Etiket arşivi: roman

“Leblebi” Yayınlandı


Gizli Bir Kahramanın Öyküsü: Leblebi

Leblebi, Anadolu’nun asil çocukları olan Hititlerin, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın ve İpek Yolu’nun geçtiği topraklarda, ihtişamını ambalajına, fiyatına yüklemeden, özüne yüklemiş bir kuruyemiştir. İç zenginliğini sade ve abartısız bir şekilde, birilerine sunmaya çalışmadan yansıtır leblebi. Ona alışan ve her yerde onu arayanların sayısı onu pazarlayanlardan azdır. Bu kitaba konu olan gizli kahramanı, en iyi anlatan kuruyemiştir leblebi. Çıkış noktaları ve duruşları aynıdır. O gizli bir kahraman ve Anadolu’nun asil çocuğudur. “Leblebi” bir gidişin hikâyesidir. Asaletine tutunarak kolaylaştırılmaya çalışılan bu gidiş hikâyesi, gizli bir kahramanın sureti üzerinden, Anadolu’nun tüm gizli kahramanları fark edilsin, hatırlansın diye yazılmıştır. Deniz Başıbüyük, okurunu acının sınırlarında ustalıkla dolaştırıyor… “Leblebi”, farklı ve sarsıcı bir ilk roman… Gizli kahramanlarıyla yaşayanlara, gizli kahraman olanlara…

***

Deniz Başıbüyük – Leblebi – Roman – Yitik Ülke YAyınları

Satın almak için: http://t.co/kL0weJ7

Ece Erdoğuş’tan “Yok Olma Kılavuzu”


“Hayatın anlamsızlığı karşısında yapılabilecek en anlamlı hareket onu imha etmekti…”

O çatıya çıktım, çünkü ölmek istiyordum… Oraya çıktım, çünkü hayatın anlamsızlığı karşısında yapılabilecek en anlamlı hareket onu imha etmekti.

Tek bir adımım yeterdi… Boşluğa atılacak tek bir adım. Küçücük bir çocuk adımı bile bu işi bitiriverirdi. Hiçbir zaman bir babadan olmamış, bir anneden doğmamış, hiç nefes almamış ve hatta hiç büyümemiş olmama bile yeterdi. Havaya atılacak tek bir adım… Yerle biraz geç buluşacak. Belki üç dört saniye kadar sürecek… Ama yere varacak. İçinden herhangi bir düşünce geçebilecek bir aklım kalmayacak.
Dünya ölecek, bildiğim her şey ölecekti.

“Neyse”lere fit olup hayata devam etmeyi kabullenmeyen bir genç adam… Dibine kadar “gerçek” değilse hiçbir hisse kapı aralamayan bir kahraman…

Ece Erdoğuş’tan Yok Olma Kılavuzu her satırı keskin bir varoluş mücadelesiyle örülmüş sarsıcı bir roman.
Erdoğuş’un Kolpa isimli romanı da Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştır.

***
ECE ERDOĞUŞ

1982 yılında doğdu. Ortaokulda tiyatro ve yazıyla ilgilenmeye başlayan Ece Erdoğuş, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu. 1998’de Ferhan Şensoy’un Nöbetçi Tiyatro sınavını kazandı. 2000-2005 yılları arasında Ortaoyuncular’da rol aldı, yönetmen yardımcılığı yaptı.

“Mavi Dağ” Çıktı


İzmirli yazar ve iş kadını Gülşah Elikbank’ın Günebakan Üçlemesi adını verdiği serinin ilk kitabı Siyah Nefes Ocak 2010’da okuyucuların beğenisine sunulmuştu. Kısa sürede özellikle genç okuyucular tarafından oldukça sevilen roman fantastik türde Türk yazarların başarısını ortaya koyması bakımından da önem taşıyordu. Serinin merakla beklenen ikinci romanı “Mavi Dağ” çıktı.

Mavi Dağ’da macera artarak devam ediyor. Lanetin çöktüğü kasabadan gerçek hayata “düşen” Nil ve Kayra’nın aşkı Mavi Dağ’a giden yolda sınanıyor. Günebakan Nil, ailesi ve sevdiklerini kurtarmak için kendini daha zorlu bir sınavın içinde buluyor. Tehlikeler ve tuzaklarla dolu bu yolculuk onların ailelerine kavuşmalarının tek yolu! Mavi Dağ’ın her satırını Kayra ve Nil’in aşkıyla okurken sayfaları gerilerek çevireceksiniz.

***
Gülşah Elikbank, 1980 doğumlu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladı. Ardından yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi’nde Yönetim ve Çalışma Psikolojisi üzerine yaptı. Üniversite son sınıftan bu yana iş dünyasının içinde yer alırken bu sürenin son yedi yılında Türkiye’nin üç bölgesinde faaliyet gösteren İzmirli bir turizm ve inşaat firmasında üst düzey yönetici olarak çalıştı.

Selçuk Altun’dan “Bizans Sultanı”

Selçuk Altun’un yeni romanı “Bizans Sultanı”, geçen günlerde Sel Yayınları’nca yayımlandı. Kitap, bir roman olmasının yanında adeta Bizans ve eski İstanbul tarihi üzerine bir kaynak niteliğine de sahip.

Bizans resmi tarihine göre yaşlı imparator XI. Konstantinos, başkent surlarında Osmanlı kuvvetlerine kılıç sallarken öldü. Bazı tarihçilere göre o, Türklerin elinden son anda kurtulan bir Ceneviz gemisiyle kaçmıştı. Konstantinopolis (İstanbul) düştükten sonra imparatorun cesedi bulunamadı. İstanbul’un fethinden 555 yıl sonra, üç gizemli adam Galata’da yaşayan bir akademisyene ulaştı. Onlar 1475’te İtalya’da ölen, son Bizans imparatorunun vasiyetini yerine getirmek için kurulan gizli örgüte mensuptular. Bir satranç ustası olan genç adama, XI. Konstantinos soyundan geldiğini kanıtladılar. O artık sürgündeki Bizans imparatoru XV. Konstantinos’tu. Örgütün başına geçmek ve servetine hükmetmek için ata vasiyetinin son maddesini yerine getirmesi; vasiyetin ne olduğunu öğrenmesi içinse altı duraktan oluşan bir sınavdan geçmesi gerekiyordu.Bu roman, gezegene modern yaşamın tohumlarını atan Bizans uygarlığına bir saygı buketidir. Bizans Sultanı’nda okur, bir gizem ve gezi hipodromuna girecek.

***

Selçuk Altun 1950’de Şavşat-Artvin’de doğdu. 1973 yılında Boğaziçi Üniversitesi işletmecilik Bölümü’nü bitirdi. Aynı bölümde 1974 yılında master’ını tamamladı. Özel sektörde, genellikle finans kesiminde yöneticilik yaptı. Dergi ve gazetelerde, kitap ve kitabevleri üzerine kılavuz denemeler kaleme aldı, derleme ve seçkilerde çevirmenlik yaptı. Romanları, Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir, Bir Sen Yakınsın Uzakta Kalınca, Ku(r)şun Lezzeti ve Annemin Öğretmediği Şarkılar ilgiyle karşılandı.

Ö – Öykü

Adım “Öykü”; yazmanın öykü hali…  Şiirin öz, romanın üvey kardeşi diyorlar bana. Bir de romanı evliliğe, beni sevgiliye benzetiyorlar. Gerçi benden iyi eş olmaz, anne de… Günlük hayatın içindeyken zihnimin büyük bölümü öykücünün yazdıklarındadır, eşyanın tabiatı gereği. Benden olsa olsa bir susuş olur ya da fazla oturmadan kalkıp giden bir misafir… Bana hikâye de diyorlar, bilmediklerinden olacak öyküyle hikâyenin farkını. Herkes bir özlü söz bulmuyor mu kendisine zaten! Bir önerme kuruyor ya da kolaycılığa kaçıp hazır önermelerden birinin peşine takılıveriyor. Bir sevdiğimin söylediğini bilirim ben. Öykü bir isimse, en çok yakışanı, en çok sevdirenidir, der benim için. Gözümün ilk ağrısı, hüznü, heyecanı, özlemi… Kumral tenli, kocaman gözlü, mis kokulu, ufak tefek… Her teli ayrı güzelmiş saçlarımın. Öyle narin, sakin, içine kapanık bir yapıya sahip olduğumu sanırlar, bir çırpıda okuyabildiklerinden herhalde. Bir insan nefesini hiç konuşmadan bir öykü süresi kadar tutabilir belki. Oysa bir çırpıda yazılmam ben. Dallı budaklıyımdır, köklü topraklı. Ritimli, nüktedan, huzursuz, şaşırtıcı, sıkı örgülü, özenli,  binbir anlamlı…

Esra Karaosmanoğlu – Özlem Özyurt

KİMİN SEÇİMİ

11 Haziran 2025- Dünya Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi – 136. Kat – Toplantı Salonu

Hafta başından bu yana durdurak bilmeksizin düşüşe geçmiş dünya borsalarına ve artık bir felakete dönüşmeye yüz tutmuş uluslararası ekonomik görüntüye rağmen başkan George Alain Gilbert soğukkanlılığını korumayı başarmış görünüyordu. Zaman zaman yanındakilere takılıyor, dünyanın farklı finans merkezlerinden gelen uzmanlarla kafa bularak ortamı yumuşatmaya çalışıyordu. Oysaki çaresiz bir bekleyiş içerisinde, endişeli gözlerle etraflarına bakınıp duran ekonomist takımının gergin dudakları, yalandan gülümserken bile, ağlamaklıydı. Nasıl olmasındı ki ? Sadece ilk iki günde 2008 Ekonomik Bunalımı’nın yol açtığı zararları bile solda sıfır bırakacak ölçüde önemli kayıplar verilmiş, dünyanın en önde gelen enerji ve çevre teknolojisi devlerinin kasaları tam takır oluvermişti. Milyarlarca insanı ekonomik yıkımdan çekip çıkaracak kararları almanın ağırlığı da, bu toplantıya katılanların omuzlarına yüklenmişti. KİMİN SEÇİMİ yazısına devam et

Nihat Ziyalan’ın Yeni Kitabı

İstanbul’dan Sidney’e uzanan bir yolculuk, genç bir insanın kendini bulma öyküsü!

Edebiyatımızın değerli kalemlerinden, 2009 Çukurova Ödülü sahibi, şair, öykücü Nihat Ziyalan, ilk gençlik romanını “Köprü Kitaplar” dizisi için yazdı. Yazar, kendi yaşamından izler taşıyan romanında, İstanbul’dan Sidney’e uzanan bir öyküyü anlatıyor. İstanbul’da ilk aşkı, aile bağlarını, gelecek endişesini konu ederken, Sidney’de gurbetçilerin iki farklı kültür arasında kalmışlığına, sığınılan değerlere ve yabancılık duygusuna tanıklık ediyor; göçmenlik ve gençliğin beklentileri üzerine düşündürüyor. İstanbul’un kültürel çeşitliliğini en iyi yansıtan bölgelerden olan Beyoğlu’nu merkezine alan roman, Ziyalan’ın şiirsel üslubuyla biçimleniyor. Günümüz gençlerinin, geleceklerine ilişkin karar verirken yaşadıkları karmaşık duyguları, kaygı ve çıkmazları ustaca dile getiriyor.

“Arabada Kim Var?” Çıktı

 

Gökçe İspi Turan, polisiye öykülerde bulmaca çözmeyi seven okurları, heyecanı  ve şaşırtmacası bol bir ilk-roman olan "Arabada Kim Var?" ile karşılıyor. Roman, Cumhuriyet Kitapları yayınevince yayımlandı.

İstanbul-Toronto arasında mekik dokuyan üç paralel öyküde, kimi zaman bir intiharın nedeninin peşine düşüp “Acaba ortada bir katil mi var?” sorusunun cevabını arıyor, kimi zaman muhafazakâr Müslüman bir ailenin cinsellik bağımlısı oğullarının bir anda tehditle örülen macerasına tanık oluyor, kimi zamansa belleğini yitirmiş bir kadının “Misafirhane” adı verilen, yarı hapishane yarı akıl hastanesi bir yerden kaçıp kurtulma çabasına yardım ve yataklık ediyor.

Gökçe İspi Turan, kalemini kamera gibi kullanarak, ilerledikçe aroması belirginleşen bir film tadı veren romanında, ipuçlarını birbirine düğümlüyor ve “aslında neler olup bittiğini” anlamaya çalışan okura meydan okuyor…

Yazar, bu ilk romanını  “aynanın sırrının” arkasına da bakmayı akıl eden tüm okurlarına adıyor… 

 

Hikmet Temel Akarsu “Kaybedenler’in Öyküsü”yle İngilizcede

Türkiye’deki yeraltı edebiyatının en önde gelen yapıtlarından biri; birçoklarına göre de en önemlisi sayılan ‘Kaybedenler’in Öyküsü İngilizcede yayımlandı.

90’lı yılların ikinci yarısında yayımlandığında büyük ilgi gören ve bir dönem gençliğini derinden etkileyen Hikmet Temel Akarsu’ya ait ‘Kaybedenler’in Öyküsü adlı kült roman Emre Karacaoğlu tarafından İngilizce’ye çevrilerek Amazon.com’da “kindle-book” olarak yayımlandı. Kapak fotoğrafı ise tanınmış kısa film ve fotoğraf sanatçısı Gökçe Pehlivanoğlu’na ait.

Hatırlanacağı üzere 90’lı yıllarda küreselleşmenin yaygınlaşmaya başlamasının ilk yansımaları olarak gelişmiş metropolleri saran yadsıyıcı duygular en çok İstanbul’un Kadıköy semtinde gençleri etkisi altına almıştı. Rock müziğinin bir alt türevi olan grunge rock akımı giderek yayılırken depresyon ve yabancılaşma kapsayıcı bir hal almıştı. Böyle bir ortamda yayımlanmakta olan bir radyo programı (Kaybedenler Kulübü) eksen alınarak yazılan romanda Kadıköy’deki grunge rock ortamları, o dönemki yeraltı kültürü ve muhalif duygu derinlemesine verilmişti. Daha sonra üç de devam cildi yazılarak İstanbul Dörtlüsü (“Rock ’n’ Roman”) adını alan seri, (İngiliz, Küçük Şeytan ve Media) yaklaşık 800 sayfalık bir eser. Olasılıkla bütün zamanların en uzun rock romanı.
Hikmet Temel Akarsu “Kaybedenler’in Öyküsü”yle İngilizcede yazısına devam et

Gerçeği Arayış: Nihilist

Ceylan Koryürek

Nihilist Hikmet Temel Akarsu’nun son romanı. Kitaptaki ondokuz anlatı iğne oyası gibi işlenmiş, her bir sözcük sanki defalarca düşünülmüş ve belki de bu yüzden anlatılanlar çok canlı.

Kendini, Reddedilenlerin Mesih’i olarak gören saf bir yüreğin yazdığı metinlerin, söylemlerin ve iyilik için verdiği mücadelenin karşılıksız kalışını ve iktidarlarca nasıl kullanıldığını anlatan, okuyucuyu kendi devinimi içine alan merak öğesini sonuna kadar devam ettiren bir yapıt.

Anlatımın özgünlüğü ve canlılığı kendi içindeki heyecanı sürükleyip götürürken, olaylar Roma devrinde yaşansa da bugün de aynı manzaralarla gerçek gözlerimizin önünde. Kitap dehşet verici görüntülerle, neden, niçinlerle sarıp sarmalıyor okuyucuyu.

Gerçeği Arayış: Nihilist yazısına devam et