Hayriyem Zeynep Altan – Prenses Eteğindeki Taşları Döküyor (Roman)

Roman, Zehra karakteri üzerinden hayatı sorgulamaya açıyor. “Issız adam” filminden ressam Frida Kahlo’ya, ünlü düşünür S. Kiergaard’a dek uzanan göndermelerle bir kadının kendi karanlığını keşfetmesinin öyküsü anlatılıyor. Ve elbette karanlığın içine girdiğinizde, o ürkütücü ıssızlıkta, kadının kendisiyle buluşmasına tanık oluyorsunuz.

Zehra, Korkut’la tanıştığında her şey gözüne olağan görünür ve belki de öyledir. Ama her nasılsa bu adamda gönül çelici ve aynı zamanda rahatsız edici bulduğu pek çok şey onu geçmişiyle yüzleşmeye götürecektir. Bu yüzleşmede en çok da kadınlığına ayna tutulur. Zehra kariyer sahibi, güçlü, güzel, cazibeli bir kadındır. İçerde ise hayatın kötü sürprizleri karşısında tutuk, küçük bir kız çocuğu vardır. Roman, Zehra’nın cinsel yaşamını olanaksız kılan bu ironi üzerinde hareket eder.

Büyümesine ket vurulmuş ve zamanın eskimesiyle cinsel arzusu ucubeleştirilen tüm kadınların ıssızlığıdır “ev kızı” metaforu ile anlatılan. “Gerçek” kadın hep bir başkasıdır. İlişkiler, aşk, evlilik, eğitim… Hepsi kadının kendi benliğinden feragat ederek uyum sağlamak zorunda kaldığı toplumsal kurgulardır. Zehra kendisini gerçekleştirmesini sağlayacak büyük resmi görebilmek için bu aldatıcı imgelerin hükümranlığından çıkıp kendi düşlerinde ve kâbuslarında koşmak zorundadır. Kadınlığını onurlandırabilmesinin tek yolu budur.