Şair Nihat Ateş’in 2 yeni şiiri:
16
2009
Nihat Ateş’in Yeni Şiiri
BUGÜNLERDE AKLIM
bir pencere gibi kullanıyorum aklımı bugünlerde
sabah güneşine açıyorum kanatlarımı
aydınlanıyor köşe bucak
şu iz oradaki ne kadar uzak
yağmurun ardından ohlayıp soluğunu camıma
yüreğini çizip harflerini bırakmış bana
akşam olmuş bir gün sıradan bir akşam
o kıvır kıvır yüzüyle yansıyıp cama
uzun ve kıvrak öyküler anlatmış bana
kar yağmış başka bir gün
buz tutmuş pervazım
ne açılıp ne kapanmışım aylarca
bir kelebek küremiş kanatlarımı
o günden bu yana içime
hep rüzgâr alırım
Nihat ATEŞ
Şairin kendi sesinden şiirlerini dinlemek için:
http://www.izlesene.com/video/nostalji-nihat-ates-siirleri/1121565
04
2009
Kadir Aydemir’in Yeni Şiiri
ÇAĞRI / Kadir Aydemir
Gece oldu,
Ağaçlar uzuyor o derin sancıyla
Mutsuzum, kırılgan toprak kadar
İşte, sonsuz sarkıtı ayrılığın,
Etime batan ve çıkmayan diken
Yalnız senin elin
Dikebilir bu yarayı.
Ağustos 2009
11
2009
Şair Hüseyin Köse’nin Yeni Şiiri
Uzun Çarşılı Bir Gülüş
-Haydar Ergülen’e,
Açar narın ağzını kekre bir zamana dağılan heves
Yazın yokluğa düştüğü anlarda bir kuyu-uyku
Ürkünç irkilmelerine arka çıktığımız
Mağlup üzümlerin şarabı ince bir yüz
Vurur mahzun topukları yorgun nal izlerine
Bir göz ev kalbinse, gövdelerin sathında
İyi ağırlanmış konuklar gurbetimiz,
Kurnalarda nem kaldı, kim kaldı kendi yüzünün gerisinde
Gülsüz bahçelerin önü sıra kanat çırpan düş haddinden emekli bir hafız
Belki yalnız o kaldı gözleri huysuz karamela
Uzun çarşılı gülüşlerin sarışın ve mavi abdalı
O hep birine benzetilmek korkusu tenhalarda
Durdurur taklitçi bir sesle dilin gezindiği tünelleri
Temmuza hışırtı, dermana tabip, gam yükleri Behçet’in olmasa
Çekilir belki iyiliğin gölgesi, kuzu seslerinde Kerbela
Herkes çekilince birbirinin içine acı bir yel gibi
Mücavir duyguların ağıdı, bilirsin Hafız,
Her unutuş gibi taşırır belleğin yatağını
“Kül insandan gelir”, çünkü insanda sınanır ateş
Çekilirken birbirinin içine acı bir yel gibi herkes
Dışarıda kocaman bir yalnızlıktan nasiplenen mızıka
Uzun yalanlarla tamamlayan uzun rivayetleri
Dağlar, denizler, nehirler, kuşluk vakitleri bir de
En âlâ bir anneyle takas ettiğimiz doğum mahalleri
Uzak şehirlere yakın davranan elçi
Şimdi biraz şarkı ne iyi dururdu dudaklarda
Biraz cem biraz yağmur biraz soğuk kan damarda
Ağzı kalabalık bir bıçak ya da,
Biz böyle sarsalayıp durdukça yalnızlıkları
Hüseyin KÖSE
Temmuz 2009
16
2009
Mustafa Ocak’ın Yeni Şiiri
SANIRIM HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİYORUZ
aşk şimdi senden sıcak bir el
tereddütsüz gelen bir o kadar da dürüst
insanlar aşka yaklaşımımızdaki tuhaflığı anlamaya çalışıyor
her şeyi değiştirişimizin başlangıcı bu
bir deneyimden memnuniyetle yola çıkarım
hele gözlerin sessizliğini en kırılgan bakışında korurken
belki bu tüm hızla olup bitenler bir sırra dokunmak anlamına geliyor
her şeyi değiştirdiğimizi düşünmemin nedeni bu
bahar ilk gülünü gizemli bir şekilde açıyor
değişen her şey senin bir gülün açması gibi ani cesaretinden
fakat olağanüstü anlayışının kapılarını açan nedir hala bilmiyorum
beni içine aldığında gülümseyişin tüm imgelerden daha derin bir iz
üstelik paramparça geçmişlerimiz bizi ‘bir’ yapıyor
hiçbir şeyi kırmadan her şeyi değiştirirken
Mustafa Ocak
12
2009
Recep Şener’in Yeni Şiiri
Türkçe
Mutluğun şiirini yazamam ben
Çünkü hüzünlü bir dildir Türkçe
Bir gülün dalgınlığıyla dolaşır hep
Kanayan bir coğrafyanın içinde
Her kelime bir kafiye taşıyor
Yunus’a, Pir Sultan’a, Âşık Veysel’e
Bir Kerem acısıyla kuruluyor sürekli
Sana yazdığım her cümle
Mutluluğun şiirini yazamam ben
Çünkü hüzünlü bir dildir Türkçe
Recep Şener
26
2009
Nurhan Kaya’nın Yeni Şiiri
Duvar Lekesi Var
seni kendimden öpüyorum
yıkılmış büyük bir duvarın
önceki heybetinde
ve ağzım ağzınla çiftleşip birse
çiviliyim o duvara yokluktan
eğer varlık zamanla sonsuz
duvar / duvar yerinde bir kirse
susuz dereler bütünledim içimde kime akan
U kıstırılmış dengemin kendi uzağı.
O döne dirile dalgasında boğulan kıyı.
seni kendimden öpüyorum bir başka ağızla
dudaklar desen ihaleler çırpınır
dil desen kopuk çığlığından bir silah sesinin.
O yine sonsuz döne dirile
dalgasında boğulan kıyı.
şimdi benim olmayan bir ağızla
herkes söyler oldu bu şarkıyı.
Nurhak Kaya
14
2009
Papyon Tayfun Türkkan’ın Yeni Şiiri
Karanlık Oda
şimdi boş bir odayım
oysa sen vardın ve binlerce
yolu vardı sevişmenin
tenin de vardı
arsız bir ışığın iğne deliğinden geçişi
gibi
hızla
aşk
değer
eğer karanlık bir oda değilsen sen
Papyon Tayfun Türkkan
13
2009
Göksel Bekmezci’nin Yeni Şiiri
M’ ART
Serdar Kınacı için…
artık
çok
geç
diyebilmek için, evet
artık
çok
geç!
meteoroloji haberlerinden
izinli,
çok bulutlu ve
hisli bu sene ilkbahar.
herkesin
tek
tek
öldürüldüğü
çıkan çatışmada
gülen ya da
yaralanan olmazken,
caz değil
cüz dinledi
bir gece odam.
uyanıp kalktı içimdeki
allah,
namaza durdu
çıktığın kapıdan.
Göksel BEKMEZCİ