Etiket arşivi: fantastik edebiyat

“Nehrin İki Yakası” üzerine Mine Yılar’dan bir yazı

gündüz öğütGündüz Öğüt’ün Fantastik Kült Romanı Nehrin İki Yakası Üzerine Mine Yılar’ın Kaleminden Bir Yazı

SÜRÜKLEYİCİ BİR KARANLIK FANTAZİ

 

“Bazen uçurumdan düşmedikçe, kanatlarımız olduğunu fark etmeyiz.”

Gündüz Öğüt’ün Nehrin İki Yakası adlı fantastik romanı bu deyişle başlar. Biz insanlar felaketler olmadan da gerçek gücümüzün farkına varamaz mıyız?

Zorbalıkla ve yasakla, tabularla ve kara büyülerle kuşatılmış bir insan topluluğu hayal edin. Acımasız Kara Adamlar, insanlıktan çıkmış Kural Uygulayıcılar ve bir nehir düşünün. Umudunu kaybetmiş, geçmişini, nereden geldiğini ve ne için yaşadığını unutmuş insanların yaşadığı bir yerde, kimsenin dokunamadığı, yaklaşamadığı bir nehir. Kural Uygulayıcılar’ın esareti altında soru sormayı ve merak etmeyi unutan bu insanlar için cesaretlerini toplayıp gizlenen gerçekleri öğrenmek ve gizil güçlerinin farkına varmak mümkün müdür?

Peki ya içlerinden biri cesaretini toplar ve soru sormaya başlarsa?

Nehrin İki Yakası, bilinmeyen bir zamanda yaşayan bir klana mensup insanların, nasıl Kural Koyucu Kara Adamlar tarafından kullanılmak üzere sindirildiklerini, geçmişlerinden, ortak hafızalarından ve geleceklerinden nasıl tecrit edildiklerini ve yıllar içerisinde özgürlük fikrinden nasıl uzaklaştırıldıklarını sakin ama akıcı bir dille anlatıyor.

Yaşam ve gerçeklik tıpkı nehir gibi sürekli akar.

Kitap yaşam ve bilgelik üzerine pek çok aforizma içerir. Gündüz Öğüt, macera dolu bu romana kendi yaşam felsefesinden semboller yerleştirerek, anlatımını daha sıcak ve samimi kılmıştır. Kitapta nehir, yaşamın sürekliliğini ve yaşamı veya gerçeğin sürekliliğini ve gerçeği temsil eder. Kim engel olursa olsun yaşamdan ve gerçeklerden kaçılmaz. Yaşam ve gerçeklik sürekli akar, boyut değiştirir ama aynı kalır. Her algılama ve bilinç düzeyinin gerçeğe ve yaşama ulaşma, dokunma ve onunla etkileşme düzeyi de farklıdır. Cesaret, insanın kendini aşması için bir anahtardır fakat bu anahtarın da nasıl kullanılacağını bilmek gerekir. Bunun için kadim bilginin ışığına ihtiyaç vardır. Bu aşamada da genç ana karaktere ihtiyar bilge Tanka kılavuzluk eder.

Romanda anlatılan klanın, bireyciliğe ve demokrasiye önem vermeyen günümüz toplumlarıyla benzerlik gösterdiği söylenebilir. Bu tür toplumlarda kurallar ve tabular, aslında bir grup insanın bir başka grup üzerinde daha çok baskı kurabilmesi, onlardan daha çok faydalanabilmesi ya da onları köleleştirmesi için vardır. Gücü elinde tutanlar insanın yaşam bilgisini yok edecek şekilde örgütlenmeye başlar. Çeşitli metalara (romanda bu kuyulardan çıkarılan kirli içme suyudur) ve tüketimciliğe boyun eğdirilerek köleleştirilenlerin elinden kendilerini değerli hissedebileceği boş zamanı alınmıştır. Temel ihtiyaçlarından yoksun insanlar, güçsüzlük ve acziyet içerisinde yavaş yavaş hafızasından ve kadim bilgilerinden yoksun yaşamaya başlar.

Gündüz Öğüt, günümüz toplumlarında da görülen pek çok sıkıntıya çözüm önerilerini kitap boyunca kahramanın kendi kişisel gelişimi üzerinden aktarmış, kurtuluş yolu olarak da bir kurtarıcıyı beklemektense, herkesin kendi korkularını yenerek evrilmesini ve kendi bireysel devrimini gerçekleştirmesini göstermiştir.

 

Kitap aslında bir farkındalık yolculuğudur.

Nitekim romanın başında nehre sadece parmak ucuyla dokunabilen kahraman, daha sonraları nefes ve dayanıklılık egzersizleriyle daha uzun süre nehirde durmayı başarır. Kahramanlar roman boyunca bilgi ve becerilerini artırdıkları oranda suyla uyumlu hale gelirler.

Kitap hem karanlık fantezi hem de kılıç ve büyü türünün özelliklerini taşır. Karanlık fantezi türündeki eserler birincil dünyada geçer, genel olarak da iyi ve kötünün mücadelesini anlatır. Nehrin İki Yakası’nda da kötülüğün temsilcisi olan güçlerle, hala var olan insani düzeni korumaya çalışanların mücadelesi anlatılır. Fakat roman boyunca, her iki tarafın mücadelesinde nihai bir zafer olmaz. Çünkü gerçeğin tek bir formu yoktur. Hem iyiler hem kötüler karşı tarafı yok etmekten çok kendine benzetmeye çalışmaktadır. Romanda bu hiçbir zaman kazanılmayan mücadelelerin vermek istediği mesaj, Tao’cu felsefedeki Ying ve Yang’ın uyumunu hatırlatır.

“Pozitif ve negatif… Bir kartalın kanatları gibidir. Ancak birlikte uyum ve denge içinde kullanıldığında hedefe varılabilir.” (sf. 219)

Kılıç ve büyü türü ikincil dünyada geçer fakat fantastik yaratıklar ve büyü sürekli sahnededir.

Nehrin İki Yakası’nda romanın geçtiği dünyanın birincil mi ikincil mi olduğuna karar vermek okura bırakılmıştır. Çünkü konu olan Yer Altı Uygarlığı’nın gerçekte var olup olmadığı da bilinmemektedir. Diğer taraftan astral seyahat, meditasyon, kara büyüler, çeşitli şaman ögeler, mitler, haberci rüyalar, oka dönüşen kara yılanlar, dev ejderhalar romanda bolca yer alır.

Kitap yalnızca fantastik edebiyatla ilgilenen her yaşta okuyucuya değil, macera romanları, mitoloji, efsaneler, spiritüel deneyimler, tarih ve kişisel gelişimle ilgilenen her yaşta okuyucuya hitap eden akıcı bir anlatıma sahiptir. Kitabın aynı zamanda capcanlı illüstrasyonlarla desteklenmiş olması foto-roman keyfini özleyen okuyucuları da fazlasıyla tatmin edebilir. Yaşama ve insan olmaya dair dersler veren olağanüstü maceraları ve deneyimleri bu denli samimi bir dille anlatabildiği için Gündüz Öğüt’e çağımızın Dede Korkut’u da diyebiliriz.

Mine Yılar

 

Nehrin İki Yakası, Gündüz Öğüt,

Çizimler: Remzi San, Yitik Ülke Yayınları Nisan 2015

(Tanıtım Videosu, youtube, Nehrin İki Yakası)

Bir Öyküyü Okuma Çalışması – Selda Yüksel

GÜNDÜZ ÖĞÜT’ÜN “KADER BOZUCU” ADLI ÖYKÜ KİTABINDA YER ALAN “BİLEYCİ DÜKKÂNI” ADLI ÖYKÜSÜNÜ OKUMA ÇALIŞMASI

(“Kader Bozucu”, Gündüz Öğüt, Öykü, Yitik Ülke Yayınları, Mart 2014)

Kişi iradesini güçlendirmedikçe her türden etkiye maruz kalabilir. Bütün inanç ve öğretiler kişi iradesini geliştirmeye yöneliktir.  Toplumdan topluma, kültürden kültüre farklı isimler alan bu “etki” benim sözünü edeceğim anlamıyla “sihir, büyü koşullandırma veya öğrenilmiş çaresizlik ya da şartlı refleks” gibi adlandırılabilir. Size hangisi daha ürkütücü geliyorsa o şekilde imleyin.  Bir Öyküyü Okuma Çalışması – Selda Yüksel yazısına devam et

Barış Müstecaplıoğlu, Şanghay Edebiyat Festivali’nde

 

barısTürkiye’de fantastik edebiyat denildiğinde akla ilk gelen yazarlardan biri olan ve “Şakird”, “Perg Efsaneleri”, “Şamanlar Diyarı” gibi romanlarıyla ilgi çeken Barış Müstecaplıoğlu, Türkiye’de bu türün gelişmesinde önemli bir isimdir. FABİSAD (Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği) üyesi olan Müstecaplıoğlu, 1-17 Mart 2013 tarihleri arasında gerçekleşecek Şanghay Uluslararası Edebiyat Festivali’ne Türkiye’yi temsilen katılan ilk yazar olacak ve festivalde  “Türkiye’nin Hayal Gücü”, “Türk Edebiyatı ve Fantastik Roman”, “Fantastik Bir Dünya Yaratmak” konulu panellerde yer alacak.

 

Sadık Yemni’den Yeni Kitaplar

Yurtdışında yaşayan yazar Sadık Yemni iki yeni kitabıyla okurlarına yeniden merhaba dedi. “Akisfer” ve “Zaman Tozları” adını taşıyan kitaplar Çizmeli Kedi Yayınları’nca yayımlandı. Fantastik edebiyatın Türkçedeki en yetkin temsilcilerinden olan Sadık Yemni, 1951 yılında İstanbul, Kurtuluş’ta (Tatavla), Sopalı Hüsnü sokakta doğdu. Sadık Yemni’den Yeni Kitaplar yazısına devam et

2011 TBD Bilimkurgu Öykü Yarışması

Bugün aklımıza bile gelmeyecek pek çok alet veya yöntem, ilk ortaya çıktığı dönemde insanlık için bir devrim yaratmıştı. Örneğin su kabağı, suyu taşımanın ve depolamanın yolunu açtığı için mağaralarda yaşayan atalarımızın yaşamına büyük bir kolaylık getirmişti. Ateş, yazı, takvim, tekerlek, barut, pusula, elektrik, çit, buharlı motor, telgraf, telefon, radyo, sinema, televizyon gibi her yeni buluş, dünyamızı öncesinde düşünemeyeceğimiz kadar değiştirdi. Üstelik farkında olmadığımız pek çok gereksinimi yaşamımıza kattı ya da yeni gereksinimlerin ortaya çıkmasına yol açtı. 2011 TBD Bilimkurgu Öykü Yarışması yazısına devam et