<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YİTİK ÜLKE ... 2000-2010 &#187; Unutulmasınlar</title>
	<atom:link href="http://www.yitikulke.com/category/unutulmasinlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yitikulke.com</link>
	<description>Şiir, Edebiyat, Kültür Sanat Dergisi - Copyleft!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2010 12:59:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>ÜMİT KAFTANCIOĞLU</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/umit-kaftancioglu.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/umit-kaftancioglu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 09:57:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unutulmasınlar]]></category>
		<category><![CDATA[ümit kaftancıoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=1295</guid>
		<description><![CDATA[Ümit Kaftancıoğlu (d. 1935, Ardahan &#8211; ö. 11 Nisan 1980), yazar, derlemeci ve radyo programcısı. Özgeçmişi Asıl adı GARİP TATAR olan Ümit Kaftancıoğlu, Ardahan&#8217;ın Hanak ilçesine bağlı Koyunpınar(eski adı Saskara) köyünde doğdu. Halk aşıklarının, söz sohbet bilenlerin dizinin dibinde destan, masal, türkü, efsane dinleyerek büyüdü. Okuma-yazmayı çok küçük yaşta öğrendi. Köyündeki okula başladığında diploma alacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ümit Kaftancıoğlu</strong> (d. 1935, Ardahan &#8211; ö. 11 Nisan  1980), yazar, derlemeci ve radyo programcısı.</p>
<p><strong>Özgeçmişi</strong></p>
<p>Asıl adı GARİP TATAR olan Ümit Kaftancıoğlu, Ardahan&#8217;ın Hanak ilçesine bağlı Koyunpınar(eski adı Saskara) köyünde doğdu. Halk aşıklarının, söz sohbet bilenlerin dizinin dibinde destan, masal, türkü, efsane dinleyerek büyüdü. Okuma-yazmayı çok küçük yaşta öğrendi. Köyündeki okula başladığında diploma alacak durumdaydı. İlkokulu bitirdikten sonra köy çocuklarına açık tek kapı olan Köy Enstitüsüne girmek için yıllarca uğraştı, yollara düştü. Cilavuz Köy Enstitüsü&#8217;nü bitirdi (1957). Üç yıl kadar Mardin&#8217;in Derik ilçesinde ilkokul öğretmenliği yaptı. Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünü bitirdi (1961). Bir süre Türkçe Öğretmenliği yaptı. Türlü soruşturmalardan sonra öğretmenlikten uzaklaştırıldı. TRT&#8217;de çalışmaya başladı (1974). Dönemeç adlı hikayesiyle, 1970 TRT Büyük Ödülü&#8217;nü aldı. Köy Odası programlarını hazırlayan ekibin sorumlusu oldu. Hakullah adlı röportajıyla 1972 Ali Naci Karacan Birincilik Armağanını aldı. 1980&#8242;de evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.</p>
<p>Yazar bu eserlerinde geniş halk kültürünü, zengin Türkçe&#8217;yi, halkın çıkış yolu arayan çabalarını, içinde bulunduğumuz çalkantının nedenlerini ortaya sermektedir. Eleştirmenler, yazar için &#8220;Türk dilinin engin ve renkli tarlası&#8221; yargısında birleşmektedirler.</p>
<p><span id="more-1295"></span><strong>Eserleri</strong></p>
<p>* Dönemeç (Öykü) 1972 (Yeni Basım Yalın Ses Yayınları-2006)</p>
<p>* Hakullah (Röportaj) 1972</p>
<p>* Yelatan (Roman) 1972</p>
<p>* Tek Atlı Tekin Olmaz (Türk Halk Masalları) 1973</p>
<p>* Tüfekliler (Roman) 1974 (Yeni Basım Yalın Ses Yayınları-2006)</p>
<p>* Köroğlu Kolları (Halk Destanları) 1974</p>
<p>* Çarpana (Öykü) 1975</p>
<p>* İstanbul Allak Bullak (Öykü) 1983</p>
<p>Çocuk Kitapları</p>
<p>* Kekeme Tavşan (1974) (Yeni Basım Yalın Ses Yayınları-2006)</p>
<p>* Çizmelerim Keçeden (1979)</p>
<p>* Altın Ekin (1979)</p>
<p>* Dört Boynuzlu Koç (1979)</p>
<p>* Kan Kardeşim Doru Tay (1979)</p>
<p>* Hızır Paşa (1980)</p>
<p>* Çoban Geçmez (1980) (Yeni Basım Yalın Ses Yayınları-2006)</p>
<p>* Şülgür Deresi (1981)</p>
<p>* Salih Bey (1981)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/umit-kaftancioglu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SOYSAL EKİNCİ</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/soysal-ekinci.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/soysal-ekinci.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2009 21:04:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kadir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unutulmasınlar]]></category>
		<category><![CDATA[biri yitik iki ülke]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[soysal ekinci]]></category>
		<category><![CDATA[toplumcu gerçekçi şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıntılar altında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[Soysal Ekinci (1954 Kars &#8211; 4 Eylül 1994 İstanbul) 1954 yılında Kars&#8217;ta doğdu, 4 Eylül 1994 tarihinde İstanbul&#8217;da yaşamına son verdi. Ardahan Yatılı Bölge İlkokulu&#8217;nu, Kars Kazım Karabekir Öğretmen Okulu&#8217;nu ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili Bölümü&#8217;nü bitirdi. Siyasal kimliğinden ötürü 1979-1981 yılları arasında gözaltında kaldı. 1983 &#8211; tekrar gözaltı. 1983-1989 yılları arasında İstanbul&#8217;daki cezaevlerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soysal Ekinci</strong> (1954 Kars &#8211; 4 Eylül 1994 İstanbul) 1954 yılında Kars&#8217;ta doğdu, 4 Eylül 1994 tarihinde İstanbul&#8217;da yaşamına son verdi. Ardahan Yatılı Bölge İlkokulu&#8217;nu, Kars Kazım Karabekir Öğretmen Okulu&#8217;nu ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili Bölümü&#8217;nü bitirdi. Siyasal kimliğinden ötürü 1979-1981 yılları arasında gözaltında kaldı. 1983 &#8211; tekrar gözaltı. 1983-1989 yılları arasında İstanbul&#8217;daki cezaevlerinde tutuklu kaldı. 1989 yılında Çağrı adlı kitabı toplatıldı ve hakkında iki ayrı dava açıldı. Şiirleri cezaevi günlerinde çeşitli dergilerde yayımlandı. 1991 yılında &#8220;susma&#8221; kararı aldı. Toplumsal yurt ve dünya tarihini, bireyi yoksaymadan sorgulayan, dilin olanaklarını çarpıcı imge derinliğine götüren, duygu debisi yoğun şiirler yazdı.</p>
<p><span id="more-191"></span><strong><br />
YAPITLARI</strong></p>
<p>Biri Yitik İki Ülke (Ekim 1989, Belge Yayınları),<br />
Çağrı (Kasım 1990, Alan Yayıncılık),<br />
Yıkıntılar Altında (Ekim 1991, Alan Yayıncılık)<br />
Toplu Şiirler (1995, tüm şiirleri, ölümünden sonra)</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>ARDINDAN </strong></p>
<p>&#8220;..kendisini, boyundan da kısa bir dala asarken, hem soysal ekinci hem de de isa suretiyle ali, aramızda yine, uzak bir dilmunlu.. &#8221; Mehmet Çetin mart&#8217;07</p>
<p>&#8220;&#8230;Şimdi, Kürt anaları yapıyor bunu; başlarına ideolojinin dikenli tacı geçirilmiş çocuklarının ölümünü kutsuyorlar, ve yalnızca ölümünü, onlara öyle öğretildi ki, çocuklarının yaşamaları bazen ihanetle eşdeğerdir. &#8220;İstemem son ölümüm olsun bu&#8221; demişti Soysal Ekinci, &#8220;yaşamak bir ihanet sayılıyorsa eğer!&#8221;<br />
Göğsü ölümcül süngü darbesiyle yaralanmış anasına şöyle yakarıyordu Soysal:<br />
&#8220;Xwînê bimale ku bimijim!&#8221; Kanı sil ki emeyim! Kınını yakan alevden kılıçlardan biri de oydu, Beyoğlu&#8217;nda bir bekar evinde asmadan önce kendini&#8230;&#8221; Arman Şen</p>
<p>&#8220;..Eylül döneminde ve cezaevlerinde bulundukları sıralarda şiirlerini kaleme alan ya da kitapları yayınlanan şairlerin sayısı az değildir: Emirhan Oğuz, Emir Ali Yağan, Ersin Ergün, Fadıl Öztürk, Halil İbrahim Özcan, Mehmet Çetin gibi şairler kısmen şiir serüveninde yolculuklarını sürdürdüler. Bazıları şiirlerini kendi yorumlayarak (Aydın Öztürk gibi) yola devam etti. Bazı şairler ise 12 Eylül&#8217;den doğan sekter ırkçı ve gerici ortam içersinde yokedildiler: Behçet Aysan, Uğur Kaynar ve Metin Altıok&#8230;<br />
&#8220;Soysal Ekinci&#8221; gibi şairler ise gördükleri ağır işkencelerin üzerlerinde bıraktığı etkiler yüzünden aramızdan ayrıldı&#8230;&#8221; Tamer UYSAL</p>
<p>&#8220;..Soysal Ekinci ile ölümünden dört-beş yıl önce tanışmıştım. Her zaman içine kapanıktı. Cezaevinden çıktıktan sonra, bir tepki olarak &#8220;susma&#8221; kararı almıştı.Hiçbir yerde konumlanamamıştı. O dönemde, Taksim&#8217;de oturan belli insanlar nedense hep intihardan söz ederler, solcu şairler, intiharın edebiyatını yaparlardı. İntihar edene saygı duy, ama edebiyatını yapma.&#8221;<br />
&#8220;Almanya&#8217;dan döndükten sonra intihar haberini televizyonda izledim. Ölümünden sonra birdenbire pek çok insan &#8220;Soysal&#8217;ın yakın arkadaşı&#8221; oluverdi! Gazetelere demeçler verdiler. Oysa yakın arkadaş filan değildiler, hatta Soysal&#8217;ın özellikle arkadaş olarak görmediği kişilerdi. İntihar edebiyatının yanı sıra başka bir edebiyata başlamışlardı: Ölümler üzerinde kendini kurma&#8230; Soysal&#8217;ın çaresiz kalması beni üzmüştü. Çalıştığı yerden parasını alamadığını yazmam insanları kızdırdı. Öyle ya,solda ne olursa olsun, bir şey söylenmeyecek, ölen öldüğüyle kalacak ve devrimciler arasında &#8220;büyük devrimciydi&#8221; diye konuşulacak. Soysal intihar etmeden önce yazdığı Çağrı adlı kitabındaki bir şiirinde şöyle diyor: Aydınlar ahh en yakınındakine bile uzak duran aydınlar!&#8230; / Her devinime anlaşılmaz bir homurtuyla karşı çıkan aydınlar / elektronik çağın oyduğu çağdaş mağaralarda / Ağzından köpükler akıtarak sahte bir esrime gösterisiyle / Çıkar dilenen şeyhler gibi, aydınlığı zikreyleyip karanlıkta yaşayanlar.&#8221; HACER YILDIRIM, 2005</p>
<p><strong>İLK KISSA</strong></p>
<p>Kırkına kadar ne aşk ne ölüm umrundadır insanın<br />
Her şey hayvani bir intikam duygusuyla harcanır<br />
Düşüncenin ince denizinden güneşe serilmemiş bedenler</p>
<p>Durmadan kendine sıcak bir yatak aranır<br />
Kırkından sonra bütün ibadetler US&#8217;lu bir dost içindir<br />
Her anı başka bir pişmanlıkla yaşanır<br />
Ki soysuzlar aklanırken kamuda soylular karalanı</p>
<p>Soysal Ekinci</p>
<p><strong>YOKSA BEN ÖLMEK YERİNE &#8220;DURUM ŞİİRLERİ&#8221; Mİ YAZSAM</strong></p>
<p>1<br />
İhanetler silsilesinden geçtim<br />
Ne aşk, ne arabesk sevgilim<br />
Ben gerçekten kederdeyim</p>
<p>2<br />
Mart yine soğuk geçti, uzadı sakallarım<br />
Düşman gibi bilinen tarafların ortasında şaşırıp<br />
kaldım<br />
(Eski yoldaşlarım,<br />
Yargısız infaz timleri,<br />
Ve bir de kirletilen doğanın sayrılık melekleri<br />
Üçlü bir ölüm çaprazına aldılar beni&#8230;)</p>
<p>3<br />
Ne zaman düşünsem aynı<br />
Ne zaman üşürsem yağmur yağar<br />
Yoksullar koşar sokakta,<br />
Şimşek üstüne yıldırım,<br />
Yıldırım üstüne şimşek iner başıma</p>
<p>4<br />
Sokaklar umutsuz dolaşılmıyor<br />
Şiir desen işsiz ve aç yazılmıyor<br />
(Bozkırda da öyleydi<br />
Yalnız kaldığımda<br />
İki dağ arasında aç ve umarsız<br />
Sular beni çekerdi<br />
Orda; kille yıkanırdım başıboş akan kül nehrinde<br />
Dorukları kimin için boyardım şehvetin kızıllığına<br />
Belli değil sevgilim;<br />
Ben neleri sevmişim, kimlere bağlanmışım bilir miyim<br />
Şimdi ama, tek şey varsa bildiğim;<br />
Ormandaki kuşlarına aşıktım,<br />
Tıpkı tutkunlara edilen ihanetler gibi,<br />
Baharlarına doyamadan ayrıldım<br />
Bütün ömrüm<br />
Ufkun o tatlı renkleri altında geçecek sanmıştım&#8230;)</p>
<p>5<br />
Uzun yıllar bu şehirde<br />
İşsizlikle iş arasında gidip geldim,<br />
Cebim para görmedi,<br />
Hangi sofraya baktıysam,<br />
Gözüme emeğin teri kaçtı, yememe gerek kalmadı<br />
Hangi özneye bağlandıysam<br />
Sonunda öteki eliyle beni tokatladı,<br />
Açtığım musluklar<br />
Yüzüme çarpacak bir yudum su akıtmadı&#8230;<br />
(Geçtiği yollardan sadece toz çıkarırdı araçlar<br />
Şimdi yağmurda bile koku var;<br />
Mıncıdı çöp, mıncıdı toprak, mıncıdı beton yığınlar)<br />
Evler sokaklar küçüldükçe insanlar iyice domuzlaştı<br />
Okullar paralandıkça medreseler mantar gibi çoğaldı<br />
İşportaya düşmüş bir mal gibi<br />
Caddelere serer oldum kıldığım bütün namazları</p>
<p>6<br />
Dedim ya şiir<br />
Umutsuzken yazılmıyor sevgilim<br />
(Kitaplara bakarken Beyoğlu sahaflarında<br />
Müslüman bir matbaacı<br />
Abi gel hele, gel otur dedi<br />
Sanki benden yüz yıl önce doğmuş gibi;<br />
Biz seni tanırız, yetmedi mi kitaba verdiğin para<br />
Sen işçi değil efendi olacak adamdın ama&#8230;<br />
Madem ehli İslamız<br />
Madem birbirimize yardım için varız, dedi,<br />
Ve benzeri bir sürü kocakarı öğüdünden sonra;<br />
Sigortasız bir şapka geçirdi başıma.<br />
Aslında şapka mıydı geçirdiği, kazık mı belli değil,<br />
Belli olan tek şey varsa sevgilim, geceyi gündüze kararacağım<br />
Ve örtüldüğüm bu çöplüğün altında<br />
Sonuna kadar senin için çırpınacağım&#8230;)</p>
<p>Sevgilim,<br />
Ah benim yanlışlarım yüzünden, asyada<br />
Ölümünü bile örgütleyip öyle örten sevgilim<br />
Keşke ölmeseydin, keşke ölmeseydin<br />
Sevgilim bu yaştan sonra gulyabani<br />
Bukalemun ve hayalet gibi<br />
Nasıl gezersin bu şehri, nasıl gezerim&#8230;</p>
<p>7<br />
Çekin üstümden, bütün ışıkları çekin<br />
Yönümü saptayamıyorum öğle vaktinde bile<br />
Güneş değil batışa sürüklenen benim<br />
Karanlık bir hücreye hapsedin beni<br />
Orda<br />
Işıkla gölgeyi karıştırıp<br />
Resimle yapmalıyım bir zaman<br />
Karda izi okunmayan giz&#8217;li bir ceren<br />
Ve sokak fırtınalarında uçmayacak kadar<br />
(Belki bir yer altı kayası gibi) ağır olmalı resimdeki kadınım<br />
Olmazsa simler çekmeliyim üstüme<br />
Bütün aşıklar öldü, bütün aşklar kirlendi madem<br />
Aşksız ve kadınsız<br />
Gebermeliyim bu şehirde</p>
<p>Sabah şebnemi kadar kısa olmalı hikayem<br />
Kürdistan&#8217;da kirletilen masum aşiret kızı<br />
Ve dağda düşmüş bir gerillanın kesilmiş hızı gibi<br />
Benliğinizi sarıp, iliklerinize kadar titretmeli sizi</p>
<p>Su istedi, toprak istedi deyin, kurumuş çiçeklerine<br />
Bir kuyu açabilseydi,<br />
Bir kova, çıkrık olabilseydi<br />
Sorabilseydi kuyunun başına gelen herkese<br />
Sorabilseydi<br />
Mutluluk taşırdı onu bizlere&#8230;</p>
<p>8<br />
Ne kadar düşünsem aynı<br />
Ne zaman üşürsem yağmur yağar<br />
Yolum değilse bile sevgilim<br />
Benim sonum belli<br />
Sevginin ince tülüyle sarmadıkça ben seni (sen beni)<br />
Yine kana düşerim hiç yoktan<br />
Yine davalar açılır aleyhimde&#8230;</p>
<p><strong>Soysal Ekinci</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/soysal-ekinci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
