Etiket arşivi: ankara

Gezici Festival, Edremit’ten yola çıkıyor

gezici festivalAnkara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen Gezici Festival, 19. yolculuğuna hazırlanıyor. Festivalin bu yılki teması: “Ne yapmalı?”

27 Kasım–9 Aralık 2013 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak olan festival, bu yıl ilk gösterimlerini 27 Kasım'da Edremit'te gerçekleştirecek. Gezici Festival, 29 Kasım-5 Aralık'taki Ankara  gösterimlerinin ardından, 6-9 Aralık tarihleri arasında son iki yıl coşkulu bir şekilde festivale ev sahipliği yapan Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği'nin katkılarıyla Sinop’a konuk olacak. 

Gezici Festival’in ilk yıllarından itibaren önemli bir destekçisi olan Tuncel Kurtiz, Festival'de özel bir bölümle anılacak.

Ülkemizde bu yıl çekilen uzun metrajlı filmlerden derlenen Türkiye Sineması 2013 bölümünde yer alan filmlerin yönetmen ve oyuncuları festivalde yapılacak galalarda izleyicilerle bir araya gelecek.

Detaylı bilgi için: http://www.gezicifestival.org

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Ankara’ya taşınıyor!

surdurulebilir-yasam-festivali1

2008'den beri bir kez İsveç'te üç kez de İstanbul'da gerçekleşen "Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali” bu sefer de Ankara'da takipçisiyle buluşacak. 11-14 Nisan tarihleri arasında 24 film ücretsiz şekilde Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde izleyicisiyle buluşacak.

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Ankara’ya taşınıyor! yazısına devam et

24. Ankara Uluslararası Film Festivali

ankara-afisBu yıl 24.'sü düzenlenecek Ankara Uluslararası Film Festivali 14-24 Mart 2013 tarihleri arasında gerçekleşecek. Festivalde yarışacak ulusal uzun metrajlı filmler belli oldu. Festivalin bu seneki teması "Doğu İmgeleri". Bu yıl festivalde bu tema başlığı altında orta ve yakın doğu ülkelerinden seçkiler sunulacak.

24. Ankara Uluslararası Film Festivali yazısına devam et

GECE TRENİ

Son anda yataklı trende yer bulmuştum. Gece gece neredeyse Ankara’da kalmam gerekecekti. Sırf o, nasıl olsa yer buluruz, dedi diye savsaklamıştım gündüzden bilet almayı. Kompartımana girdiğimde alttan iki yatağın dolduğunu gördüm. Mecburen sağdaki üçüncü ranza katı benim oldu. Trenin hareket etmesiyle ışıklar söndü. Otursam oturulacak gibi değildi, uykum da yoktu ki…hiç tanımadığım başka beş kişi ile yaklaşık bu dört metrekare içinde tüm geceyi geçirecek olmaktan ötürü tedirgindim. Sırt çantamı başımın altına koyup yastık yapmadan önce pasaportumu çıkartıp bir daha baktım. Vizesiz birçok ülkeye gidebilirdim artık. İstersem hiçbir yeri yurt edinmeden o ülkeden bu ülkeye dolaşarak geçirirdim ömrümü. Kök salmamak fikriyle rahatladım.

Kondüktörün sesiyle uyandım. “Eskişehir. İnecek yolcu kalmasın!” diyordu. Daha durmamıştık. Perdeyi aralayıp baktım. Kar yağıyordu. Demek ki, ninni gibi tak tak sesleriyle uyuyakalmıştım. Kompartımanda hareketlenme başladı. Biri aşağıdan perdeyi açınca gara girdiğimizi gördüm. Çocukluğumun Eskişehir’ini gündüz görebilseydim keşke diye geçirdim içimden, hatta bir gün de kalsaydım. Sonraya erteledim. Önce tüm bağları kopartmalıydım. Çantamı alıp indim perona. Lapa lapa kar yağıyordu. Birinin “Kar ayazı yumuşattı, yoksa Eskişehir’in ayazı adamın nefesini keser,” dediğini duydum.

Gözlerim o, camlı tekerlekli arabayı aradı. Aradığımı hissetmiş gibi bir ses pes başlayıp tize çıkarak “Haşşşhaışliiii” diye bağırdı. Sese doğru yürüdüm. Önümde üç kişi vardı. Sıram gelince, “İki haşhaşlı, bir de çay. Demli olsun,” dedim.

Kompartımanıma gitmek için vagona yaklaşmışken gözüm garın arkasındaki binanın çatısından sarkan buz sarkıtlarına takıldı . Elimde tuttuğum iki kat plastik bardaktan yükselen buğunun etkisiyle yanlış gördüğümü sandım. Boyum kadar varlardı. Hele biri vardı ki, o geceden önceki yaşamımı ayaklarından tutup sallandırmışlardı sanki…