Etiket arşivi: Öyküler

Hatıra Dolu Düşler – Cengizhan Genç

Bu sıcak bahar havasında yetmiş dört yaşında ki Mehmet Yıldız sakince hareket halindeki dolmuşta oturmuş ineceği yerin gelmesini bekliyordu.
Aklında bir sürü şey vardı. İlk önce çiçekleri sulamalıydı. Daha sonra pencereleri açıp evi havalandırmalı ardındansa kahvaltısını yapmalıydı ve tabi saati geçmeden ilaçlarını içmeliydi. Gözleri saatine gidince bunları yapmak için çok geç kaldığını anlayarak hızla ayağa kalkmaya çalıştı ama bir doksan ikilik boyu yüzünden hareket halindeki dolmuşun tavanına çarptı.Kafasını tavana çarpınca evde olmadığını anladı Mehmet Yıldız. Dikkatlice etrafına bakındı. Korkmuştu. Sıcak yatağında yatarken bir anda buraya nasıl geldiğini anlamaya çalıştı. Etrafındaki insanları incelemeye başladı. Yanında oturan ve kırklı yaşlarında gösteren adam ilk defa geneleve gittiğinde karşılaştığı kadın satıcısına benziyordu. Aklından bunun burada ne işi var diye geçirdi. Bir kez daha etrafına dikkatlice bakınca arka koltuklarda oturmuş kadınları hatırlayıverdi. Onlar genelevde çalışan fahişelerdi ve yanındaki bu izbandut gibi herif kadınlar kaçmasın diye onlarla birlikte dolaşıyordu. Kendini yine on yedi yaşındaki gibi korkak ve savunmasız hissetti.

Hatıra Dolu Düşler – Cengizhan Genç yazısına devam et

Sedat Kaygalak’tan “Dönüş”

Dönüş, Sedat Kaygalak’ın  Babil Yayınları tarafından yayımlanan ilk kitabı.

Kaygalak, Dönüş’te bildik olanla olmayanın, kendi yaşamsal deneyimleri ve kendine özgü yaşanmışlıklarından hareketle, dokunaklı, sahih ve ille de hüzünlü bir dil kuruyor. Toplam 15 hikâyeden oluşan bu çalışma, Babil Yayınları – Öykü Serisi’nin 6. kitabı olarak yayımlandı.

Yazarın yayımladığı bu ilk çalışmada, iddialı şiirsel kurgusuyla ve her öyküdeki usta ve özgün diliyle bir yazın gönüllüsünün düşündekilerle hayatın gerçeklerinin harmanlandığı naif ve kırılgan öyküler yer alıyor.

Yazar, kitaba adını veren öykü de olan Dönüş’te bir düş ülkesi yaratıyorken; söz konusu öykü de varsayımsalı aşarak yaratılmış yeni bir ütopya’nın daha şeffaf bir izleği olarak dikkat çekiyor.

Keyifli dili ve hassas kurgusuyla Türkiye okurunun keşfedeceği özgün bir yazardan, birbirinden güzel 15 öykünün yer aldığı kitapta, yazarın olaylara bakışındaki kurgusal ve dilsel sadelik, yoğun hüzün ve güçlü şiirsellik dikkat çekiyor. 

Nereden Tanıyorsun

Kadir Aydemir

Ona olan sana da oldu. Gözbebeklerin büyüdüğünde, iç içe geçen şeffaf halkalar birleştiğinde, gözkapakların büyük bir gürültüyle kapandığında hissettin. Gözlerinin rengini nereden tanıyorsun? Gülüşünü? Dişlerinin ağzındaki dizilişini? Uzaklara bakıyorsun, bir şeyler düşünüyorsun, “Nereden, ey Tanrım nereden…” Bilmiyorsun. O konuştukça, sesini avuçlarına alıp eğiyorsun. Parmaklarının bulutları dağıtışını izliyorsun. Hoşuna gidiyor büyüler yapması. Saçları boynuna dolanıyor ve tüm vücudunu kaplıyor. Bir gülümseme yerleşiyor dudaklarına. Gece olmak üzere, kuşlar tüneklerinden çıkıp boşlukta kanat çırpıyorlar. Tuttuğun eli daha da sıkı kavrıyorsun. Bu duygunun sözcüğü yok. Oysa dakikalar geçiyor. Dakikalar, saniyeler, saliseler… Zaman yok oluyor. Suya dönüşüyor elleri birden. Damla damla eriyor gözlerinin önünde… Buz sevgiline acıyla bakıyorsun, o ise akıyor denize doğru. Ağlamaya başlıyorsun… Kalbinin tuzu onun tadına karışıyor…

Artık kim ayırabilir ki sizi; yaklaşan fırtına mı, güneş mi?

Yoksa su içmek için toprakta ilerleyen bilinmez kökleri mi yaşlı dut ağacının?

“Hadi Oynayalım!”

Nefin Huvaj

Çocuklarda böyle bir eylem biçimi vardır. “Oynamak”; kurgusu olmayan, dolayısıyla bize içi boş gelen bir kavramdır – bu kullanımıyla. Gerçekten içi boş haldedir. Az sonra, çocuğun gözüne ilişecek olan ilk nesne (ya da spesifik olarak: Oyuncak) ve o nesnenin çağrışımlarıyla dolacaktır oyunun içi.

“Hadi oynayalım”. “ne oynicaz?”. “oyun”.

“Ne?” sorumuzun karşılığı elbette “oyun” olacaktır. Anlamıyor muyuz işte, oyun!

“Hadi Oynayalım!” yazısına devam et