Etiket arşivi: çeviri şiir

Yitik Ülke Dünya Şiiri Antolojisi hazırlanıyor

1997 yılında şiirle çıktığımız yolculuk sürüyor. Tüm şiir okurları için kuruluşumuzun 19. yılında Yitik Ülke Dünya Şiiri Antolojisi’ni hazırlıyoruz. http://yitikulkesiir.blogspot.com.tr/ adresli web sitemizde adını ölümsüz şairler listesinde yazdıran yüzlerce şairi bir arada bulacaksınız. Sitemiz her hafta düzenli olarak güncellenmektedir. Sizler de şiir çevirisi yaparak arşivimize katkıda bulunabilirsiniz.

http://yitikulkesiir.blogspot.com.tr adresini tıklayarak şiir okuyabilirsiniz.

Wislava Szymborska – KİMİ ŞİİR SEVER – Çeviri: Güneş Soybilgen

KİMİ ŞİİR SEVER

Kimi – 
Yani herkes değil.
Çoğunluk bile değil, 
Anca bir avuç insan. 
Okullar sayılmaz, orada şiir zoraki
Ve şairlerin kendileri de tabi
Binde iki belki.

Sever – 
Ama insan şehriyeli tavuk çorbası da sever,
Eski bir atkıyı da sever insan.
Sever insan üstteki el olmayı,
Bir köpeği okşamayı.

Şiir – 
İyi de, nedir şiir.
Bir sürü sarsak yanıtı var bu sorunun
Ama ben bilmiyorum, bilmiyorum
Ve buna tutunuyorum
Tırabzana tutunur gibi. 

Wislava Szymborska

Çeviri: Güneş Soybilgen

Yehuda Amihay Şiirleri

O ŞİMDİ SOLUK ALIYOR

 

O şimdi usulcacık soluk alıyor, dedim. Hayır,
büyük bir acıdan ötürü içinden çığlık atıyor, dedi doktor.
İzin istedi benden
nikâh yüzüğünü çıkarmak için
çünkü çok şişmişti parmağı.  Acı adına
ve onu yaşamı boyunca hiç bırakmamış babam adına
izin verdim. Çevirip durduk yüzüğü
bir peri masalındaki sihirli yüzük gibi, ama
çıkmadı ve bir mucize de
olmadı. Doktor izin istedi kesmek için
yüzüğü ve kesti hassas kıskacın
yumuşaklığıyla.

O şimdi gülüyor, ötelerde gülmenin alıştırmasını yaparak.
O şimdi ağlıyor,  vazgeçirip kendini
burada ağlamaktan

Pasaportundaki fotoğraf yıllar önce çekilmişti.
İsrail toprağına geldikten sonra, asla
gitmedi yurtdışına. Fotoğraf gerekmez
defin ruhsatına.

Yehuda Amihay

İngilizceden çeviren: Onur Behramoğlu

***

KİMLİK BELGEMİ KAYBETTİM

Kimlik belgemi kaybettim.
Yeniden yazmalıyım hayat hikâyemi en baştan
Birçok makama, bir nüsha Tanrı’ya
bir de şeytana.
Negev’de rüzgârla alazlanmış bir kavşakta
otuz üç yıl önce çekilmiş fotoğrafı hatırlıyorum.
Gözlerim peygamberdi o zamanlar, ancak fikri yoktu bedenimin
ne yaşadığına, nereye ait olduğuna dair.

Çok defa, “İşte burası” dersin
“Her şey burada yaşandı” ama orası değildir,
sadece öyle düşünür ve yanılgı içinde yaşarsın,
bir yanılgı ki sonsuzluğu
daha büyüktür gerçeğin sonsuzluğundan.

Yıllar geçtikçe, hayatım isimlerle doluyor
metruk mezarlıklar gibi
ya da anlamsız bir tarih dersi
ya da yabancı bir kentteki bir telefon rehberi gibi.

Ve ölüm, birinin ardın sıra seslenip
durmasıdır
ve sen artık dönüp bakmazsın bile
seslenen kim diye.

Yehuda Amihay

İngilizceden çeviren: Onur Behramoğlu

***

KİŞİ YURDUNDAN UZAK KALDIĞINDA

Kişi yurdundan uzun süre uzak kaldığında,
dili sadeleşir, saflaşır,
hiç yağmur yağdırmayan bulutlar,
mavi gökteki berrak yaz bulutları gibi.

Bir zamanlar âşık olanlar
bazen yine böyle konuşurlar aşkın dilini –
kısır, her şeyden azade, değişmeyen,
hiçbir karşılık uyandırmayan.

Ama burada durmuş bekleyen ben, ağzım
ve dudaklarım ve dilim kirli. Sözcüklerimde
ruhun çöplüğü, şehvetin döküntüsü
ve toz ve ter. Bu çorak toprakta, arzunun
çığlıkları ve mırıltıları arasında içtiğim su bile
karmaşık bir boruda işlemden geçirilip
bana dönen sidiktir.

Yehuda Amihay

İngilizceden çeviren: Onur Behramoğlu

Yannis Ritsos

Gerçek Eller

Bir öğle sonrası nedensiz yitti
(belki de götürüldü)
Mutfak masasının üstünde bırakmıştı yün eldivenlerini
İki kesik el gibi.
Kansız, tepkisiz, sessiz
Ya da
Kendi ellerinin aksine,
eski sabrının ılımlı havasıyla
biraz şişmiş,
kabarmış.
Oraya, yitmiş parmaklar, yün parmaklar arasına arasına
zaman zaman,
bir dilim ekmek koyduk ya da çiçek
ya da şarap bardaklarımızı.
Hiç olmazsa kesin olarak biliyorduk ki
Kimse zincir vuramaz eldivenlere.

Yannis Ritsos

Türkçesi: Kenan Gülbağ

Anne Sexton

Yıldızlı Gece

Kasaba yoktur,
kara saçlı ağacın
boğulan bir kadın gibi
sıcak gökte süzüldüğü
yer hariç.
kasaba suskundur. Gece, içinde on bir yıldızla fokurdar
Ey yıldızlı gece! İşte bu
istediğim ölümdür

Devinir, hepsi, yaşar
Ay bile bakır zincirlere vurulu fırlar,
atmak isteyen bir tanrı gibi, gözünden çocukları.
Yaşlı görünmez ejder, yıldızları yutar.
Ey yıldızlı gece! İşte bu
istediğim ölümdür:

Gecenin bu aceleci yaratığı tarafından
bu koca ejderce
yutularak hayatımdan ayrılmak
yakınmaksızın
yaşlanmaksızın
yakarmaksızın

Türkçesi: Mavisu Kahya

***

ANNE SEXTON BİYOGRAFİSİ

Oyun yazarı ve şair Anne Sexton 1928’de Massachusetts’de doğdu. Orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak büyüyen Anne, ona uygun görülmüş ‘verili’ hayatı asla benimsemedi. Pamuk tüccarı olan babası alkolikti, annesininse edebi eğilimleri aile yaşamı yüzünden sekteye uğramıştı. Ona çocukluğu boyunca dadılık eden, beraber yaşadıkları büyük halasının bir sinir krizi geçirerek hastaneye yatırılması büyük bir travma yarattı. Süregelen odaklanma sorunu, sınıftaki başkaldırmaları kendini bir yatılı okulda bulmasına sebep oldu. Burada şiir yazmaya ve oyunculuğa başladı. Okulu bitirip üniversiteye başladığı dönemde Alfred Kayo Sexton ile evlendi. 1953’te kızı doğduğunda, Kore’de asker olan kocasının yokluğunda terapiye başlamış bir modeldi Sexton. Westwood Lodge’da tedavi gördü. 1954’te dadısının ölümü üzerine depresyona giren Sexton bir yıl sonra ikici bir kız doğurdu ve terapiye tekrar başlaması gerekti. Durumu kötüleştiği bu dönemde eşi uzaktaydı, çocuk tacizi vakaları ve intihar denemeleri üst üste geldi. Önerilenin aksine hastaneye yatırılmasına ailesi karşı çıktı. Bu sırada terapisti onu yazması için cesaretlendirmekteydi.

Hep söylediği gibi amacı McLean akıl hastanesine kabul edilmekti. En büyük sebep Plath ve Lowell’ın burada yatmış olmalarıydı. Yer yer basında efsaneleşen ve ünü daha da artacak olan bu hastaneden üç büyük Amerikan şairin geçmiş olacaktı. 1957’de Maxine Kumin, Robert Lowell, George Starbuck, and Sylvia Plath’in de katıldığı Robert Lowell’ın Boston Üniversitesindeki seminerlerine katılınca, şiir hayatının merkezi haline geldi. Dostu ve rakibi olan Plath’in ardından  da deliliğini nasıl kullanacağını öğrenecekti. Antolojilere giren şiirlerinin de bulunduğu Tımarhaneye Giderken ve Dönerken (To Bedlam and Part Way Back) kitabı 1960’da yayımlandı. Diğer gizdökümcü şairler gibi şiirlerinin hayatını yansıttığına okuyucusunu ikna eden Sexton’ın şiiri hem teknikleri açısından muhteşemdi hem de dönemin yaygın benzer sorularını gündelik yaşamında barındıran okuyucu kitlesi için oldukça anlamlıydı. Birkaç sene içinde ebeveynlerinin beklenmedik ölümüyle tutunacak tek şeyi kalmıştı: şiir. 1966’da Yaşa Ya da Öl (Live or Die) ile Pulitzer aldığında İngiltere’de çok popülerdi. Pek çok onur üyeliği, (Boston ve Colgate Üniverstielerinde) profesörlük hakkı ve (Shelley Memorial, Guggenheim, Levinson ve Yale Genç Şairler Ödülü gibi) ödül almış olan Sexton’ın 1969’da oyunu Mercy Caddesi (Mercy Street) Off-Broadway tiyatrolarında sahnelendi ve Aşk Şiirleri (Love Poems)kitabı basıldı. Kariyerinin doruk noktasına vardığı bu dönemin ardından Dönüşümler (Transformations) geldi. Aralarında Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Hansel ve Gratel, Rapunzel ve de Uyuyan Güzel’in de bulunduğu, Grimm kardeşlerin 17 peri masalının eleştirel bakış açısıyla yeniden yazımlarından oluşan bu şiir kitabı feministlerin hayli ilgisini çekti. Onun sesi bu noktada artık sadece dışavurumcu değildi, bireyliğinden öte kültürü eleştiren bir hal almıştı. Büyümekte olan kızlarıyla uğraşan şairin dini içeriğe yönelmesi okurlarınca hoş karşılanmadı ve bu durum onu çok sinirlendirdi. Anne Sexton, ona ilham kaynağı olan Yıldızlı Gece tablosunu, pek çok kez akıl hastanelerine gidip geldikten sonra, kaldığı otelden resim yapmak için ayrılıp gittiği tarlada kendini silahla göğsünden vurup ölmesinden (1890) sadece aylar önce yapan Van Gogh ve ölümün şekli ile ilgili konuştukları kayıtlara geçen; ölümünün ardından, başarıya kendinden önce ulaşmasına sitem eden bir şiir yazdığı dostu Sylvia Plath gibi yaşamına son verdi. Kendini kilitlediği garajında arabasından çıkan karbon monoksit gazı ile zehirleyerek 1974’te intihar eden Anne Sexton Boston’da öldüğünde, kısa yazın kariyerinden arta kalan sanatı oldu.

Mustafa Köz ve Adil Salih’ten “Yazıtlar”

BİR BOYACI, BİR DİLGER, BİR KİTAP: YAZITLAR

Mustafa Köz’ün şiirleriyle Adil Salih’in resimlerinden oluşan ortak kitap “Yazıtlar”, Bilim-Sanat Galerisi’nde okurlarla ve izleyicilerle buluşuyor. Kitabın on sekiz şiirini de Esma Taylan Fransızcaya çevirmiş. Bilim-Sanat Galerisi’nin “şiir-resim katalogları” arasında yayımlanan “Yazıtlar”da iki sanatçı, insana ve yaşama ilişkin “aşk, ayrılık, yalnızlık, ölüm, özgürlük, barış” gibi altı ana temayı işlemiş.

İmza Günü-Kokteyl

Yer: Bilim-Sanat Galerisi

Moda Caddesi, Lütfü Bey Sokak, 5/1 Moda-Kadıköy Tarih: 9 Aralık 2009, Çarşamba Saat: 19.00

İletişim için: (0216) 414 02 91

Mustafa Köz ve Adil Salih’ten “Yazıtlar” yazısına devam et

Şair Eric Stinus’u Yitirdik

Uzun zamandır kanser hastalığıyla mücadele eden Danimarkalı ozan Eric Stinus 13 Kasım 2009 sabahı yaşama gözlerini yumdu. Stinus, 2008’de Uluslararası Nâzım Hikmet Şiir Ödülü’nü kazanmıştı. Eris Stinus, sevgili dostu şair Kemal Özer’i Haziran 2009’da yitirmemizden sonra büyük bir sarsıntı yaşamıştı. Eric Stinus’un şiirleri dilimizde şiirleri yine şair Kemal Özer’in sahibi olduğu Yordam Yayınları’nca yayımlanmıştı.

Şair Eric Stinus’u Yitirdik yazısına devam et