Etiket arşivi: kafka öyküleri

Öykü – KAFKA’dan “Rüya” – Çeviren: Güneş Soybilgen

RÜYA
Franz Kafka

Çev. Güneş Soybilgen

Josef K. rüya görüyordu.

Güzel bir gündü ve K.’nın canı yürüyüşe çıkmak istemişti. Henüz bir iki adım atmıştı ki, hemencecik mezarlığa varmıştı bile. Mezarlıktaki patikalar çok dolambaçlıydı, dahiyâne şekilde yapılmışlardı ve hiç pratik değillerdi, fakat sarsılmaz bir duruş ve dengeyle sanki bir akıntıya kapılmışçasına o patikalardan birine sessizce süzüldü. Çok uzaktan gözü yeni doldurulmuş bir mezar tepeciğini seçti. Yanına gitmek istiyordu. Bu tepeciğin etkisiyle büyülenmiş gibiydi. Mezara yeterince hızlı ulaşamayacağını hissetti. Ona doğru ilerlerken mezarı zaman zaman gözden kaybediyordu, çünkü büyük bir güçle dönen ve birbirine çarpan bayraklarla görüşü engelleniyordu; sancakları kimin taşıdığı görünmüyordu, fakat belli ki çok eğlenceli bir kutlama süregidiyordu. Öykü – KAFKA’dan “Rüya” – Çeviren: Güneş Soybilgen yazısına devam et

Franz Kafka’dan bir öykü: “Mutsuzluk” – Çeviri: Güneş SOYBİLGEN

savaş çekiçMUTSUZLUK / FRANZ KAFKA

Çeviri: Güneş SOYBİLGEN

 

Artık dayanılmaz olmaya başlamıştı –bir Kasım günü, akşama doğru- ve ben odamdaki halının ince uzun şeridi boyunca bir yarış pistindeymişim gibi koşuyordum, derken sokak lambalarıyla aydınlatılmış sokağın ışığından ürktüm, sonra yine odaya doğru dönünce aynanın derinliklerinde kendime yeni bir hedef buldum, avazım çıktığı kadar bağırdım, ne çığlığıma bir karşılık ne de onu susturacak bir güç olmaksızın, ancak kendi çığlığımı duyarak. Öyle ki çığlığım kontrolsüz arttı ve artık duyulmaz hale geldiğinde dahi duramadı. Evet, artık dayanılmaz olduğunda, duvardaki kapı bana doğru açıldı, ne kadar da hızlıydı, çünkü ihtiyaç olan hızdı, aşağıda, kaldırım taşları üstündeki arabanın atları bile, savaşta gırtlakları düşmanın insafına terk edilmiş halde çılgınca sürülen atlar gibi şaha kalkıyordu.
Çocuğun biri küçük bir hayalet gibi zifiri karanlık, lambanın henüz yanmadığı koridordan çıkageldi ve belli belirsiz oynayan bir döşeme tahtasının üzerinde parmak uçlarında dikildi kaldı. Odamdaki alacakaranlıktan gözleri kamaşınca yüzünü alelacele avuçlarına saklayacak oldu, ama birden, pencereye doğru fırlattığı bakışla sakinleşti, baktığı yerde nihayet sürgülerin ardındaki karanlığın altına çökmüş sokak lambalarının giderek artan pusu vardı. Sağ dirseğiyle, açık kapının önünde odanın duvarından destek alıyordu, dışarıdan gelen esintinin ayak bileklerinde, boynunda, şakaklarında oynaşmasına izin verdi.  

Franz Kafka’dan bir öykü: “Mutsuzluk” – Çeviri: Güneş SOYBİLGEN yazısına devam et