Etiket arşivi: onur behramoğlu

Onur Behramoğlu ile hayat üzerine ayaküstü bir söyleşi – #edebiyat

Onur Behramoğlu ile söyleşi – Kadir Aydemir

***

-Nasılsın; şu sıra neler yapıyorsun?

Kötü adamların suratında iz bırakacak yumrukları atmak, haksızlığa uğrayanları korumak isteyen çocuğum hâlâ.  Kızılmaske ya da Pal Sokağı’ndaki Nemeçek Ernö. “Bütün bu kalabalığı bir atılışta yere serecek kadar gücü varmış gibi  başını dimdik tutarak yüksek sesle suratlarına haykıran.”
Şu sıra, yurtta ve dünyada sürüp giden alçaklıklara öfkeleniyor; onurlu insanlara ses, söz olabilmek, kendi sesimi-sözümü onlarla buluşturmak için neler yapabileceğimi düşünüyorum. Remzi Kitap Gazetesi’nde ‘Benim Şairlerim’ ve Şalom gazetesinde ‘Zapatista’ isimli köşelerimde aylık yazılarıma devam ediyorum. Aykırı Akademi’de (www.aykiriakademi.com) yazıyor, haftada iki saat Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde şiir anlatıyorum. Bulgaristan’daki 10. Uluslararası Yazarlar Konferansı’ndan yeni geldim, İsrail’deki Sha’ar Uluslar arası Şiir Festivali’ne konuk olacağım, onun hazırlıklarını yapıyorum. Hollanda’da bir sanat-edebiyat dergisi (‘Nynade’) iki kitabımdan şiirler seçip Felemenkçeye çevirdi, yakında yayımlanacak, bekliyorum. Bir yandan da hayat gailesi, gündelik telaş, ev halleri…

Onur Behramoğlu ile hayat üzerine ayaküstü bir söyleşi – #edebiyat yazısına devam et

Onur Behramoğlu ve Gökçenur Ç. Bulgaristan’daydı

bulgaristanOnur Behramoğlu ile Gökçenur Ç. Bulgar Yazarlar Birliği’nin 100. kuruluş yıldönümü kutlaması ve 10. Uluslararası Yazarlar Konferansı’na katılmak üzere 21-25.09.2013 tarihlerinde Bulgaristan’ın başkenti Sofya’daydılar. Ivan Vazov tiyatrosunda yapılan kutlama töreninden bir gün sonra düzenlenen Uluslararası Konferans’ta, Bulgaristan Kültür Bakanı ve diğer ülke katılımcılarının yanı sıra Behramoğlu ile Ç. de birer konuşma yaparak, daha önceki yıllarda aynı konferansa katılmış olan Ernesto Che Guevara, Yannis Ritsos, Mihail Şolohov, Yevgeni Yevtuşenko ile aynı sıralarda bulunmaktan onur duyduklarını belirttiler. Balkan Kültür Enstitüsü’nce düzenlenen Türk Şiiri gecesinde de konuk edilen Behramoğlu ile Ç.’ye, “21. Yüzyılın Türk Şairleri” başlığıyla Bulgar Yazarlar Birliği dergisinde yayımlanmış şiirleri, Türkiye’deki Gezi direnişi ve iki ülke tarihine-kültürüne dair sorular yöneltildi. 

ANDIMIZ – Onur Behramoğlu şiiri

Andımız (Onur Behramoğlu)

naylonun altındayız on iki nüfus

metre ile aldığım naylon
soğuğun milim milim kemirdiği
bizim mahallenin naylonu

erciş’in az ötesi
çelebibağ beldesi cumhuriyet mahallesi
az ötesi
muasır medeniyetin

kaç dilekçe yazdım yazdırdım
çadır vermediler depremden beri
alıştık alışmasına ya
koyuyor
evladının önünde
kaç kere
“geldikleri gibi giderler”
der gibi…

zaten özürlüydü çocuk
yarı ölüydü zaten, tamama erebilirdi
pıt diye kırılabilirdi boynu
rızasıyla düzülebilirdi mesela
kuytusunda cumhuriyetin

ciğerlerine işledi buz kesti
anası hangi birini ısıtsın koynunda
çocuktu zaten, özürlü
dondu kulağında halkacık küpe
“başın sağolsun” dediler
“fotoğraf gerekmez definişlemlerinde”

andolsun
fırat’ta düşüp boğulan kuzunun
hesabı ömer’den sorulur
fırat’ta diyorum boğulan kuzunun
hesabı sorulur ömer’den
andolsun
ben şimdi geri kalan nüfusumla
tir tir titriyorum
soğukta donan kızıma
sıcacık çay demliyorum rüyalarımda
ben şimdi kuzum diyorum…kuzumun…
incecik hırkasını
türk varlığına armağan ediyorum

Onur Behramoğlu

@onurbehramoglu

Onur Behramoğlu’ndan yeni bir şiir kitabı: “Senden Öğrendiğim Şarkılar”

“SENDEN ÖĞRENDİĞİM ŞARKILAR”

ONUR BEHRAMOĞLU

Şiir – Yitik Ülke Yayınları

Şair Onur Behramoğlu’ndan, 2006′da Yitik Ülke Yayınları’nın ilk şiir kitabı olarak çıkan “Asit ya da İksir”in ardından yıllar sonra yepyeni ve yine çok güçlü bir şiir kitabı: “Senden Öğrendiğim Şarkılar”

çünkü korkulukların üstüne gülerek yürüyen
su gibi
ateş gibi
beni de kendinden sayıyor
ben böyle hale dedikçe
guantanamo diye bir yer silivri diye bir yer
her yerin güneydoğusu var
utanıyor,
upuzun
bir
direniş
sûresi
oluyorum
aslında

dünyanın tüm kötülüklerinin
tüm acılarımızın
dünyayı baştan başa kaplayacak olan merhametin önünde
silinip gittiğini göreceğiz
ve hayatımız
bir okşayış gibi dingin
yumuşak
tatlı olacak
inanıyorum
ben böyle hale dedikçe

***

Kitabı okumak için TIKLAYIN

Şair Onur Behramoğlu’nun şiir kitabı “Asit ya da İksir” 2. Baskıyı yaptı!

İlhan Berk gibi harika!, harika!, diyerek okuyorum seni. Okuyup üflüyorum!
Leylâ Erbil

İki gündür Asit ya da İksir ile oturup kalkıyorum, elimden bırakamadım. Şiire olan inancımı tazeleyen dizelerin için hem teşekkür ederim hem de seni kutlarım. Ailenizin şiir bayrağını daha da yükseklere taşıyacaksın belli ki.
Rekin Teksoy

Subcomandante Marcosa dair güzel şiirin için kendi adıma teşekkür ederim. Muhtemel Subun da çok hoşuna giderdi. Bir gün tekrar yolum düşerse yanımda olacağı, ona okuyacağım kesin. Venceremos.
Metin Yeğin

O denli yakınsın ki şimdi bana, ruhuna dokunuyorum, o delikanlı, romantik, coşkulu, keder bilen ruhuna. Kitap çok güzel olmuş. Hem biçimi hem şiirler. Bazıları şaşırtacak kadar güçlü. Böyle diyorum, çünkü zordur ilk kitapta ustalığı bulmak. Kucaklarım, gözün aydın, hoş geldin!
Mahmut Temizyürek

Sana kardeşim diyeceğim, ama kırkeşek yaşındayım. Oğlumla aynı yaştasın. Onur, aynı derdin soyuyuz. Şiirlerini okudum, okuyacağım da… Bana yılların yadigârı olan gözlerinden öpüyorum.
Ahmet Erhan

Şiir biraz şaşırtmaksa, şaşırtıyor beni Onur. Kendinden emin bir uzun koşucuyu andırıyor. Çağdaşlarından farklı olarak doğrudan evrensele uzanan, deyim yerindeyse insanı kanatları altına alan tavrıyla ve bu tavırdan kaynaklanan salkım saçak dize yapısıyla – bir sonraki dizenin nereye gideceğini kestirmenin merakı içerisinde – ilgi odağı oluyor birden. Kesinlikle geri dönüşü olmayan, hep ileriye bakan anarşist ruhlu baş belası biri!..
Ahmet Günbaş

Onurun kitabı adeta bayramyeri. Bazen olgun, bazen isyankâr: “hiçbir şey ölümünden daha fazla benzemez insana”, “değil mi ki sevdiğin sensiz de sevişmiştir”, “ben gidiyorum. korkmayın dünya döner / aşk ölmedi be! o ölse çocuklar var” Doğru, Onur gibi iyi şair-ağabeyleri var nasılsa.
Haydar Ergülen

Aşkın toplumsal olanla cebelleştiği, cesur bir girişimle karşılıyor bizi Onur Behramoğlu. Hayatın içinden geçen, yalın acıların biçtiği ilk gençliği bir makas gibi kullanan mısralar. İlk kitabını yayımlayan şairler içinde, bizi, dünyayı gördüğüne dair ikna eden birkaç şairden biri.
Şeref Bilsel

 

Kitabı almak için tıklayın

Toplumcu Şiirin “Efe”lenişi

Onur Behramoğlu

1 Mayıs 2009’da, gaz bombalarının üzerine üzerine yürüyüp Kanlı 1 Mayıs’tan yıllar sonra Taksim’i geri alırken omuz omuzaydık Efe ile. Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde ‘Bir Kibrit Çakımı Bir Yürek Dökümü’ demiş, Metin Altıok ile Behçet Aysan’ı birlikte anlatmış, anmıştık. “Birkaç haftadır Berlin’deyim ve belki tuhaf ama, buradan ilk fotoğrafı sana gönderiyorum, odamın penceresinden gökyüzü!” demiş, göğünü paylaşmıştı benimle. Daha bir ay evvel İsrail’in ortasındaki bir sosyalist kibbutzda şiirlerimiz İbraniceye çevrilip okunurken yine beraberdik. Toplumcu Şiirin “Efe”lenişi yazısına devam et

“Şiirin ‘Yitik Ülke’sinde” / Haydar Ergülen’in Radikal Gazetesindeki Yazısı

Kadir Aydemir, kurduğu Yitik Ülke Yayınları’ndan kısa zamanda birçok kitap yayımladı. Bunlardan ikisi hikâye, üçü roman, dokuzu da şiir kitabı

HAYDAR ERGÜLEN

Genç kuşağın iyi şairlerinden Kadir Aydemir, önce şiir için esaslı bir tanım buldu, sonra da kurduğu yayınevine onu ad olarak seçti: Yitik Ülke Yayınları, çoğu ilk kitap, dokuz şiir, üç roman, iki de hikâye kitabı yayımladı kısa sürede. Asit ya da İksir, Onur Behramoğlu‘nun ilk kitabı. ‘Şair aile’nin en genci Onur’un kitabı adeta bir bayramyeri. Şair, dizelerinin babası değil henüz, ağabeyi. Ellerini sıkı sıkıya tutması bundan. Şiirlerinin üstüne başına titiz. Düğmesi kopmasın, gömleği dışarı çıkmasın diye sorumlu davranan bir şair-ağabey. Yolun başında bu itina iyi. Sonra hepsi o lunaparkta diyelim, meşrebine göre bir eğlence bulur ya da kederini seçer. ‘Ağabey’lik bazen olgun, bazen isyankâr bir biçimde yansıyor dizelerine: “hiçbir şey ölümünden daha fazla benzemez insana”, “değil mi ki sevdiğin sensiz de sevişmiştir”, “ben gidiyorum, korkmayın dünya döner/aşk ölmedi be ! O ölse çocuklar var!” Doğru, Onur gibi iyi şair-ağabeyleri var nasılsa. “Şiirin ‘Yitik Ülke’sinde” / Haydar Ergülen’in Radikal Gazetesindeki Yazısı yazısına devam et

Onur Behramoğlu’nun Hayata Açılan Kapısı, Şiir…

Şiir tehlikelidir. İnsana bildiği ama herkesin içine girmeyi cesaret edemediği dünyaların kapısını aralar. Biz o kapıdan biraz içeri sızdık. Ve Onur Behramoğlu ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İyi okumalar…

Söyleşi: Pınar Özkan

 

Belki çok klasik olacak ama ilk olarak şunu sormak istiyorum; şiire olan ilginiz nasıl başladı? Geniş aile içindeki şiir ve şair ortamı bu ilginin oluşmasında etkili oldu mu?  Yetişme dönemimde, geniş aile içindeki şiir ve şair ortamının belirleyici etkisinden söz edemem. Bir amcam 1980-1996 arası, bir diğeri 1983-1989 arası politik sürgün yaşamı sürmekteydiler. Ailemin şiire ve sanata büyük saygısından, şair amcalarıma duyduğum sevgiden, iki dedemin bana ayrı ayrı öğrettiklerinden, annem-babam ve ablamın bana bugün de güç veren varlıklarından beslendiğim muhakkaktır. Ben de kitaplara ve özgürlüğüne düşkün, biraz melankolik bir çocuktum, diyebilirim.

Şair yeteneğini oluşturan; sezgi, duyarlılık, bellek, dikkat, sabır, gözlem gücü, zihinsel ve duygusal hazırlık, beğeni düzeyi, tarih ve dil bilincidir. Küçük bir çocukken de şimdi olduğu gibi ağaçlara, kuşlara, insanlara, yıldızlara dikkatle bakar; her şeyi öğrenip anlamak ister, birçok şeye gizlice kederlenir, varoluş ürpertisi duyardım. Gerçekliğin sonsuz derinlikte, değişkenlikte olduğunu; bilim, felsefe ve her çeşit sistemli bilginin, yaşamı ve onun gerçekliğini değil, kendi iç tutarlılığını önemsediğini uzun yıllara dayanan okuma-düşünme-yaşama sürecinde kavradım. Belki de baştan beri kalbimin orta yerinde hissettiğim neyse, onu keşfettim, yaşamı trajik kılan şeyi: Gerçekliğin zihinle kavranması mümkün olmayan usdışı doğası! Olguların ve nesnelerin görünmez iplerle bağlı olduklarını sezmemle dünyayla aramdaki perde aralandı. Şiir, o perdenin gerisindeki ışıktır. Aslında o ışık, kalbimizde ve dünyanın kalbinde, silinmeye direnen izdir. Onur Behramoğlu’nun Hayata Açılan Kapısı, Şiir… yazısına devam et

Yehuda Amihay Şiirleri

O ŞİMDİ SOLUK ALIYOR

 

O şimdi usulcacık soluk alıyor, dedim. Hayır,
büyük bir acıdan ötürü içinden çığlık atıyor, dedi doktor.
İzin istedi benden
nikâh yüzüğünü çıkarmak için
çünkü çok şişmişti parmağı.  Acı adına
ve onu yaşamı boyunca hiç bırakmamış babam adına
izin verdim. Çevirip durduk yüzüğü
bir peri masalındaki sihirli yüzük gibi, ama
çıkmadı ve bir mucize de
olmadı. Doktor izin istedi kesmek için
yüzüğü ve kesti hassas kıskacın
yumuşaklığıyla.

O şimdi gülüyor, ötelerde gülmenin alıştırmasını yaparak.
O şimdi ağlıyor,  vazgeçirip kendini
burada ağlamaktan

Pasaportundaki fotoğraf yıllar önce çekilmişti.
İsrail toprağına geldikten sonra, asla
gitmedi yurtdışına. Fotoğraf gerekmez
defin ruhsatına.

Yehuda Amihay

İngilizceden çeviren: Onur Behramoğlu

***

KİMLİK BELGEMİ KAYBETTİM

Kimlik belgemi kaybettim.
Yeniden yazmalıyım hayat hikâyemi en baştan
Birçok makama, bir nüsha Tanrı’ya
bir de şeytana.
Negev’de rüzgârla alazlanmış bir kavşakta
otuz üç yıl önce çekilmiş fotoğrafı hatırlıyorum.
Gözlerim peygamberdi o zamanlar, ancak fikri yoktu bedenimin
ne yaşadığına, nereye ait olduğuna dair.

Çok defa, “İşte burası” dersin
“Her şey burada yaşandı” ama orası değildir,
sadece öyle düşünür ve yanılgı içinde yaşarsın,
bir yanılgı ki sonsuzluğu
daha büyüktür gerçeğin sonsuzluğundan.

Yıllar geçtikçe, hayatım isimlerle doluyor
metruk mezarlıklar gibi
ya da anlamsız bir tarih dersi
ya da yabancı bir kentteki bir telefon rehberi gibi.

Ve ölüm, birinin ardın sıra seslenip
durmasıdır
ve sen artık dönüp bakmazsın bile
seslenen kim diye.

Yehuda Amihay

İngilizceden çeviren: Onur Behramoğlu

***

KİŞİ YURDUNDAN UZAK KALDIĞINDA

Kişi yurdundan uzun süre uzak kaldığında,
dili sadeleşir, saflaşır,
hiç yağmur yağdırmayan bulutlar,
mavi gökteki berrak yaz bulutları gibi.

Bir zamanlar âşık olanlar
bazen yine böyle konuşurlar aşkın dilini –
kısır, her şeyden azade, değişmeyen,
hiçbir karşılık uyandırmayan.

Ama burada durmuş bekleyen ben, ağzım
ve dudaklarım ve dilim kirli. Sözcüklerimde
ruhun çöplüğü, şehvetin döküntüsü
ve toz ve ter. Bu çorak toprakta, arzunun
çığlıkları ve mırıltıları arasında içtiğim su bile
karmaşık bir boruda işlemden geçirilip
bana dönen sidiktir.

Yehuda Amihay

İngilizceden çeviren: Onur Behramoğlu

“80’lerde Çocuk Olmak” 3. Baskıyla Kitapçılarda

“80′lerde Çocuk Olmak” kitabı Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı. Kitabımızın 3. Baskısı, Punto Dağıtım şirketi kanalıyla tüm kitabevlerinde!

Kapak ve basın metnimizi Facebook’ta, Twitter’ınızda, web sitenizde-blogunuzda ve mail yolu ile arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz!
***
Kadir Aydemir’in hazırladığı “80′lerde Çocuk Olmak” kitabının kapak arkası ve basın tanıtım metni şöyle:
Bu sadece bir kitap mı? Hayır! Bu kitap, canlı bir şey! Yaşayan tarihin ta kendisi! Dikkatle, özenle okuyun…
80’lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı.
Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980’lerde çocuktu onlar… Hepsi aynı kuşaktan… Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstecaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. “80’lerde Çocuk Olmak” 3. Baskıyla Kitapçılarda yazısına devam et