Etiket arşivi: sanat

Eylül Aslan ve Fotoğraf

Eylül Aslan kimdir?

1990 Istanbul doğumluyum, İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum ve aslında kendimi anlatmayı hiç sevmiyorum.

Sizi fotoğraf sanatına sürükleyen ne idi, nedir başlangıcı bu sevdanın?

Annemin fotoğraf çekmesini izleyerek büyüdüm, profesyonel olarak yapmıyordu ama kamerası hep yanındaydı ve onun çektiği fotoğrafları neden çektiğini anlamaya çalışırdım küçükken. Bir anıyı çok iyi hatırlıyorum, sanırım 9-10 yaşlarındaydım ve Danimarka’dan İsveç’e feribotla yolculuk yapıyorduk, annem de odası olmayıp yerlerde, banklarda, sandalyelerde uyuyan insanların gizlice fotoğraflarını çekiyordu. Çok ilgimi çekmişti. Daha sonra kamerasını bana verdi ve ben de kendi kendime bir şeyler çekmeye başladım. Belki kendi hayatımdan bir kaçış yoluydu benim için, belki de kendimi ifade etmenin yolunu fotoğrafla bulmuştum ama herhangi belli bir sebebi yok fotoğraf çekmeye başlamamın.

Eylül Aslan ve Fotoğraf yazısına devam et

Gençsanat Dergisi Eylül Sayısı Çıktı!

GENÇSANAT EYLÜL SAYISIYLA TÜM YAYSAT BAYİLERİNDE!

“Türk Sanat Ortamında Eleştiriye Tahammülün Sınırları”

Tüm dünyada bir eğlence aracı haline gelen çağdaş sanatın, ticari kaygılarla birlikte sansasyonel ve piyasa eksenli provokatif yönü güçleniyor. Dany-Robert Dufour’a göre tüm bunlara mesafeli duran sanatçıların varolması ise gün geçtikçe zorlaşıyor. Osman Erden, bugün kaliteden çok piyasa değeri ile gündemde olan, herhangi bir eleştiri süzgecinden geçmeyen ve nihayetinde kendini piyasanın belirlediği kurallara teslim etmiş görünen Güncel Sanattan olumlu sonuçlar beklenemeyeceğini vurguluyor. Leslie Riggs, Mao, Marilyn ve Atatürk’ü politik pop ikonları olarak değerlendiriyor.

Riggs, yapıtlarında Mao’yu sınırsızca ele alan Çinli sanatçıların yaklaşımı ile Türk sanatçıların Atatürk imajını kullanma sınırlarını karşılaştırıyor ve Atatürk’e Marilyn’in uzattığı dondurmayı sunuyor. Yaklaşık iki yıldır gündemdeki sergileri ve sanat olaylarını korkusuzca eleştiren Şener Tansoy, yaz sayısındaki yazısında “Genç Yeni Farklı” adlı sergiyi bir fiyasko olarak adlandırdığı için kendisine tahammülsüzce çıkışan Moiz Zilberman’ı Türk sanat ortamındaki örtük şiddetin ve patolojinin bir örneği olarak değerlendiriyor ve gündemin diğer sanat olaylarını irdeliyor. Fırat Arapoğlu, İstanbul’un Galata ve Tophane bölgesinde yeni açılan sanat mekanları ile kentin mutenalaştırma projesini aynı eksen içerisinde okuyarak sorular soruyor. Gençsanat, Eylül ayında da en güncel konulara eleştirel mesafeden bakmaya devam ediyor. Yurtdışından ve yurtiçinden en güncel sanat haberleri, aylık etkinlik ajandasıyla birlikte Gençsanat Eylül sayısı tüm Yaysat bayilerinde.

Güncel Sanatın Piyasa ile İmtihanı
Osman Erden

Çağdaş Sanatın “Eğlencelik Boyutu”-
Provakasyondan Yoksun Sanatçılar
Dany Robert Dufour

Bir Aslan Miyav Dedi Minik Fare Kükredi
Şener Tansoy

Mao, Marilyn, Atatürk: Politik Pop İkonları
Leslie Riggs

İstanbul’un Sanat Haritası Parsel Parsel
Fırat Arapoğlu

Akkavak Sk., Demet Apt., 4/A, 34365, Nişantaşı – İstanbul, Tel: 0212 241 65 35 e-mail: gencsanatdergisi@gmail.com

SANATA DÖNÜŞEN YAŞAMLAR

Nihat Ateş

Özellikle 80’li yıllarda başlayıp bugüne kadar romanımızda süren etkilerden birinin de 60’lı ve 70’li yıllarda devrimci mücadelenin içinde bulunmuş insanların yazar, özellikle de romancı olarak bu dönemde yaşadıklarını romanlarında, öykülerinde aktarma çabalarıyla ilgili olduğunu gördük. Çoğu da bildiğimiz gibi bu yaşadıklarını solu, solcuyu, sol mücadeleyi aşağılamak, karalamak için kullandı. (Bunda, ne kadar karalar, aşağılarlarsa, edebiyat tanrılarınca o kadar kabul görecekleri yanılsaması da etkendi.) Kendi yaşadıklarının bir “edebiyat olacağı” sanısı, yaşadıklarının üzerinden onca zaman geçip belleklerinde bulanıklaşmaya başladıkça edebiyatları da birer “bulanık anılar” silsilesine döndü. Çöküş döneminde de aynı sakızı durmadan çiğneyen -artık yaşını başını almış olmalarına rağmen- yazarları görmek mümkün. Peki “yaşanan”, edebiyata nasıl yansır gerçekten? Bu soruya “hayatım roman” deyip hayatı sakızlaştıran değil, hayatı sanatlaştıran sanatçıların yaşamlarına şöyle bir bakarak bile bir yanıt ya da ipucu bulabileceğimizi düşündüm.

SANATA DÖNÜŞEN YAŞAMLAR yazısına devam et

Doğançay’ın ‘Mavi Senfoni’si Rekor Kırdı

Eserleri dünyanın 64 müzesinde yer alan ressam Burhan Doğançay’ın başyapıtı ”Mavi Senfoni”, Antik A.Ş. tarafından düzenlenen ‘Çağdaş Sanat Eserleri” Müzayedesi’nde, 2 milyon 200 bin TL’ye satıldı. Antik A.Ş. tarafından Swissotel’de Olgaç Artam’ın yönettiği müzayedede, ressam Burhan Doğançay ait çağdaş Türk sanatının en önemli örneklerinden biri olarak gösterilen ve Türk sanat piyasasının en değerli eseri olmaya aday olan ”Mavi Senfoni”, 2 milyon 200 bin TL’ye alıcı buldu. ”Mavi Senfoni”, ressam Doğançay tarafından 1987 yılında tuval üzerine karışık teknikle yapıldı. 1987 yılında ”1. İstanbul Bienali”nde sergilenen yapıt, sanatçının yetenek ve sabrını birleştirerek ortaya koyduğu bir eser olarak dikkati çekiyor.

Doğançay’ın ‘Mavi Senfoni’si Rekor Kırdı yazısına devam et

Contemporary Istanbul

“Contemporary Istanbul” (CI) yerli ve yabancı 301 sanatçı ve 73 galerinin katılımıyla 3- 6 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak. The Sofa Hotel’de dün düzenlenen basın toplantısında konuşan CI Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, tüm sektörlerde olduğu gibi sanat ve çağdaş sanatta da daralma yaşandığını ancak Türkiye’de çağdaş sanatın giderek değer kazandığını ve koleksiyoner sayısının arttığını söyledi.

Contemporary Istanbul yazısına devam et

Kuklalar Taksim’de

Kukla ve gölge oyunu sanatçıları kuklalarıyla birlikte Taksim’de boy gösteriyor. Kuruluşunun ardından ilk toplantısını büyük bir katılımla 2 Haziran 2009 Salıı günü gerçekleştiren UNIMA Türkiye İstanbul şubesi toplantıda alınan ortak bir kararla kuruluşunu kamuoyuyla paylaşmak ve kukla sanatının İstanbul’daki gücünü gözler önüne sermek için Taksim’de bir yürüyüş düzenliyor. Dünyanın ilk uluslararası sanatçı birliği olan ve bu yıl 80. yaşını kutlayan UNIMA’nın İstanbul şubesi kukla sanatının şehirdeki gelişimi adına önemli projeler üretecek. 10 HAZİRAN 2009 Çarşamba günü saat 18.30’da gerçekleşecek etkinlikte İstanbullu kuklacılar kuklalarıyla birlikte Galatasaray Lisesi önünden Taksim Cumhuriyet Anıtı’na kadar yürüyecek, İstiklal Caddesi’ni bir şenlik alanına çevirecekler. Kuklacılar Taksim Cumhuriyet Alanı’nda kuruluşlarını basın ve kamuoyuna duyuracaklar.

ANDY WARHOL Türkiye’de!

“…Her şey plastik; ama plastiği severim. Plastik olmak istiyorum.”

Warhol, 20. yüzyılın en aykırı sanatçılarında biri. Ellili yıllarda başlayan kariyeri, altmışlarda doruğa çıkmış; tüm dünyanın bildiği popüler imgeleri akla gelmedik yöntemlerle yeniden var etmiştir. Altmışlı yıllarda Amerika’nın yaşadığı siyasal ve toplumsal çalkantılara kendi sanatıyla karşılık vermiş; ürettiği her şey hem şaşkınlık, hem öfke, hem de hayranlık yaratmıştır. Marilyn Monroe’dan ’ye, Mao’dan ’ya; kola şişelerinden, çorba kutularına; İsa’dan Mona Lisa’ya kadar akla gelmedik her şeyi pop sanatın ikonları haline getirmiştir. Bu , hakkında hem biyografik bilgileri içeriyor, hem de sanatını farklı bir gözle inceliyor. Zengin görsel malzemesi ve şaşırtıcı saptamalarıyla ’a  farklı bir bakış getiriyor ve sanatçının çektiği sıradışı filmlerden karelere yer veriyor.

© 2009, ÇEKİRDEK FİLM
Yazan ve Yöneten:
Durmuş Akbulut
Seslendiren:
Payidar Tüfekçioğlu
Kurgu: Gökay Doğunal
Teknik Uyguluma:
İmajin
Yapımcı:
Tuncay Takmaz
Yapımcı Kodu: 005419
Kapak Tasarım: Savaş Çekiç
Format:
dvd filmler Süre: 62 Dakika / Renkli
Dil:
Türkçe