Etiket arşivi: müzik

“MİNYATÜRLER” Liman Yayıncılıktan Çıktı!

Şair ve Müzik Editörü Gülbahar Kültür’ün yeni şiir kitabı MİNYATÜRLER Liman Yayıncılık tarafından yayımlandı.

Şiir ve müzik çalışmalarını uzun yıllardan beri Almanya’da yaşayarak sürdüren Gülbahar Kültür’ün adını son yıllarda daha çok ‘Oriental Garden’, ‘Harem’s Secret’, ‘Made in Turkey’, ‘Babylon Bar’, ‘Latin Garden’, ‘Gyps Garden’, ‘Sufi’s Secret’, ‘Swing Style’, ‘Lola’s New World Classics’ adlı çeşitli derleme serileriyle duyuyorduk.

“MİNYATÜRLER” Liman Yayıncılıktan Çıktı! yazısına devam et

Melankoli Tılsımı: Blonde Redhead

4407_83129294225_4911193_n

Başka rüyalar, başka algılar, başka duygular.. Başka terimini sihirli kürelerinde barındırıp yıldızlar uçuşturan büyücülerin etrafındaki renk cümbüşünün melankolik, sarsıcı ve vazgeçilmez tonudurlar kendileri. Fil naifliğinde ağrı ile dudaklarını kıpırdatan Kazu yalın titreşimlerini etrafa salarak hücrelerinizi hareketlendirir bir anda. Ve anlamazsınız. Sihirli kürenin içinde açarsınız göz bebeklerinizi 'Elephant Woman' ın tüm kırılganlığı ve melankolisiyle! Karamsarlığın melodik basamaklarında tırmanmaktır. Her kaybedişinizde ve kayboluşunuzda kaybediş meleğinize mırıldandığınız hüzün demetidir. Serzenişinizdir herşeye ve hiçbir şeye. Bu parça 'Hard Candy' filminde de eşlik eder duyuşlarımıza. 'Messenger' ile adım atmaya başlarız içimizin ağrıları ile inleyen küremizde. Kontrolünüzün bir başkasının eline geçtiğini hissederken bir yandan sıyrılmaya çalışırsınız huzura doğru. Melodik kıvranışlar kaplar vücudunuzu ve sonumun şarkısımı diye geçerken 'Melody' ye süzülür kulaklarınız. Keskin hareketlenmelerle sancılanırken sinir zedelenmelerinden mahrum bırakmak için çırpınırsınız, umuda avuç açmanın gerekliliği hüküm sürer iliklerinizde. Kapı gıcırtısı mı, mutfak robotunun iç tırmalayıcı sesi mi gibi soru işaret baloncuklarının kafa üzerinde belirmesi ile uçuşan arıza sözlerin kadife sesli hatunu 'Doll Is Mine' dan 'Misery Is A Butterfly' a geçişi ile sürdürür ihtişamını ki bu parça albüme de adını verir. Başlangıcından sonuna kadar alır götürür sizi beyninizin arasındaki kıvrımlara. Hüzün kokulu melodi demetidir kendileri. Huzur uzaktadır artık. Neden bu kadar arıza peşinde koşuyor ruhumuz diye sormayın kendinize. Zaten hepimiz arıza değilmiyiz? Öyleyiz. Biliyoruz.

 
Bir adamın masif kapısı karşılar bizi sonrasında. Düş-üş boşluğa,sonsuzluğa,içime, içine, içimize. 'Falling Man' kavrar hareketli kavisleriyle ve seslenir '-still learning how to fall' diye. Hala öğreniyoruz nasıl düşüldüğünü. Alternatif rock ve indie rock olarak tanımlanan grup Kazu Makino, Maki Takahashi ve İtalyan ikiz kardeşler Simone Pace ve Amedeo Pace tarafından kurulmuş olup adını 1970-80'lerin New York'lu grubu DNA'nın bir parçasından alır. İlk olarak Sonic Youth'un bateristi Steve Shelley'in ilgisini çekmiş olup 1993'te kendi ismini taşıyan albümlerinin yayımlanmasına yardımcı oldu. Kısa bir süre sonra Maki Takahashi gruptan ayrıldı ve grup üç kişi olarak yoluna devam etti. Üçüncü albümleri Fake Can Be Just As Good kayıtlarında basçı Vern Rumsey gruba misafir olarak katıldı fakat bu albüm sonrası yollarına bir basçı olmadan devam etti. Dördüncü albümleri In an Expression of the Inexpressible sırasında Fugazi grubundan Guy Picciotto prodüktör olarak gruba katıldı. Bazı şarkılara katkıda bulunmakla beraber Melody of Certain Damaged Lemons ve Misery Is a Butterfly kayıtlarında da yine prodüktör olarak çalışmaya devam etti. Ayrıca bu iki albüm arasındaki süre Makino'nun geçirdiği at kazası nedeniyle uzamış olmakla beraber on bir harika şarkıyı ruhumuza armağan etmesini sağladığından dolayıda buruk bir sevinç oluşturmuşturduğunu da itiraf etmek gerekir.
 
Çekici bir karanlık ve melankoliyi bünyelerinden eksik edemeyenler için 'Anticipation', 'Maddening Cloud', 'Magic Mountain' ve 'Pink Love' ile seslenmeyi sürdürüp 'Equus' ile sonlandırır. İncelikler, kırılganlıklar, sancılar, bıkkınlıklar içinden sıyrılıp soluk alsın istiyorsanız varoluş tılsımınız, işte orada duruyor. Bekliyor. Uçuşan yıldızlarıyla sihirli kürelerinde. 

 

The Lady Writer: Pınar Derin Gençer

 

 

 

 

 

 

Pudra Sesli Kadın

2704_69163009225_8229981_n

 
Derin gözler.. Donuk bakışlar.. Soluk bir ten eşliğinde ruhunu okşamaya başlar şarkıcı ve bestekar Fiona Apple McAfee Maggart en umutsuz anlarda. 1977 Eylülünün 13'ünde armağan edildi gezegenimize kulaklara masum bir buse kondurmak için. Müzik endüstrisine girişi, bir plak yapımcısının çocuğuna dadılık yapan bir arkadaşının plak yapımcısına Apple'ın demosunu vermesiyle oldu. Apple'nin mezzo-soprano sesi, piyano çalmaktaki becerisi ve şarkı sözleri Sony Music yapımcısının dikkatini çekmiş olup üzerine bir de albüm anlaşması yapıldı.
 

Pudra Sesli Kadın yazısına devam et

İstanbul’da Rock Kültürü, Yeraltından Yeryüzüne

Melike Aslı Şahinsoy’un ilk kitabı “İstanbul’da Rock Kültürü, Yeraltından Yeryüzüne” Clinart Yayıncılık’tan çıktı

İstanbul’da rock yeraltından yeryüzüne nasıl çıktı? Rock Yaşamı: Bir Tercih Meselesi 

 

"Hayatı seç. Mesleğini seç. Kariyerini seç… Çamaşır makinelerini seç, CD çalarları, elektrikli konserve açacaklarını… Arkadaşlarını seç. Kıyafetlerini, bavullarını… Yaşamı seçmemeyi seç. Başka bir şeyi seç… Geleceğini seç."

Hodge (Irvine Welsh. Trainspotting, 1993)

Yaşam içerisinde birçok alternatif barındırır ve kendi yaşamımızı yaptığımız seçimler doğrultusunda biz yaratırız. Mesele seçim yapmaktır. Kıyafet stilimizi, dinlediğimiz müziği, arkadaşlarımızı, yemeğimizi seçeriz ve tüm bu seçimler toplum içerisinde durduğumuz yeri belirler.

İstanbul’da 1980’li yıllarda genç rocker’lar da protest içerikli seçimlerini yapmışlardı. Giyim kuşamları ve dinledikleri müzikle bütünleşen yaşam tarzlarıyla bir alt-kültür oluşturdular. 1990’lı yıllar boyunca devam eden bu alt-kültür, o yıllarda müzik dünyasına hakim olan pop patlamasının gürültüsü ve popülerliği altında kendine özgü bir yaşam olarak akıp gitti.

Fakat Türkiye’de bireyler doğal aidiyetleri nedeniyle olduğu gibi, kişisel tercihleri nedeniyle de her an başlarını belaya sokma tehlikesi yaşarlar. 1990’lı yılların sonunda medyanın gündemine oturan satanist cinayetleri ve intiharlar rocker’ların başlarına mikro ve makro ölçekte çoraplar örmeye başladı.

O yıllarda kopan gürültü ve satanist olarak isimlendirilip dışlanan gençlerin yaşadıkları acıların 2010 yılına geldiğimizde artık esamesi okunmuyor. O yılları yakından yaşayanların tuhaf da bulacakları bu yeni durumun nedeni, sosyolojik bir dönüşümde yatıyor. Her nasıl olduysa, 2000’li yıllar ile birlikte, sunduğu yaşam tarzı büyük bir merak konusu olan rock müzik, bu kez günümüzün hızla tüketilen bir popüler kültür malzemesi haline geldi.

Rock kültürü ve rock müzik üzerine yazılarıyla tanınan Melike Aslı Şahinsoy’un İstanbul’da rock kültürünün dönüşümü üzerine hazırladığı bilimsel araştırma kitaplaştırıldı. Clinart Yayıncılık tarafından yayımlanan kitapta, rock kültürü ile ilgili kuramsal bilgilerin yanı sıra rock kültürü açısından 1990’lı yıllar ile 2000’li yıllar arasındaki farklılıklar irdeleniyor. 1990’lı yıllar boyunca bir alt-kültür olarak dikkat çeken rock kültürü, 2000’li yıllarda gündeme gelen Satanist cinayetleri ile farklı bir süreç yaşamaya başladı. Kitapta bu dönemde bir alt-kültürün üyeleri olarak haksızlığa uğrayan rocker’ların tanıklığına da başvuruluyor.

“İstanbul’da Rock Kültürü, Yeraltından Yeryüzüne”, 2000’li yılların başından itibaren bir alt-kültür olmaktan çıkan rock kültürünün popüler kültür ile buluştuğunu ve 1990’lı yıllarda yaşanan pop patlamasına benzer popüler bir başarı kazandığını anlatıyor.

İstanbul’da Rock Kültürü, Yeraltından Yeryüzüne yazısına devam et