Etiket arşivi: roman

Özgür Turan’ın ilk romanı “Su’yun Gölgesi” yayımlandı

suyun-golgesi-kucuk

Özgür Turan’ın ilk romanı “Su’yun Gölgesi” yayımlandı

Bir evlilik nerede biter?
Londra’da ateşten duvarlarla kaplı bir otel odasında mı?
Gece gündüz yanıp sönen telefon ekranında mı?
Gölgene yenik düştüğünde kim tutar seni?
Annen mi, dostların mı, erkeğin ya da kadının mı?
Sen kendini tutabilir misin?
Gölgenle dans edebilir misin?

Mutlu olduğunu sandığı evliliği içinde arzularına engel olamayıp başka sulara yelken açan Su, gölgesinin karanlığında kaybolarak gerçek benliğiyle yüzleşiyor. Su’yun kendisini tanıma yolculuğu, annesiyle olan ilişkisini sorgulaması ve etrafındaki kadın dostlarının dertlerinin de iç içe geçmesiyle derinleşiyor.

Su’yun Gölgesi, Londra’dan İstanbul’a uzanan, zaman zaman Marmaris’in bir köyünde sarpa saran bir hikâye. Şehir hayatının boşluklarında kaybolmuş kadınların hikâyesi. Yaraları kabuk bağlamış anneler ve kızlarının hikâyesi. Birbirinde gölgesini bulmuş bir adam ve kadının hikâyesi. Su gibi akabilecekken yolları tıkanan bir evliliğin hikâyesi…

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Nilgün Şimşek’in yeni romanı “Kesin ki Seni Seviyorum” yayımlandı

nilgün şimşek küçükBüyük ilgi gören “Siyah Sardunyalar” adlı romanın yazarı Nilgün Şimşek’ten yeni bir eser: “Kesin ki Seni Seviyorum” Tren tünele girmişti. İyice karardı her yer. İs kokusu sardı etrafı. Yavaşça saçlarımdan öptü. Öylece kaldım, havada asılı kalan soruları araladım. Bu karanlık kardan çıkmak istiyordum artık. Işık her şeyi çözer diye düşündüm. Göğsüne başımı yaslayıp, “Sakın bir yerlere gitme, benimle kal!” dedim. İnci bir ömrü, aşkını, düşüncesini ona mektuplarla açan Vural’a adar. Altmışların başlarında genç bir eczacı kadın olarak, ailesine rağmen aşkının peşinden İstanbul’dan Malatya’ya sürüklenen İnci, varoluşu edebiyatta arayan Vural’la çalkantılı bir hayat geçirecektir. Bir gün sormadan edemez, ben kimdim? Kimi sevdim? Peki ya Vural? Kesin ki Seni Seviyorum, okuru Vural Bilgin’in mektuplarının derinliğinde İnci Uslu’nun hatıralarının ışığında Orta Anadolu’da sıkışıp kalmış aydınların hüzünlü ve zorlu aşk hikâyesine sürüklüyor.

Satın almak için tıklayın D&R

Orhan Çetinbilek’in yeni romanı “Belkıs” yayımlandı

belkis“Rosa ile Ejder” romanının yazarı Orhan Çetinbilek’ten yeni bir eser.

“Neyi bulacağımızı bilmiyoruz, belki de bulacağımız bir şey yok ama yola devam etmeliyiz.” (Biberon)

İki eşek, kaderin kötülüğüyle şuna buna hınç duymak yerine, kendilerini yeniden yaratmanın yolunda saldırgan birer aslana dönüşmüştü. Sahip olmalarının sözsüz dayatıldığı her şeye (Tanrı, din, inanç, bağlılık, alışkanlık, tevekkül…) koskoca bir hayır çekmişlerdi.

Bunun bedelini ödediler.

Kitabı almak için tıklayın: http://www.idefix.com/kitap/belkis-orhan-cetinbilek/tanim.asp?sid=I16FP08UB1S0ST6L8CUY

“Gündüz Kelebeği” yayımlandı

gunduz kelebegiDilek Neşe Açıker‘in yeni romanı “Gündüz Kelebeği”, Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı.

“Şimdi buradayım. Bir adam ve bir adanın korumasındayım. Denizin adayı koruduğu gibi, Fuat da beni bağlı olduğum her şeyden kopararak korumayı seçti. Kırarsam, elimi keseceğim camdan bir kafesteyim.”

Sevdiği adam uğruna sessizliği seçen İnci, paranoyaları ve tutkuları arasında “düzen” dediği hayatı sürdürmeye çalışan Fuat, yolunu kaybeden Ali, yıllar boyu sırlarla yaşamanın ağır yükünün acısını sevdiği herkesten çıkaran Mukaddes. Her biri iyi ile kötü arasındaki sınırı aşmamak için mücadele ederken yenilen yalnız insanlar.

Sislere gömülen bir ada, Samatya’da bir kahve ve kusursuz görünen evlerin kalın duvarları arasına gizlenen hayatlar… Gündüz Kelebeği, farklı nedenlerle sessizliği seçen insanları anlatan garip bir roman…

İnsan roman okuyarak değişir mi?

roman

 

Edebiyatın tedavi edici yönü var mıdır? Bir draje hap gibi günlük yaşantımızda kullanılabilir mi? Bu sorulara bilim insanları cevap aradı.. İşte o sonuç…

Edebiyatın ‘iyileştirici’ niteliğinden yola çıkan bir grup bilim insanı, nitelikli romanlarının insan beynini geliştirip keskinleştirdiğini, sosyal bağları güçlendirerek kişiliği değiştirdiğini ve ilişki kurmayı kolaylaştırdığını koydu ortaya. 

Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makaleye göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşmek, hem hayal dünyasını zenginleştiriyor, hem de sosyal bağları güçlendiriyor. Nitelikli bir roman, bu etkileriyle insan beynini de keskinleştiriyor ve insan davranışlarına ilişkin sağlam ipuçları veriyor. İki bilim insanı, insan beynini en fazla geliştiren on romanı da tespit etmişler.

LİSTEDE YER ALAN ON ROMAN

İnsan roman okuyarak değişir mi? yazısına devam et

Belli başlı edebiyat ödülleri

edebiyat ödülHALDUN TANER ÖYKÜ ÖDÜLÜ

Milliyet Gazetesi tarafından, yazar Haldun Taner anısına, 1987 yılından beri düzenleniyor.

Ödüle, kısa öykülerden oluşan, yayımlanmış bir kitapla ya da kitap olabilecek nitelikte en az üç öykünün olduğu bir dosyayla başvurulabiliyor.

SAİT FAİK HİKAYE ARMAĞANI

 

Yazar Sait Faik Abasıyanık anısına, her yıl, yazarın ölüm yıldönümü olan 11 Mayıs’ta verilen öykü ödülü. 1955 yılından beri düzenleniyor.

ÖMER SEYFETTİN HİKAYE ÖDÜLÜ

Gönen Belediyesi tarafından her yıl 6-11 Mart tarihleri arasında,  Yazar Ömer Seyfettin anısına düzenlenen öykü ödülü.

AHMET HAMDİ TANPINAR EDEBİYAT ÖDÜLÜ

2001 yılından beri her yıl, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ölüm yıldönümü olan 24 Ocak'ta düzenlenen, edebiyatın değişik alanlarında üretilmiş eserlere verilen ödül.

YUNUS NADİ ÖDÜLLERİ

Gazeteci Yunus Nadi anısına, 1946 yılından beri düzenlenen kültür-sanat ödülleri.

Öykü, roman, şiir, sosyal bilimler ve karikatür dallarında veriliyor.

YAŞAR NABİ NAYIR GENÇLİK ÖDÜLLERİ

Varlık Dergisi ve Varlık Yayınevi’nin kurucusu Yaşar Nabi Nayır anısına, her yıl şiir ve öykü dallarında verilen edebiyat ödülü. Varlık Dergisi’nin kuruluş yıldönümü olan 15 Temmuz’da veriliyor. Sadece 30 yaşın altındaki şair ve yazarlar katılabiliyor.

CEVDET KUDRET EDEBİYAT ÖDÜLLERİ

1992 yılından beri her yıl, dönüşümlü olarak şiir, roman, öykü, tiyatro, deneme-eleştiri-inceleme alanlarında veriliyor.

“Bir Osmanlı Yazı” Çıktı

Melih Esen Cengiz’in Bir Osmanlı Yazı adlı romanıyla 1914 yılında Balkan Savaşları’nın yaralarını sarmaya çalışan Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul’a konuk oluyoruz. Tarih merakının yanında sıkı bir Fenerbahçe taraftarı olan yazar Melih Esen Cengiz kitabında, futbol kulüplerinin Osmanlı topraklarında yeni yeni kurulmaya başlandığı 1900’lerin başında, Fenerbahçe’nin Goeben ve Odesa takımlarıyla yaptığı maçların hikâyesiyle birlikte Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girişini anlatıyor okurlarına. Akdeniz’de peşlerine takılan ingiliz filosundan kaçarak Osmanlı karasularına sığınan Goeben ve Breslau adlı Alman yapımı zırhlı iki savaş gemisi, Osmanlı karasularına sığındıkları Ağustos 1914 tarihinde Osmanlı donanmasına katılırlar. Goeben’in ismi Yavuz, Breslau’nun ismi de Midilli olarak değiştirilir.

 

Yavuz ve Midilli zırhlılarının mürettebatları ve Fenerbahçe futbol takımının oyuncuları, romanın asıl kahramanlarıdır.

Fenerbahçeli taraftarlara duyurulur..

Yazarla ilgili ayrıntılı bilgi için: http://www.melihesencengiz.com/

İlknur Uğur’un İlk Romanı “Yansıma” Yayımlandı

“Gözlerimi kapatıp bir hayale dalmakla gözlerimi açıp o hayalin güzelliğinden mahrum kalmak arasında sıkışıp kalmıştım. Bir tarafta gerçeklik, diğer tarafta aklımın sınırlarını zorlayan hayallerim vardı. İşin güzel tarafıysa her ikisinde de onun olmasıydı.”

Yaren Artul beklenmedik bir kaza sonucu ailesini kaybetmiş, uzun bir bunalımın ardından yeni bir hayat kurmak için büyük bir köşkte yaşayan Sümeyye Hanım'ın bakıcılığını üstlenmiştir.
 
Ne var ki yeni hayatı göründüğü kadar sakin geçmeyecektir. Çünkü Yaren'in ölen babası Turgut Artul, gizli biyoloji savunması alanında çalışan bir bilim adamıdır ve bütün insanlığı etkileyecek bir buluşa imza atmıştır. 
Koruyucu adı verilen bu buluş insanın DNA değişkenliğini ortaya çıkaracak ve üstün bireysel korumayı sağlayacaktır.
 
Yaren birdenbire kendini korkunç çıkar ilişkilerinin, büyük bir tehlikenin ve bir o kadar da büyük bir aşkın ortasında bulacak ve olaylar hızla gelişecektir.

Türk Ortaçağı’ndan Bir Bahadırlık Romanı: Konstantinopolis Kapılarında

“Konstantinopolis Kapılarında” Türk Ortaçağı’nı anlatan bir tarihi roman. Malazgirt Meydan Muharebesi’nin ardından beş yıl gibi kısacık bir sürede tüm Küçük Asya’yı boydan boya fethederek dönemin dünya imparatorluğu Bizans’ın başkenti Konstantinopolis’in kapılarına dayanmış özgür Türkmen boylarının sergüzeştine odaklanmış bir yapıt. Bir anlamda Anadolu’da ilk Türk devletinin kuruluşunun hikâyesi.

Romanda, Büyük Selçuklu İmparatorluğundaki veraset meselelerinden dolayı kendine yeni bir yurt arayan Kutalmışoğlu Süleyman Şah önderliğindeki seleflerimizin; yani Anadolu’yu yurt edinmiş ilk Türkmen boylarının çarpıcı ve adanmışlık dolu serüvenleri, bugüne kadar Türk edebiyatında benzerine pek rastlanmamış bir teknikle anlatılıyor.

Naif, tutkulu ve gözüpek bahadırlar, Nikaa’nın alınması ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurulabilmesinin önündeki engelleri ortadan kaldırabilmek için tehlike ve entrika dolu Konstantinopolis dehlizlerine korkusuzca atılıyorlar. Konstantinopolis’te bin bir çekişme  arasında, ülkeleri ve sevdikleri için fedakâr ve feragatli bir çaba içindeyken tıpkı şövalye romanlarında olduğu gibi bizleri heyecandan heyecana sürüklüyorlar.

Fakat bizim bahadırlarımız, şövalyeler gibi krallar, soylular, ruhbanlar ve varsıllar için değil; özgürlük, kardeşlik ve paylaşma uğruna; kısacası halkları uğruna yaşamlarını tehlikelere atıyorlar… Türk Ortaçağı’ndan Bir Bahadırlık Romanı: Konstantinopolis Kapılarında yazısına devam et

“Leblebi” Yayınlandı


Gizli Bir Kahramanın Öyküsü: Leblebi

Leblebi, Anadolu’nun asil çocukları olan Hititlerin, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın ve İpek Yolu’nun geçtiği topraklarda, ihtişamını ambalajına, fiyatına yüklemeden, özüne yüklemiş bir kuruyemiştir. İç zenginliğini sade ve abartısız bir şekilde, birilerine sunmaya çalışmadan yansıtır leblebi. Ona alışan ve her yerde onu arayanların sayısı onu pazarlayanlardan azdır. Bu kitaba konu olan gizli kahramanı, en iyi anlatan kuruyemiştir leblebi. Çıkış noktaları ve duruşları aynıdır. O gizli bir kahraman ve Anadolu’nun asil çocuğudur. “Leblebi” bir gidişin hikâyesidir. Asaletine tutunarak kolaylaştırılmaya çalışılan bu gidiş hikâyesi, gizli bir kahramanın sureti üzerinden, Anadolu’nun tüm gizli kahramanları fark edilsin, hatırlansın diye yazılmıştır. Deniz Başıbüyük, okurunu acının sınırlarında ustalıkla dolaştırıyor… “Leblebi”, farklı ve sarsıcı bir ilk roman… Gizli kahramanlarıyla yaşayanlara, gizli kahraman olanlara…

***

Deniz Başıbüyük – Leblebi – Roman – Yitik Ülke YAyınları

Satın almak için: http://t.co/kL0weJ7