Eşikteki Ayakkabılar

EŞİKTEKİ AYAKKABILAR

Bir sabah benim ayakkabılarımı da koyacaklar
Her gün girip çıktığım kapının önüne
Belki babetlerimi seçerler, belki bağcıklı çizmelerimi
Belki de çok sevdiğim kahverengi botinlerimi
Veya pabuçlukta ellerine gelen ilk ayakkabıyı
Adet yerini bulsun diye
Bırakacaklar kısık sesle
Kapımın eşiğine.

Oysa ben daha ne çok sene yaşayacaktım
Hep hüzünlü geçmeyecekti günler
Kederi bir çekmeceye kaldırmaya and içmiştim
Bugün yarın derken geldi O gün
Hiçbir şey yapamadan
Yapacak çok şey bırakarak ardımdan.

Mırıldanan bir ağıt sessizliğinde
Gideceğim aydınlık bir günün sabahında
Kimseye haber vermeden,
Sükûnetle.

Yine yakışmayacak Ölüm
Genç yüzlere, daha yapacak çok şeyi olanlara
Ve herkes ağlayacak, hüzünlenecek
Bağrını yumruklayacak.
Ama sonra hayat yeniden galip gelecek
İnsanlar yürüyecekler, gülecekler,
Sinemaya gidip öpüşecekler
Ve kâh hayatlarından şikâyet edecek,
Kâh kendilerini ölümsüz sanacaklar.
…İyi ki de öyle olacak.

Onlar hayatı ıskalaya ıskalaya yaşarken
Benimkiler gibi bir sürü ayakkabı
Son yolculuklarına
En sevdikleri kapı eşiklerinden uğurlanacak.

Esra E. Karaosmanoğlu

(Meral Okay’ın anısına)