Kadir Aydemir’in “Sonsuz Unutuş” kitabı üzerine bir okur değerlendirme yazısı

SONSUZ UNUTUŞ” ÜZERİNE / Gözde Kazmanoğlu

Baştan söylüyorum yazar, mayalanmış anılarından unutuş poğaçası yapmış bu kitapta. Çayınızı alın ve sıcacık poğaçaların lokma lokma tadını çıkarın. Aman dikkat, diyeyim yanmayın.

İçerisinde yaşlılığın kıyısından bir öykü de bulunmakta, ömrü uzun olan her varlığın kendine ait bir anlatım dili var mıdır? Okuyun görün diyorum.

Son şarkı” isimli kısa öykü ile durağan yaşama mikroskopla baktırıyor, yazar. “Çapari” adlı öyküde ise empati kayığına biniyorsunuz.

Korkunun kaygıyla birleştiği noktada “Şair” adlı öykü ile karşılaşıyorsunuz. Beklemenin kovuğundan yaşama bakıyorsunuz. sayfa 29’da soğuk bir uykuda yer alıyorsunuz.

Masal tadındaki “Kuyudaki Kadın” gitmek istediği yere ulaşıyor mu? Yolculuk nerede sonlanıyor? Cevapları satır aralarında. 

Hangi Yıldız?” adlı diyaloglardan oluşan öyküye gelince işte tam öykünün sonundaki misafir beni gülümsetti.

Sevdiğiniz birinin el yazısı içinizdeki anılara dokununca neler olur, “İnciten Şarkı” öyküsünde gizli.

Unutmanın izini süren yazar, hatırlamanın ovasında yürürken “Nereden Tanıyorsun”u yazmış olmalı diye düşünüyorum.

Ölmeden” başlıklı kısa öyküyü kıyıya yakın bir yerde okursanız, konuşamamanın zorluğunu anlatan “bir yengeç boğazımı tıkıyordu sanki” cümlesi ile karşılaşınca boğazınızı tıkayan tüm yengeçleri deniz kenarına salın gitsin.

Üşümek” öyküsünde ise kardan adamın buzdan kalbini değişen iklim mi yoksa sıcak bir dokunuş mu çözer?

Sadece unutmanın değil kavuşmanın da öyküsü var bu kitapta. 47. sayfada sizi bekliyor.

Sonsuz Unutuş adlı kitap duygu mutfağından seçme öykülerden oluşuyor. Peki böyle bir mutfakta ayrılığın tarifi olmaz mı, diyenlere. Elbette var, diyorum. Hatta içinde tadımlık başka öyküler de var. Neruda’nın kaleminden hoş bir başlangıç çorbası dahi var. Okuyunca içinizin ısındığı, baharatı, tuzu üstelik acısının tam yerinde olduğu Neruda tadı.

Düş” adlı öykü mutfaktaki bakır bir cezve gibi geçmişle gelecek arasında mola verdiriyor.

Sonsuz bir soru” adlı öykü bu mutfaktaki en önemli malzemenin bulunduğu kavanozun boş çıkması gibi hissettirdi.

Söz mü?” adlı öykü ise mutfaktaki en mayhoş ama en gerçek tat. “Ay, zaman, ölüm” öyküsü saksıdaki süs biberleri gibi karşıdan renkli ve güzel ama tadınca göz yaşartacak kadar acı geldi.

İşte bu mutfakta farklı lezzetlerden oluşan öyküler var raflarda. Duygular ve yiyecekler birbirlerine benzerler. Her ikisi de birbirine karışır. Yeni tatlar oluşur, bazen tazelenir, bazen bozulur, bazen ekşir. Bazılarının tadı damağımızda kalır. Bazıları karıştırılınca tadı bozulur. Duygularda yiyecekler gibi özenle saklanmak ve özenle sunulmak ister.

Doğruyu söylemek gerekirse son öyküyü okurken mutfaktan burnuma helva kokusu geldi, elimde olmadan. Tahin mi, irmik mi, un helvası mı bilemem. Ama sevdikleriniz ve kaybettikleriniz için yapın, sevdikleriniz ve kaybetmediklerinizle paylaşın diyebilirim.

Son olarak naçizane bir okur tavsiyesi benden; ruhunuzdaki mutfaktaki malzemeleri elinizden geldiğince taze tutun.

Afiyet olsun.

Sonsuz Unutuş”, Kadir Aydemir, kısa öyküler, Yitik Ülke Yayınları

Bir Cevap Yazın