Etiket arşivi: serdar çekinmez

Neden Geldik Amerika’ya?

Oldukça ses getiren konsept kitapların yanı sıra farklı ve kaliteli romanlara da ev sahipliği yapan Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan Tayyare adlı harika romanın Paris’te yaşayan yazarı Serdar Çekinmez’le bir söyleşi gerçekleştirmiştik. Yazı hayatına fantastik öyküler yazarak başlayan yazarın ikinci romanı Tayyare; ilginç, özgün hikâyesi ve samimi üslubuyla çağdaş Türk edebiyatında gerçekten farklı bir yere konmayı hak ediyor. Sevgili Yitik Ülke sakinleri, roman hakkında daha etraflı bilgi sahibi olmak istiyorsanız bu yazımıza da göz atınız.

Neden Geldik Amerika’ya? yazısına devam et

Türkiye’ye dönüyorum. Hem de uçakla!

Söyleşi: Gözde Aktürk

Kısa bir zaman önce Yitik Ülke Yayınları yine nefis bir roman yayımladı. Bayılarak okuduğum “Tayyare” adlı bu romanda, Amerika’da çaresiz durumda kalan Peyami’nin, memleketi Türkiye’ye dönebilmek için kendi uçağını yapmasının heyecan dolu hikâyesini okuyoruz. Romanın yazarı Serdar Çekinmez ile bir söyleşi yaptık.

Tayyare’nin hikâyesi, konusu, kendi uçağını kendi yapan adam gibi çılgınca bir fikir ne zaman ve nasıl oluştu?

Sene 2004. Yaz aylarındayız. Karayoluyla Fransa’dan yurda dönüyorum ve iki senedir memleket işi tatlılara, kurabiyelere, köftelere hasret bir vaziyetteyim. Benim gibi midesine düşkün biri için, memleket işi yemeklerden 2 sene uzak kalmanın neye tekabül ettiğini bilmem nasıl anlatmalı.  İşte bir sabah, memlekete dönüş yolunda, Yunanistan’ın Yanya kentinde otobüs bekliyorum. Aranırken, dolanırken köhne bir kahvede börek buluverdim.  Üstelik orada da adına “Kıymalı” diyorlar. Bizim kıymalı börek tam olarak. Aman nasıl mutlu oldum, değmeyin keyfime! Zira o ana kadar yolumun üstündeki ne Fransız mutfağının ne İtalyan yemeklerinin bizim hamur işleriyle hiç alakası yoktu. Oysa burada şöyle ucundan da olsa memleket kokusu sinivermişti burnuma…

Aynı günün akşamı bu kez Selanik’te bir kasetçinin önünden geçerken, kemençeli Karadeniz ezgileri kulağıma çalınıverdi. O andan sonra bu iki halkın ortak değerlerine dikkat kesildim: Cacık, döner, sarma: İki taraf da öbürüne “gaptırmamaya”  kararlı. Rumların ‘uzo’su ile Türklerin ‘rakı’sı bir elmanın iki yarısı… Lokuma Rumlar patent alıyor, bizim taraf “yok efendim bu Turkish Delight’tır” menşei Türk’tür diyor. İki tarafın da göbek atmak için çiftetellileri ve kasap havaları var mesela. Daha ne sayayım: Bizdeki camilerin ve Yunanistan’daki Ortodoks kiliselerin, her ikisinin de kandilleri yere yakındır. Ne bileyim her konuda böylesi sayısız ortak yön bulunabilir zira uzunca yıllar boyunca bu iki kültür iç içe yaşamıştır.

İşte bunlar beni Rumlar ve Türklerin bir arada yaşadıkları bir roman yazmaya itti.

Elbette gözünüzden kaçmadı farkındayım. Sorunuzu duyar gibiyim: “Efendi-i-i! Madem tayyare diye roman yazıyo’n, ne diye karayoluyla geliyo’n?” der gibisiniz. Yerden göğe haklısınız. Zira bendeniz uçak korkusundan muzdaribim.  Hani 3-5 defa tayyareye binmişliğim varsa da tercihen ayağımız yere sağlam bassın! Bundan mütevellit, hep Hezârfen misali kanat takıp memlekete kendi kanatlarımla uçarak geldiğimi hayal ederdim. İşte bu hayal evrildi, çevrildi, kendi uçağını kendi yapan Peyami olarak romana yansıdı.

Yani yediğim börek, kurduğum hayaldir “Tayyare”nin hammaddesi…

Türkiye’ye dönüyorum. Hem de uçakla! yazısına devam et

Serdar Çekinmez’den yeni ve çok eğlenceli bir roman: “TAYYARE”

tayyare romanSerdar Çekinmez "HATİCE" adlı kitabından sonra "TAYYARE" ile Yitik Ülke Yayınları'nda

Zengin olma hayalleriyle gittiği Şikago'da, işyerindeki seksi dilberin ayak oyunlarına kurban giden Peyami kendini kapının önünde buluverir. İşten atıldığı yetmezmiş gibi, bir süre sonra yabancı diyarlarda ırkçı aşağılamalara maruz kalan kahramanımız bu durumu kendine hiç yediremez. Türkiye'ye geri dönmeye karar verir ancak bu uğurda ayırdığı son parasını da bir dolandırıcıya kaptırır. Onun buralara kadar gelmesini sağlayan dahiyane fikirlerine bu kez de memlekete geri dönebilmek için ihtiyaç duyacak, kendi uçağını kendi yapacaktır!

Dimitri, Kostas, Marie Belle ve kaptan pilot Peyami: 1930'lu – 40'lı yıllar Şikago'suna damgasını vurmuş bir avuç İstanbullu… Sizleri "Tayyare"lerine bindirip farklılığın zenginlik olduğu evrenlerine uçuracaklar.

"Beni Türkiye'ye taşıyacak uçağı kendim yapacağım. Evet, doğru duydunuz, kendime bir uçak yapacağım! Hooverkente atılmış bir uçak buldum. Atılmış dediğime bakmayın, baştan yapılırsa gökleri fethedecek kadar kanatları var. Pervaneleri hâlâ pırıl pırıl. Derdi nedir, niye hurdaya atılmış bilemedim. Ama onu tamir edebilirim. Onu gene uçurabilirim. Ve dostlar, hepinizi bana destek olmaya çağırıyorum!"

***

Kitabı inceleyip okumak için TIKLAYIN

90’lar Kitabı 3 Ocak’ta Çıktı

Dev Bir Kuşak Kitabı: “90’lar Kitabı – Çocuk mu, Genç mi?” Çıktı

*** Tüm kitapçılarda ***

Geniş yankı uyandıran “80’lerde Çocuk Olmak” kitabının devamı olarak hazırlanan, Kadir Aydemir’in editörlüğünü yaptığı “90’lar Kitabı” Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. “Çocuk mu, Genç mi?” alt başlığıyla çıkan kitapta 111 yazar yer alıyor. 90’lı yılların çocuklarına ve gençlerine seslenen kitap, türünün eşsiz bir örneği. Pek çok ünlü isimle birlikte günümüz internet fenomenlerinin, blog ve Twitter yazarlarının ve genç edebiyatçıların da ilginç yazılarıyla yer aldığı “90’lar Kitabı” Türkiye’nin ve dünyanın yakın tarihine doğru bir yolculuğa davet ediyor okurları. 90’lar sinemasını, yaşam kültürünü, siyasi olaylarını, giyim tarzını, ünlü müzisyenlerini, popüler mekânlarını, okul hayatını ve “90’lar” denince akla gelen yüzlerce detayı merak eden herkes “90’lar Kitabı”nda kendinden bir şeyler bulacak.

Kitabın kapak arkası metni şöyle:

“Çocuk musun?”
“Artık kazık kadar oldun!”
“Bu yaşa geldin, hâlâ çocuk gibisin!”

Ah ne güzel şey bunları duymak. Demek ki şanslıyız ve doğru yoldayız, içimizdeki çocuk buralarda bir yerde…

Kadir Aydemir’in hazırladığı “80’lerde Çocuk Olmak” kitabının bir devamı olarak hazırlanan bu kitap yakın Türkiye tarihine ışık tutan bir kaynak kitap değil. Bir ansiklopedi değil. Bu, bizim kitabımız, bizim düşlerimiz ve yaşadıklarımız, yani çevrenizde gördüğünüz tüm üniversiteli/mezun ya da işsiz gençlerin, hayalleri yarım yamalak, 20’li 30’lu yaşlarda, orta yaşa yaklaşan insanların, kayıp kuşakların, hep çocuk kalanların kitabı… Bugünün insanının kitabı.

111 yazar bir araya geldik ve dev bir “Yitik Ülke” projesi olan “90’lar Kitabı”nda buluştuk. 90’lar sinemasından TV kültürüne, sokaktaki hayattan toplumsal mücadeleye, dershane yıllarından üniversiteye giriş macerasına, solcu ağabeylerle tanışmaktan 1 Mayıs’lara, imam hatipte okumaktan ilk aşklara, 90’larda yaşamımızı etkileyen ünlü insanlara, müzik kültüründen giyim kuşama ve 90’ların ev yaşamına dek, neredeyse her konuda samimi bir dille “kendimizi” yazdık. Sahi, neydi bu 90’lar, 80’lerin ardından Türkiye ve bizler nasıl-neden böyle hızla değiştik? Bu renkli yılların akıllarda bıraktığı tüm sorular ve “dürüst” cevapları bu kitapta saklı kalacak… Çünkü her sayfada bizimle birlikte “sen de varsın”…

“90’lar Kitabı”ndaki herkes yüzlerce konuya farklı bir gözle bakıyor. Herkes kendi 90’larını, mutluluğunu, hatıralarını ve acılarını yazdı. Kitap adeta “anı defterimiz” gibi bir şey oldu.

Elinizdeki kitap 90’lar için bir dönüş bileti. “90’lar Kitabı – Çocuk mu Genç mi?” adını verdiğimiz neşeli ve düşündürücü zaman yolculuğumuza davetlisiniz.

111 yazarlı “90’lar Kitabı – Çocuk mu Genç mi?”nin yazar kadrosu şöyle:
Kadir Aydemir, Ahmet Meriç Şenyüz, Ali Aydemir, Alper Turgut, Arzu Uzunali, Aslı Vuslateri, Aydın İleri, Aykut Küçükkaya, Ayşen Aksakal, Barış Güven, Başak Daşman, Başak Yener, Begüm Akıncı, Betül Kanbolat, Bihter Dinçel, Birsen Tarhan, Burcu Özefe, Burak Yağız Seçen, Buse Seda Yıldız, Bülent Çolak, Bülent Karslıoğlu, Caner Öztürk, Cem Kartal, Ceren Kurt, Ceyhan Usanmaz, Cihan Hatipoğlu, Cüneyt Asi Duru, Çiğdem Aldatmaz, Çiğdem Eren Kiziroğlu, Çisel Onat, Ece Erdoğuş, Ela Barlas, N. Elif Tanverdi, Emre Baransel, Emre Fidangül, Erdem Aksakal, Esma Yakut, Esra E. Karaosmanoğlu, Esra Tanrıbilir, Eylem Selin Mumcu, Ferhat Uludere, Gonca Vuslateri, Gökce İspi Turan, Gökhan Çınar, Göksel Bekmezci, Gülşah Elikbank, Güray Gürsel, Gürgen Öz, Hakan Bayhan, Hakan İşcen, Hale Ceylan Barlas, Hande Ortaç Aksoy, Handan Aybars, Hilal Ergenekon, Işıl Karpuzoğlu, İlknur Bektaş, Kadri Karahan, Kayra Keri Küpçü, Kerem Işık, Köksal Aras, Mehmet Erikli, Mehmet Ünver, Mehmet Yılmazer, Melissa Mey, Merve Pınar Şiranlı, Miraç Zeynep Özkartal, Murad Çobanoğlu, Murat Girgin, Mustafa Akar, Nazlı İlter, Nefin Huvaj, Neşe Açıker, Neşe Karataş, Nihal Konar Naş, Nihan Bora, Nilay Örnek, Nilgün Yokes Şimşek, Onat Bahadır, Onur Akbudak, Ömür Kurt, Özlem Özyurt, Özden Aydoğdu, Özge Mumcu, Özge Ç. Denizci, Özgür Özgülgün, Papyon Tayfun Türkkan, Rana Çepelioğlu, Sabri Kuşkonmaz, Sefa Çolak, Selcen Doğan, Selma Şiranlı, Serdar Çekinmez, Serdar Orçin, Serhat Filiz, Serhat Uçak, Serkan Türk, Sevil Aksu, Sevinç Erbulak, Sibel Tekyıldız, Suat Başkır, Şahin Özbay, Tanem Sivar, Tijen Bolulu Güler, Tolga Yenigün, Turgay Yılmaz, Yaprak Öz, Yeliz Aras, Yeşim Gökmen, Zerrin Soysal, Zeynep Altıok Akatlı, Zeynep Tüzün.

Punto Dağıtım şirketince dağıtılan kitapla ilgili detaylı bilgi www.yitikulkeyayinlari.com vewww.yitikulke.com adreslerinden edinilebilir.

“90’lar Kitabı – Çocuk mu, Genç mi?”, Hazırlayan: Kadir Aydemir, 394 sf, 20 TL, Yitik Ülke Yayınları Ocak 2012

https://www.facebook.com/90larkitabi

twitter.com/yitikulke
twitter.com/yitikulkeyayin
twitter.com/90larkitabi

DİVANIHÜMAYUN HORTLAKLARI

Ol vakitler beșikteki bebeler sebepsiz ağlayup, boğazdaki sandallar durduk yere sallanup, martılar Rum illerine bağura çağura kaçup, Sultan’ın tebası kapılarına çifte kilit vurur iken; pehlivanlar sinmekte, yiğit oğlanların kıçları büzülmekte, acar muhafızlar tit tir titremekte, devlet-i șahanenin cümle beyi ölümün soğuk nefesini ensesinde hissetmekteydi. Hanedan sarayının ardından batan güneșe nispet yaparcasına, günün turuncu vakitlerinde șu șehri nuru, șu șehri billuru, șu ismi yahși șehr-i Stambol’u bir felakettir aldı ki, benzeri düșmanlar bașına…

Ol ki, șu geçtiğimiz ilk dördünün ardı sıra Yeniçeri Ağası; sonra Çavușbașı; ardından koca denizi göl eylemiș Kaputan-u Derya; üç beș gün sonrası Rumeli Beylerbeyi; “ha bu son ola artukun!” derken devlet-i Aliyye’nin beratını imza eden Nișancı; “destur Yarabbi, acep bu ne biçim bir iștir” deyip aman dilenirken Defterdar Bey; evveli günkü ulufe merasimini müteakiben de Kadıasker Efendi, nedeni niçünü bellisiz bir bir biçimde değiștiriverdiler dünyalarını… DİVANIHÜMAYUN HORTLAKLARI yazısına devam et

KİMİN SEÇİMİ

11 Haziran 2025- Dünya Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi – 136. Kat – Toplantı Salonu

Hafta başından bu yana durdurak bilmeksizin düşüşe geçmiş dünya borsalarına ve artık bir felakete dönüşmeye yüz tutmuş uluslararası ekonomik görüntüye rağmen başkan George Alain Gilbert soğukkanlılığını korumayı başarmış görünüyordu. Zaman zaman yanındakilere takılıyor, dünyanın farklı finans merkezlerinden gelen uzmanlarla kafa bularak ortamı yumuşatmaya çalışıyordu. Oysaki çaresiz bir bekleyiş içerisinde, endişeli gözlerle etraflarına bakınıp duran ekonomist takımının gergin dudakları, yalandan gülümserken bile, ağlamaklıydı. Nasıl olmasındı ki ? Sadece ilk iki günde 2008 Ekonomik Bunalımı’nın yol açtığı zararları bile solda sıfır bırakacak ölçüde önemli kayıplar verilmiş, dünyanın en önde gelen enerji ve çevre teknolojisi devlerinin kasaları tam takır oluvermişti. Milyarlarca insanı ekonomik yıkımdan çekip çıkaracak kararları almanın ağırlığı da, bu toplantıya katılanların omuzlarına yüklenmişti. KİMİN SEÇİMİ yazısına devam et