uyku girmemişti. &#8220;İki Satır Aşk&#8221; benim ikinci kitabım ve aynı heyecanı yaşıyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Cüneyt:</strong> O kadar çok şey hissettim ki&#8230; bu benim 3. kitabım ama ister 1., isterse 100. fark etmiyor, duygu değişmiyor, aynı safiyet, aynı çoşku içinizde büyüyor&#8230; doğum böyle bir şey olsa gerek&#8230; sancılı ama ziyadesiyle keyfe doğru giden bir sancı&#8230;</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">- &#8220;İki Satır Aşk&#8221;a tepkiler nasıl?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çisel:</strong> Kitabın dağıtımı tam anlamıyla bu hafta içerisinde olacak. Dolayısıyla okurla yeni buluşacak ancak Tüyap kitap fuarındaki imzamıza gelip alan okurlarımızdan gelen tepkilere bakılırsa İki Satır Aşk bizi utandırmayacak!</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Cüneyt:</strong> Henüz bunu konuşmak için çok erken olsa da; sanal dünya sağ olsun, şimdiden kulağımıza çok hoş şeyler gelmeye başladı&#8230; bunun devam etmesini ve &#8216;İKİ SATIR AŞK&#8217;ın okuyucusuyla kurduğu ilişkisinde uzun soluklu bir aşk yaşamasını diliyorum&#8230;</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">- Kimleri dinler, ne tür müzikler seversiniz?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çisel:</strong> Kitabın arkasında da bizi kırmayıp aşkla ilgili iki satır paylaşan ruh besinim Sezen Aksu ve Barbara Streisand ile başlar listem&#8230; Vedat Sakman, Zuhal Olcay, Al di Meola, Miles Davis, Anouar Brahem, Yanni, Aziza Mustafa Zadeh vs. Her şeyi dinlemeye çalışıyorum aslında. Bir diğer işim de müzikle olduğu için dinlemek de zorundayım zaten&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Cüneyt:</strong> Genelde kadın vokalleri seviyorum&#8230; isim verecek olursam Mina, Sezen Aksu, Azam Ali, Buika, Mariza, Ajda Pekkan, Kimbra, Müzeyyen Senar, Harris Alexiou, Cesaria Evora&#8230; sevdiğim erkek vokaller ise Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, Georges Dalaras vb. Özel olarak 90&#8242;larda ki Türk popunu ve 80&#8242;lerde ki dünya popunu çok seviyor ve bu yıllarla ilgili ciddi bir arşiv yapıyorum&#8230; Ayrıca işim gereği her tür müziği takip edip, dinlerim&#8230;</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">- En sevdiğiniz 10 yerli 10 yabancı film desek, listenizde neler yer alır?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çisel:</strong> 10 Yerli&#8230; İlk ağladığım film Babam ve Oğlum / Teyzem / Büyük Yalnızlık (Sezen Aksu-Ferhan Şensoy) / Deli Deli Olma / Mustafa Hakkında Her Şey / 3 Maymun / Uçurtmayı Vurmasınlar / Devrim Arabaları / Eşkıya / Güz Sancısı &#8230;</span><br />
<span style="color: #000000;">10 Yabancı film&#8230; Karşı Pencere / Pianist / Kadın kokusu / Esaretin Bedeli / Black / Ölü Ozanlar Derneği / Gözleri tamamen kapalı / Se7en / Truman Show / Old Boy ve Pedro Almodovar serisini unutmuyorum&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Cüneyt:</strong> Ben deli bir sinefilim bu yüzden bir sıra yapmak epey zor da olsa, şöyle cevaplayayım.</span><br />
<span style="color: #000000;">10 Yerli: 1- Adı Vasfiye, 2- Kupa Kızı, 3- Ağır Roman, 4- Ahh Belinda, 5- Duvara Karşı, 6- Teyzem </span><span style="color: #000000;">7- Salkım Hanımın Taneleri 8- Dünden Sonra Yarından Önce 9- Masumiyet 10- Karanlıktakiler</span></p>
<p><span style="color: #000000;">10 Yabancı: Yönetmen sinemasına inanan biri olarak önce sevdiğim yönetmenlerden bahsedeyim sonra ilk 10&#8242;umu cevaplarım&#8230; Pedro Almodovar, Roman Polanski, Neil Jordan, Francois Ozon, Kim Ki Duk, Ferzan Özpetek, Michael Winterbottom&#8217;un parmağının değdiği her film bana göre şahanedir&#8230; şimdi filmlerimi sıralarsam:</span><br />
<span style="color: #000000;">1- The End Of The Affair 2- When Harry Met Sally 3- Gilda 4- Savage Grace 5- Fight Club 6- Betty Blue </span><span style="color: #000000;">7- Stardust 8- The Orphanage 9- Leon 10- Mr Nobody</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">- Kitaplarla aranız nasıl? Neler okursunuz? En iyi 10 yerli ve yabancı kitap listenizi bizimle paylaşır mısınız?</span></strong></p>
<p><strong></strong> <span style="color: #000000;"><strong>Çisel:</strong> Yazan ve yazdığının okunmasını dileyen biri için okumak 1. emire uymaktır! Çocukluğumdan beri hiç vazgeçmeden okuyorum ve yazıyorum.</span><br />
<span style="color: #000000;">10 Yerli:</span><br />
<span style="color: #000000;">Tutunamayanlar / Oğuz Atay</span><br />
<span style="color: #000000;">Yarın Yarın / Pınar Kür</span><br />
<span style="color: #000000;">Ölü Erkek Kuşlar / İnci Aral</span><br />
<span style="color: #000000;">Köprü / Ayşe Kulin</span><br />
<span style="color: #000000;">Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali</span><br />
<span style="color: #000000;">Yarın Yapayalnız / Selim İleri</span><br />
<span style="color: #000000;">Gülünün Solduğu Akşam / Erdal Öz</span><br />
<span style="color: #000000;">Gelibolu / Buket Uzuner</span><br />
<span style="color: #000000;">Dağınık Yatak / Murathan Mungan</span><br />
<span style="color: #000000;">Puslu Kıtalar Atlası / İhsan Oktay Anar</span></p>
<p><span style="color: #000000;">10 Yabancı:</span><br />
<span style="color: #000000;">Açlığın Şarkısı / Jean-Marie Gustave Le Clézio</span><br />
<span style="color: #000000;">Simyacı / Paulo Coelho</span><br />
<span style="color: #000000;">Boyalı Kuş / Kosinski</span><br />
<span style="color: #000000;">Divan / Irvin D. Yalom</span><br />
<span style="color: #000000;">Benim Üniversitelerim / Gorki</span><br />
<span style="color: #000000;">Hansel ile Gratel&#8217;in Gerçek Öyküsü / Louise Murphy</span><br />
<span style="color: #000000;">Bilinmeyen / Joshua Ferris</span><br />
<span style="color: #000000;">Ve bütün Çirkinler Öldürülecek / Boris Vian</span><br />
<span style="color: #000000;">De Profundis / Oscar Wilde</span><br />
<span style="color: #000000;">Dönüşüm / Kafka</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Cüneyt</span>: </strong><span style="color: #000000;">Kitaplarla oynamak çocukluktan ezbere aldığım bir şey! Bu yüzden en iyi oyun arkadaşlarım hep kitaplar olmuştur&#8230;</span><br />
<span style="color: #000000;">10 Yerli:</span><br />
<span style="color: #000000;">1- Üç Aynalı Kırk Oda &#8211; Murathan Mungan</span><br />
<span style="color: #000000;">2- Tatlı Rüyalar &#8211; Alper Canıgüz</span><br />
<span style="color: #000000;">3- Öbür Dünya Bilgisi &#8211; Özen Yula</span><br />
<span style="color: #000000;">4- Dersaadette Dans &#8211; Engin Geçtan</span><br />
<span style="color: #000000;">5- Tutunamayanlar &#8211; Oğuz Atay</span><br />
<span style="color: #000000;">6- İp Ucu Bırakma Sanatı &#8211; küçük İskender</span><br />
<span style="color: #000000;">7- Rubailer &#8211; Nâzım Hikmet</span><br />
<span style="color: #000000;">8- İskender &#8211; Elif Şafak</span><br />
<span style="color: #000000;">9- Asılacak Kadın &#8211; Pınar Kür</span><br />
<span style="color: #000000;">10- Tanrının Doğumgünü &#8211; Burak Özdemir</span></p>
<p><span style="color: #000000;">10 Yabancı:</span><br />
<span style="color: #000000;">1- Parfümün Dansı &#8211; Tom Robbins</span><br />
<span style="color: #000000;">2- Sevgili Milena&#8217;ya Mektuplar &#8211; Kafka</span><br />
<span style="color: #000000;">3- Bulantı &#8211; Jean Paul Sartre</span><br />
<span style="color: #000000;">4- Kırmızı Pazartesi &#8211; Gabriel Garcia Marquez</span><br />
<span style="color: #000000;">5- Yanılsamalar Kitabı &#8211; Paul Auster</span><br />
<span style="color: #000000;">6- Rüyalar, Masallar, Mitoslar &#8211; Erich Fromm</span><br />
<span style="color: #000000;">7- Simyacı &#8211; Paulo Coelho</span><br />
<span style="color: #000000;">8- Martı &#8211; Richard Bach</span><br />
<span style="color: #000000;">9- Ecinniler &#8211; Dostoyevski</span><br />
<span style="color: #000000;">10- Soneler &#8211; Shakespeare</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">- Yazı anlamında gelecekteki hedefleriniz, kafanızdaki projeleriniz neler?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çisel:</strong> Kimsenin öne çıkarmasına gerek kalmadan okurun keşfettiği ve onlara kelimeyle dokunabilen bir yazar olarak kitaplarımı yazmaya devam etmek istiyorum. İki Satır Aşk; Düet Edebiyatı serisinin ilki&#8230; İkincisinde de kitabı okuyup bizlerle aşka dair iki satırını paylaşmak isteyen okurlarımızın cümleleri de yer alacak. Buradan da duyurmuş olalım, İki Satır Aşk&#8217;ın ikincisinde bizlerle olmak isterseniz aşka dair iki satırınızı <strong>ikisatirask@ikisatirask.com</strong> adresine gönderebilirsiniz&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Cüneyt:</strong> Bundan sonra Çisel&#8217;in de bahsettiği gibi İki Satır Aşk&#8217;ın devamı okuyucuyla olacak, bu kez düet değil, trio yapacagız : ) bunun dışında ne zaman biteceğini tam bilemesem de bir roman üzerine çalışıyorum ve yazan-çizen her fani gibi hayatımda yazmak ve kitaplarım hep olsun istiyorum&#8230; ve son olarak bu güzel röportaj için sana teşekkür ederiz&#8230;</span></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;count=none&amp;text=%26%238220%3B%C4%B0ki%20Sat%C4%B1r%20A%C5%9Fk%26%238221%3B%26%238230%3B%20A%C5%9Fk%C4%B1%20Bilen%20Bilmeyene%20Anlats%C4%B1n" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;count=none&amp;text=%26%238220%3B%C4%B0ki%20Sat%C4%B1r%20A%C5%9Fk%26%238221%3B%26%238230%3B%20A%C5%9Fk%C4%B1%20Bilen%20Bilmeyene%20Anlats%C4%B1n" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;linkname=%26%238220%3B%C4%B0ki%20Sat%C4%B1r%20A%C5%9Fk%26%238221%3B%26%238230%3B%20A%C5%9Fk%C4%B1%20Bilen%20Bilmeyene%20Anlats%C4%B1n" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsoylesi-iki-satir-ask.html&amp;title=%26%238220%3B%C4%B0ki%20Sat%C4%B1r%20A%C5%9Fk%26%238221%3B%26%238230%3B%20A%C5%9Fk%C4%B1%20Bilen%20Bilmeyene%20Anlats%C4%B1n" id="wpa2a_10"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/soylesi-iki-satir-ask.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç ve Sevilen Oyuncu Gonca Vuslateri ile Söyleşi</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/gonca-vuslateri-ile-soylesi.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/gonca-vuslateri-ile-soylesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2011 16:15:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söyleşiler]]></category>
		<category><![CDATA[genç oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[gonca vuslateri]]></category>
		<category><![CDATA[gonca vuslateri röportajı]]></category>
		<category><![CDATA[gonca vuslateri söyleşisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=1675</guid>
		<description><![CDATA[Gonca Vuslateri oynadığı her rolden biraz taşıyor içinde. Kendine rağmen yaşamayı deniyor. Zor bir kadın, bildiğini okuyanlardan. Sürekli bir çarpışma halinde. Bundan da keyif alıyor. Köşelerini kendi yontmuş, bazı yerlerini de keskin bırakmış. İyi oyuncu olma derdi yok, &#8220;fikri merak &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/gonca-vuslateri-ile-soylesi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gonca Vuslateri oynadığı her rolden biraz taşıyor içinde. Kendine rağmen yaşamayı deniyor. Zor bir kadın, bildiğini okuyanlardan. Sürekli bir çarpışma halinde. Bundan da keyif alıyor. Köşelerini kendi yontmuş, bazı yerlerini de keskin bırakmış. İyi oyuncu olma derdi yok, &#8220;fikri merak edilen bir kız olmak istiyor&#8221;</p>
<p><img src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=79500" alt="" align="right" border="0" /></p>
<div>
<p>Gonca Vuslateri, “Canım Ailem”de bıçkın liseli Nurcan’dı. Sonra “Küçük Sırlar”da zengin, ukala, küstah Ceyla’ya hayat verdi. Şimdi de “Yerden Yüksek”in Kumru’su. Gonca Vuslateri geçmişiyle şimdi arasında, ama gelecekte de yaşıyor. O yüzden onu ileride çok daha başka rollerde görmek bizi şaşırtmayacak. Kadınsı tarafta çok kırılgan. “Kadın olma” fikrini fazla sürdürmediğini söylüyor: “Hemen insanlaşıyorum, belki de cinsiyetsizleşiyorum. Zaten pılımı pırtımı toplayan bir kız olmadım hiç, kitaplarımı alıp giden bir kadın oldum her zaman”.<span id="more-1675"></span></p>
<p><strong>- Tiyatro ve dizileri derken seni daha iyi tanıma fırsatı bulduk. Oyunculuğun bir yana ben seni ne istediğini bilen, geri çekilmeyen ve mücadelesini sürdüren bir kadın olarak tanıdım. Sert, bazen dişi bazen de cinsiyetsiz. Ama sen kimsin ve bu dünya ile alıp veremediğin nedir?</strong></p>
<p>- Herkes gibi kendine rağmen bir hikâyem var. Beni yontan, törpüleyen bazen de sivri uçlar bırakan türden&#8230; İncirlik’te askeri bir sistemin içinde dünyadan izole bir hayat sürdüm. Oradan çıkınca, o korunaklı yerin dünya olmadığı anlamam bir tokat gibi çarptı yüzüme. Dünyayı ve bu ülkeyi el yordamıyla tanımaya başladım. Ateist baba, üniformalı bir ailede okuma düzeyini kendi yaşadığı koşulların dışına taşırmayı isteyen kadınların olduğu bir aileydi bizimkisi.</p>
<p><strong>- Değişimin ne zaman başladı? </strong></p>
<p>- Kendimi izlemeye başladım, sertlikle aramdaki ilişki normalleşti. Birbirimiz olduk. Tsunami geldiğinde sen de dalganın kendisi oluyorsun. “Anormal bir duruma verilen anormal bir tepki normaldir” diyordu bir yazar. Sanırım Türkiye’de her şey böyle işliyor. Bu elbette biraz yorgunluk bırakıyor bedende ve ruhta. Kim olmayı seçersen seç, kendinden fazla uzağa gidemiyorsun. Dünyayı kurtaracak güçle donansan da kaybettiğin ayakkabıyı bulamayınca çaresizlikten ve sinirden delirmen olasıdır.</p>
<p><strong>- Oyunculuk hayata tutunduğun ya da ona çelme taktığın bir şey mi?</strong></p>
<p>- Oyuncu izleyiciyi görmez, görmemeli de&#8230; O yüzden oyuncunun gözünün kör edilmesi gerekli. Antik Çağ&#8217;da güneşe karşı oynanırmış oyunlar, şimdi de spotlara karşı oynanıyor. Çünkü izleyiciyi görürse özgür olamaz oyuncu. Bazen “ne kadar patavatsız” dersin ya birilerine. İşte onlar görmeden konuşurlar. Sakarlıktır oyuncunun yaptığı, oyunculuk profesyonel bir sakarlıktır. Amatör kopyalarla dolu ülke. Her anlamda hem de. Ülkeyi parçalıyoruz, insanları parçalıyoruz, inançları, inaçsızlıkları parçalıyoruz, kadınların bedenlerini parçalıyoruz. Tek yaptığımız parçalamak.</p>
<p><strong>EKMEĞİMİZDE METAL TADI VAR</strong></p>
<p><strong>- Belki de hiç bütün olamadık. Ne dersin? </strong></p>
<p>- Küçük yaşta hayat vizyonumuz kahramanlık ve ölümle belirleniyor. Böyle geçmez ki hayat, gideceği yer belli işte. Buradayız&#8230; Ben 17 yaşımda ablamla evi bu yüzden terk ettim. Akşam yemeğinde haberleri izlemek istemiyordum. Ölüm haberleri izlenirken ağzımıza peynir domates tıkanırdı bizde. Amerikan askerleri, ailelere PKK’nin ne kadar kötü olduğunu gösteren dev bir ansiklopedi vermişti. İçinde yalnızca öldürülmüş insanlar vardı. Önce kalıplar dökülüyor, sonra insanlar onlara uyduruluyor. Terörün de bu ülkede evlere kadar yayılmasının sebebi herkesin birbirini ıskalaması. Hepimiz ekmeğimizi bandık tavanın dibine, hepimizin ekmeğinde bir metal tadı var. Sistemin çocuklarıyız, ama ben sisteme dayanamadığım için 17 yaşıma kadar kavgamı ailemle verdim, sonra da hayatla başladım çatışmaya.</p>
<p><strong>- Kolay bir kopuş olmasa gerek.</strong></p>
<p>- Babam beni anladı diye düşünüyorum. Çünkü aile ortamında kendini o kadar ifade edememiş biriydi ki benim çırpınışıma saygı duymuştu sanırım. O, bunu yapamadığı için devlete sığınmıştı. Hava trafik operatörüydü, kendini radara kapamış ve 25 yıl oradan çıkmamış bir adamdı. Beni ondan daha iyi kim anlayabilir ki? “Vur / Yağmala / Yeniden” oyunu bu anlamda benim çocukluğumla yüzleşmemdi.</p>
<p><strong>- Babanla görüşüyor musun?</strong></p>
<p>- Elbette ama görüşmek ve anlamak başka şeyler. Babamla anı kurtarırdım konuşurken, annemle konuşurken yolculuk ederdim. Annemin her konudaki fikrini merak ederdim, belki de o yüzden ona öykünüyorum bu anlamda. İyi oyuncu olmak derdim olmadı bu yüzden. Ben, “fikri merak edilen bir kız olmak” istiyorum. Derdim, sevdam buydu benim. Kadınsı tarafta çok kırılganım, sanırım o nedenle “kadın olma” fikrini fazla sürdüremiyorum. Hemen insanlaşıyorum, belki de cinsiyetsizleşiyorum dediğin gibi. Zaten pılımı pırtımı toplayan bir kız olmadım hiç, kitaplarımı alıp giden bir kadın oldum her zaman.</p>
<p><strong>- Gelecek senin için ne kadar berrak?</strong></p>
<p>- Kendimle ilgili düşündüğüm şeyleri bu coğrafyanın karanlık bulutları ile süslemek istemiyorum. Oyuncu olmamın bana verdiklerini kendimle ve benden sonra gelenlerle paylaşmak istiyorum. Şu an şiir yazıyorum torunuma.</p>
<p><strong>- Şiirle tinsel ilişkin nasıl başladı ve şimdi nerede?</strong></p>
<p>- Neden bilmiyorum 22 yaşıma kadar şiiri bir sır gibi okudum. Konservatuvarda şiiri eğitim amaçlı okurduk ya, onun ihtiyaç olduğunu sonradan anladım. Mesela Orhan Veli beni iyi hissettiriyor. İçimizdeki fakir tüm duygulara hizmet eden, bunca yoksunluk, yalnızlık&#8230; Ne güzel de anlatıyor. Ama gerçek anlamda şiirle hiçbir zaman tinsel bir ilişki kuramadım. Şebnem Sönmez’in bana ödev olarak verdiği Edip Cansever’in “Mendilimde Kan Sesleri”ni bir yıl okudum. Şiir o zaman üstüme oturdu, onu giyebilmek için her mısrayı, her kelimeyi anlamak için uğraştım. Hissetmek zaman aldı. Mesela Nâzım Hikmet, benim İncirlik’i terk etme sebeplerimdendir. Şiir yazmayı sevmek, kendime verdiğim bir ödül. Kim, ne zaman, nasıl sever bilemesem de bu kendime verdiğim bir armağan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Söyleşi: Ali Deniz Uslu / Cumhuriyet Pazar</strong></p>
</div>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;count=none&amp;text=Gen%C3%A7%20ve%20Sevilen%20Oyuncu%20Gonca%20Vuslateri%20ile%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;count=none&amp;text=Gen%C3%A7%20ve%20Sevilen%20Oyuncu%20Gonca%20Vuslateri%20ile%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;linkname=Gen%C3%A7%20ve%20Sevilen%20Oyuncu%20Gonca%20Vuslateri%20ile%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgonca-vuslateri-ile-soylesi.html&amp;title=Gen%C3%A7%20ve%20Sevilen%20Oyuncu%20Gonca%20Vuslateri%20ile%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" id="wpa2a_12"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/gonca-vuslateri-ile-soylesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gizemli bir kadın uslanmaz bir aşık&#8230;</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/gizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/gizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2011 20:21:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ferhat Uludere</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ferhat Uludere]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşiler]]></category>
		<category><![CDATA[dil ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Durgun Sular Sessiz Akar]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat kitap]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[ferhat uludere]]></category>
		<category><![CDATA[Muammer Kırdök]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümsüz Olduğum Zamanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ropörtaj örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ropörtajlar]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk edebiyatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=1438</guid>
		<description><![CDATA[Viyana&#8217;da okuyan genç bir öğrenci ülkesine dönmeye birkaç gün kala gizemli bir kadına aşık olur. Ama sıradan bir aşk macerası değildir bu; tutkunun pençesine düşer ikisi de ve bu girdapta sürüklenirler. Birbirini arzulayan bu iki beden arasında sanıldığından daha fazla &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/gizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/09/Muammer-Kırdök-1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1439" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/09/Muammer-Kırdök-1-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Viyana&#8217;da okuyan genç bir öğrenci ülkesine dönmeye birkaç gün kala gizemli bir kadına aşık olur. Ama sıradan bir aşk macerası değildir bu; tutkunun pençesine düşer ikisi de ve bu girdapta sürüklenirler. Birbirini arzulayan bu iki beden arasında sanıldığından daha fazla kişi vardır. Daha fazla erkek ve daha fazla kadın&#8230;<br />
iyana&#8217;nın antik görüntüsünü kendine fon olarak seçen &#8216;Durgun Sular Sessiz Akar&#8217;, Muammer Kırdök&#8217;ün ilk kitabı &#8216;Ölümsüz Olduğum Zamanlar&#8217;da olduğu gibi bilinç akışının oldukça öne çıktığı bir roman. Kaygılar, sorgular, peş peşe gelen pişmanlıklar ve çaresizlik arasında Kayhan Yağcıoğlu saplantıya dönüşen bir aşktan kurtulmaya ya da bir kadının karşısında gerçek kimliğiyle var olmaya çalışıyor. Ama bunun kolay olmayacağı da daha ilk sayfadan anlaşılıyor.</p>
<p><strong>&#8216;Durgun Sular Sessiz Akar&#8217;ın atmosferiyle başlamak istiyorum öncelikle&#8230; 19. yüzyılın atmosferi kitabın geneline sirayet ediyor. Binalar, yapılar ve karakter sanki orada yaşıyor&#8230;</strong><br />
Benim için sevindirici bir saptama bu, ayrıca rastlantı da değil. Romandaki olayların anlatıldığı yıllarda Viyana&#8217;nın 19. yüzyıldan, hatta daha eskilerden kalma arkaik bir yüzü var. En ağır kurşuni renklerin gökyüzüne çöreklendiği, sessizliğin sokaklarda yatıya kaldığı uzun kış aylarında kentin egemenliğini sanki geçmişin ruhu ele geçiriyor, insanlar kısacık ömürleriyle yüzyıllık yapıların arasında değersizleşiyor. Kentin nefesine sinen ağır melankoli romanın kahramanı Kayhan&#8217;ı da içine çekip eritiyor. İstanbul&#8217;un havasından eksilmeyen hüznü düşünün, Viyana&#8217;nın melankolisi de sevgilisinden yeni ayrılan birini allak bullak etmeye, yaşadıklarını sorgulamaya yetiyor romanda.<span id="more-1438"></span></p>
<p><strong>Kayhan Yağcıoğlu&#8217;yla erken yaşlarda Avrupa&#8217;ya giden Türk orta sınıf gencinin orada tutunma macerasının sonlarını izliyoruz. Belli kaybetmiş ve belli ki geri dönmek istiyor. Zihninin bir tarafında taşıdığı eve dönüş duygusunu başka karakterlerde göremezken Kayhan, neden bunun pençesinde debeleniyor&#8230;</strong><br />
Kayhan ilk başta bir zıtlıklar ve kararsızlıklar yumağı gibi görünse de, ne kendi iç değerleriyle çatışmaya girerek örselenmek, ne de çevresini yıpratmak istiyor. İçindeki doğruluk terazisinin ibresini tutturduğuna inandığı yerde yeni bir çatışma süreci başlıyor ne yazık ki. Bağımsızlığını kazanmak için Erika&#8217;dan ayrılmak zorunda kaldığına inanıyor bir yandan, diğer yandan da verdiği karardan ötürü sonuna dek mutsuz. Hem sıra dışı bir tutkuyla bağlanıyor Elisabeth Weiss&#8217;a, hem de bu gizemli kadınca kabul görmemekten, dışlanmaktan korkuyor. Bütün roman boyunca kendisi olmak istiyor Kayhan, bir başkası olarak algılanmaktan, anlaşılamamaktan korkuyor. Ne ki başaramıyor bunu, gerçek kendisi olamadığı için sonuna dek mutsuz ve hüzünlü. Sanki içindeki dağınıklığı birilerinin düzene sokmasını, kulağına büyülü sözler fısıldamasını diliyor. Kendimize en yabancılaştığımız anlarda bile bir mucizenin gerçekleşebileceğini görüyoruz Kayhan&#8217;ın öyküsünde, yaşamın küçücük mucizelerden oluştuğunu da hepimiz biliyoruz.</p>
<p><strong>İki romanınız da benzer tarihler arasında dolaşıyor&#8230; 70&#8242;lerin sonları ve 80&#8242;li yılların başları&#8230; Bu tarihlerin sebebi nedir?</strong><br />
Her iki romanımı da geç kalmış yapıtlar olarak nitelendirebilirsiniz. İlk gençlik yıllarımdan bu yana sürekli yazmama karşın yayına hazırlama aşamasını çeşitli nedenler yüzünden hep erteledim. Çatıları 80&#8242;li yıllarda kurulmuş romanlarım 90&#8242;lı yılların başlarında yayınlansaydı -ki ilk başlarda öyle planlamıştım- neden bu zaman dilimini seçtiğim daha iyi anlaşılacaktı. Neyse ki edebiyatın asıl gücünün zaman-üstülükte yattığını biliyor, somutlaştırılan zamana bir tarihçi gözüyle bakmamaya çalışıyoruz.</p>
<p><strong>Yazar olduğunuz kadar bir koleksiyonersiniz de&#8230; Bunun yazarlığınıza ne gibi etkileri oluyor?</strong><br />
Bence müziği, edebiyatı ve görsel sanatları aynı havuzun içinde değerlendirmek gerekir. İyi bir yazarın iyi de bir gözü ve kulağı olduğuna inanırım. Hem içinde yaşadığımız ana, hem de en derin özlemini duyduğumuz güzellikler dünyasına farklı bir aralıktan bakma becerisini göstermek için görsel sanatlara gereksinim duyduğumuzu düşünüyorum. Atölye ziyaretlerimde sanatçılarla yaptığım sohbetlerin çoğundan edebiyat lezzeti alırım ve içimin kıpırtıları artar. Renkler ve benzersizlikler evreni yazma isteğimi arttırır.</p>
<p><strong>Bundan sonra nasıl bir yol izleyecek Muammer Kırdök, neler bekliyor okurları?</strong><br />
Çekmecemde tamamlanmayı bekleyen dört roman çalışması daha var. Ancak üçüncü çalışmam Avrupa&#8217;da yaşayan Türklerin durumunu tartışan bir denemeler kitabı olacak; &#8216;Yüzde Sıfır Türk.&#8217;<br />
Türk nüfusun son yıllarda Avrupa&#8217;da sıkça tartışılması, konuyla ilintili söylenecek epeyce sözümün bulunduğunu fark ettirdi bana. Otuz yılı aşan yurtdışı deneyimlerimi edebiyat merceğinden süzerek yeni bir kitapta toplamak istiyorum. Umarım başarırım.</p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;count=none&amp;text=Gizemli%20bir%20kad%C4%B1n%20uslanmaz%20bir%20a%C5%9F%C4%B1k%26%238230%3B" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;count=none&amp;text=Gizemli%20bir%20kad%C4%B1n%20uslanmaz%20bir%20a%C5%9F%C4%B1k%26%238230%3B" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;linkname=Gizemli%20bir%20kad%C4%B1n%20uslanmaz%20bir%20a%C5%9F%C4%B1k%26%238230%3B" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html&amp;title=Gizemli%20bir%20kad%C4%B1n%20uslanmaz%20bir%20a%C5%9F%C4%B1k%26%238230%3B" id="wpa2a_14"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/gizemli-bir-kadin-uslanmaz-bir-asik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Go&#8221; 4000 Yılın Zekâsı!</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/go-oyunu.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/go-oyunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2010 18:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söyleşiler]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Özefe]]></category>
		<category><![CDATA[Go oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Emin Barsbey]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[GO: Sabır, Denge ve Yüzleşme Oyunu &#8220;…Kimisi Uzak Doğu kültürüne ve öğretilerine duyduğu ilgiden, kimisi oyunun estetik yanını beğendiğinden kimisi de Trevanian’ın Şibumi’sinden etkilenerek Go oynamaya başlar. Benimse öyle büyük bir sebebim yoktu; sadece oyun beni bir şekilde sarmıştı&#8230;&#8221; GO: &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/go-oyunu.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GO: Sabır, Denge ve Yüzleşme Oyunu<br />
</strong></p>
<p><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2010/12/go_oyunu.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-74" title="go_oyunu" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2010/12/go_oyunu.png" alt="" width="300" height="231" /></a></p>
<p><strong><em>&#8220;…Kimisi Uzak Doğu kültürüne ve öğretilerine duyduğu ilgiden, kimisi oyunun estetik yanını beğendiğinden kimisi de Trevanian’ın Şibumi’sinden etkilenerek Go oynamaya başlar. Benimse öyle büyük bir sebebim yoktu; sadece oyun beni bir şekilde sarmıştı&#8230;&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>GO: 4000 yıllık bir zeka oyunu… Siyah ve beyaz taşlar, on dokuza ondokuz çizgi, üç yüz altmış bir kesişim noktalı bir tahta ve iki oyuncu, peki ya sonrası? GO, sadece bir oyun değil, aynı zamanda hayatın tahtaya yansıyan yüzlerini keşfetme serüveni… Üstelik her birimiz aslında, farklı seviyelerde birer Go oyuncusuyuz! Go’yu, derinliklerini, felsefesini ve hayata kattıklarını, oyuna gönül veren Mehmet Emin Barsbey’le konuştuk.</strong></p>
<p><strong>Burcu Özefe: Mehmet Emin Barsbey kimdir, GO heyecanı nasıl başladı ve GO ile hayata bakışınızda neler değişti? Önce biraz sizi konuşalım…</strong></p>
<p>Mehmet Emin Barsbey: Mehmet Emin Barsbey, reklam ve yayın sektöründe editörlük işiyle meşgul, aynı zamanda Açık Radyo’da zeka ve şans oyunları üzerine hazırladığı ‘Oyun İçinde Oyun’ programını sürdürüyor. Bir dönem Go Dergisi&#8217;ni çıkardı. Go oynuyor, öğretiyor ve Go üzerine kendince bir şeyler düşünüyor.</p>
<p><span id="more-69"></span>Tüm bu oyun meselesinin nasıl başladığına gelince, en başta oyunla ilgili dikkat çekici birkaç yazı okumuştum; Go oyunu üzerine okuduklarımdan çok etkilendim; özel ve farklı bir oyun bu… Sonra mezunu olduğum Galatasaray Üniversitesi’ndeki Go topluluğunda temel kuralları öğrendim ve devamında her şey hızla gelişti.</p>
<p><strong>B.Ö. : Galatasaray Üniversitesi Go topluluğu nasıl bir gruptu, kurs gibi mi daha çok? Başka üniversitelerde de bu oyunun oynanması ve üniversite öğrencilerine oyunu tanıtmak için düzenlenen etkinlikler var mı?</strong></p>
<p>M.E.B. : Kurs gibi değil, grup demek daha doğru… Go oynamak için bir araya gelmiş birkaç kişi, sene başında merakla topluluğa katılan birkaç kişi ve sezon sonunda yenilerden geriye kalan bir iki kişi ile oluşan bir ekip… Çünkü herkes Go’da ilerlemek istemeyebiliyor; bu bir sabır ve emek işi. Aynı zamanda oyuncunun hayata bakışı, hırsları, problem çözme yeteneği, karakteri gibi pek çok konuda kendiyle yüzleşme sağlayabileceği de bir oyun. Öğrenmesi hiç zor değil ama oyunun inceliklerine ulaşmak adım adım gerçekleşiyor. Bunu, yolu tamamlamış biri olarak değil, o yolun başında yer alan biri olarak söylüyorum.</p>
<p>ODTÜ, İTÜ  ve Anadolu Üniversitesi gibi başka okullarda da kulüpler var tabi, ya da herkese açık şehir kulüpleri var, en önemlileri de İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve Eskişehir’de. Kimilerinde düzenli dersler de veriliyor, daha çoksa herkes vaktince oyununu oynuyor, yeni başlayanlara da bildiklerini aktarıyor. Son olarak Türkiye GO Oyuncuları Derneği’nden bahsedebiliriz. Dernek her sene bu bahsettiğim şehirlerle birlikte 10’dan fazla ulusal turnuva düzenliyor, profesyonel oyuncuları Uzak Doğu’dan ayağımıza getiriyor, kamplar ve eğitimlerle Türkiye’de Go’nun yaygınlaşması için önemli işler gerçekleştiriyor.</p>
<p><strong>B.Ö. : Temel kuralları öğrendikten sonra her şey hızla gelişti dediniz…</strong></p>
<p>M.E.B. : Sonra, İstanbul Go Oyuncuları’nın buluşmalarına katıldım, bu Go topluluklarının en güzel yanı, benim gibi davetsiz misafirlere her daim açık olması. Daha sonra o toplantıları anlatan Adem Kayatepe bana şöyle demişti: “Kimseyi tanımadan oyunumuza elini kolunu sokup ‘onu neden öyle yapıyorsun o taşı neden oraya koyuyorsun’ diye sormaya başlamıştın. Biz de sana garip garip bakmaya başlamıştık.” Siz yine de öyle dediğine bakmayın, Adem Bey bana ve pek çok yeni oyuncuya en fazla yardımcı olan oyuncuydu.</p>
<p>Kimisi Uzak Doğu kültürüne ve öğretilerine duyduğu ilgiden, kimisi oyunun estetik yanını beğendiğinden kimisi de Trevanian’ın Şibumi’sinden etkilenerek Go oynamaya başlar. Benimse öyle büyük sebebim yoktu, sadece oyun beni bir şekilde sarmıştı. Daha sonra yurt içi ve yurt dışı turnuvalar, edinilen dostluklar, Go Dergisi macerası ve daha pek çok öyküyle kendiliğinden gelişti. Oyunla birlikte atmosferin payını vurgulamak gerekir. Dünyanın neredeyse her yanında oyuncu dostlar bulabiliyor, onlarla ortak bir paydada ve evrensel bir dille konuşabiliyorsunuz ve genellikle hepsi nitelikli, birlikte olması keyifli insanlar oluyor, nihayetinde kendince kafa patlatmış insanlar bunlar.</p>
<p><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2010/12/go-oyunu.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-75" title="go-oyunu" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2010/12/go-oyunu-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><strong>B.Ö. : Bilemeyenler ya da hakkında çok az bilgisi olanlar için GO oyunu hakkında neler söyleyebilirsiniz? Kuralları ve oynanışı açısından öğrenmesi kolay mıdır, isteyen herkes oynayabilir mi?</strong></p>
<p>M.E.B. : Go, 361 kesişim noktası olan bir tahtada, renkleri siyah ve beyaz olmak üzere tek tip taşlarla iki oyuncu arasında sırayla oynanan bir zeka oyunu. İki kişinin karşılıklı hamlelerle ortaya sırayla taşlar yerleştirerek, en geniş alana hükmetmeye, sahip olmaya çalışması olarak kabaca tarif edebiliriz. Oyun alanı olan tahtanın kesişim bölümü hangi oyuncu tarafından daha çok çevrelendiyse, oyunu o kazanmış oluyor. Her oyuncunun sahip olduğu reyting dediğimiz bir derecesi var. Derecesi zayıf olan siyah taşla başlıyor. Bir taş oynandıktan sonra, aynı taş değil, başka taşlar yerleştiriliyor kesişim noktalarına. Dolayısıyla bir hatalı taş yerleştirme oyunun sonuna kadar tahtada kalır. 181 beyaz, 180 tane de siyah taş verilir oyun tahtasının hemen yanında ama aslında belirli bir taş sayısı yoktur. Çünkü Go’daki ‘taş esir etme’ ile taşların sayısı belirsizleşir; taş sayısı sonsuz denilir bu nedenle… Bunlar ilk etapta, kolayca öğrenilebilen temel bilgilerden bazıları.</p>
<p>Kuralları zor sayılmaz, hatta böylesine karmaşıklaşabilen bir oyun için fazlasıyla basit. Öğrenmesi kolay olsa da, bilen birilerinden destek almak ve düzenli zaman ayırmak, ilk aşamaları hızlıca geçmek için faydalı olabilir. Oyun, seviyeler ilerledikçe zaten zenginleşir ve sizi daha fazla içine çeker. Zeka oyunlarının ortak yanı herkese açık olması ve herhangi bir ayrımcılık taşımamasıdır. Go da böyle&#8230; Elbette, isteyen herkese açık bir oyun. Uluslararası bir Go turnuvasında farklı dinden, milletten ve tipten insanların aynı amaçla bir araya geldiğini ve hiç zorluk çekmeden kaynaştığını görebilirsiniz.</p>
<p><strong>B.Ö. : Go bir eğlence oyunu mudur, yoksa zeka geliştiren bir oyun mu? Seviyelendirme ve oyuncusuna sundukları açısından GO’yu değerlendirir misiniz?</strong></p>
<p>M.E.B: Go’nun eğlenceli olup olmaması biraz da sizinle ilgili bir mesele. Kaybetmeyi bilmeyen birisi için Go’nun eğlenceli olması pek güç. Çünkü oyunda ne kadar ilerlerseniz ilerleyin sizden güçlü birilerinin karşınıza çıkması olağan, üstelik bu 9 yaşındaki bir ufaklık da olabilir. Ama bunu dert etmez ve sadece keyif almak, yeni bir şeyler öğrenmek için oynarsanız o zaman oyun gerçekten eğlenceli hale gelebilir. Zeka geliştirme konusu tartışmaya açık, IQ’nuzda bir artış hissetmeseniz de pratik düşünme kabiliyetlerinizde, sabırlı ve dengeli davranma konularında bir takım kazanımlarınız olabilir.</p>
<p>Oyunda seviye sistemi oldukça derin.  Ne kadar ilerlemek isterseniz önünüz o kadar açık. Buna rağmen oyundaki avans sistemi, farklı seviyelerdeki oyuncuların eşit ve keyifli bir oyun oynamasını sağlıyor. Bu, birçok oyunda olmayan bir özellik…</p>
<p><strong>B.Ö. : Birçok oyunda yok dediniz; peki GO, satranç ve diğer oyunlara göre nasıl algılanıyor?</strong></p>
<p>M.E.B : Satranç, Go’nun en çok kıyaslandığı oyunlardan biri. Bu konu çok konuşulur. Batı dünyasında Go, satranç kadar bilinmediği için, oyunu tanıtmak adına satrançla sık sık karşılaştırılır. Go’cuların sevdiği bir söz vardır: “Satranç tüccarların, Go bilginlerin oyunudur” denir. Bu biraz mübalağalı bir ifade tabi… Her iki oyunun da kendi estetiği ve derinliği var. Ayrıca Go, hesaplamaların, stratejilerin ve problem geliştirmelerin bir yerde bittiği; duyguların, karakterin ve kültürel ögelerin işin içine girdiği bir oyun.</p>
<p><strong>B.Ö. : Gerek bu estetik konusunda gerekse felsefi anlamda taşlara ve oyuna atfedilen ilginç çağrışımlar, değerler var;  bu anlamda doğuda yükselen GO hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>
<p>M.E.B. : Go taşlarında siyahların geceyi, beyazların gündüzü simgelediği gibi pek çok şey söylenir. Go’nun kurallarından biri olan ‘iki göz kuralı’ bu konuda güzel bir örnek sanırım. Sadece bu kuraldan on binlerce, yüz binlerce yaşam-ölüm problemi türeyebiliyor. Bu işin en iyisi olan profesyoneller bile yüzlerce soru çözmek durumundalar. Bu kadar basit kuralları olan bir oyunun, karmaşık açılımlara varan zenginliği, aynı zamanda onun derinliğini de gösteriyor. Üstelik, Go’nun gökyüzünden indiğine dair ilahi söylemler bile var… Go, Çin takvimi ile bağdaştırılması Taoist ve Budist düşünce biçimince şöyle vurgulanmaktadır: “Üç yüz altmış kesişim noktası yılın günlerini, dört köşe ise dört mevsimi sembolize etsin. Her mevsime düşen doksan gün, tahtayı dört eşit parçaya ayıran doksanar kesişim noktasına denk gelsin. Kenarlardaki toplam yetmiş iki keşişim notası (beşer günlük) yetmiş iki haftayı ifade etsin.”</p>
<p>Doğuda Go’nun yükselmesinden bahsedemeyiz aslında. Çünkü Go, Doğu’da zaten hep yükseklerde bir yerde oldu ve bugün de yeri aynı&#8230; Çin’de milattan önceki dönemlerden beri Go üzerine yazılmış eserler var. Eski Çin’de bir asilzadeden 4 konuda beceri beklenirdi: şiir, kaligrafi, müzik ve Go. Japonya’ya gelince geleneksel tahta baskı resimlerde ölümsüzler pek çok kez Go oynarken tasvir edilmişlerdir. İmparatorun huzurunda oynanan unvan maçları ise oyunun değeriyle ilgili bize fikir verebilir. Aynı çizgi Doğu’da devam ediyor; Kore, Japonya gibi ülkelerde Go şampiyonları, bir çeşit milli kahraman muamelesi görüyor. Go edebiyatın, sinemanın ve popüler kültürün bir öğesi.</p>
<p><strong>B.Ö. : Peki GO’nun Türkiye’deki seyri nasıl? Türkler bu oyun için neler hissediyorlar, oyuncular arasında aynı kahramanlık duygusu var mı?<br />
</strong><br />
M.E.B. : Esasen Batı’da ve Türkiye’de Go yükseliyor. Sadece bunu Uzak Doğu’yla kıyasladığınızda bu çok küçük bir yükseliş ve son derece yeni. Ancak Batı’da Go’nun bilinirliği artmış durumda, oyuncu sayısı da her yıl büyüyor. Geçen seneki İstanbul Go Turnuvası’na 100’den fazla oyuncu katıldı. 10 sene önce bu rakam 10’dan azdı. Tabi bunu bir gelişme olarak görmek için 24 saat Go üzerine yayın yapan kablolu TV kanalının, Go üzerine bir fakültenin ve binlerce oyuncunun katıldığı turnuvaların düzenlendiği Güney Kore ile kıyaslamamanız gerekir. Türkiye’de de ilgi giderek artıyor, Türkler’in Go hakkında düşünceleri, gözlemlediğim kadarıyla çok olumlu ve umut verici…</p>
<p><strong>B.Ö. : Türkiye’deki ve uluslar arası turnuvalar hakkındaki gözlemleriniz neler? Bir Türk’le oynamakla başka ülkeden bir oyuncuyla oynamak, kültürel farklılıklar açısından oyuna nasıl yansıyor?</strong></p>
<p>M.E.B. : Go her ne kadar evrensel kurallarla oynanıyor olsa da sizin karakteriniz ve kültürünüz tahtaya yansıyor. Uzak Doğuluların daha sezgisel, Batılıların daha analitik oynadıkları söylenir. Gerçek hayatta saldırgan birisiyseniz bu oyununuza da yansır. Oyun sizi dengeye çağırsa da en nihayetinde bu bir oyun, yola gelip gelmemek sizin elinizde.</p>
<p><strong>B.Ö. : Daha önce editörlüğünü yaptığınız GO Dergisi’nde oyunun tarihinden bugüne taşınmış çeşitli hikayeler ve anekdotlar da yer alıyor, bunlardan en çok etkilendiğinizi paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>M.E.B. : Tarihten aktarılabilecek pek çok anekdot var. Bunlardan en bilinenlerinden biri, İkinci Dünya Savaşı esnasında Hiroshima‘nın uzak mahallerinden birinde oynanan Honinbo ünvan maçıyla ilgili.  Hashimoto Utaro ile Iwamoto Kaoru arasında geçen maç esnasında, atom bombası “Little boy”, şehre düşer ve maç oynanan binanın camları kırılır, tüm taşlar dağılır, oyun bozulur. Oyuncular maça ara vermez, taşları geri dizerek oyuna devam ederler. Go sizi başka bir dünyaya götürür, gerçek dünyayla bağınız tamamen kopabilir. Konfüçyüs oyunu bundan dolayı yermiştir. “Günlerce oynarlar, annelerini babalarını bile unuturlar” der.</p>
<p><strong>B.Ö. : ‘Bu tutku yaratan bir oyundur’ diyebiliriz öyleyse?</strong></p>
<p>M.E.B. : Her oyuncuda değişir ama tutkuyla oynayan, ömrünü adayan çok oyuncu var. Go üzerine yazılanlar, anlatılanlar ve ortaya konan eserler de bunu destekliyor.</p>
<p><strong>B.Ö.: Gelelim Go’yla ilgili planlarınıza…</strong></p>
<p>M.E.B. : Eskiden daha çok taktik çalışırdım ama şimdi oyunu diğer insanlara öğretmek ve tanıtmakla geçiyor zamanın çoğu. Ve bu en nihayetinde bu bizim hobimiz. Bir yerde işe dönüşse bile o amatör ruhu kaybetmeden, keyif almayı bilerek devam etmek niyetim.</p>
<p><em>Bu keyifli sohbet için Mehmet Emin Barsbey’e teşekkürler&#8230;</em></p>
<p><strong>Go üzerine yazılmış bir şiir*…</strong></p>
<p><em>Bir Wei-ki [Go] Oyununu İzlemek<br />
“Beş-Yaşlı-Tepesi’nin yamacında,<br />
Beyaz bir turnanın terkettiği yerde,<br />
Yüksek çamların gölgelediği bir avlu,<br />
Meltem ve günışığı, saf ve güzel, kaynaşıyor</em></p>
<p><em>Yalnız başıma ziyaret edip,<br />
Tek bir kimse ile tanıştırılmadan,<br />
Kim bu wei-ki oynayanlar diye soruyorum kendime<br />
Kapının dışında iki çift ayakkabı bana cevap, sessizce</em></p>
<p><em>Tek bir insan sesi yok ama<br />
Sadece taşların sesi arada bir<br />
Çizgili tahta üzerinde birbirine yakın duran<br />
Bu ortamın tadının kim farkında olabilir ?</em></p>
<p><em>Mercan ya da sazan yakalamayı düşleyen<br />
Yemsiz bir olta ile balık avlıyor sanki<br />
Oğlum, Yol’u bulmaya yakınken,<br />
Taşları hesapsızca yerleştiriyor.</em></p>
<p><em>Zafer şüphesiz ki tatmin edici<br />
Ancak yenilgi de keyif verebilir mi<br />
Sükunetle ve acele etmeden<br />
O an için tek Yol bu.”</em></p>
<p>*Çin’in saygın şairlerinden Su Shi’nin (İ.S. 1037-1101) şiiri</p>
<p><strong>Söyleşi: Burcu Özefe</strong></p>
<p>﻿</p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;count=none&amp;text=%26%238220%3BGo%26%238221%3B%204000%20Y%C4%B1l%C4%B1n%20Zek%C3%A2s%C4%B1%21" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;count=none&amp;text=%26%238220%3BGo%26%238221%3B%204000%20Y%C4%B1l%C4%B1n%20Zek%C3%A2s%C4%B1%21" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;linkname=%26%238220%3BGo%26%238221%3B%204000%20Y%C4%B1l%C4%B1n%20Zek%C3%A2s%C4%B1%21" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgo-oyunu.html&amp;title=%26%238220%3BGo%26%238221%3B%204000%20Y%C4%B1l%C4%B1n%20Zek%C3%A2s%C4%B1%21" id="wpa2a_16"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/go-oyunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

