<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YİTİK ÜLKE &#187; dünya şiiri</title>
	<atom:link href="http://www.yitikulke.com/tag/dunya-siiri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yitikulke.com</link>
	<description>YENİ BİR ÜLKE</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 00:06:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Pablo Neruda / Unutmak Yok</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/pablo-neruda-unutmak-yok.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/pablo-neruda-unutmak-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 May 2011 08:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[çeviri şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[kenan gülbağ]]></category>
		<category><![CDATA[neruda aşk şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[neruda şiir]]></category>
		<category><![CDATA[neruda şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[neruda şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[pablo neruda]]></category>
		<category><![CDATA[pablo neruda aşk şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[pablo neruda şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü şairler]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[unutmak yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=1171</guid>
		<description><![CDATA[Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan &#8220;Oldu bir şeyler&#8221; demeliyim oturmalıyım bir taşa kararan dünyada, kendini yemiş bitirmiş bir nehirde. Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların Geride bıraktığım denizi ya da çığlığını kızkardeşimin. Nedir bu toprağın zenginliği? Gün neden günle kapanıyor? Neden &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/pablo-neruda-unutmak-yok.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan<br />
&#8220;Oldu bir şeyler&#8221; demeliyim<br />
oturmalıyım bir taşa<br />
kararan dünyada,<br />
kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.<br />
Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların<br />
Geride bıraktığım denizi<br />
ya da çığlığını kızkardeşimin.<br />
Nedir bu toprağın zenginliği?<br />
Gün neden günle kapanıyor?<br />
Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda?<br />
Ve ölüm neden?</p>
<p>Nereden geldiğimi sormayacak mısın?<br />
Anlatayım sana;<br />
Kırık şeyleri<br />
Acılı kapları<br />
Sık sık tozlanan koca sığırları<br />
ve tutulu kalbimi.<span id="more-1171"></span></p>
<p>Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,<br />
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.<br />
Ağlayan yüzlerdir bunlar,<br />
Parmaklardır gırtlağımızdaki,<br />
ve toprağa düşen yapraklardır.<br />
Yiten günün karanlığıdır.<br />
Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.</p>
<p>İşte menekşeler ve işte kırlangıçlar,<br />
Sevdiğim her şey<br />
Tatlı mesajlar veren günbegün<br />
aktıkça zaman<br />
tatlılığı artan.<br />
Kaçamayız biz; Dişlerimizin arasından:<br />
Neden kemiriyor boşa giden zaman<br />
sessizlik kabuğunu?<br />
Ne yanıt vereceğimi bilmiyorum.</p>
<p>O kadar çok ki ölümüz<br />
Ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler<br />
Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar<br />
Ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler<br />
Ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.</p>
<p><strong>Pablo Neruda</strong></p>
<p>Çeviren: <strong>Kenan Gülbağ </strong></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;count=none&amp;text=Pablo%20Neruda%20%2F%20Unutmak%20Yok" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;count=none&amp;text=Pablo%20Neruda%20%2F%20Unutmak%20Yok" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;linkname=Pablo%20Neruda%20%2F%20Unutmak%20Yok" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fpablo-neruda-unutmak-yok.html&amp;title=Pablo%20Neruda%20%2F%20Unutmak%20Yok" id="wpa2a_2"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/pablo-neruda-unutmak-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>JOHANN CHRISTIAN FRIEDRICH HÖLDERLIN</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/johann-christian-friedrich-holderlin.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/johann-christian-friedrich-holderlin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Feb 2011 09:54:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Suat Başkır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Suat Başkır]]></category>
		<category><![CDATA[dünya şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Holderlin]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü şairler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=617</guid>
		<description><![CDATA[Bir yanda bilinmeyenin cazibesine tutulma, öte yanda bilinmeyene körleşme tehlikesi... 
“Akıllılar dünyası”nın durmuş oturmuşluğu, kaçamakları, aymazlıkları, absürtlükleri, yavanlıkları, çelişkileri, inkarları, itirafsızlıkları ve daha neleri... 
Delirmekten başka çare var mı? Ey insan! Yazmak, yaşamın üzerine geçirilmiş bir deli gömleği midir? Yoksa yazanlar, kişisel büyüklük ihtirasının teklik hükümranlıklarından yaratılan, tiksintiyle dolu çökmüş kalabalıklara tükürenler midir? Ve uyarıları o güçlülerin (!) kendi sidikleriyle boğulmalarını engelleme çabalarından mı ibarettir.
Cevabı bilsek mi? Bilmesek mi?
 <a href="http://www.yitikulke.com/johann-christian-friedrich-holderlin.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/02/Hoelderlin_1792.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-622" title="Hoelderlin_1792" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/02/Hoelderlin_1792-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>&#8230;</p>
<p><strong>“İyice farkındayım, kendimi adadığım şey, yücedir ve insanlar için şifa vericidir, yeter ki tam bir ifadeye ve gelişime ulaştırılsın.”&#8230;</strong></p>
<p><strong>İkinci Dönem…</strong></p>
<p><strong> Suskunluk…</strong></p>
<p>73 yıl yaşayan bu büyük şair. Ömrünün ikinci 36 yılını bir odada geçirmiş.  36 yıl boyunca güvendiği, bakımını üstlenen Zimmermannlar dışında hiç kimseyle konuşmamıştır.</p>
<p><strong> “büyük bir suskunluk içinde, ne odasından çıkmak istemiş, ne kaçmış, ne de yapılanlara itiraz etmiştir”</strong></p>
<p>Ona bakan aile dışında kimseyle konuşmadan ömrünü tüketen Hölderlin’in, (Bu arada 50–60 kadar şiir ve çoğunluğu annesine ve kardeşine olmak üzere bir o kadar da mektup yazmış) ömrünün bu ikinci döneminde bir ruh hastası olarak yaşamış olduğu düşünülür genellikle.</p>
<p><em>Ruh hastalığına dair… <span id="more-617"></span><br />
</em></p>
<p><em> &#8211; Günümüz psikiyatrisi insanlar arasında; ister hasta olsunlar ister sağlıklı; farklılıklardan çok benzerlikler olduğu düşüncesinden yola çıkmaktadır. Bugün şizofren olanla “normal” olan arasındaki ayrımı değil; ortak paydayı saptamak önemlidir. Şizofren kişiler ve “ şizofren olmayanlar” arasında olumlu bir ilişki ancak böyle sağlanabilir. Şizofren bir insanı daha iyi anlamak kendimizi daha iyi anlamamızı sağlar. Eğer söz konusu bu şizofren insan kendisini ifade etmek için çeşitli yolları; bunlar arasında sanatı; şiiri kullanıyorsa ve bunu Hölderlin gibi kusursuz ve etkisi yüzyıllar ötesine ulaşacak şekilde yapıyorsa çok şanslıyızdır: O bize kendisini anlatır; biz onun yazdıklarında kendimizi buluruz. Zaman, mekan, koşullar ve dil farklılıkları engelleyemeden; hatta çok vurgulanan “normal” ve “hasta” farkı araya giremeden insandan insana; insanlığın ortak, evrensel duygularını, konularını, sorunlarını işleyen ve insanlığın ortak dilinde verilen bu mesaj hepimize ulaşır. Başka bir çağdan, başka bir ülkeden gelir ve yüreğimize dokunur. Bu evrensel mesajı bize yollayanın şizofren bir insan </em></p>
<p><em>olması hepimize ümit veren bir güzellik olur: insanların çağlar boyu en çok dışladıkları; kendilerinden saymadıkları kardeşleri; “akıl hastalığı olanlar; evrensel ve insani olanda “akıl hastalığı olmayanlarla benzer, onlarla ortak, onlarla aynıdırlar. -</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Hölderlin Şiiri…</em></p>
<p>Onun bu dış dünyaya renksiz, fakat ruh ve düşün için çığır açan yaşam tarzına saygıyla eğilerek, anlatmak istediklerini anlamaya çalışırsak;</p>
<p>Düşünce kendi içinde, söz kendi içinde işler. Düşüncenin düşünülebilir olanı düşünmesi, Varlık&#8217;ı düşünmesi gibi; şiirde düşünerek mi düşünür? Hölderlin&#8217;in “İnsanlık şiirce (şiir halinde/şiir olarak) yurtlanır” dediği yer olsa gerek tam da düşünmekte olduğumuz bu nokta. Şiirin bu hali hep canlı bir damarı besler. Var oluşunun vazgeçilebilir bölümünü, bedenine ait tortuları yıkıp yükleterek, yok ederek, kurtularak onlardan (delilik) hep ayakta kalabilmesi belki de bu yüzdendir Hölderlin&#8217;in. Ağırlıklardan kurtulup yok olma (delirme) yazının veya düşüncenin değil bizzat şiirin yükselişidir. Bir duyusu körleşenin/yitenin öteki duyusunun keskinleşmesi gibi, Şair Hölderlin&#8217;in beyni de kuru aklın şaşaasına körleştiğinden beri ritim hakim olur her şeye, dilin kemiğini kıran; dize gelen, yumuşayan dili yeniden onarır ve güçlendirir, onu aslına iade eder. Şiir başlangıca döner, çocuk safiyetinde ve yalın haliyle; Şiir’i olarak yükselir. (Hölderlin ve şiiri için bir inceleme yapmaya bile maalesef yetkin olmadığım için kısa kesiyorum. Tabi ki yetkin şairlere bırakarak bu görevi.)</p>
<p><em>Ütopyası…</em></p>
<p>Koyu bir hristiyan olarak yetiştirilen Hölderlin, belki de inanç dünyasında aradığı yanıtları bulmak için eskil Yunan söylencesine vurgundur. Kendi ütopik felsefesini yaratacak kadar hem de;</p>
<p><strong><em>Yaşlı -</em></strong><strong> bizimle ilgisi ne? görüyor musun açıkça? </strong></p>
<p><strong><em>Empedokles -</em></strong><strong> söyle bana, sen her nesneyi gören!</strong></p>
<p><strong><em>Yaşlı -</em></strong><strong> Bizi sessiz bırak oğul, öğrenmeye bak. </strong></p>
<p><strong><em>Empedokles -</em></strong><strong> sen öğrettin bana, bugün de benden öğren. </strong></p>
<p><strong><em>Yaşlı -</em></strong><strong> bana her nesneyi söylemedin mi? </strong></p>
<p><strong><em>Empedokles &#8211; </em></strong><strong>Hayır!</strong></p>
<p><strong><em>Yaşlı -</em></strong><strong> Şimdi nereye? </strong></p>
<p><strong><em>Empedokles -</em></strong><strong> Şimdilik gitmiyorum, ey koca adam! bu yeşil, iyi yeryüzünden sevinç duymadan geçemez gözlerim, teşekkürler ederim geçen zamana, gençliğimin gönüldeşlerine, bana kaçıp sığınan kardeşin, uzakta Hellas&#8217;ın mutlu kentlerindeki tanışlarına, böyle olmalıydı, bırak beni artık, gün batanda görürsün beni gene&#8230;</strong></p>
<p>İonya felsefesinin dört temel unsuru olan &#8220;hava, toprak, su, ateş&#8221; dörtlüsünü, &#8220;gökyüzü, yeryüzü, insanlar ve tanrılar&#8221; olarak değiştirip bu muhteşem dörtlünün birleşmesini hayal eder ve düşünce dünyasında mutluluğu bunun üzerine inşa eder. Bu söylenceye inanarak, doğa, insan ve tanrıların iç içe uyum halinde yaşayıp gittikleri bir evren düşlemiştir. Bu birleşme için olabilecek tek güzel mekan olarak doğayı belirler. Ona göre doğa bunun için kendisini hazırlamıştır ve bekliyordur.</p>
<p>Yaşı ilerledikçe bu hülyasının boş olduğunu görmüştür. Çünkü dünyayı değiştireceğini sandığı Fransız Devrimi’nin sonuçları onda derin düş kırıklığı yaratmıştır. Yani bir yandan doğadan kopmuşluk, öbür yandan kent soylu devrimin ülkülerine ulaşılmazlığına, dahası: bunların düzmeceliğine inanması Hölderlin’in melankolisinin kültürel arka düzlemini oluşturmuştur. Heidegger Hölderlinin toplumdan dışlanmış, varlığı yok sayılmış anlamında deli / çılgın olduğunu belirtmiştir. Ancak, o bütün olağanüstü eserler yaratan melankolik sanatçılar gibi sıradan melankoli ve depresyon belirtileri gösterenlerden ayrılır.</p>
<p><strong>“Çok şey öğrenmiştir insan. </strong></p>
<p><strong>Göklülerden nicesini adlandırmıştır o</strong><strong><br />
<strong>Biz bir söyleşi olalı Ve birbirimizden işitebileli.”</strong></strong></p>
<p>Genel anlamda tüm yaşamı için birkaç kelam daha etmemiz gerekirse; delilik ile dâhilik arasında nedensellik ilişkisi kuranların en önemli örneklerinden biridir. Öte yandan, kendine kapanmanın en uç örneğini yaratırken aslında deli numarası yaptığını, aklının başında ve tavrının bilinçli olduğunu öne sürenler de vardır. Başka bir deyişle, Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo’s Nest )’ndaki dev Kızılderilinin dilsiz numarası yapmasıyla aynı türden bir tavır yakıştırılmaktadır Hölderlin’e. Doğrusu, göksel bir biçemle yazan Hölderlin’e aşağılarcasına deliliği yakıştırmaktansa,” Gönlündeki melekleri insanlardan sakınmak için kendi üstüne kapanmış…” olarak düşünmemizi ben de yeğlerim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Ve günün birinde sessiz sedasız nasıl yatağa düşüp öldüğüne gelince, bu ıssız </em></strong></p>
<p><strong><em>düşü , Alman dünyasında bir hazan yaprağının sallanarak yere düşmesinden daha </em></strong></p>
<p><strong><em>çok ses çıkarmaz. Eski püskü elbiseleriyle zanaatkarlar onu mezarına taşırlar, yazılı</em></strong></p>
<p><strong><em>yapraklarının binlercesi kaybolur ya da öylece saklanır ve onlarca yıl kütüphanelerde tozlanır. Okunmadan, algılanmadan kalır bütün bir insanlık için, bu son, kutsal kümenin bu en saf adamının destansı haberi. Toprağın bağrındaki bir Grek heykeli gibi gizli kalır Hölderlin&#8217;in düşünsel imajı, unutmanın molozu içinde, yıllarca, onlarca yıl. </em></strong></p>
<p><strong><em>Ama sevgi dolu çabanın nihayet Torso&#8217;yu karanlıklardan kazıp çıkarmasıyla, yeni bir kuşak bu mermerden oğlan figürünün bozulmaz saflığını aşkınlık içinde algılar&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em> S.ZWEIG</em></strong></p>
<p>Hölderlin her melankolik gibi hayata sevdalanmış, yarım yamalak yaşamayı ya da yaşamak diye kendisine sunulan düzmecelikleri içine sindirememiş, Koca Adam gibi köşeye çekilmiştir.</p>
<p>Hüznünü suskunluğuyla açığa vuran Hölderlin 1843 yılında ölmüştür.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bu dünyanın hoş şeylerini tattım ben,<br />
Gençliğin sevinçleri ne uzun! Ne uzun! Akıp gitti.<br />
Nisan ve Haziran ve Temmuz çok uzakta,<br />
Bir hiçim artık ben,<br />
Yaşamaktan hoşlanmıyorum artık.<br />
Ah, yeşil ağaçların<br />
Bir meyhane levhasındaki gibi<br />
Durduğu şu hoş manzaranın<br />
Önünden geçip gidiyorum.<br />
Çünkü sakin günlerin huzuru<br />
Çok etkiliyor beni.<br />
Bunu hiç sorma bana,<br />
Eğer cevap vereceksem.</strong><strong> </strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>KAYNAK / ALINTI</strong></p>
<p>Heidegger M (1979) Hölderlin ve Şiirin özü, çeviri: A.Turan Oflazoğlu Kültür</p>
<p>bakanlığı Çeviri Dergisi, 1:1-13.</p>
<p>Hölderlin F (1997) Seçme şiirler, çeviri: A.Turan Oflazoğlu, Z yayıncılık, İstanbul</p>
<p>Hölderlin F (1987 ) Hyperion, Çeviri: Melahat Toygar, Adam yayınevi, İstanbul.</p>
<p>Soygür H (1999) Sanat ve &#8220;Delilik&#8221;, Klinik Psikiyatri, 2:124-133.</p>
<p>Teber S (1997) Melankoli, normal bir anomali, say yayınları, istanbul</p>
<p>Zweig S (1991) Dünya Fikir Mimarları, kendileri ile sava anlar: Kleist, Nietzsche,</p>
<p>Hölderlin, Çeviri: Gürsel Aytaç, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara.</p>
<p>Hölderlin F / Empedokles’in Ölümü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/johann-christian-friedrich-holderlin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

