Renga Şiiri

renga (Gazi Tuğrul & Gökçenur Ç. & Kadir Aydemir)

o şimdi bir hüthüt kuşudur

(kadir aydemir)
ah, dilsiz kuru dal-
çamur bile mutlu,
sevmez seni kimse.

(gökçenur ç.)
kurbağalar uyutmaz dereyi
bir yusufçuk konar eriğin ellerine

(gazi tuğrul)
ikindi vakti
suya bakıp kırılan
yaprağın sesi

(kadir aydemir)
gökyüzünün sonunda ay
eski bir yara mıdır?

(gökçenur ç.)
döndüm, gittiğimde vişneler dökülmemişti
akasya yaprağına sarıp gömdüğüm kabuk
dizimde öğle göğü gibi sıcaktı daha

(gazi tuğrul)
sararmada mı hâlâ
güneş saçlı başaklar?

(kadir aydemir)
akasyanın tohumu:
sürüklenen acı sesim-
yer yok, diyor evren bana…

(gökçenur ç.)
taşırmıyor tahta kâsedeki pirinç rakısını
defterimin arasından çıkardığım kuru krizantem
yaprağı

(gazi tuğrul)
tıkırdıyor ay
akşam göğüne değen
kiraz çiçeği-

(kadir aydemir)
sessizce akıyor kanı
kimsesiz uyuyan incirin

(gökçenur ç.)
çay sunuyor ustanın kızı–
eriğin dibine gömdük, diyor
o şimdi bir hüthüt kuşudur

içimde hiç susmayan cırcır böcekleri
burdan gitmeli, burdan gitmeli…

Haiku Nedir?

Haiku; 16. yüzyılda ortaya çıkıp 17-19. yüzyıllarda gelişen üçlü dizelerle yazılan, 17 heceden (5/7/5) oluşan, konusunu genellikle mevsimlerden, yılın ilk ayından, doğadan ve insandan alan lirik bir Japon şiir tarzıdır. Birinci ve üçüncü dizeleri beşer, ikinci dizesi ise yedi hecelidir. Hokku, hayku,haikai da denilir. Bu şiirlerde çoğu zaman Budizm, Taoizm ve yerel inançları simgeleyen doğa imgeleri kullanılır. Japon edebiyatına özgü bu şiir biçimi, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Batı ülkelerinde de belli bir yaygınlık kazanmıştır. Gelmiş geçmiş en önemli haiku şairleri; Matsuo Başo, Taniguçi Buson, Kobayaşi İssa ve Masaoka Şiki gibi Japon şairlerdir.

Türkiye’de Türkçe şiirde haiku tarzında şiirler yazmış olan bazı şairler şunlardır:
Orhan Veli, İlhan Berk, Sina Akyol, Turgay Kantürk, Coşkun Yerli, Enis Batur, Melisa Gürpınar, Mustafa Köz, İbrahim Berksoy, Oruç Aruoba, Gökçenur Ç., Kadir Aydemir ve Hakan Cem ve Erol Özyiğit.

Tanka şiiri ise yine Japonların çok sık kullandıkları 7 dizelik bir şiir şeklidir. Bu dizelerin birinci ve üçüncüsü beş, diğerleri yedi hecelidir. Toplam 31 heceden oluşmaktadır. Renga şiiri de haiku ve tankalara eklenebilir.

Kirpi Öykü Dergisi Nisanda Çıkıyor

Yeni bir kısa öykü dergisi çıkıyor: “Kirpi Öykü”

Kirpi Öykü Dergisi, nisan ayından itibaren Kadir Aydemir editörlüğünde yayımlanacak. Dergi tüm öykü yazarlarına sayfalarını sonuna dek açıyor. Kısa öykü dalında yayın yapacak derginin her sayısında 24 ile 30 arasında yazar yer alacak. Öykü örnekleri, çeviri öyküler ve çeşitli özgün görsel çalışmaların yer alacağı dergi hazırlanmaya başlandı. Yitik Ülke Yayınları-Çekirdek Sanat Yayınları işbirliğiyle çıkacak olan Kirpi Öykü Dergisi iki ayda bir yayımlanacak ve her sayısında yayınevi çeşitli hediyeler de verecek. Okumaya devam et

Kayalık

Dalgalar kıyıyı amansızca dövüyor. Birası bitmek üzere. Elleri titriyor yavaşça. Deniz feneri göğe doğru uzanmakta, ama neden bilmem üç beş kararmış martı amaçsızca çığlık atıyor. Sakalları arasında gezinen parmakları geçmişin kirine bulanmış tırnaklarıyla dingin bir yalnızlığı saklıyor. Hep böyle sakin değildi ruhu, yaşlılığın getirdiği biçimsiz bir gölgeyle barışarak gezinip durmuştu yollarda, duvar diplerinde. Ayağındaki pabuçların biri ıslanıyor, bir şey hissetmediğini anlıyorum uzakta da olsam; ne dudakları kıpırdıyor ne de kapladığı sonsuz boşluk. Elimdeki mektubu buruşturup suya atıyorum, yaşlı adam silkinip kalkıyor. Bir şey söylüyor denize karşı, bir türlü çözemiyorum. Okumaya devam et

Zamansız

Sen konuşurken oldu bunlar. Bir sinek pisledi yan masadaki kristal bardağa, sarışın kadın bunu bilmeden bardağı ağzına götürdü. “Hava daha da karardı sanki, değil mi?” dedin. Açılıp kapanan dudaklarının verdiği sırdı dişlerin; seni izliyordum, takılıp kalmıştım ağzına, bir balık parlak çapari tuzağına nasıl düşerse öyle. Kurtulamıyordum senden, ne garip. Sütdişlerinin güzelliği geçiyordu içimden, onların şekilleri ve kolumu tatlı tatlı ısırdığında kalan eşsiz izler. Ağzının tadı… Bitimsiz öpüşlerin… Bu birkaç saniyeyi nasıl unuturum, söyle? Sen konuşuyordun ve ben oracıkta susuyordum. Yaşlı bir adam, oturduğumuz kafenin önünde durup cebinden ışıltılı bir saat çıkardı. Sen fark etmedin, uzun saçlarını ellerinle kavrıyor, her zamanki gibi umarsızca arkana savuruyordun. Saatine bakıp yavaşça seğirtti adam. Sarışın kadının dudağında bir su damlası kalmıştı, masaya düşmedi. Yaşlı adam ve o damlacık neden orada, o anda donup kalmışlardı? Basit ama karmaşık bir sahneydi bu bana göre. “Beni duyuyor musun?” dedin. Dilim uyuşmuştu. Göğsümün tam ortasında sözcüklerin keskinliğini hissetim o an. Herkes dönmüş bana bakıyordu, bense hareketsiz kalakalmıştım. Ayrılığa katlanabilirdim, ama sana aldığım çiçekler ne olacaktı? Bunu düşünüyordum.

Kadir Aydemir

“80′lerde Çocuk Olmak” 3. Baskıyla Kitapçılarda

“80′lerde Çocuk Olmak” kitabı Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı. Kitabımızın 3. Baskısı, Punto Dağıtım şirketi kanalıyla tüm kitabevlerinde!

Kapak ve basın metnimizi Facebook’ta, Twitter’ınızda, web sitenizde-blogunuzda ve mail yolu ile arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz!
***
Kadir Aydemir’in hazırladığı “80′lerde Çocuk Olmak” kitabının kapak arkası ve basın tanıtım metni şöyle:
Bu sadece bir kitap mı? Hayır! Bu kitap, canlı bir şey! Yaşayan tarihin ta kendisi! Dikkatle, özenle okuyun…
80’lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı.
Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980’lerde çocuktu onlar… Hepsi aynı kuşaktan… Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstecaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. Okumaya devam et

80′lerde Çocuk Olmak Çıktı

 

"80'lerde Çocuk Olmak" kitabı Punto Dağıtım kanalıyla tüm kitabevlerinde! www.pandora.com.tr online kitap satış sitesinin de desteğiyle Türkiye ve dünyanın her yerine ulaşıyor!

Kitap kapağını ve tanıtım metnimizi Facebook'ta, Twitter'ınızda, web sitenizde-blogunuzda ve mail yolu ile arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz

***

Bu sadece bir kitap mı? Hayır! Bu kitap, canlı bir şey! Yaşayan tarihin ta kendisi! Dikkatle, özenle okuyun… 80’lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı. Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980’lerde çocuktu onlar… Hepsi aynı kuşaktan…

Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstecaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı.

Yaklaşık üç yıllık bir çalışma sonucu doğan 80’lerde Çocuk Olmak kitabı, her kuşağın el kitabı olacak nitelikte. Dönemin pembe dizileri, ünlü oyuncuları, en çok izlenen çizgi filmleri, mahalle abileri, sokak kavgaları ve oynanan unutulmaz oyunlar, atari salonları, fırlamalıklar ve ergenliğe geçiş hikâyeleri, birbirimizle konuşurmuş gibi doğal bir şekilde anlatılıyor.

Evet, bizler büyüyoruz ama çocukluğumuz ve yaşanmışlıklar orada öylece duruyor. Yolculuğumuza siz de katılın…

Kitabımızı 80’lerin aydın insanlarına, halk kahramanlarına, üniversite gençliğine ve 80’lerde doğup kaybettiğimiz tüm çocuklara ithaf ediyoruz.

Kadir Aydemir’in yayına hazırladığı bu kitap ayrıca anlamlı bir doğum günü hediyesi. 80’ler çocuklarının hiç yaşlanmadığının, hep çocuk kalacağımızın bir ispatı… Bu yıl, Türkiye sanal âleminin en eski ve köklü şiir-edebiyat sitelerinden Yitik Ülke’nin (www.yitikulke.com) 10. yaşını kutlarken, bu kitapla, anılarına sahip çıkan herkesin de doğum gününü kutluyoruz.

Bu toplum belleksiz değil! Bizler de unutmadık ve yazdık!

Yaşasın 80’lerde çocuk olmak!

***

“80’lerde Çocuk Olmak” kitabında yazılarıyla, anı ve anlatılarıyla yer alan 80’lerin çocukları: Yeşim Ağaoğlu, Onur Akbudak, Alper Akdeniz, Erdem Aksakal, Neyran Savaşman Akyıldız, Çiğdem Aldatmaz, Figen Alkaç, Sema Aslan, Hürcan Âşık, Mustafa Atapay, Kadir Aydemir, Eda Aytekin, Nil Esra Başaran, Ezgi Başkır, Suat Başkır, Barış Behramoğlu, Onur Behramoğlu, Göksel Bekmezci, Sinem Bengi, Yiğit Değer Bengi, Ersan Bengisu, Hasip Bingöl, Ahmet Büke, Elmira Cancan, Gökçenur Ç., Şebnem Çağlayan, Tunca Çaylant, Kader Çekerek, Serdar Çekinmez, Murad Çobanoğlu, Bülent Çolak, Elçin Demiröz, Özge Ç. Denizci, Ömer Faruk Dizdar, Eylül Duru, Galip Dursun, Sine Ergün, Azim Raşit Ersoy, Elif Savaş Felsen, İdil Giray, Pınar Gözpınar, Nilay Sağ Gülalp, Eda Günay, Koray Günyaşar, Yasemin Gürkan, Sanem Güven, Nefin Huvaj, Aydın İleri, Necla İret, Deniz Yalım Kadıoğlu, Gülay Kalkan, Bekir Arslan Kopuz, Ulaş Kurugüllü, Ahmet Küçükkayalı, Ece Erdoğuş Levi, Barış Müstecaplıoğlu, Engin Neşeli, Pınar Nurhan, Pelin Onay, Esra Ovalı, Yaprak Öz, Gürgen Öz, Şahin Özbay, Özlem Özyurt, Hatice Topal Özçoban, Nilüfer Özgeren, Sedef Özkan, Erol Özyiğit, Murat Prosciler, Tomris Sakman, Fazıl Say, Hakan Sim, Güray Süngü, Melih Süsleyen, Müjgan Şahinoğlu, Melike Aslı Şahinsoy, Ümit Şener, Seda Tansuker, Filiz Tanya, Erkut Tokman, Alper Turgut, Murat Türkücüoğlu, Serkan Türk, Papyon Tayfun Türkkan, Ferhat Uludere, Gül Yaşartürk, Özlem Yıldız, Hande Yöremen, Zeynep Zişan ve Güncem Topçu.

***

FAN SAYFAMIZ: http://www.facebook.com/pages/80lerde-Cocuk-Olmak-Kitabi/171002322917272?ref=mf

TWITTER SAYFAMIZ: http://www.twitter.com/80lerde

Kitapla ilgili ayrıntılı bilgi için mailimiz: yitikulke@gmail.com

***

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN: http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=216734

Geç Hippilerin Kült Mekânı: Olimpos…

Olimpos Öyküleri

Bir “Konsept” Öykü Derlemesi: Olimpos Öyküleri…

Hikmet Temel Akarsu

Edebiyat yayıncılığına gerçek anlamda “One man show” olarak başlayan Kadir Aydemir, şaşırtıcı gösterisine devam ediyor. Kahramanımız sıfır sermaye, sıfır irat, sıfır varlıkla girdiği Yitik Ülke Yayınevi macerasında asker dönüşü ikinci perdeyi açtı. Ve de artık sadece büyük sermaye gruplarının tutunabildiği yayın piyasasında herkese parmak ısırtacak bir cıvıltı yaratarak var olmaya devam ediyor. Son numarası yine bir “konsept kitap”: Olimpos Öyküleri…

Kıssadan hisse: Demek ki olabiliyormuş… Biraz tutku, biraz yetenek, biraz gayret ile trilyonlara hükmeden şirketler gibi yayıncılık yapılabiliyormuş. Kıssadan ikinci hisse; edebiyatta küçük yayıncılar önemlidir, çünkü edebiyat içtenliğin sanatıdır.

Konumuza dönecek olursak; Olimpos Öyküleri, Kadir Aydemir’in en başarılı işleri olan konsept öykü derlemelerinden yeni bir tanesi. Ama bunların ne ilki ne de sonuncusu olacağa benzer. Daha önce de Cunda Öyküleri ve Bozcaada Öyküleri gibi benzer derlemelerini okumuş; eski tabirle söyleyecek olursak “telezzüz” eylemiştik. Yayınevi; önümüzdeki ay da “80’lerde Çocuk Olmak” adlı bir derleme yayınlayacağını duyurdu. Okumaya devam et

Bazen…

Bazen anlatamazsın… bazen konuşamaz. Susup, sessizliğin diliyle cevap verirsin. Yine öyle oldu. Kendimi ifade edemedim, içten içe sıkıp dişlerimi, bekledim… Konuşmak anlamsızdı o an, ne diyecektim ki sanki? Bir boşluk vardı yeryüzüyle aramda, karşımdaki insanla aramda, sözcükler yetersiz kalmıştı. Bir şeyi ifade etmek büyük bir çelişkiydi, öyle hissettim. Başka şeyler düşündüm, evet hatta gülümsedim bile kendime. Komik geldi içinde bulunduğum durum, ah ne acı, duyarsızlaşmak böyle bir şey olsa gerek. İçsesimle hesaplaştım, telefonun diğer ucundaki insan bundan hiçbir şey anlamadı. Bir araba geçti yanımdan, gürültüyle. “Ben” dedim, “peki… haklısın… ama… neyse tamam.” Anlattıkları bana ait değildi, o ben değildim, önyargısını nasıl kırabilirdim ki? Bir insan bir düşüncenin tutsağı olmuşsa, bu zehri dışarı çıkartmak neredeyse imkânsızdır. Gözlerimi kapadım, güzel anları düşledim birkaç saniye. Hepsi uzakta kalmıştı, şeffaf bir zeplin gibi gittikçe yükseliyordu, gözden kayboluyordu hatıralar. Hiç bitmeyecek sandığın her şeyin bir saati, dakikası vardır… O an iki yabancı gibisindir, geri dönemezsin. Dünya da böyle değil mi? Evrene bir bak, gün ışığı, gölgeler, akşam alacası ve koyu karanlık, sonra yeniden küçük ışık demetleri… Bitmeyen bir bekleyiş, bitmeyen bir susuş ve sonra başka sesler… Ama sen, sağırsın artık ve körsün. Dedim ya, bazen anlatamazsın, konuşamazsın; büyük kara taşlarla kaplanır kalbin, gitme vaktin gelmiştir…

Kadir Aydemir