Etiket arşivi: ropörtajlar

“İki Satır Aşk”… Aşkı Bilen Bilmeyene Anlatsın

Cüneyt Asi Duru ve Çisel Onat

“İki Satır Aşk”ın yazarları Çisel Onat (@CiselOnat) ve Cüneyt Asi Duru (@cuneytasiduru) ile Yitik Ülke okurları için kısa bir söyleşi yaptık.

Söyleşi: Kadir Aydemir (@yitikulke)

***

– Çisel Onat ve Cüneyt Asi Duru olarak birlikte bir kitap çıkarttınız. “İki Satır Aşk” kitabı nasıl projelendirildi, nasıl ortaya çıktı? Kitabın macerasını bizlerle paylaşır mısınız?

Çisel: Uzun zamandır beraber bir kitap yazma düşüncemiz vardı. Bir gün Twitter’da aynı anlarda online olduk ve ben ortaya bir tweet yazmıştım. Aşkla ilgili… Sonra bir baktım aynı dakikalar içinde Cüneyt de bir tweet atmış o da aşkla ilgili… İkimizinkini art arda okuyunca birbirine yazılmış gibi tınladı. Hemen Cüneyt’i aradım ve “Ortak kitabımız hayırlı olsun” dedim. İkimiz de epey heyecanlandık ve gerçekten ciddi bir çalışma sonucunda İKİ SATIR AŞK doğdu.

Cüneyt: Tesadüfe inanmayan biriyim, Çisel’in de anlattığı gibi bir gece Twitter’da doğan bir proje bu… ama sonrasında tahmin edersiniz ki üzerine epey kafa yorduğumuz ve cümleleri yazarken, onları birleştirirken oldukça keyiflendiğimiz bir kitap oldu…  “İki Satır Aşk”… Aşkı Bilen Bilmeyene Anlatsın yazısına devam et

Gizemli bir kadın uslanmaz bir aşık…

Viyana’da okuyan genç bir öğrenci ülkesine dönmeye birkaç gün kala gizemli bir kadına aşık olur. Ama sıradan bir aşk macerası değildir bu; tutkunun pençesine düşer ikisi de ve bu girdapta sürüklenirler. Birbirini arzulayan bu iki beden arasında sanıldığından daha fazla kişi vardır. Daha fazla erkek ve daha fazla kadın…
iyana’nın antik görüntüsünü kendine fon olarak seçen ‘Durgun Sular Sessiz Akar’, Muammer Kırdök’ün ilk kitabı ‘Ölümsüz Olduğum Zamanlar’da olduğu gibi bilinç akışının oldukça öne çıktığı bir roman. Kaygılar, sorgular, peş peşe gelen pişmanlıklar ve çaresizlik arasında Kayhan Yağcıoğlu saplantıya dönüşen bir aşktan kurtulmaya ya da bir kadının karşısında gerçek kimliğiyle var olmaya çalışıyor. Ama bunun kolay olmayacağı da daha ilk sayfadan anlaşılıyor.

‘Durgun Sular Sessiz Akar’ın atmosferiyle başlamak istiyorum öncelikle… 19. yüzyılın atmosferi kitabın geneline sirayet ediyor. Binalar, yapılar ve karakter sanki orada yaşıyor…
Benim için sevindirici bir saptama bu, ayrıca rastlantı da değil. Romandaki olayların anlatıldığı yıllarda Viyana’nın 19. yüzyıldan, hatta daha eskilerden kalma arkaik bir yüzü var. En ağır kurşuni renklerin gökyüzüne çöreklendiği, sessizliğin sokaklarda yatıya kaldığı uzun kış aylarında kentin egemenliğini sanki geçmişin ruhu ele geçiriyor, insanlar kısacık ömürleriyle yüzyıllık yapıların arasında değersizleşiyor. Kentin nefesine sinen ağır melankoli romanın kahramanı Kayhan’ı da içine çekip eritiyor. İstanbul’un havasından eksilmeyen hüznü düşünün, Viyana’nın melankolisi de sevgilisinden yeni ayrılan birini allak bullak etmeye, yaşadıklarını sorgulamaya yetiyor romanda. Gizemli bir kadın uslanmaz bir aşık… yazısına devam et