Etiket arşivi: Kafkaesk

Beklemek, Neyi Beklediğini Bilmeden Sadece Beklemek… (Tatar Çölü-Dino Buzzati)

Gözde Aktürk

Kafkaesk hava taşıyan muhteşem roman Tatar Çölü’nde, güneydoğu sınırında gizemli ve etkileyici Bastiani Kalesi yer alır. Bu bölgede hiç saldırı, savaş gerçekleşmemiştir. Kalede her gün adeta birbirinin aynısıdır. Yıllar geçse de “tek bir gün yaşanmış” gibi hissedilir o yüzden. Neredeyse amaçsızca yaşanır burada; tehlike arz etmeyen bir bölgede askerler neyi savunduklarını, neye karşı tetikte olduklarını, neyi beklediklerini, oradaki varlık sebeplerini/amaçlarını sorgulamaksızın yaşamaya devam ederler ve daha da kötüsü bu amaçsızlığı zamanla kanıksarlar. Oradaki sıkıcı, tekdüze hayata hareket gelmesi için askerler içten içe bir taarruz olsun, savaş çıksın diye bile düşlerler.

Alegorik bir roman olan Tatar Çölü, “Hayatın amacı nedir? Buraya neden geldik, neden yaşıyoruz?” gibi sorulara cevap arar bir yandan. Kaledeki yaşam, hayatın amacını, anlamını; kale, dünyayı; Giovanni de tüm insanlığı sembolize eder. Biz de tıpkı kaledeki askerler gibi dünyaya niye geldiğimizi, niye yaşadığımızı, niye öleceğimizi bilmeden yaşıyoruz. Biz de kanıksadık, çok da kafa yormuyoruz. Yormaya kalkışsak da zaman zaman, cevap bulamıyor, işini içinden çıkamıyoruz.

Giovanni Drogo, bu kaleye atanan gençlerden biridir. İlk gelen herkes gibi bu kasvetli kaleyi yadırgar ve buradan gitmek ister. Fakat birtakım prosedürler gereği dört ay kalması gerekmektedir. Tuhaf şekilde, dört ay geçtikten sonra Drogo buradan ayrılmak istemez, buna kendisi de şaşırır, bir anlam veremez. Kalenin tarif edilemez, farklı bir büyüsü vardır. Hem rahatsız ve tedirgin edicidir hem de ondan ayrılmak zordur. Dört ay, uzun yıllara dönüşür. Drogo buradan ayrılmak için çok sayıda fırsat yakalasa da her seferinde vazgeçer, kaleyi bırakamaz. Oraya onu neyin bağladığını bilmeden kalır. Drogo’da orada geçirdiği yıllar boyunca hep bir bekleyiş sözkonusudur. İyi, güzel günler gelecekte diye düşünür hep, yaşı ne kadar ilerlerse ilerlesin, henüz hiçbir şeyin başlamadığına inanır. Bir gün geleceğine inandığı o güzel anı, günü, yılı beklerken hayatı kaçırır aslında. Bunu fark ettiğinde ise epey yaşlanmıştır artık. Fakat yazarın deyişiyle, “zaman çok çabuk geçmiş, (Drogo’nun) ruhu yaşlanmaya vakit bulamamıştır.”

Beklemek, Neyi Beklediğini Bilmeden Sadece Beklemek… (Tatar Çölü-Dino Buzzati) yazısına devam et

Biri “Kafka” mı Dedi? (Kazuo Ishiguro Üzerine…)

Gözde Aktürk

Eş dost herkes yazar Franz Kafka’nın bendeki yerini bilir. Hep, keşke daha uzun yaşayabilseydi de daha çok eserini okuyabilseydik diyenlerdenim. Bırakın daha çok eseri, elimizde olanların bazıları da yarım kalmış. İşte bu durumda çağdaş dünya edebiyatında kafkaesk sularda yüzen bir eserle karşılaştığımda etkileniyorum ve paylaşma ihtiyacı hissediyorum.

Okuyalı üç seneyi aşkın zaman geçmiş olmasına rağmen hala ara ara aklıma düşen bir romandır Avunamayanlar. Ne şanslıyız ki iyi bir yayınevi ve çevirmenden Türkçeye kazandırıldı. Bu şahane kitabı kaleme alan Kazuo Ishiguro, Japonya asıllı başarılı bir İngiliz yazar. “Günden Kalanlar”(1993) ve “Beni Asla Bırakma”(2010) adlı romanları filme çevrildi. Avunamayanlar da filme çekilse ortaya  hafiften Fight Club tadında  nefis bir şey çıkar; bakalım, göreceğiz.

Biri “Kafka” mı Dedi? (Kazuo Ishiguro Üzerine…) yazısına devam et