Etiket arşivi: öykü
Günlerden Bir Gün

Sahil boyu ilerliyorken martıların hür neşesine takılıp kalmıştı gözleri. Biraz öteden vapur geçiyordu kara dumanlarını arkasına doğru savurarak. Tam üç gün önce işinden olmuştu. Mesaiye kalıyorum bahanesiyle (ya da yalanıyla demeliyiz) evine üç günden bu yana hiç uğramamıştı. Bu durumu daha fazla uzatamazdı. Bir yol bulmalıydı. Elim ayağım tutuyor neden beni işimden çıkarttılar diye soruyordu kendi kendine. Artık yeni bir iş bulmak lazım diye mırıldandı henüz gözlerini süt beyaz martılardan ayırmamışken. Sahildeki büfelerden birinden bir paket çekirdek alarak banklardan birine oturdu usulca. Okumaya devam et
Kısa Hikâyeler – Başkalarından
Dandik bir kasabada doğmuşum. Hayattan ilk tekmeyi, dibe vurduğumda yedim. İnsan itile kakıla sopa yemiş köpeğe dönünce hayatının yarısını yaralarını gizlemeye çalışmakla geçiriyor.
Kasabada biraz birşeylere karıştık, ceza olsun diye elimize silah tutuşturup yaban elde savaşa yolladılar. Düşmanı öldürelim diye. Dönüşte rafineride iş aradım. “Benim elimde olan birşey olsa hemen alırdım seni işe ama…” dedi adam.
Muharip Gaziler Derneği’ne gittim. “Oğlum, anlamıyorsun,” dediler. Okumaya devam et
Zamansız
Sen konuşurken oldu bunlar. Bir sinek pisledi yan masadaki kristal bardağa, sarışın kadın bunu bilmeden bardağı ağzına götürdü. “Hava daha da karardı sanki, değil mi?” dedin. Açılıp kapanan dudaklarının verdiği sırdı dişlerin; seni izliyordum, takılıp kalmıştım ağzına, bir balık parlak çapari tuzağına nasıl düşerse öyle. Kurtulamıyordum senden, ne garip. Sütdişlerinin güzelliği geçiyordu içimden, onların şekilleri ve kolumu tatlı tatlı ısırdığında kalan eşsiz izler. Ağzının tadı… Bitimsiz öpüşlerin… Bu birkaç saniyeyi nasıl unuturum, söyle? Sen konuşuyordun ve ben oracıkta susuyordum. Yaşlı bir adam, oturduğumuz kafenin önünde durup cebinden ışıltılı bir saat çıkardı. Sen fark etmedin, uzun saçlarını ellerinle kavrıyor, her zamanki gibi umarsızca arkana savuruyordun. Saatine bakıp yavaşça seğirtti adam. Sarışın kadının dudağında bir su damlası kalmıştı, masaya düşmedi. Yaşlı adam ve o damlacık neden orada, o anda donup kalmışlardı? Basit ama karmaşık bir sahneydi bu bana göre. “Beni duyuyor musun?” dedin. Dilim uyuşmuştu. Göğsümün tam ortasında sözcüklerin keskinliğini hissetim o an. Herkes dönmüş bana bakıyordu, bense hareketsiz kalakalmıştım. Ayrılığa katlanabilirdim, ama sana aldığım çiçekler ne olacaktı? Bunu düşünüyordum.
Kadir Aydemir
Terzi Necmi
Kendi küçük terzi dükkanını sahil semtinde açmış Terzi Necmi. Yıllardan beri, burun kemerine inmiş gözlükleriyle bütün gün dikiş dikiyor, kolalıyor, ütü yapıyor… Yere sürünmekten paçayı bir türlü kurtaramamış pantolonları, iflah olmaz yakaları, kafası karışmış gömlekleri adam ediyor yıllardır.
Dükkanı her gün sabah 9.00’da açıyor Terzi Necmi. Kapısının önünü süpürdükten sonra, bir gün önceden kalan işlerini düzenliyor. İki pantolon paçası, eski kırık sandalyenin üzerine serilmiş bir erkek gömleği ve bir de pilili kadın eteği tamamlanmayı bekliyor. Eli yüzü düzgün giydiriyor insanları Terzi Necmi. Ne sarkan iplik bırakıyor, ne gevşek düğme. Okumaya devam et
Sedat Kaygalak’tan “Dönüş”
Dönüş, Sedat Kaygalak’ın Babil Yayınları tarafından yayımlanan ilk kitabı.
Kaygalak, Dönüş’te bildik olanla olmayanın, kendi yaşamsal deneyimleri ve kendine özgü yaşanmışlıklarından hareketle, dokunaklı, sahih ve ille de hüzünlü bir dil kuruyor. Toplam 15 hikâyeden oluşan bu çalışma, Babil Yayınları – Öykü Serisi’nin 6. kitabı olarak yayımlandı.
Yazarın yayımladığı bu ilk çalışmada, iddialı şiirsel kurgusuyla ve her öyküdeki usta ve özgün diliyle bir yazın gönüllüsünün düşündekilerle hayatın gerçeklerinin harmanlandığı naif ve kırılgan öyküler yer alıyor.
Yazar, kitaba adını veren öykü de olan Dönüş’te bir düş ülkesi yaratıyorken; söz konusu öykü de varsayımsalı aşarak yaratılmış yeni bir ütopya’nın daha şeffaf bir izleği olarak dikkat çekiyor.
Keyifli dili ve hassas kurgusuyla Türkiye okurunun keşfedeceği özgün bir yazardan, birbirinden güzel 15 öykünün yer aldığı kitapta, yazarın olaylara bakışındaki kurgusal ve dilsel sadelik, yoğun hüzün ve güçlü şiirsellik dikkat çekiyor.
NEFRETİM SEVGİMDENDİR…
Otobüs yolculuklarından nefret ederdi. Fakat ailesine perşembe günü Antalya’da
olacağına söz vermişti. 118’den Kamil Koç’un Terminal yazıhanesinin telefonunu aldı:
-İyi günler efendim Kamil Koç
-İyi günler. Antalya’ya bu gece için bir kişilik yer ayırtmak istiyorum.
-23.30 uygun mu?
-Evet, olur.
-Pencere kenarı,koridor?
-Pencere kenarı lütfen.
-23 numara uygun mu?
-Olur olur tabi.
-İsim alabilir miyim?
-Ahmet Yavaş.
-Nakit mi kredi kartı mı?
-Nakit.
-Bir kişi, bay, Bursa-Antalya otobüsü, 23.30, pencere kenarı,23 numara. Otobüsünüzün kalkış
saatinden yarım saat önce biletinizi alabilirsiniz. İyi günler
-İyi günler.
Okumaya devam et
Geç Hippilerin Kült Mekânı: Olimpos…

Bir “Konsept” Öykü Derlemesi: Olimpos Öyküleri…
Hikmet Temel Akarsu
Edebiyat yayıncılığına gerçek anlamda “One man show” olarak başlayan Kadir Aydemir, şaşırtıcı gösterisine devam ediyor. Kahramanımız sıfır sermaye, sıfır irat, sıfır varlıkla girdiği Yitik Ülke Yayınevi macerasında asker dönüşü ikinci perdeyi açtı. Ve de artık sadece büyük sermaye gruplarının tutunabildiği yayın piyasasında herkese parmak ısırtacak bir cıvıltı yaratarak var olmaya devam ediyor. Son numarası yine bir “konsept kitap”: Olimpos Öyküleri…
Kıssadan hisse: Demek ki olabiliyormuş… Biraz tutku, biraz yetenek, biraz gayret ile trilyonlara hükmeden şirketler gibi yayıncılık yapılabiliyormuş. Kıssadan ikinci hisse; edebiyatta küçük yayıncılar önemlidir, çünkü edebiyat içtenliğin sanatıdır.
Konumuza dönecek olursak; Olimpos Öyküleri, Kadir Aydemir’in en başarılı işleri olan konsept öykü derlemelerinden yeni bir tanesi. Ama bunların ne ilki ne de sonuncusu olacağa benzer. Daha önce de Cunda Öyküleri ve Bozcaada Öyküleri gibi benzer derlemelerini okumuş; eski tabirle söyleyecek olursak “telezzüz” eylemiştik. Yayınevi; önümüzdeki ay da “80’lerde Çocuk Olmak” adlı bir derleme yayınlayacağını duyurdu. Okumaya devam et
Bilimkurgu Öykü Yarışması Sonuçlandı
Türkiye Bilişim Derneği’nin düzenlediği 12. Bilimkurgu Öykü Yarışması’nda birinci seçilen öykü “Proxima’ya Son Yolcu” oldu.
TBD Bilişim Dergisi’nin düzenlediği ve bu yıl on ikincisi yapılan Bilimkurgu Öykü Yarışması’nda birinciliği Sinan İpek’in “Proxima’ya Son Yolcu” adlı öyküsü kazandı.
Ön jüri tarafından belirlenen öyküleri değerlendiren Hikmet Temel Akarsu, Bülent Akkoç, Metin Celal, Süreyya Evren, Ergun Kocabıyık ve Nezih Kuleyin’den oluşan jüri, Dünya’dan Proxima yıldız sistemine göçen bir çocuğun hangi fedakarlıklarla hayatta kaldığının anlatıldığı “Proximaya Son Yolcu” adlı öyküyü birinci seçti. Feraye Şahin’in yazdığı “Erguvan” adlı öykünün ikinci olduğu yarışmada Taylan Taftaf’ın “Genç Robotlar Rahatsız” adlı öyküsü üçüncülüğe değer bulundu.
Olimpos Öyküleri Tüm Kitapçılarda
Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan yeni kitabımız “Olimpos Öyküleri” tüm kitapçılarda. Büyük bir ilgiyle karşılanan kitap, Olimpos hayranları için güzel bir hediye oldu.
Alper Akdeniz, Ardagül Yıldız, Aydın İleri, Barış Behramoğlu, Birol Özdemir, Deniz Yalım Kadıoğlu, Eda Aytekin, Eda Günay, Elif Savaş Felsen, Erdem Aksakal, Gül Ersoy, Gündüz Öğüt, Gürgen Öz, Hikmet Temel Akarsu, Kadir Aydemir, Mehmet Erikli, Nihal Konar Naş, Onur Akbudak, Özlem Ertan, Pelin Onay, Pınar Nurhan, Sabri Kuşkonmaz, Sadık Yemni, Saliha Yadigar, Sedef Özkan, Selcen Aksel, Seran Demiral, Sine Ergün, Şahin Özbay, Umut Y. Karaoğlu, Vecdi Çıracıoğlu ve Yeşim Ağaoğlu’nun yazdığı öyküler Olimpos müdavimleri için yeni bir yolculuk fırsatı sunuyor.
http://www.yolculuk.com.tr/sayi_75 adresinde kitapla ilgili, editörümüz Kadir Aydemir’le yapılan bir röportajı okuyabilirsiniz.


