Gündüz Öğüt’ün “Kader Bozucu” adlı kitabı üzerine bir yazı – Bahadır Battal

KADER BOZUCU – GÜNDÜZ ÖĞÜT

BAHADIR BATTAL
Bir sanat eserini diğer insan yapıtlarından ayıran en temel nokta; anlatmak istediklerini, gerçeği olduğu gibi taklit ederek değil; onu eğip bükerek, değiştirerek anlatıyor olmasıdır.
Edebi sanatlar içerisinde de gerçeğin en bariz şekilde eğilip bükülebildiği alanlardan biri şüphesiz ki fantastik edebiyat. Her ne kadar Türkçe edebiyatın içerisinde sıklıkla karşılaşmadığımız bir tür olsa da Türkiyeli kitapseverlerin neredeyse tamamı özellikle Orwell’ın 1984’ü ile tanışmışlardır. Elbette Türkçe edebiyatın içerisinde de fantastik eserler ile karşımıza çıkan yazarlar yok değil. Bunlardan biri; Kader Bozucu isimli son öykü kitabı Yitik Ülke Yayınları‘ndan çıkan Gündüz Öğüt.
Gündüz Öğüt’ün, Kader Bozucu adlı öykü kitabı yedi öyküden oluşuyor. Kitaba “Lakin kaderini değiştirmek istiyorsan önce onu kabul etmelisin” diyerek başlayan yazar, gerçek hayatta herkesin yaşayabileceği olayları ve sorunları, gerçek hayatta karşılaşamayacağımız distopik dünyalar kurgulayarak anlatıyor. Yani olanı olmayanla, mümkünü imkânsız yoluyla gözler önüne seriyor.
Sizi içinde yaşadığınız monoton dünyadan sayfalar aracılığıyla bambaşka dünyalara davet ediyor Gündüz Öğüt, Kader Bozucu ile. Her bir öyküde bambaşka bir dünyanın içine giriyorsunuz. Üstelik daha ilk andan itibaren bu dünyalara girme konusunda da bir direnç göstermiyorsunuz. Sizi kolayca içine alıyor satırlar. Hızlı bir akıcılıkla ilerliyorsunuz. İçine girdiğiniz bu yepyeni, distopik dünyanın sonuna geldiğinizdeyse öykünün üzerine oturduğu temel konu, sizi kendi gerçek dünyanız üzerine düşünmeye sevk ediyor. Bu, Kader Bozucu’nun bazı öykülerinde kişilerarası ilişkiler olarak karşımıza çıkarken, bir başka öyküsünde ekolojik kaygılar ve sorunlar olabiliyor.

‘Yükler’ adlı öyküsünde evrimsel süreci yeni baştan oluşturuyor, Gündüz Öğüt. Üç farklı zaman dilimine götürüyor okuyucuyu. Öykünün ilk sayfalarında okuyucu bu yeni dünyanın kurgusuna kendisini kaptırmış ilerliyorken, sonuna geldiğimizde bizi hayattaki ‘yükler’imizle karşılaştırıyor bir anda. ‘Yalan’ kavramını inceliyor, insan hayatına etkisini göz önüne seriyor. Üç farklı zaman dilimi oluşturarak anlatma nedeninin küçük bir işaretini de öyküde sorduğu bir soruyla veriyor: “Dünya yeniden dürüstlüğün en büyük erdem olarak yaşanabileceği bir dünyaya dönüşebilecek mi?”
Fantastik edebiyat ürünlerini çoğunlukla batılı yazarlardan okuduğumuzdan, Gündüz Öğüt ile birlikte yerli fantastik edebiyatın farklı bir tadına da varıyoruz. Örneğin ‘Bunak Ana’ öyküsünde bizzat Anadolu’nun bir köyünün ele alınıp, Stephen King tarzı bir korku kurgusu yaratıldığını görüyoruz. Anadolu’da yıllardır süregelmiş bazı batıl inançları fantastik edebiyatın içerisine başarıyla yerleştiriyor öyküde Gündüz Öğüt. Anadolu’da yıllardır anlatılan hikâyeleri kendi kurgusunda öğüterek sunuyor. Öykünün tanıdık mekânlarından mıdır bilinmez, kitapta okuyucu en çok içine çekebilen öykülerden biri Bunak Ana. Öykünün kahramanı olan Mahmut Usta’yı ve diğer köylülerle yaşadıklarını adeta bir film sahnesini izler gibi okuyorsunuz. Yani Orwell, King veya Tolkien okuduğunuzda doğal olarak görmediğimiz yerli özü, Kader Bozucu’da görebiliyoruz. Üstelik şaşırtıcı bir şekilde bir Anadolu köyünün fantastik bir korku öyküsü için ne kadar uygun olduğunun farkına varıyoruz bu öyküyle.
Kitabın benim için en etkileyici öyküsü ise ‘Aplkatastrofabl’ idi. Özellikle son bir yıldır Gezi Direnişi ile başlayan ekolojik kaygıların gün yüzüne çıkmasıyla birlikte çevre sorunlarını temel alan eserlerde artık daha çok dikkat çekmeye başladı. Aplkatastrofabl’da atmosferdeki zehirli gazları oksijene çevirmeyi amaçlayan Richet’in öyküsü anlatılıyor. Öykünün ilk sayfalarında Richet’in gazetede gördüğü bir ilandan Richet kadar öykü okuyucusu olarak biz de etkileniyoruz:
     ‘’Dünyaya daha fazla zarar veremeyeceksiniz. İcatlarınız, hırslarınız, tanrılığa soyunmanız sonucunda dünyayı mahvettiniz. Onu sizden, bizden ve herkesten, yani insandan kurtarma zamanı gelmiştir.’’
Öykünün sonrasında ise Richet’in dünyanın gördüğü en büyük felaketin karşısındaki tepkilerini görüyoruz.
Aplkatastrofabl’da ekolojik bir kaygıyı temel alan özelliği dışında insan ilişkileri ve insanın hayatını yaşayışı ile ilgili de bir sorgulamaya gidiyor Gündüz Öğüt. Özellikle diyaloglar yukarıda bahsettiğim gibi gerçeğin, gerçek olmayan yoluyla anlatılmasına en güzel örnek bu öyküde. Richet öyküde üzerinde çok çalıştığı projeyi düşündükçe kendi hayatını sorguluyor, ‘proje için mi yaşıyorum, yoksa yaşamak için mi projeyle uğraşıyorum’ diye soruyor kendisine. Günlük hayatta da birçok insanın yaşadığı duygusal gerilimlerin en temel nedenlerinden birine vurgu yapıyor Gündüz Öğüt. Bu bağlamda Richet’in meslektaşı Orlandy ile yaptığı konuşma etkileyici. Orlandy ve Richet öykünün bir bölümünde belki de tarihin en fasit sorusunu; tavuk yumurta ikilemini tartışırlarken Orlandy Richet’ye cevap veriyor: “Nedenler daima sonuçların gerisinde kalırlar, burada önemli olan senin neden olarak seçtiğin ögedir. Eğer yumurtayı neden olarak kabul edersen, sonuç tavuktur. Ama tavuğu neden olarak kabul edersen, bu kez de yumurta sonuçtur.”
‘Bileyci Dükkânı’ adlı öykü ise tam bir distopya. Yepyeni bir dünya var Bileyci Dükkânı’nda. Her insanın mutlaka belirli yerlerde belirli süreler içerisinde kendisini bileyletmesi gerekiyor ve öykü bu temel üzerine ilerliyor. Fakat her zaman ki gibi öyküde kurulan distopik dünya aracılığı ile birçok noktada gerçek dünyaya işaret ediliyor. Bileyci Dükkânı’nda Gündüz Öğüt, kurduğu distopya üzerinden “öfke” kavramı üzerinde duruyor. ‘Bileyci Dükkân’ını okuduğunuz zaman öykünün sonuna geldiğinize üzülüyorsunuz. Gündüz Öğüt ‘insanların bileylenmesi’ kavramıyla öylesine ilgi çekici bir nokta keşfetmiş ki keşke bu öykü çok daha uzun bir roman olsaydı diyorsunuz.
Kitapla ilgili daha fazla ayrıntıya girmeden Gündüz Öğüt’ün Kader Bozucu kitabını mutlaka okumanızı öneriyorum.  Kader Bozucu ile Gündüz Öğüt rehberliğinde, var olanı anlamak için var olmayana yaklaşın.

 

Gündüz Öğüt, Kader Bozucu, fantastik öyküler, Yitik Ülke Yayınları 2014