Ömer Hayyam ile Nâzım Hikmet’i hangi adalet bakanı yargılayabilir?

nazım

Gerçek sanatçı, payesi, apoletleri, ordusu, iktidarı olmadan yazdıkları ile dönemine ve tüm zamanlara imzasını atar. Bu yüzden her iktidar angaje edemediği sanatçısını bertaraf etmek ister. Yaşadıkları zamana damgalarını vurmuş bu büyük isimler yazdıkları ile sistemin sorgulanmasına neden olurlar.

Tarihte iktidarları boyunca hüküm sürmüş nice kral, hükümdar, politikacı bugün tarihin tozlu raflarında unutulurken, dönemin sanatına yön verenler yüz yıllar geçse de insanlığa yön vermeye devam ediyor.

url

Bu satırları neden yazıyoruz?

Çünkü, biraz sonra okuyacağınız anı, iktidarların mı yoksa gerçek bir sanatçının mı daha kutsal olduğunu ortaya koyuyor. Yazının sonunda bir de sizlere sorumuz olacak. 

  
Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'nde tutsaklık günleri. Koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendiren Nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir.

Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Müfettiş bir süre denetim yaptıktan sonra müdürü yanına çağırarak:

– Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir? der.

Nazım'i odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:

-Demek Nazım sizsiniz, der. Nazım'a oturması için yer göstermez. Kısa bir konuşma sonrası, gidebilirsiniz, der.

Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:

-Ömer Hayyam adını duydunuz mu? diye sorar. Müfettiş hemen atılır:

-Kim duymaz Hayyam'ı. 

Nazım:

-Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi? diye sorar. 

Müfettiş şaşırır. 

Nazım konuşmasını sürdürür, "Görüyorsunuz sanatcıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak, der çıkar.


Şimdi sorumuza gelelim: O dönemin Adalet Bakanı'nı hatırlayanınız var mı?

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın