Etiket arşivi: deniz kavukçuoğlu

Kedi Gülüşü’nü yazan yazar Deniz Kavukçuoğlu ile kitabını konuştuk. – Nuray Salman

539975_307477879378758_1125185858_n

"Kedisine cambazlık yaptırdığını sanan 'sahip' aslında kedisine cambazlık yapıyordur."

Kedi Gülüşü'nü yazan yazar Deniz Kavukçuoğlu ile kitabı hakkında konuştuk.

Kedi Gülüşünde ne anlatmak istediniz?

Kedi gülüşü kedili yaşamları, insanların kedilerle olan ilişkilerini, insanlarla kedilerin birbirlerine karşı duydukları sevgileri anlatıyor. Kitabın bir bölümünde de insanların tarih boyunca kedilere bakışı yer alıyor.

Bu kitabı yazmaya niye ihtiyaç  duydunuz?

Sanırım, kitabın ilk sayfalarına da yansıdığı gibi kendi kendime sorduğum, “Kediler de güler mi?”sorusuna yanıt ararken ortaya çıktı bu ihtiyaç. Gözlemlerimi okurlarla, özellikle de başka kediseverler ile paylaşmak istedim. İnsanın duygularını kâğıda dökme, kitaplaştırma ihtiyacı edebiyatın da kaynağıdır. Fakat kâğıda dökülen duygular her ne kadar kitaplaşmış da olsalar belli ölçütleri yerine getiremediklerinde “edebiyat” olamıyorlar.

Kedi Gülüşü’nü yazan yazar Deniz Kavukçuoğlu ile kitabını konuştuk. – Nuray Salman yazısına devam et

Deniz Kavukçuoğlu ile Söyleşi – Nuray Salman

deniz kavukçuoğlu

Deniz Kavukçuoğlu


İstanbul-Cihangir doğumluyum; 12 yaşına kadar Cihangir'de, 12-20 yaşları arasında Moda'da yaşadım. 1963 yılında yüksek öğrenim yapmak üzere Almanya'ya gittim. Tübingen Üniversite'sinde Prof. Ernst Bloch'un kürsüsünde 2 yıl felsefe derslerine devam ettim. Daha sonra Heidelberg Üniversitesi'nde 2 yıl sosyoloji, Avrupa İşçi Hareketleri Tarihi okudum, Marksizm'in temel metinleri seminerlerine katıldım. Yüksek öğrenimimi Erlangen-Nürnberg Üniversitesi ekonomi bölümünde tamamladım. 1970-1992 yılları arasında AEG, Dr. Oetker-Deutscher Ring, BMC gibi firmalarda yönetici olarak görev yaptım. Bu süre içinde, 1986-1989 yılları arasında Hamburg'da öğretim görevlisi olarak çalıştım. 12 Mart 1971 Askeri Darbesi'nden sonra yurttaşlıktan çıkarıldım, Türkiye'ye ancak 22 yıl sonra, 1992 sonunda döndüm. 1993 başından beri TÜYAP'da Kitap/Kültür Fuarları Genel Koordinatörü olarak görev yapıyorum; 1996 yılından bu yana da Cumhuriyet Gazetesi'nde köşe yazarıyım. Yayımlanmış 13 kitabım var. Moda'da yaşıyorum.


YAPITLARI:
Karl Marks'dan Günümüze Almanya'da Sosyal Demokrasi / Sosyal Demokraside Temel Eğilimler,Cumhuriyet Kitapları, 1996, İnceleme/ Deniz Bitti, Can Yayınları, 1999, Deneme/ Zarife, Doğan Kitapçılık, 2003, Roman/ Alageyik Sokağı Bir Liman mıydı?, Doğan Kitapçılık, 2002, Anı/ Sen vatan haini misin, baba?, Doğan Kitapçılık, 2003, Anı/ Kedi Gülüşü, 2004, Doğan Kitapçılık, Anı/Derleme/ Canım Acıyor Baba, Can Yayınları, 2006, Öykü / Akıntıya Karşı – Milliyetçilik Üzerine Aykırı Yazılar, 2007/ Bir Yolculuk Öyküsü, İstanbul Kitap Fuarı'nın 25 Yılı, 2007, Anı/Röportaj / Tarih Her Sabah Yeniden Yazılır, Literatür Yayıncılık, 2007, Yazılar/ İnsan Suretleri, Literatür Yayıncılık, 2007, Yazılar/ Komik Şeyler Yazmak, Can Yayınları, 2007, Öykü/ Onu Ben Öldürdüm Leonardo, Can Yayınları 2008, Roman/ Umut: Sosyalizm, Literatür Yayıncılık, 2008, Yazılar… 2013 Hüzün adasında bir köy.


12 Mart'ta yurttaşlıktan atılınca 22 yıl ülkesine dönemeyen Deniz Kavukçuoğlu, 'Sen Vatan Haini Misin Baba?' da sürgünde geçen yıllarını anlatıyor. Kitap 2003 yılında çıktı.


Kitabın sayfaları arasında bazen Almanlarla bir birahaneye dalıyor, bazen İspanyollarla birlikte Flamenko yaparak haksızlıklara başkaldırıyor ya da Portekiz’de bir meyhanede Fado dinleyerek hüzünlenebiliyorsunuz. Ama vatanınızdan kovulduğunuzu, artık isteseniz de dönemeyeceğinizi en derinden duyumsayarak yaşıyorsunuz. En önemlisi herhâlde yasak olduğu için burnunuzda tüten vatanınızı, Türkiye’yi ve Türk insanını sürekli görüyorsunuz. Uzaktan ve çok yakın-dan…

Nuray Salman: Sayın Kavukçuoğlu, Memleketten uzakta yaşamakla ilgili deneyimlerinizi, düşüncelerinizi okurlarımıza aktarmak isteriz.
22 yıl yurtdışında yaşamak kolay olmasa gerek. Başka bir ülkenin şartlarına alışmak, oralara uygun bir hayat sürdürmek… Vatansızlık nasıl bir şey?

Deniz Kavukçuoğlu: Benim konumum biraz farklı, bunu belirtmeliyim. O dönemde idamdan ya da işkenceden akıl almaz yöntemlerle, bin bir güçlükle kaçarak ülke dışına çıkan insanlara göre kabul etmeliyim ki biraz daha şanslıydım. 1963 yılında Almanya’ya gitmiştim. Daha önce de Almanca biliyordum. 1955–1956 yıllarında babamın görevi nedeniyle yaşadığımız Bremen’de okula devam etmiştim. Yükseköğrenimimi de Almanya’da yaptım.

Yurttaşlıktan çıkartılarak “vatansız” kalmam 1971’in Aralık ayında gerçekleşti. O tarihte Nürnberg’de önemli bir Alman kuruluşunda (AEG) çalışıyordum. Dolayısıyla benden sonra “sürgün” olarak gelen arkadaşlarımın birçoğunun karşılaştıkları uyum sorunu veya yeni bir ortama alışmak benim için söz konusu olmadı.

Fakat bir insanın 22 yıl gibi uzun bir süre yurdundan uzak kalması gerçekten çok zor. Özellikle bu uzak kalış gönüllü değil de bir zorunluluk olunca…

Deniz Kavukçuoğlu ile Söyleşi – Nuray Salman yazısına devam et