Etiket arşivi: seyhan erözçelik

Eski Zaman Havuzu, Haiku

Seyhan Erözçelik

Divan şiiri imparatorluğun şiiriyse, geleneksel Japon şiiri de öyledir; ne ki anlamakta güçlük çekebileceğimiz bir garip imparatorluğun, orospudan imparatora dek her kesimden insana şiir yazdırabilen, çay içmeyi bile bir tören havasına yücelten güneş imparatorluğunun(1) yahut ‘göstergeler imparatorluğunun’ şiiri. Dilin ve toplumun yapısı, öğreticilikten kaçınan bu şiiri bir tür incelik gösterisi haline getirmiş; şairler imgeleri, somut ayrıntılar biçiminde ve betimlemeden çok mecazi ilgiler, izleksel karmaşıklık yerine uyum adına kullanarak, haletiruhiyelerinin adeta, sadece, taslaklarını çiziktirmeyi amaçlamışlar(2); belki de bu yolla şiirde duyguyu keşfediyor gibi görünmüşler. Bu yüzden, şairle nesnesi arasındaki uzaklık Japon şiirinde pek azdır: Japon şairi her nesnenin neredeyse içinde soluduğunu duyar ve onu özenle, sevgiyle besler. Kalemi, kâğıdı yanına alıp doğanın yaşadığı değişimi anında ve yerinde saptamak için kırlara şiir gezintilerine(3) çıkan insanların, nesnelere böyle yaklaşmaları şaşırtıcı değil aslında. Eski Zaman Havuzu, Haiku yazısına devam et

YKY ve Şiir Yıllığı Tartışılıyor

‘YKY ŞİİR YILLIĞI 2010’A 12 ŞAİRDEN KINAMA

‘Yıllık yanlı ve önyargılı’

Günümüz Türk şiirinin önde gelen 12 şairi, Yapı Kredi Yayınları’nın, “kitap-lık” dergisinin şubat sayısında okurlarına armağan ettiği “YKY Şiir Yıllığı 2010” ile ilgili bir açıklama yaparak yıllığı hazırlayan Bâki Asiltürkün yaklaşımını kınadı.

Sina Akyol, Adnan Azar, Metin Cengiz, Ali Cengizkan, Seyhan Erözçelik, Turgay Fişekçi, küçük İskender, Turgay Kantürk, Yücel Kayıran, Mustafa Köz, Yücelay Sal ve Hakan Savlının imzalarının bulunduğu açıklamada şöyle denildi:

Bir seçki olması yönüyle bu yıllığın da az çok öznellik taşıması doğaldır. Ancak bu öznellikte kendi ideolojik rengini de gösteren yazar, siyasal ve kişisel yakınlık duyduğu şairleri de seçkisinde çoğaltmış ve tarafsız olmayı başaramamıştır. Yakınlık duymadığı şairlerin, yazı başlıklarını bile, kendince değiştirmektedirdenildi.

Türkiye şiiri, hiç kimsenin küçük hesaplarına, önyargılarına, ham beğenilerine bırakılamayacak denli köklü ve çok renklidir. Son yıllarda bu ‘renk curnatası’ özellikle şairlerin hazırladığı yıllıklarda bulanmaktadır diye başlayan açıklama

da, Asiltürk’ün bu tavrının “80 Kuşağı Türk Şiirinin Poetikası” adlı kitabında da çok belirgin olduğu belirtildi.

Açıklamada, Asiltürk’ün, sayısız çalışma ve çeviriye imza atmış Mehmet H. Doğanı, yalnızca “80’li yılların eleştirmeni” biçiminde niteleyerek artık aramızda bulunmayan bu yazardan söz ederken keşke bu kuş, biraz daha kartal bakışlı olabilseydi” deme cüretini gösterebildiği vurgulandı.

12 şair, yaptıkları açıklamada, “Beş yıldır, adı geçen yıllığı hazırlayan Bâki Asiltürk (Bâki Ayhan T.), Türk şiirine mal olmuş bazı şairleri yıllığına almayarak kendince bu şairleri cezalandırdığını düşünmektedir” diyerek şunu ileri sürdü:

Ayrıca takma adlarla yazdığı yazılarda kendisiyle tartışan, kitaplarını ya da yıllıklarını eleştiren yazarları yazınsal olmayan bir dille karalamakta, edebiyatı kendi kişisel ve ideolojik önyargılarının aracı kılmaktadır.

12 şair, son olarak, Asiltürk’ün ne biçimde olursa olsun adlarını anmasını, şiirlerini kitaplarında işlemesini, yıllıklarda kullanmasını istemediklerini vurguladılar.

Kaynak: Cumhuriyet gazetesi

Eski Zaman Havuzu, Haiku

Seyhan Erözçelik

Divan şiiri imparatorluğun şiiriyse, geleneksel Japon şiiri de öyledir; ne ki anlamakta güçlük çekebileceğimiz bir garip imparatorluğun, orospudan imparatora dek her kesimden insana şiir yazdırabilen, çay içmeyi bile bir tören havasına yücelten güneş imparatorluğunun(1) yahut ‘göstergeler imparatorluğunun’ şiiri. Dilin ve toplumun yapısı, öğreticilikten kaçınan bu şiiri bir tür incelik gösterisi haline getirmiş; şairler imgeleri, somut ayrıntılar biçiminde ve betimlemeden çok mecazi ilgiler, izleksel karmaşıklık yerine uyum adına kullanarak, haletiruhiyelerinin adeta, sadece, taslaklarını çiziktirmeyi amaçlamışlar(2); belki de bu yolla şiirde duyguyu keşfediyor gibi görünmüşler. Bu yüzden, şairle nesnesi arasındaki uzaklık Japon şiirinde pek azdır: Japon şairi her nesnenin neredeyse içinde soluduğunu duyar ve onu özenle, sevgiyle besler. Kalemi, kâğıdı yanına alıp doğanın yaşadığı değişimi anında ve yerinde saptamak için kırlara şiir gezintilerine(3) çıkan insanların, nesnelere böyle yaklaşmaları şaşırtıcı değil aslında.

Eski Zaman Havuzu, Haiku yazısına devam et