Etiket arşivi: Asit ya da İksir

Onur Behramoğlu ile hayat üzerine ayaküstü bir söyleşi – #edebiyat

Onur Behramoğlu ile söyleşi – Kadir Aydemir

***

-Nasılsın; şu sıra neler yapıyorsun?

Kötü adamların suratında iz bırakacak yumrukları atmak, haksızlığa uğrayanları korumak isteyen çocuğum hâlâ.  Kızılmaske ya da Pal Sokağı’ndaki Nemeçek Ernö. “Bütün bu kalabalığı bir atılışta yere serecek kadar gücü varmış gibi  başını dimdik tutarak yüksek sesle suratlarına haykıran.”
Şu sıra, yurtta ve dünyada sürüp giden alçaklıklara öfkeleniyor; onurlu insanlara ses, söz olabilmek, kendi sesimi-sözümü onlarla buluşturmak için neler yapabileceğimi düşünüyorum. Remzi Kitap Gazetesi’nde ‘Benim Şairlerim’ ve Şalom gazetesinde ‘Zapatista’ isimli köşelerimde aylık yazılarıma devam ediyorum. Aykırı Akademi’de (www.aykiriakademi.com) yazıyor, haftada iki saat Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde şiir anlatıyorum. Bulgaristan’daki 10. Uluslararası Yazarlar Konferansı’ndan yeni geldim, İsrail’deki Sha’ar Uluslar arası Şiir Festivali’ne konuk olacağım, onun hazırlıklarını yapıyorum. Hollanda’da bir sanat-edebiyat dergisi (‘Nynade’) iki kitabımdan şiirler seçip Felemenkçeye çevirdi, yakında yayımlanacak, bekliyorum. Bir yandan da hayat gailesi, gündelik telaş, ev halleri…

Onur Behramoğlu ile hayat üzerine ayaküstü bir söyleşi – #edebiyat yazısına devam et

ANDIMIZ – Onur Behramoğlu şiiri

Andımız (Onur Behramoğlu)

naylonun altındayız on iki nüfus

metre ile aldığım naylon
soğuğun milim milim kemirdiği
bizim mahallenin naylonu

erciş’in az ötesi
çelebibağ beldesi cumhuriyet mahallesi
az ötesi
muasır medeniyetin

kaç dilekçe yazdım yazdırdım
çadır vermediler depremden beri
alıştık alışmasına ya
koyuyor
evladının önünde
kaç kere
“geldikleri gibi giderler”
der gibi…

zaten özürlüydü çocuk
yarı ölüydü zaten, tamama erebilirdi
pıt diye kırılabilirdi boynu
rızasıyla düzülebilirdi mesela
kuytusunda cumhuriyetin

ciğerlerine işledi buz kesti
anası hangi birini ısıtsın koynunda
çocuktu zaten, özürlü
dondu kulağında halkacık küpe
“başın sağolsun” dediler
“fotoğraf gerekmez definişlemlerinde”

andolsun
fırat’ta düşüp boğulan kuzunun
hesabı ömer’den sorulur
fırat’ta diyorum boğulan kuzunun
hesabı sorulur ömer’den
andolsun
ben şimdi geri kalan nüfusumla
tir tir titriyorum
soğukta donan kızıma
sıcacık çay demliyorum rüyalarımda
ben şimdi kuzum diyorum…kuzumun…
incecik hırkasını
türk varlığına armağan ediyorum

Onur Behramoğlu

@onurbehramoglu

Onur Behramoğlu’ndan yeni bir şiir kitabı: “Senden Öğrendiğim Şarkılar”

“SENDEN ÖĞRENDİĞİM ŞARKILAR”

ONUR BEHRAMOĞLU

Şiir – Yitik Ülke Yayınları

Şair Onur Behramoğlu’ndan, 2006′da Yitik Ülke Yayınları’nın ilk şiir kitabı olarak çıkan “Asit ya da İksir”in ardından yıllar sonra yepyeni ve yine çok güçlü bir şiir kitabı: “Senden Öğrendiğim Şarkılar”

çünkü korkulukların üstüne gülerek yürüyen
su gibi
ateş gibi
beni de kendinden sayıyor
ben böyle hale dedikçe
guantanamo diye bir yer silivri diye bir yer
her yerin güneydoğusu var
utanıyor,
upuzun
bir
direniş
sûresi
oluyorum
aslında

dünyanın tüm kötülüklerinin
tüm acılarımızın
dünyayı baştan başa kaplayacak olan merhametin önünde
silinip gittiğini göreceğiz
ve hayatımız
bir okşayış gibi dingin
yumuşak
tatlı olacak
inanıyorum
ben böyle hale dedikçe

***

Kitabı okumak için TIKLAYIN

Şair Onur Behramoğlu’nun şiir kitabı “Asit ya da İksir” 2. Baskıyı yaptı!

İlhan Berk gibi harika!, harika!, diyerek okuyorum seni. Okuyup üflüyorum!
Leylâ Erbil

İki gündür Asit ya da İksir ile oturup kalkıyorum, elimden bırakamadım. Şiire olan inancımı tazeleyen dizelerin için hem teşekkür ederim hem de seni kutlarım. Ailenizin şiir bayrağını daha da yükseklere taşıyacaksın belli ki.
Rekin Teksoy

Subcomandante Marcosa dair güzel şiirin için kendi adıma teşekkür ederim. Muhtemel Subun da çok hoşuna giderdi. Bir gün tekrar yolum düşerse yanımda olacağı, ona okuyacağım kesin. Venceremos.
Metin Yeğin

O denli yakınsın ki şimdi bana, ruhuna dokunuyorum, o delikanlı, romantik, coşkulu, keder bilen ruhuna. Kitap çok güzel olmuş. Hem biçimi hem şiirler. Bazıları şaşırtacak kadar güçlü. Böyle diyorum, çünkü zordur ilk kitapta ustalığı bulmak. Kucaklarım, gözün aydın, hoş geldin!
Mahmut Temizyürek

Sana kardeşim diyeceğim, ama kırkeşek yaşındayım. Oğlumla aynı yaştasın. Onur, aynı derdin soyuyuz. Şiirlerini okudum, okuyacağım da… Bana yılların yadigârı olan gözlerinden öpüyorum.
Ahmet Erhan

Şiir biraz şaşırtmaksa, şaşırtıyor beni Onur. Kendinden emin bir uzun koşucuyu andırıyor. Çağdaşlarından farklı olarak doğrudan evrensele uzanan, deyim yerindeyse insanı kanatları altına alan tavrıyla ve bu tavırdan kaynaklanan salkım saçak dize yapısıyla – bir sonraki dizenin nereye gideceğini kestirmenin merakı içerisinde – ilgi odağı oluyor birden. Kesinlikle geri dönüşü olmayan, hep ileriye bakan anarşist ruhlu baş belası biri!..
Ahmet Günbaş

Onurun kitabı adeta bayramyeri. Bazen olgun, bazen isyankâr: “hiçbir şey ölümünden daha fazla benzemez insana”, “değil mi ki sevdiğin sensiz de sevişmiştir”, “ben gidiyorum. korkmayın dünya döner / aşk ölmedi be! o ölse çocuklar var” Doğru, Onur gibi iyi şair-ağabeyleri var nasılsa.
Haydar Ergülen

Aşkın toplumsal olanla cebelleştiği, cesur bir girişimle karşılıyor bizi Onur Behramoğlu. Hayatın içinden geçen, yalın acıların biçtiği ilk gençliği bir makas gibi kullanan mısralar. İlk kitabını yayımlayan şairler içinde, bizi, dünyayı gördüğüne dair ikna eden birkaç şairden biri.
Şeref Bilsel

 

Kitabı almak için tıklayın

Onur Behramoğlu’nun Hayata Açılan Kapısı, Şiir…

Şiir tehlikelidir. İnsana bildiği ama herkesin içine girmeyi cesaret edemediği dünyaların kapısını aralar. Biz o kapıdan biraz içeri sızdık. Ve Onur Behramoğlu ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İyi okumalar…

Söyleşi: Pınar Özkan

 

Belki çok klasik olacak ama ilk olarak şunu sormak istiyorum; şiire olan ilginiz nasıl başladı? Geniş aile içindeki şiir ve şair ortamı bu ilginin oluşmasında etkili oldu mu?  Yetişme dönemimde, geniş aile içindeki şiir ve şair ortamının belirleyici etkisinden söz edemem. Bir amcam 1980-1996 arası, bir diğeri 1983-1989 arası politik sürgün yaşamı sürmekteydiler. Ailemin şiire ve sanata büyük saygısından, şair amcalarıma duyduğum sevgiden, iki dedemin bana ayrı ayrı öğrettiklerinden, annem-babam ve ablamın bana bugün de güç veren varlıklarından beslendiğim muhakkaktır. Ben de kitaplara ve özgürlüğüne düşkün, biraz melankolik bir çocuktum, diyebilirim.

Şair yeteneğini oluşturan; sezgi, duyarlılık, bellek, dikkat, sabır, gözlem gücü, zihinsel ve duygusal hazırlık, beğeni düzeyi, tarih ve dil bilincidir. Küçük bir çocukken de şimdi olduğu gibi ağaçlara, kuşlara, insanlara, yıldızlara dikkatle bakar; her şeyi öğrenip anlamak ister, birçok şeye gizlice kederlenir, varoluş ürpertisi duyardım. Gerçekliğin sonsuz derinlikte, değişkenlikte olduğunu; bilim, felsefe ve her çeşit sistemli bilginin, yaşamı ve onun gerçekliğini değil, kendi iç tutarlılığını önemsediğini uzun yıllara dayanan okuma-düşünme-yaşama sürecinde kavradım. Belki de baştan beri kalbimin orta yerinde hissettiğim neyse, onu keşfettim, yaşamı trajik kılan şeyi: Gerçekliğin zihinle kavranması mümkün olmayan usdışı doğası! Olguların ve nesnelerin görünmez iplerle bağlı olduklarını sezmemle dünyayla aramdaki perde aralandı. Şiir, o perdenin gerisindeki ışıktır. Aslında o ışık, kalbimizde ve dünyanın kalbinde, silinmeye direnen izdir. Onur Behramoğlu’nun Hayata Açılan Kapısı, Şiir… yazısına devam et