Eylül Aslan ve Fotoğraf

Eylül Aslan kimdir?

1990 Istanbul doğumluyum, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum ve aslında kendimi anlatmayı hiç sevmiyorum.

Sizi fotoğraf sanatına sürükleyen ne idi, nedir başlangıcı bu sevdanın?

Annemin fotoğraf çekmesini izleyerek büyüdüm, profesyonel olarak yapmıyordu ama kamerası hep yanındaydı ve onun çektiği fotoğrafları neden çektiğini anlamaya çalışırdım küçükken. Bir anıyı çok iyi hatırlıyorum, sanırım 9-10 yaşlarındaydım ve Danimarka’dan İsveç’e feribotla yolculuk yapıyorduk, annem de odası olmayıp yerlerde, banklarda, sandalyelerde uyuyan insanların gizlice fotoğraflarını çekiyordu. Çok ilgimi çekmişti. Daha sonra kamerasını bana verdi ve ben de kendi kendime bir şeyler çekmeye başladım. Belki kendi hayatımdan bir kaçış yoluydu benim için, belki de kendimi ifade etmenin yolunu fotoğrafla bulmuştum ama herhangi belli bir sebebi yok fotoğraf çekmeye başlamamın.

Kapitalizm sanatçının ipini onu satın alarak tutmak niyetinde. Peki siz ve Türkiye’deki sanatçılar kapitalizmin pençesini ne kadar hissediyor vücudunda?

Fotoğraf çekmek beni mutlu ettiği için yaptığım bir şey, bu tarz şeyleri de çok kafama takmıyorum açıkcası. Yani onu parayla ilişkilendirmek benim için işin büyüsünü kaçırıyor ama sizi mutlu eden bir şeyi yapmaktan para kazanmak kadar güzel bir duygu da yok. Bence kişi yaptığı şeye sadık kaldığı sürece mutlu olmaya devam edecektir, yani dış etkenlerin çok önemli olmaması gerektiğini düşünüyorum.

‘Şöhret, bir adın etrafında toplanmış yanlış anlamalardır’ diyor Nietzsche, Fotoğraf sanatının çoğu zaman hakkının verilmediği, son yıllarda artan şöhreti hakkında ne düşünüyorsunuz?

Teknoloji ve dijital fotoğraftaki gelişmeler sayesinde fotoğraf çekmenin ‘kolaylaştığı’ ya da daha ulaşılabilir olduğu hatta değerini yitirdiği gibi tartışmaların gerçeklik payları olabilir ama gerçekten iyi olan fotoğrafçılar her zaman kendilerini gösterip diğerlerinden sıyrılacaktır zaten. Ama tabii kime göre neye göre iyi oldukları da değişir, sonuçta herkesin farklı bir zevki, hayat anlayışı var. Yani aslında bu tartışmaların da çok bir değeri yok benim için, belki biraz bencilce ama ben fotoğraf çekmeyi sevdiğim için yapıyorum ve böyle şeyleri de pek önemsemiyorum. Herkes nasıl mutluysa öyle kalsın..

‘Eylül Aslan Fotoğrafları’ terimini yansıtacağını düşündüğünüz tek fotoğraf istesem sizden bu hangisi olurdu? Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Fotoğraflarımın sade, içten, gizemli, merak uyandırıcı ve bazen de kışkırtıcı olduklarını düşünüyorum. Çoğu spontane çekilmiş fotoğraflar ve çoğunun arkasında da bir hikaye var. Belki her zaman vermeye çalıştığım bir hikaye ya da mesaj yok ancak bakanların içinde bulduğu bir şeyler kesin oluyor ve bunu bilmek de çok güzel bir his benim için.

Kimdir o kalbinizi fetheden fotoğrafçılar?

Wolfgang Tillmans, Helmut Newton, Guy Bourdin, Juergen Teller, Alex Prager, Lina Scheynius, Ruth Bernhard, William Eggleston, Camilla Akrans… daha çok var, şu an aklıma gelen bunlar.

Fotoğraf dışında neler yapar Eylül?

Seyahat etmeyi çok seviyorum, fırsatım oldukça da farklı yerleri görmeye çalışıyorum ama aynı zamanda evde vakit geçirmeyi de çok seven biriyim. Almanca, Fransızca, İngilizce ve Türkçe dilleri arasında çevirmenlik yapıyorum.

Eylül’ ün başkenti neresidir?

Başkentim kesinlikle Berlin ama bir aşk-nefret ilişkisiyle de İstanbul’a bağlıyım.

Eylül’ ün gelecek projelerinden ve sergilerinden bahsedecek olursanız?

Norveçli Life Is Carbon adlı yayınevi ile ilk kitap anlaşmamı imzaladım ve bu sene onun üzerinde çalışıyor olacağım. Ekim ayına doğru çıkacak olan bu kitap 70-90 sayfa arasında olacak ve benim tarzımı en iyi yansıtan fotoğraflardan oluşuyor olacak yani herhangi bir tema yok. Onun dışında siyah beyaz doğa fotoğraflarımdan oluşan küçük bir kitap basmayı düşünüyorum. Bu sene için herhangi bir sergi planım yok ancak teklif olduğu taktirde yapmayı düşünebilirim ama sergiyi daha çok 2014 için düşünüyorum. 
About / Hakkında

Bir Cevap Yazın