Etiket arşivi: türk edebiyatı

Kadir Aydemir’den yeni öykü kitabı: “Ay Yağmurları”

kadir aydemir öykülerBirbirine karışan izler, iki insanın tanışmasıyla ayrıldıkları an arasına sıkışan zaman, ölümle yaşamın buluştuğu rüyalar, insanın acısıyla doğanın hissettiği acı… Zamanla hiçbir şeyi “unutmayan”ların ve zehirli düşlerin anlık öyküleri var Ay Yağmurları’nda. Kadir Aydemir, şiirsel ve güçlü bir dille ustaca kaleme aldığı yeni öykülerinde az sözcükle çok şeyin anlatılabildiğini kanıtlıyor okura. Edebiyatı seven herkes için büyülü metinlerle dolu özel bir kitap…

Bir ağaç köklerini unutabilir mi? Hayır, kazanan sen değilsin asla. Yalnızlık elinde bir bıçakla gelir ve kendini hissettirir. Metali anlarsın. Perdeye sürtünen hafif bir rüzgâr gibidir zaman. Her şey bir anda olur. Sokağın ortasında tek başına kalırsın. Biçimsiz evlerin kör gözleri, çöp kutusu, kediler, yalnızlık ve sen. Kanlar içindesin!

Satın almak için tıklayın D&R

Orhan Çetinbilek’in yeni romanı “Belkıs” yayımlandı

belkis“Rosa ile Ejder” romanının yazarı Orhan Çetinbilek’ten yeni bir eser.

“Neyi bulacağımızı bilmiyoruz, belki de bulacağımız bir şey yok ama yola devam etmeliyiz.” (Biberon)

İki eşek, kaderin kötülüğüyle şuna buna hınç duymak yerine, kendilerini yeniden yaratmanın yolunda saldırgan birer aslana dönüşmüştü. Sahip olmalarının sözsüz dayatıldığı her şeye (Tanrı, din, inanç, bağlılık, alışkanlık, tevekkül…) koskoca bir hayır çekmişlerdi.

Bunun bedelini ödediler.

Kitabı almak için tıklayın: http://www.idefix.com/kitap/belkis-orhan-cetinbilek/tanim.asp?sid=I16FP08UB1S0ST6L8CUY

Virginia Woolf’tan Yazma Sanatı Üzerine Tavsiyeler

75-Virginia-Woolf

Edebiyat ile iç içe olanların, yazma eylemine tutkuyla bağlı olanların, iyi bir yazar olmanın hayaliyle yanıp tutuşanların faydalandığı birçok kitap vardır. Yazmak, kitaplardan öğrenilemeyecek kadar özgün ve zorlu bir eylem olsa da, edebiyatın büyük ustalarının yazma süreciyle ilgili tavsiyelerine kulak vermek, ufkumuzu açar.

İşte İngiliz Edebiyatı’nın önde gelen yazarlarından Virginia Woolf’un yazma sanatı üzerine tavsiyeleri:

  • Bir roman yazarının en temel tutkusu, olabildiğince bilinci dışına çıkmasıdır. Yazar olarak, zihnimizi temizlemek ve hayal gücümüzün, bilinçaltı dünyamızın sarp kayalıkları arasındaki boşluk ve çatlakları doldurmasına izin vermek zorundayız.
  • Sayfalar dolusu saçmalayın. Aptal olun, duygusal olun, kendi keşfiniz olan, olmayan her türlü kelimeyi kullanın, öfkelenin, sevin, alay edin.
  • Size nasıl kolay geliyorsa öyle yazın. Her gün de, gün aşırı da yazabilirsiniz. Mühim olan, istikrarı korumaktır. Ben, bazen bir oturuşta sayfalar dolusu yazıyor, sonra günler boyu tek bir kelime dahi yazamıyordum, sonra yeniden büyük bir tutku ile yazmaya başlıyordum. Ben bu şekilde üretiyordum. Siz de kendi ritminizi bulacak ve onu sürdüreceksiniz.
  • Kurmacanın kurallarını kimse bilemez. İçgüdülerimize dayanabiliriz sadece. Her yol mubahtır ve yine her yol ifade etmek istediğimizi ifade eder. Daima dürüst olun, sonuç hayret verici olacaktır muhakkak.
  • Özgürlük, bir okurun sahip olabileceği en önemli niteliktir. Bu niteliği de hiç kaybetmemek gerekir. Ne tür kitapların hoşumuza gittiğini ancak her tür kitabı okuyarak bulabiliriz.
  • Roman yazarının hayatı algılayışı, her zaman açık olan alıcıları iledir. Gerçek bir roman yazarı, gözlem ve izlenimlerini sürekli kaydeder. Yazmak, etrafta hızla olup biteni gözlemlemek değildir sadece. Gerçek bir yazar, gözlemlerini önemli detaylar süzgecinden geçirebilmesiyle anlaşılır.
  • Yazdıklarınızı sürekli olarak titizlikle ve sabırla gözden geçirmelisiniz. Her kelimeyi tartmalı ve yazdıklarınızı tekrar tekrar okumalısınız. Cümlelerinizin ritmini dinleyin.

 

 * Tavsiyvirginia woolfeler, yazar Danell Jones tarafından hazırlanan “Virginia Woolf'tan Yazarlık Dersleri” isimli kitaptan alınmıştır.

Aşk ve Ayrılık Öykülerini Sevenlere “Aşksız Gölgeler”

Aşka, Ölüme ve Ayrılığa Dair Öyküler

Yazar Kadir Aydemir’in “Aşksız Gölgeler” Adlı Öykü Kitabı Yayımlandı

“80’lerde Çocuk Olmak”, “90’lar Kitabı” ve “Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı” gibi ilginç ve ses getiren derleme kitapların yaratıcısı, son yılların gözde web dergisi ve aynı zamanda bir yayınevi olan Yitik Ülke’nin mucidi şair-yazar Kadir Aydemir’in “Sonsuz Unutuş” adlı öykü kitabından sonra “Aşksız Gölgeler” adlı öykü kitabı da yayımlandı. Kitap, yazarın yaşadığı ve yer yer kurguladığı güçlü öyküleri okurun ilgisine sunarken gerçek bir Türkçe ziyafetini de vaat ediyor. Kısa öykülerle donatılan çalışmada yazara ait birçok otobiyografik gönderme de yer almakta. Kimi zaman ölümle yüzleşeceğiniz, bazen de sizi aşkın o sonsuz sularına davet eden metinlerden oluşuyor “Aşksız Gölgeler”.

Aşkla erotizmin, ölümle ayrılığın buluştuğu öyküleri Kadir Aydemirin şiirsel dilinden okuyacaksınız Aşksız Gölgeler’de… Bazen bir deniz kabuğu, bazen bir rüzgârgülü size yalnızlığı fısıldayacak… Tam burada, kim bilir, belki de sessizliğin kendisidir yazılanlar. Kadir Aydemirin ilk öykü kitabı Aşksız Gölgeler, edebiyatta kısa öykü tadını seven okurlar için yepyeni bir yolculuk şansı…

“Zaman eskimez. Geçip giderken her şeyin yüzünü de yanında götürür. Meyveleri soldurur, kelebeği öldürür, anneleri ağlatır. Fotoğraf karelerine asılı gülüşünüz dondurulmuş bir mutluluk tablosu olur artık. Albümünüzü açar ve bir kısmı kartona yapışmış resimleri tek tek çıkartmaya çalışırsınız. Zaman buna bile izin vermez, bu küçük zevke.”

***

Aşksız Gölgeler, Kadir Aydemir, öyküler, Yitik Ülke Yayınları – Şubat 2013 www.yitikulke.com

Tiyatro Tempo Edebiyat Buluşmaları 1

Tiyatronun farklı sanat dallarıyla ilişkisinden yola çıkan Tiyatro Tempo, "Edebiyat Buluşmaları" düzenliyor. Ayda bir düzenlecek etkinliğin ilki, 9 Ocak 2013 Çarşamba günü gerçekleşecek.

Çocuk edebiyatı, çocuk ve gençlik tiyatrosu yazarlığı üzerine düzenlenecek söyleşinin konuğu Ahmet Önel olacak. "Çocuk Yazını'nın Büyük Dünyasından İpuçları" başlığını taşıyan söyleşiyi, Tiyatro Tempo'nun Genel Sanat Yönetmeni Haluk Yüce yönetecek.

Yer  : Tiyatro TEMPO Çocuk ve Gençlik Kültür Merkezi
Tarih: 09 Ocak Çarşamba 19.00
Adres: GMK Bulvarı. 114/C Maltepe – Ankara Tel: 0 312 232 32 92

Tiyatro Tempo

Çocukluğun Soğuk Geceleri

‘Bizi saran sıcaklığın. Soğuyan gecelerin. Ve geceleri bürüyen yıldızların. Ve dolunayın. Ve dolunayla birlikte uykusuz kalan insanların. Dolunayla birlikte uykusuz kalınan gecelerin soluk, sisli sabahlarında ölümü bekleyen insanların.

(Ölüm de bir günlük olay değil mi?)
Bizi saran sıcaklığın. Soğuyan gecelerin. Ve geceleri bürüyen yıldızların. İki insanın sarılarak geçirdiği bu sarsıntı özü olmalı evrenin. Sonsuza dek varan,var eden, yaşatan, yaşamı ileri çağlara doğru devreden bu birleşme…’

diye bitirir çocukluğundan başlayarak içine düştüğü yaşamın, kimi zaman fiziksel-kaba, kimi zaman inceltilmiş-dolaylı baskılarıyla karşı karşıya kalışını ve yaşadığı ya da ‘yaşamasına izin verilmek istenmeyen’ farklılığını ve uyumsuzluğunu son derece sarsıcı ve incelikli bir biçimde,’teninde duyarak’ işlediği ‘Çocukluğun Soğuk Gecelerini’.

Çocukluğun Soğuk Geceleri yazısına devam et

Sanata Dönüşen Yaşamlar

Dünyaca ünlü Rus klasik roman yazarı F.M. Dostoyevski!

Nihat Ateş

Özellikle 80’li yıllarda başlayıp bugüne kadar romanımızda süren etkilerden birinin de 60’lı ve 70’li yıllarda devrimci mücadelenin içinde bulunmuş insanların yazar, özellikle de romancı olarak  bu dönemde yaşadıklarını romanlarında, öykülerinde aktarma çabalarıyla ilgili olduğunu gördük. Çoğu da bildiğimiz gibi bu yaşadıklarını solu, solcuyu, sol mücadeleyi aşağılamak, karalamak için kullandı. (Bunda, ne kadar karalar, aşağılarlarsa, edebiyat tanrılarınca o kadar kabul görecekleri yanılsaması da etkendi.) Kendi yaşadıklarının bir “edebiyat olacağı” sanısı, yaşadıklarının üzerinden onca zaman geçip belleklerinde bulanıklaşmaya başladıkça edebiyatları da birer “bulanık anılar” silsilesine döndü. Çöküş döneminde de aynı sakızı durmadan çiğneyen -artık yaşını başını almış olmalarına rağmen- yazarları görmek mümkün. Peki “yaşanan”, edebiyata nasıl yansır gerçekten? Bu soruya “hayatım roman” deyip hayatı sakızlaştıran değil, hayatı sanatlaştıran sanatçıların yaşamlarına şöyle bir bakarak bile bir yanıt ya da ipucu bulabileceğimizi düşündüm. Sanata Dönüşen Yaşamlar yazısına devam et

KİMİN SEÇİMİ

11 Haziran 2025- Dünya Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi – 136. Kat – Toplantı Salonu

Hafta başından bu yana durdurak bilmeksizin düşüşe geçmiş dünya borsalarına ve artık bir felakete dönüşmeye yüz tutmuş uluslararası ekonomik görüntüye rağmen başkan George Alain Gilbert soğukkanlılığını korumayı başarmış görünüyordu. Zaman zaman yanındakilere takılıyor, dünyanın farklı finans merkezlerinden gelen uzmanlarla kafa bularak ortamı yumuşatmaya çalışıyordu. Oysaki çaresiz bir bekleyiş içerisinde, endişeli gözlerle etraflarına bakınıp duran ekonomist takımının gergin dudakları, yalandan gülümserken bile, ağlamaklıydı. Nasıl olmasındı ki ? Sadece ilk iki günde 2008 Ekonomik Bunalımı’nın yol açtığı zararları bile solda sıfır bırakacak ölçüde önemli kayıplar verilmiş, dünyanın en önde gelen enerji ve çevre teknolojisi devlerinin kasaları tam takır oluvermişti. Milyarlarca insanı ekonomik yıkımdan çekip çıkaracak kararları almanın ağırlığı da, bu toplantıya katılanların omuzlarına yüklenmişti. KİMİN SEÇİMİ yazısına devam et

S – Saydam

Küçük kız yağmur damlasına baktı: Camdan yavaş yavaş süzülürken arkasında sudan bir çizgi bırakıyordu. Burnunu soğuk cama yasladı. Damlanın saydam yüzeyinin içinden sokağı görebiliyordu. Mahallenin gecekonduları, damlanın içinde biraz biçimsiz ama derme çatmalığı görünmeyen ufacık evlere dönüşüyordu. Küçük kız gülümsedi; hayalindeki sokak buydu işte.

Esra E. Karaosmanoğlu

Afakanus

Her şey görülmemle başladı.

Yapış yapış bir yaz günü saatler kapış kapış giderken tıpış tıpış indiğim meydanda önce manav Yunus bağırdı:

“İşte orada!”

Kim?

Ben.

Tipitip çiğneyen tikli tilki.

Dört başı mağdur dünyalı.

Birkaç kişi toplandı. Karşıma geçip bakım bakım baktılar.

Kaçtım ordan. Ne yapaydım ya? Ham yapacaktı manav Yunus beni. Yunus beni sen neyledin? HamHam böceği seni!

Bir boşluk bir boşluğa teyellenirmişcesine kaçtım.

Eyerli atları yellenen, yellendikçe dellenen bir Red Kitimsi göründü uzakta. “Yakalarım,” dedi. Sonra ekledi: “Ha!” Çevirip dururken kemendini, boşluğa bırakıverdi kendini. Konserve kahkahası dolaştı kulak zarlarımda.

Nefis Nefise nefsine hâkim olamayıp nefes nefese haykırdı pencereden:

BİZ NİYE NEŞESİZİZ!

Mahalle maaile peşimdeydi.

Sonra bir devanası peydah oldu. Elinde topuklu terlikleri düşeyazayaza üstüme koşuyordu.

Boy boyladı, soy soyladı, devanası boy aynasına bodoslama tosladı.

Ordan. Da. Kaçtım. Koştum. Koştum. Muştum. Yokuştum. Piştim. Düştüm. Kalktım. Durdum. Sürekli. Vallahi. Diyen. Adamlara. İnandım. Benim. Adım. Afakanus. Ben. Adamı.

STOP!

Kerem Işık