Etiket arşivi: sanat cephesi

“Sol Kültür” Dergisi Yayında

“Sol Kültür” dergisi http://kultur.sol.org.tr adresinde yayın hayatına başladı. Dergi tüm okur ve yazarların katkılarını bekliyor. Yazar Kaan Arslanoğlu, derginin ilk sayısının giriş yazısında aşağıdaki cümlelerle karşılıyor bizi:

Başlarken


Sevgili Okur,

Resimli Ay’ı bilir misiniz? Ya da Yeni Lef’i. Doğaldır ki, ben o kadar eskileri alıp elime okumadım çıktığı günlerde. soLKültür de işte yeni bir yayın. Her yeni yayın ortak mirasımızdan izler taşır. Her yeni yayın yeni bir heyecanla çıkartılır. Solda her yeni kültür yayını Nâzım’ın, Mayakovski’nin dergilerinin ilk gün heyecanıyla alevlenir. Aynı zamanda geçmişin tortularıyla, hayalleriyle ve hayal kırıklıklarıyla. Bitimsiz bir mücadeledir. Bayat bir söylem belki ama, her zaman koşulmayan belli yerlerde yürünen -belki daha çok da sürekli yürünen- bir bayrak yarışıdır bu. Kültür sanat yayıncılığının geçmişte birçok örneğiyle karşılaşmışınızdır, bazılarınız böyle deneyimlerin içinde yer almışsınızdır. Belki de halen de sürdürmektesinizdir bir yerlerde çabalarınızı. Biz de yakın zamanda Sanat Cephesi deneyimi yaşadık, güzellikleriyle olumsuzluklarıyla.

Devir başka devir. İnternet çağındayız. Aramızda çok tartıştık. Bir internet gazetesi basılı yayının yerini tutabilir mi diye. Kuşkusuz tutmaz. Bazı eksileri belirgindir sanal alemin, fakat çok da artısı bulunur. Bizim niyetimiz artıları artırmak, eksileri eksiltmek.

Bu sayfalarda ağırlıklı olarak sanat haberleri, genel olarak kültürel haberler ve yeri geldiğinde yaşam haberleri bulacaksınız. Söyleşiler. Ayrıca makaleler, denemeler, kuramsal yazılar, incelemeler. Ürün bölümlerimiz olacak. Sizlerden gelen başta şiir ve öykü dalı olmak üzere karikatürlere, desenlere, fotoğraflara yer vereceğiz.

Habercilikte iddia taşımamız elbette profesyonelleşmemize, teknik-maddi olanaklara ve kadrolara bağlı. O noktalarda işe pek geriden başladığımızın bilincindeyiz. Ancak bir de ayrıcalığımız var aynı konuda. Bizler paraya, piyasaya bağlı değiliz, o yüzden bakış açımız çok daha geniş ve özgür. Amacımız başka yayınlardan kolayca ve daha ayrıntılı ulaşacağınız haberleri size tekrarlamak olmayacak. Başka yerde çıkmayacak haberleri, söyleşileri size yansıtabilirsek kendimizi başarılı sayacağız. Ve başka yerlerde de çıkan haberleri farklı bir açıdan görmenizi sağlayabilirsek.

“Yazılamalar” ve “Yoğun yazılar” bölümünde farklı görüşler bulacaksınız. Zaman zaman polemikler çıkacak, bu polemiklere taraf olacaksınız. Burada ağırlıklı olarak sanat ve kültür üstüne irdelemeler yansıyacak. Şunu baştan belirtmeliyim ki, sanat alanı insanların en son görüş birliğine ulaşacakları çok yönlü ve pek zengin bir alandır. Belli bir parti, grup veya çevre olarak güncel siyasette kabaca ifade edersek yüzde doksanının üstünde bir birlik sağlayabilirsiniz. Felsefeye genişledikçe iş, bu yüzde yetmiş-seksene iner. Sanatta yüzde elli-altmışlara düşer.

Kimse bir başkasının beğendiği eseri beğenmek zorunda değil, aynı siyasi görüşten bile olsa. Kimse sanatta tıpatıp aynı kuramı savunmak zorunda değil. Zorunda değil derken, bu mümkün de değil zaten. Kim tam uyuma, “doğru sanat anlayışı”na ulaşmış ve onu kim kaybetmiş ki biz bulacağız.

Ama bu şu demek de değil: Sanatta daha yüksek oranlarda fikir ve duygu birliğine ulaşmak çabasından vazgeçeceğiz. Aksine, ne kadar yüksek orana ulaşırsak o kadar iyi. Çünkü bu siyasi olduğu kadar estetik bir sorundur, estetik olduğu kadar siyasi… Sanatta ne kadar çok kişiyle duygu ve düşünce birliği içindeyseniz sizin güzellikleriniz toplumda o kadar yaygınlaşır, güçlenir. Aksi durumda o oranda zayıf düşer ve toplum o oranda çirkinleşir.

Biz bu yayınla estetik duygudaşlık oranını gerçeğin elverdiği ölçüde yükseltmeye çalışacağız. Bunun için anahtar mesele en yüksek katılımı sağlayabilmek. Türkiye’de belli bir temelde anlaşabileceğimiz, bir tartışmayı başlatıp, ürün ortaklaşması yaratabileceğimiz, o kanallarda birlikte ilerleme sağlayabileceğimiz yüzlerce (belki binin üstünde) sanatçı var. Okurlar, ilgili ve bilgili izleyicilerle birlikte on binlere ulaşan bir potansiyel söz konusu.

İşte bu anlamda haber ve yorum üretmede, söyleşiler gerçekleştirmede ne kadar çok insan bize yardımcı olursa o kadar hızlı yol kat ederiz. Ne kadar çok kişi makale gönderirse, ürün yollarsa… Haberleri de bize büyük ölçüde hazır gelmeleri durumunda -yazarlarının onayı halinde- imzalı yayımlamak isteriz. Sanatçı ve izleyici-okur birlikteliği ve artımı doğrudan doğruya buna bağlı. Bizler alana ve yayına katılımı zorlaştıran her türlü engeli ortadan kaldırmaya çalışacağız. Her türlü haber, yazı, ürün göndermek için e-posta adresimiz: kultur@sol.org.tr

Okuyucu yorumları konusuna kısaca değinmeliyim. Yorum düzeneği ne kadar yerinde kullanılırsa o kadar katkı sağlar bir yayına. Ama ne kadar yersiz kullanılırsa o kadar zarar verir. Biz bu bakımdan yorumların uzunluğuna dikkat etmenizi diliyoruz. 1000 vuruşun (boşluklu) üstündeyse diyecekleriniz, lütfen onu bir makaleye çevirip öyle yollayın bize. Belli bir düzeyin üstündeki her gönderi yayımlanacaktır. Yorumlarda yazarın veya yazının konu bağlamından uzaklaşmamaya gayret etmelisiniz. Ayrıca yorumcuların birbiriyle atışması da dışta kalan okur için rahatsız edici olabiliyor. Tüm yayınlarda ve özellikle bir sanat kültür yayınında aşağılayıcı, sataşıcı ifadeler daha çok göz tırmalıyor. Ve yine bir sanat edebiyat yayınında dile, yazım kurallarına temel düzeyde uygunluk önemli.

Şiir ve öykü bölümlerimizde yapıt değerlendirmek için şöyle bir düzenek kurduk: Her iki bölümün de birer editörü bulunacak. Editör arkadaşlarımız bazı eserleri doğrudan yayımlayacak, bazılarını doğrudan eleyecek. Yayınlama kararı vermekte zorlandıkları eserleri hakem değerlendirmecilerimize gönderecekler, onların kararlarına uyacaklar. Öykü editörümüz Barış Çağrı Genç. Sanat Cephesi’nde de aynı görevi üstlenmişti. Hakem değerlendirmecilerimiz Cemil Kavukçu ve Hürriyet Yaşar. Şiirde keza sistem aynı. Hakem değerlendirmecilerimiz Turgay Fişekçi, Nihat Ateş.

Ve başlıyoruz. Hep birlikte göreceğiz. Uçuk hayaller, abartılmış beklentiler düş kırıklıklarına yol açabilir. Ne var ki iddiasız coşkusuz başlamak da başarısızlığı baştan kabullenmektir. Sayfalarımız her okura açık. Ne kadar çok katkı, o kadar çok beğeni getirecektir.

Sanat-kültür yanı gelişmemiş bir politik mücadele başarısızlığa mahkum bir mücadeledir. Özellikle komünistler açısından. Böyle bir ütopyaysa ütopya bile değildir.

Tekrar hoş geldiniz.

Kaan Arslanoğlu

***

“Sol Kültür”e uzun bir ömür diliyoruz.

Yitik Ülke & Yitik Ülke Yayınları ekibi

SANAT CEPHESİ DERGİSİ 39. SAYI ÇIKTI

Sanat Cephesi dergisinin Mayıs ayında raflarda olan 39. sayında, Türkiye Komünist Partisi Kültür Sanat Bürosu’nun yayınladığı bildirge vesilesiyle sol sanat sol siyaset ilişkisi masaya yatırıldı.

“Sanatçının bam teli hep özgürlük olageldi. Sanatsal yaratımın bu kadar baskı altına alındığına daha önce hiç tanık olunmamıştı. Baskının, özgürlük türküleri söyleyerek hegemonyasını kuran neo-liberal bir döneme denk düşmesi artık kimseyi şaşırtmıyor. Sanatçı direnemezse, sanat belki de yok olacak. Sanatçı direnebilmek için emeğin sermayeye karşı direncine enerji aktarabilecek mi?” girişiyle başlayan tartışmada Sol dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kemal Okuyan, Kaan Arslanoğlu’nun sanat-siyaset ilişkisine dair sorularını yanıtladı.

Türkiye Komünist partisi Kültür Sanat Bürosu üyesi Asaf Güven Aksel, güncel gelişmeler başlığında sanatçının alması gereken tutum üzerine görüşlerini aktaran bir yazısıyla tartışmaya farklı bir boyut kattı.

Yedi Tepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Mediha Göbenli tarihsel olayların kurmaca metinler yoluyla aktarılıp aktarılamayacağını tartıştığı yazısını okurlarla paylaştı.

Platanov, kara-ütopyanın dehlizlerinde dolanırken bir hain miydi yoksa devrimin yükünü kaldıramayan bir yazar mıydı, Kaya Tokmakçıoğlu bu sorunun yanıtını aradı yazısında.

Nihat Behram, Osman Çutsay, Ali Mert, Nihat Ateş sol köşelerinden kendi gündemleriyle dergiye renk katmayı sürdürdüler.

Laz Marks Haldun Açıksözlü, Cansu Fırıncı’nın sorularını yanıtlayarak Başbakan’ın Rizeli olup olmadığına açıklık getirdi.

Dünyada neler oluyor diye merak edenler için Almanya’dan Emre Ertem, İngiltere’den Merve Tokmakçıoğlu, Brezilya’dan Emrah Kartal, Avusturya’dan Selim Yalçıner, Hollanda’dan Eda Yenil, Danimarka’dan Hüseyin Duygu yazdı.

Derginin genç kalemlerinden Onur Behramoğlu, Kadir Aydemir, Zafer Köse kendilerine has ilgi alanları ve üsluplarıyla dergideki sabit köşelerinden yazmayı sürdürdüler.

Sezin Yeşildal bu sefer halkın içinden bir ekspresyonist ressamı, Salih Keleş’i konuk etti dergiye.

Sait Faik Abasıyanık hayali röportajıyla ve fotoğraflarıyla, Franz Kafka öyküsüyle ayın “ağır” konukları oldular.

Gökçenur Ç. şiirleriyle, Barış Çağrı Genç öyküsüyle “şiirsiz öyküsüz dergi mi olur” diyenlere “susun okuyun” mesajı yolladılar.

Sanat Cephesi’nden Yeni Başlangıç

“Sanat Cephesi dergisini 33 sayı çıkardık. Yer yer geciktik, yazıları okuyamadık, okuduysak bazen sıkıldık; yer yer güzel öyküler ve şiirler yayımladık, tartışmalar çıkardık, yıllar sonra da ihtiyaç olur diye bazı yazıları hafızamıza kazıdık. Yer yer ilgisizlikten yakındık, yer yer edebiyat dergilerine oranla tirajımız yüksek diye avunduk. Düşe kalka, ama güzel geldik bugüne. Yine de yetmedi bize bu ülkenin muhalif bir edebiyat dergisine çizdiği sınırlar. Her güzelliğin sonu mu vardır, diye endişelendik. Sonunda, boğulacaksak büyük denizde boğulalım diyerek kolları sıvadık.

Sanat Cephesi’nden Yeni Başlangıç yazısına devam et