<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YİTİK ÜLKE &#187; şiir</title>
	<atom:link href="http://www.yitikulke.com/tag/siir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yitikulke.com</link>
	<description>YENİ BİR ÜLKE</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 01:56:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Dünya Dedilerdi</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/dunya-dedilerdi.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/dunya-dedilerdi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 16:11:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Erikli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet Erikli]]></category>
		<category><![CDATA[modern şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yeni şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=2001</guid>
		<description><![CDATA[Ateş ve buz şu sözünü ettiğimiz dünya Hep olmaz olsun dedilerdi Olmamışlığı bu yüzdendir Kör bir makasın ağzıyla büküldü yönümüz Nereye? Kuyular açtık uykularımızın yanı başında Maviydi sabah, sarıydı öğlen, sicim gibi siyah akşam Derken kaç zaman geçti kim bilir &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/dunya-dedilerdi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ateş ve buz şu sözünü ettiğimiz dünya<br />
Hep olmaz olsun dedilerdi<br />
Olmamışlığı bu yüzdendir<br />
Kör bir makasın ağzıyla büküldü yönümüz<br />
Nereye?</p>
<p>Kuyular açtık uykularımızın yanı başında<br />
Maviydi sabah, sarıydı öğlen, sicim gibi siyah akşam<br />
Derken kaç zaman geçti kim bilir</p>
<p>Şaşkınlık. Başka da ne söylenebilir?<br />
Ağzı süt kokmuyor dünyanın ne yazık!<br />
Şaşkınlığa da bir şaşkınlık gerek.</p>
<p>Mehmet Erikli</p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;count=none&amp;text=D%C3%BCnya%20Dedilerdi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;count=none&amp;text=D%C3%BCnya%20Dedilerdi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;linkname=D%C3%BCnya%20Dedilerdi" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fdunya-dedilerdi.html&amp;title=D%C3%BCnya%20Dedilerdi" id="wpa2a_2"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/dunya-dedilerdi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yehuda Amihay Şiirleri</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/yehuda-amihay-siirleri.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/yehuda-amihay-siirleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 09:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[çeviri şiir]]></category>
		<category><![CDATA[onur behramoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yehuda Amichai şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yehuda Amihay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=1253</guid>
		<description><![CDATA[O ŞİMDİ SOLUK ALIYOR O şimdi usulcacık soluk alıyor, dedim. Hayır, büyük bir acıdan ötürü içinden çığlık atıyor, dedi doktor. İzin istedi benden nikâh yüzüğünü çıkarmak için çünkü çok şişmişti parmağı.  Acı adına ve onu yaşamı boyunca hiç bırakmamış babam &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/yehuda-amihay-siirleri.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><strong>O ŞİMDİ SOLUK ALIYOR</strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>O şimdi usulcacık soluk alıyor, dedim. Hayır,<br />
büyük bir acıdan ötürü içinden çığlık atıyor, dedi doktor.<br />
İzin istedi benden<br />
nikâh yüzüğünü çıkarmak için<br />
çünkü çok şişmişti parmağı.  Acı adına<br />
ve onu yaşamı boyunca hiç bırakmamış babam adına<br />
izin verdim. Çevirip durduk yüzüğü<br />
bir peri masalındaki sihirli yüzük gibi, ama<br />
çıkmadı ve bir mucize de<br />
olmadı. Doktor izin istedi kesmek için<br />
yüzüğü ve kesti hassas kıskacın<br />
yumuşaklığıyla.</p>
<p>O şimdi gülüyor, ötelerde gülmenin alıştırmasını yaparak.<br />
O şimdi ağlıyor,  vazgeçirip kendini<br />
burada ağlamaktan</p>
<p>Pasaportundaki fotoğraf yıllar önce çekilmişti.<br />
İsrail toprağına geldikten sonra, asla<br />
gitmedi yurtdışına. Fotoğraf gerekmez<br />
defin ruhsatına.</p>
<p><strong>Yehuda Amihay</strong><br />
<strong> </strong><br />
<strong>İngilizceden çeviren: Onur Behramoğlu</strong></p>
<p>***</p>
<p><strong>KİMLİK BELGEMİ KAYBETTİM</strong></p>
<p>Kimlik belgemi kaybettim.<br />
Yeniden yazmalıyım hayat hikâyemi en baştan<br />
Birçok makama, bir nüsha Tanrı’ya<br />
bir de şeytana.<br />
Negev’de rüzgârla alazlanmış bir kavşakta<br />
otuz üç yıl önce çekilmiş fotoğrafı hatırlıyorum.<br />
Gözlerim peygamberdi o zamanlar, ancak fikri yoktu bedenimin<br />
ne yaşadığına, nereye ait olduğuna dair.</p>
<p>Çok defa, “İşte burası” dersin<br />
“Her şey burada yaşandı” ama orası değildir,<br />
sadece öyle düşünür ve yanılgı içinde yaşarsın,<br />
bir yanılgı ki sonsuzluğu<br />
daha büyüktür gerçeğin sonsuzluğundan.</p>
<p>Yıllar geçtikçe, hayatım isimlerle doluyor<br />
metruk mezarlıklar gibi<br />
ya da anlamsız bir tarih dersi<br />
ya da yabancı bir kentteki bir telefon rehberi gibi.</p>
<p>Ve ölüm, birinin ardın sıra seslenip<br />
durmasıdır<br />
ve sen artık dönüp bakmazsın bile<br />
seslenen kim diye.</p>
<p><strong>Yehuda Amihay</strong></p>
<p><strong>İngilizceden çeviren: Onur Behramoğlu</strong></p>
<p>***</p>
<p><strong>KİŞİ YURDUNDAN UZAK KALDIĞINDA</strong></p>
<p>Kişi yurdundan uzun süre uzak kaldığında,<br />
dili sadeleşir, saflaşır,<br />
hiç yağmur yağdırmayan bulutlar,<br />
mavi gökteki berrak yaz bulutları gibi.</p>
<p>Bir zamanlar âşık olanlar<br />
bazen yine böyle konuşurlar aşkın dilini &#8211;<br />
kısır, her şeyden azade, değişmeyen,<br />
hiçbir karşılık uyandırmayan.</p>
<p>Ama burada durmuş bekleyen ben, ağzım<br />
ve dudaklarım ve dilim kirli. Sözcüklerimde<br />
ruhun çöplüğü, şehvetin döküntüsü<br />
ve toz ve ter. Bu çorak toprakta, arzunun<br />
çığlıkları ve mırıltıları arasında içtiğim su bile<br />
karmaşık bir boruda işlemden geçirilip<br />
bana dönen sidiktir.</p>
<p><strong>Yehuda Amihay</strong></p>
<p><strong>İngilizceden çeviren: Onur Behramoğlu</strong></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;count=none&amp;text=Yehuda%20Amihay%20%C5%9Eiirleri" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;count=none&amp;text=Yehuda%20Amihay%20%C5%9Eiirleri" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;linkname=Yehuda%20Amihay%20%C5%9Eiirleri" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fyehuda-amihay-siirleri.html&amp;title=Yehuda%20Amihay%20%C5%9Eiirleri" id="wpa2a_4"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/yehuda-amihay-siirleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekin Gonenc</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/tekin-gonenc.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/tekin-gonenc.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2011 19:56:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yitik Ülke</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Karanfil Sesleri]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Tekin Gönenç]]></category>
		<category><![CDATA[Varlık Yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=895</guid>
		<description><![CDATA[Varlık Yayınevi tarafından yayımlanan, Gönlü Güvercinli Kadın (şiir 5. basım) Aşk Konuşur Bütün Dilleri (Şiir 2. basım) Gizdüşümler (Öykü), Babamım Bıyıkları Yoktu (Öykü) adlı kitaplarından sonra bu defa şiirlerinden derlediği seçkiyi Karanfil Sesleri adı ile okurlarına sunan Tekin Gönenç bir &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/tekin-gonenc.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/03/tekin_gonenc.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-896" title="tekin_gonenc" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/03/tekin_gonenc-209x300.jpg" alt="" width="209" height="300" /></a>Varlık Yayınevi tarafından yayımlanan, Gönlü Güvercinli Kadın (şiir 5. basım) Aşk Konuşur Bütün Dilleri (Şiir 2. basım) Gizdüşümler (Öykü), Babamım Bıyıkları Yoktu (Öykü) adlı kitaplarından sonra bu defa şiirlerinden derlediği seçkiyi Karanfil Sesleri adı ile okurlarına sunan Tekin Gönenç bir şiirinde “siz bakmayın böyle sustuğuma/benim şiirim bağırmaz ki” diyor. Başka bir şiirinde ise:<em> “Bir de bakarsın //belleğin cılız kollarında //aradığın o yitik çocuk // ne bir şarkı dilinde // ne bir ıslık //sen iyisi mi sal yine uçurtmanı rüzgârlara // uykularda iplerine tutunduğum çocuk”</em> diyor<em>.<br />
</em><br />
<em>Karanfil Sesleri,</em> Varlık Yayınları, 72 s.</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Arial Black';"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="font-size: 16pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">eeeeVarlık Yayınevi tarafından yayımlanan, Gönlü Güvercinli Kadın(şiir.5 ci basım) Aşk Konuşur Bütün Dilleri(Şiir. 2&#8242;nci basım) Gizdüşümler (Öykü) Babamım Bıyıkları Yoktu (Öykü) adlı kitaplarından sonra bu defa şiirlerinden derlediği seçkiyi Karanfil Sesleri adı ile okurlarına sunan Tekin Gönenç bir şiirinde “siz bakmayın böyle sustuğuma/benim şiirim bağırmaz ki” diyor. Başka bir şiirinde ise:</p>
<p>“Bir de bakarsın //belleğin cılız kollarında //aradığın o yitik çocuk // ne bir şarkı dilinde // ne bir ıslık //sen iyisi mi sal yine uçurtmanı rüzgârlara // uykularda iplerine tutunduğum çocuk” diyor</p>
<p>Karanfil Sesleri, Varlık Yayınları, 72 s. Varlık  Yayınevi tarafından yayımlanan, Gönlü Güvercinli Kadın(şiir.5 ci basım)  Aşk Konuşur Bütün Dilleri(Şiir. 2 ci basım) Gizdüşümler (Öykü) Babamım  Bıyıkları Yoktu(Öykü) adlı kitaplarından sonra bu defa şiirlerinden  derlediği seçkiyi Karanfil Sesleri adı ile okurlarına sunan Tekin Gönenç  bir şiirinde “siz bakmayın böyle sustuğuma/benim şiirim bağırmaz ki”  diyor. Başka bir şiirinde ise:</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="font-size: 16pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">“Bir  de bakarsın //belleğin cılız kollarında //aradığın o yitik çocuk // ne  bir şarkı dilinde // ne bir ıslık //sen iyisi mi sal yine uçurtmanı  rüzgârlara // uykularda iplerine tutunduğum çocuk” diyor</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="font-size: 16pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Karanfil sesleri</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="font-size: 16pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Varlık Yayınları/72 s. </span></span></strong></p>
<p></span></div>
</div>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;count=none&amp;text=Tekin%20Gonenc" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;count=none&amp;text=Tekin%20Gonenc" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;linkname=Tekin%20Gonenc" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Ftekin-gonenc.html&amp;title=Tekin%20Gonenc" id="wpa2a_6"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/tekin-gonenc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suskunluğumuz</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/suskunlugumuz-2.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/suskunlugumuz-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2011 14:42:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Erikli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet Erikli]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=727</guid>
		<description><![CDATA[Suskunluğunuzu kalabalığınıza dikin Ve öyle girin yorganın terleten koynuna. Asitle yıkanır suskunluk artıklarıyla dolu gündüzünüz Ki bu bir emirdir; çok sesli olmaya! Rüyada ne gördüyseniz sizinle ölecek Fakat kahvaltıda ne yediğiniz söylenecek Daha dün uğradığınız “perhiz” doktoruna. Kemikleri etinden sıyrılır &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/suskunlugumuz-2.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p>Suskunluğunuzu kalabalığınıza dikin</p>
<p>Ve öyle girin yorganın terleten koynuna.</p>
<p>Asitle yıkanır suskunluk artıklarıyla dolu gündüzünüz</p>
<p>Ki bu bir emirdir; çok sesli olmaya!</p>
<p>Rüyada ne gördüyseniz sizinle ölecek</p>
<p>Fakat kahvaltıda ne yediğiniz söylenecek</p>
<p>Daha dün uğradığınız “perhiz” doktoruna.</p>
<p>Kemikleri etinden sıyrılır gibi olacak yüzünüz</p>
<p>Ya da etleri kemiklerinden…</p>
<p>Çünkü siz kalbi bir ‘’güzelce’’ doğranmış o suskunsunuz!</p>
<p>Göz ucunuzdan binlerce takvim yaprağı geçti</p>
<p>Saatlerin kaç türlüsüne baktınız kim bilir?</p>
<p>Uykularınız kaç rüyaya devrildi</p>
<p>Kaçında hiçliğe tırmandınız, kaçında sağ kalabildiniz?</p>
<p><strong>Mehmet Erikli</strong></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;count=none&amp;text=Suskunlu%C4%9Fumuz" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;count=none&amp;text=Suskunlu%C4%9Fumuz" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;linkname=Suskunlu%C4%9Fumuz" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsuskunlugumuz-2.html&amp;title=Suskunlu%C4%9Fumuz" id="wpa2a_8"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/suskunlugumuz-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gece</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/gece.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/gece.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 12:11:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Papyon Tayfun Türkkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Papyon Tayfun Türkkan]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[papyon tayfun türkkan]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=702</guid>
		<description><![CDATA[Kızıldır gökyüzü şimdi, Korkak bakış Ölümle dans eder Işığında sevginin, Üçüncü bir göz önünde.   Geriye dönüşü yoktur şehvetin O da bilir bunu Siyah atın sırtında çıkmıştır Gökyüzüne.   Artık korkutamaz şeytan. Papyon Tayfun TÜRKKAN / 1993]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<pre><span style="color: #000000;"><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/02/to-live.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-703" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/02/to-live.jpg" alt="" width="300" height="420" /></a>Kızıldır gökyüzü şimdi,
</span><span style="color: #000000;">Korkak bakış
</span><span style="color: #000000;">Ölümle dans eder
</span><span style="color: #000000;">Işığında sevginin,
</span><span style="color: #000000;">Üçüncü bir göz önünde.
</span><span style="color: #000000;"> 
</span><span style="color: #000000;">Geriye dönüşü yoktur şehvetin
</span><span style="color: #000000;">O da bilir bunu
</span><span style="color: #000000;">Siyah atın sırtında çıkmıştır
</span><span style="color: #000000;">Gökyüzüne.
</span><span style="color: #000000;"> 
</span><span style="color: #000000;">Artık korkutamaz şeytan.</span></pre>
<pre><span style="color: #000000; line-height: 22px; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif;">Papyon Tayfun TÜRKKAN / 1993</span></pre>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;count=none&amp;text=Gece" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;count=none&amp;text=Gece" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;linkname=Gece" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fgece.html&amp;title=Gece" id="wpa2a_10"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/gece.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>JOHANN CHRISTIAN FRIEDRICH HÖLDERLIN</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/johann-christian-friedrich-holderlin.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/johann-christian-friedrich-holderlin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Feb 2011 09:54:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Suat Başkır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Suat Başkır]]></category>
		<category><![CDATA[dünya şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Holderlin]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü şairler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=617</guid>
		<description><![CDATA[Bir yanda bilinmeyenin cazibesine tutulma, öte yanda bilinmeyene körleşme tehlikesi... 
“Akıllılar dünyası”nın durmuş oturmuşluğu, kaçamakları, aymazlıkları, absürtlükleri, yavanlıkları, çelişkileri, inkarları, itirafsızlıkları ve daha neleri... 
Delirmekten başka çare var mı? Ey insan! Yazmak, yaşamın üzerine geçirilmiş bir deli gömleği midir? Yoksa yazanlar, kişisel büyüklük ihtirasının teklik hükümranlıklarından yaratılan, tiksintiyle dolu çökmüş kalabalıklara tükürenler midir? Ve uyarıları o güçlülerin (!) kendi sidikleriyle boğulmalarını engelleme çabalarından mı ibarettir.
Cevabı bilsek mi? Bilmesek mi?
 <a href="http://www.yitikulke.com/johann-christian-friedrich-holderlin.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/02/Hoelderlin_1792.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-622" title="Hoelderlin_1792" src="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/02/Hoelderlin_1792-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>&#8230;</p>
<p><strong>“İyice farkındayım, kendimi adadığım şey, yücedir ve insanlar için şifa vericidir, yeter ki tam bir ifadeye ve gelişime ulaştırılsın.”&#8230;</strong></p>
<p><strong>İkinci Dönem…</strong></p>
<p><strong> Suskunluk…</strong></p>
<p>73 yıl yaşayan bu büyük şair. Ömrünün ikinci 36 yılını bir odada geçirmiş.  36 yıl boyunca güvendiği, bakımını üstlenen Zimmermannlar dışında hiç kimseyle konuşmamıştır.</p>
<p><strong> “büyük bir suskunluk içinde, ne odasından çıkmak istemiş, ne kaçmış, ne de yapılanlara itiraz etmiştir”</strong></p>
<p>Ona bakan aile dışında kimseyle konuşmadan ömrünü tüketen Hölderlin’in, (Bu arada 50–60 kadar şiir ve çoğunluğu annesine ve kardeşine olmak üzere bir o kadar da mektup yazmış) ömrünün bu ikinci döneminde bir ruh hastası olarak yaşamış olduğu düşünülür genellikle.</p>
<p><em>Ruh hastalığına dair… <span id="more-617"></span><br />
</em></p>
<p><em> &#8211; Günümüz psikiyatrisi insanlar arasında; ister hasta olsunlar ister sağlıklı; farklılıklardan çok benzerlikler olduğu düşüncesinden yola çıkmaktadır. Bugün şizofren olanla “normal” olan arasındaki ayrımı değil; ortak paydayı saptamak önemlidir. Şizofren kişiler ve “ şizofren olmayanlar” arasında olumlu bir ilişki ancak böyle sağlanabilir. Şizofren bir insanı daha iyi anlamak kendimizi daha iyi anlamamızı sağlar. Eğer söz konusu bu şizofren insan kendisini ifade etmek için çeşitli yolları; bunlar arasında sanatı; şiiri kullanıyorsa ve bunu Hölderlin gibi kusursuz ve etkisi yüzyıllar ötesine ulaşacak şekilde yapıyorsa çok şanslıyızdır: O bize kendisini anlatır; biz onun yazdıklarında kendimizi buluruz. Zaman, mekan, koşullar ve dil farklılıkları engelleyemeden; hatta çok vurgulanan “normal” ve “hasta” farkı araya giremeden insandan insana; insanlığın ortak, evrensel duygularını, konularını, sorunlarını işleyen ve insanlığın ortak dilinde verilen bu mesaj hepimize ulaşır. Başka bir çağdan, başka bir ülkeden gelir ve yüreğimize dokunur. Bu evrensel mesajı bize yollayanın şizofren bir insan </em></p>
<p><em>olması hepimize ümit veren bir güzellik olur: insanların çağlar boyu en çok dışladıkları; kendilerinden saymadıkları kardeşleri; “akıl hastalığı olanlar; evrensel ve insani olanda “akıl hastalığı olmayanlarla benzer, onlarla ortak, onlarla aynıdırlar. -</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Hölderlin Şiiri…</em></p>
<p>Onun bu dış dünyaya renksiz, fakat ruh ve düşün için çığır açan yaşam tarzına saygıyla eğilerek, anlatmak istediklerini anlamaya çalışırsak;</p>
<p>Düşünce kendi içinde, söz kendi içinde işler. Düşüncenin düşünülebilir olanı düşünmesi, Varlık&#8217;ı düşünmesi gibi; şiirde düşünerek mi düşünür? Hölderlin&#8217;in “İnsanlık şiirce (şiir halinde/şiir olarak) yurtlanır” dediği yer olsa gerek tam da düşünmekte olduğumuz bu nokta. Şiirin bu hali hep canlı bir damarı besler. Var oluşunun vazgeçilebilir bölümünü, bedenine ait tortuları yıkıp yükleterek, yok ederek, kurtularak onlardan (delilik) hep ayakta kalabilmesi belki de bu yüzdendir Hölderlin&#8217;in. Ağırlıklardan kurtulup yok olma (delirme) yazının veya düşüncenin değil bizzat şiirin yükselişidir. Bir duyusu körleşenin/yitenin öteki duyusunun keskinleşmesi gibi, Şair Hölderlin&#8217;in beyni de kuru aklın şaşaasına körleştiğinden beri ritim hakim olur her şeye, dilin kemiğini kıran; dize gelen, yumuşayan dili yeniden onarır ve güçlendirir, onu aslına iade eder. Şiir başlangıca döner, çocuk safiyetinde ve yalın haliyle; Şiir’i olarak yükselir. (Hölderlin ve şiiri için bir inceleme yapmaya bile maalesef yetkin olmadığım için kısa kesiyorum. Tabi ki yetkin şairlere bırakarak bu görevi.)</p>
<p><em>Ütopyası…</em></p>
<p>Koyu bir hristiyan olarak yetiştirilen Hölderlin, belki de inanç dünyasında aradığı yanıtları bulmak için eskil Yunan söylencesine vurgundur. Kendi ütopik felsefesini yaratacak kadar hem de;</p>
<p><strong><em>Yaşlı -</em></strong><strong> bizimle ilgisi ne? görüyor musun açıkça? </strong></p>
<p><strong><em>Empedokles -</em></strong><strong> söyle bana, sen her nesneyi gören!</strong></p>
<p><strong><em>Yaşlı -</em></strong><strong> Bizi sessiz bırak oğul, öğrenmeye bak. </strong></p>
<p><strong><em>Empedokles -</em></strong><strong> sen öğrettin bana, bugün de benden öğren. </strong></p>
<p><strong><em>Yaşlı -</em></strong><strong> bana her nesneyi söylemedin mi? </strong></p>
<p><strong><em>Empedokles &#8211; </em></strong><strong>Hayır!</strong></p>
<p><strong><em>Yaşlı -</em></strong><strong> Şimdi nereye? </strong></p>
<p><strong><em>Empedokles -</em></strong><strong> Şimdilik gitmiyorum, ey koca adam! bu yeşil, iyi yeryüzünden sevinç duymadan geçemez gözlerim, teşekkürler ederim geçen zamana, gençliğimin gönüldeşlerine, bana kaçıp sığınan kardeşin, uzakta Hellas&#8217;ın mutlu kentlerindeki tanışlarına, böyle olmalıydı, bırak beni artık, gün batanda görürsün beni gene&#8230;</strong></p>
<p>İonya felsefesinin dört temel unsuru olan &#8220;hava, toprak, su, ateş&#8221; dörtlüsünü, &#8220;gökyüzü, yeryüzü, insanlar ve tanrılar&#8221; olarak değiştirip bu muhteşem dörtlünün birleşmesini hayal eder ve düşünce dünyasında mutluluğu bunun üzerine inşa eder. Bu söylenceye inanarak, doğa, insan ve tanrıların iç içe uyum halinde yaşayıp gittikleri bir evren düşlemiştir. Bu birleşme için olabilecek tek güzel mekan olarak doğayı belirler. Ona göre doğa bunun için kendisini hazırlamıştır ve bekliyordur.</p>
<p>Yaşı ilerledikçe bu hülyasının boş olduğunu görmüştür. Çünkü dünyayı değiştireceğini sandığı Fransız Devrimi’nin sonuçları onda derin düş kırıklığı yaratmıştır. Yani bir yandan doğadan kopmuşluk, öbür yandan kent soylu devrimin ülkülerine ulaşılmazlığına, dahası: bunların düzmeceliğine inanması Hölderlin’in melankolisinin kültürel arka düzlemini oluşturmuştur. Heidegger Hölderlinin toplumdan dışlanmış, varlığı yok sayılmış anlamında deli / çılgın olduğunu belirtmiştir. Ancak, o bütün olağanüstü eserler yaratan melankolik sanatçılar gibi sıradan melankoli ve depresyon belirtileri gösterenlerden ayrılır.</p>
<p><strong>“Çok şey öğrenmiştir insan. </strong></p>
<p><strong>Göklülerden nicesini adlandırmıştır o</strong><strong><br />
<strong>Biz bir söyleşi olalı Ve birbirimizden işitebileli.”</strong></strong></p>
<p>Genel anlamda tüm yaşamı için birkaç kelam daha etmemiz gerekirse; delilik ile dâhilik arasında nedensellik ilişkisi kuranların en önemli örneklerinden biridir. Öte yandan, kendine kapanmanın en uç örneğini yaratırken aslında deli numarası yaptığını, aklının başında ve tavrının bilinçli olduğunu öne sürenler de vardır. Başka bir deyişle, Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo’s Nest )’ndaki dev Kızılderilinin dilsiz numarası yapmasıyla aynı türden bir tavır yakıştırılmaktadır Hölderlin’e. Doğrusu, göksel bir biçemle yazan Hölderlin’e aşağılarcasına deliliği yakıştırmaktansa,” Gönlündeki melekleri insanlardan sakınmak için kendi üstüne kapanmış…” olarak düşünmemizi ben de yeğlerim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Ve günün birinde sessiz sedasız nasıl yatağa düşüp öldüğüne gelince, bu ıssız </em></strong></p>
<p><strong><em>düşü , Alman dünyasında bir hazan yaprağının sallanarak yere düşmesinden daha </em></strong></p>
<p><strong><em>çok ses çıkarmaz. Eski püskü elbiseleriyle zanaatkarlar onu mezarına taşırlar, yazılı</em></strong></p>
<p><strong><em>yapraklarının binlercesi kaybolur ya da öylece saklanır ve onlarca yıl kütüphanelerde tozlanır. Okunmadan, algılanmadan kalır bütün bir insanlık için, bu son, kutsal kümenin bu en saf adamının destansı haberi. Toprağın bağrındaki bir Grek heykeli gibi gizli kalır Hölderlin&#8217;in düşünsel imajı, unutmanın molozu içinde, yıllarca, onlarca yıl. </em></strong></p>
<p><strong><em>Ama sevgi dolu çabanın nihayet Torso&#8217;yu karanlıklardan kazıp çıkarmasıyla, yeni bir kuşak bu mermerden oğlan figürünün bozulmaz saflığını aşkınlık içinde algılar&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em> S.ZWEIG</em></strong></p>
<p>Hölderlin her melankolik gibi hayata sevdalanmış, yarım yamalak yaşamayı ya da yaşamak diye kendisine sunulan düzmecelikleri içine sindirememiş, Koca Adam gibi köşeye çekilmiştir.</p>
<p>Hüznünü suskunluğuyla açığa vuran Hölderlin 1843 yılında ölmüştür.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bu dünyanın hoş şeylerini tattım ben,<br />
Gençliğin sevinçleri ne uzun! Ne uzun! Akıp gitti.<br />
Nisan ve Haziran ve Temmuz çok uzakta,<br />
Bir hiçim artık ben,<br />
Yaşamaktan hoşlanmıyorum artık.<br />
Ah, yeşil ağaçların<br />
Bir meyhane levhasındaki gibi<br />
Durduğu şu hoş manzaranın<br />
Önünden geçip gidiyorum.<br />
Çünkü sakin günlerin huzuru<br />
Çok etkiliyor beni.<br />
Bunu hiç sorma bana,<br />
Eğer cevap vereceksem.</strong><strong> </strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>KAYNAK / ALINTI</strong></p>
<p>Heidegger M (1979) Hölderlin ve Şiirin özü, çeviri: A.Turan Oflazoğlu Kültür</p>
<p>bakanlığı Çeviri Dergisi, 1:1-13.</p>
<p>Hölderlin F (1997) Seçme şiirler, çeviri: A.Turan Oflazoğlu, Z yayıncılık, İstanbul</p>
<p>Hölderlin F (1987 ) Hyperion, Çeviri: Melahat Toygar, Adam yayınevi, İstanbul.</p>
<p>Soygür H (1999) Sanat ve &#8220;Delilik&#8221;, Klinik Psikiyatri, 2:124-133.</p>
<p>Teber S (1997) Melankoli, normal bir anomali, say yayınları, istanbul</p>
<p>Zweig S (1991) Dünya Fikir Mimarları, kendileri ile sava anlar: Kleist, Nietzsche,</p>
<p>Hölderlin, Çeviri: Gürsel Aytaç, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara.</p>
<p>Hölderlin F / Empedokles’in Ölümü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/johann-christian-friedrich-holderlin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞİİR-</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/siir-2.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/siir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2011 10:57:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Esra E. Karaosmanoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esra E. Karaosmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[esra karaosmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[şairler]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[türk şiiri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=613</guid>
		<description><![CDATA[SON TREN Avucumu dayıyorum kirli cama Ağaçlar gözbebeklerimden sırayla süzülüyor. İstasyonda bıraktım yeşil parkamı Ve evladiyelik inançlarımı. Elimde tahtadan bir atım İki kuruşum Bir sol diyezim Gidiyorum buralardan son trenle. Esra E. Karaosmanoğlu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><strong>SON TREN</strong></p>
<p>Avucumu dayıyorum kirli cama</p>
<p>Ağaçlar gözbebeklerimden sırayla süzülüyor.</p>
<p>İstasyonda bıraktım yeşil parkamı</p>
<p>Ve evladiyelik inançlarımı.</p>
<p>Elimde tahtadan bir atım</p>
<p>İki kuruşum</p>
<p>Bir sol diyezim</p>
<p>Gidiyorum buralardan son trenle.</p>
<p><strong>Esra E. Karaosmanoğlu</strong></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;count=none&amp;text=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R-" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;count=none&amp;text=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R-" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;linkname=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R-" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fsiir-2.html&amp;title=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R-" id="wpa2a_12"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/siir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gönlündeki melekleri insanlardan sakınmak için kendi üstüne kapanan bir filozof&#8230;</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/gonlundeki-melekleri-insanlardan-sakinmak-icin-kendi-ustune-kapanan-bir-filozof.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/gonlundeki-melekleri-insanlardan-sakinmak-icin-kendi-ustune-kapanan-bir-filozof.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2011 15:08:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Suat Başkır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Suat Başkır]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=468</guid>
		<description><![CDATA[Bir yanda bilinmeyenin cazibesine tutulma, öte yanda bilinmeyene körleşme tehlikesi... 
“Akıllılar dünyası”nın durmuş oturmuşluğu, kaçamakları, aymazlıkları, absürtlükleri, yavanlıkları, çelişkileri, inkarları, itirafsızlıkları ve daha neleri... 
Delirmekten başka çare var mı? Ey insan! Yazmak, yaşamın üzerine geçirilmiş bir deli gömleği midir? Yoksa yazanlar, kişisel büyüklük ihtirasının teklik hükümranlıklarından yaratılan, tiksintiyle dolu çökmüş kalabalıklara tükürenler midir? Ve uyarıları o güçlülerin (!) kendi sidikleriyle boğulmalarını engelleme çabalarından mı ibarettir.
Cevabı bilsek mi? Bilmesek mi?
 <a href="http://www.yitikulke.com/gonlundeki-melekleri-insanlardan-sakinmak-icin-kendi-ustune-kapanan-bir-filozof.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/01/holderlin.jpg"></a><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/01/holderlin.jpg"></a></strong></p>
<p><strong>&#8220;Ein zeichen sind wir, bedeutungslos&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>&#8220;biz anlam verilemeyen, yorumlandırılamayan bir işaretiz&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong> <strong>j.c.f.h</strong></p>
<p>Her ucu keskin bir bıçağı tutuyoruz. Kendimiz, evren ve hayat hakkında gerçeğe ulaşma arzumuz, savaşımız&#8230; Var oluş ve insanlık özünden kopmuş, giderek tüm insani anlamları yok eden; bütünlük, birlik ve kendilik doğrultularını yıkarak nesnelik hesaplarıyla meşgul bir çağa ermenin acısı, çöküntüsü, yalnızlığı&#8230;</p>
<p>Hayatın özsuyunu emmek için durup dinlenmeden düşünürken aklın ermezliği, hakikatin dayanılmazlığı, sırrın durmadan yeni örtülere bürünmesi&#8230;</p>
<p>Söz&#8217;ün (logos&#8217;un) erdiriciliğine dayanırken, “söz söyleyenler”in başıboş vadilerde bayat, yavan, günübirlik; kuruntularla dolu bir büyüklüğü genişleten ve bir o kadar da hakikatten alabildiğine uzak sözler devşirerek dolaşmaları, neyin çözümlemesi olabilir ki&#8230; belki de yalnızca düşünce ve şiirin sürgüne gönderilişi&#8230; <span id="more-468"></span></p>
<p>Bir yanda bilinmeyenin cazibesine tutulma, öte yanda bilinmeyene körleşme tehlikesi&#8230;</p>
<p>“Akıllılar dünyası”nın durmuş oturmuşluğu, kaçamakları, aymazlıkları, absürtlükleri, yavanlıkları, çelişkileri, inkarları, itirafsızlıkları ve daha neleri&#8230;</p>
<p>Delirmekten başka çare var mı? Ey insan! Yazmak, yaşamın üzerine geçirilmiş bir deli gömleği midir? Yoksa yazanlar, kişisel büyüklük ihtirasının teklik hükümranlıklarından yaratılan, tiksintiyle dolu çökmüş kalabalıklara tükürenler midir? Ve uyarıları o güçlülerin (!) kendi sidikleriyle boğulmalarını engelleme çabalarından mı ibarettir.</p>
<p>Cevabı bilsek mi? Bilmesek mi?</p>
<p><strong>Gönlündeki melekleri insanlardan sakınmak için, kendi üstüne kapanan bir filozof…</strong></p>
<p>Şizofreninin sınırsızlığında bize insanın ve duygularının evrenselliğini fark ettirmeyi başarabilmiş bir düşünce adamı, yaşadığı acı deneyimler sonrası bu dünyada/doğada duyarlı bir ozan için yer olmadığını görebilmiş bir melankolik, bahsedilen ütopik mutluluğu ancak kendi içine kapanarak sadece kendi öz bilincinde erişebileceğine inanan bir koca adam;</p>
<p>Kuşkusuz Alman dilinin en büyük ve değerli şairlerinden biri ve belki de en liriği;</p>
<p><strong><em> JOHANN CHRISTIAN FRIEDRICH HÖLDERLIN</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>“İyice farkındayım, kendimi adadığım şey, yücedir ve insanlar için şifa vericidir, yeter ki tam bir ifadeye ve gelişime ulaştırılsın.” </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Birinci Dönem …</strong></p>
<p><strong>Ret! ve Nedenler…</strong></p>
<p>Romantik şair ve düşünürlerin en melankoliklerinden biridir Hölderlin. Onun &#8216;Hyperion&#8217; adlı eseri çoğu için Alman idealizminin romanı sayılmıştır. Deliliğin Arifesinde de yer alan şiirlerinde doğaya övgü ve doğanın insanı içinde bulunduğu kuşkulardan, çaresizlik hissinden kurtaracağını vurgulayan bu adama en çok acı çektirenlerin başında yer alan annesi ve anneannesi bu mütevazı sözlerin ardında uzaklardan şu gerçeği algılarlar ki, o evsiz, eşsiz, boş ve yabancı, dünyada anlamsız hayallerin peşinden koşmaktadır.<strong><em> </em></strong></p>
<p>Halbuki o evsiz, eşsiz yabancı,  küçük yaşta babasını kaybetmiş olması, annesiyle sürekli tartışmaları ve anlaşamaması, en sonunda evli bir kadınla birlikteliğinden dolayı annesinin onu dışlaması, yanındayken hayatının en mutlu anlarını yaşadığı sevdiği kadının ölümü sonucu içine düştüğü boşluk, aşırı duyarlılığının ve çaresizliğinin artması annesiyle olan ilişkilerinin kopması, hayatının belli dönemlerinde çökkünlük, öfke krizleri, hüzünlenme, melankoli, depresyon gibi rahatsızlıklar geçirecek;  Ancak bu dönemlerinde bile yazınsal üretimlerini sürdürerek, pek çok şiir, roman, trajedi yazarak, hala geçerliliğini sürdüren bir mükemmelikte antik Yunan klasiklerini çevirecektir.</p>
<p><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/01/silhouette.jpg"></a></p>
<p>Hayallerinde ki o’nun dışında, ortada ki Hölderlin’i ve yaşayacağı çöküşü göremeyen iki dul kadın, Nürtingen’de küçük bir odada günlerini geçirmektedirler, bu zeki çocuğu okutabilmek için yıllarca yiyecek, giyecek, yakacak masraflarını kısmışlardır. Okuldan yazdığı saygı dolu mektuplarını okudukça mutlu olurlar, onun ilerleme ve ödüllenmelerine birlikte sevinirler, basılan ilk mısralarından duyduğu övüncü paylaşırlar. Ve ümitleri, öğrenimini bitirdiği için yakında papaz adayı olacağı, evleneceğidir, şöyle iyi huylu, sarışın bir kız alacak ve kendileri, onu, pazarları herhangi bir kasabada kürsüden Tanrı kelamı ederken gururla dinleyebileceklerdir. Ama diğer tarafta Hölderlin, bu düşü yıkmak zorunda olduğunu bilmektedir ve böyle bir esinle boşta gezinmemektedir, hele başkalarının zararına asla, yalnızca uygun bir durum hazırlamaktadır. Güvendiklerini elleriyle ezip parçalamaz hemen. Yumuşak, ama ısrarla geri iter bu imkânı hatırlatan sözleri. Bilir, onların gözünde, her türlü sevgiye rağmen bir avare zannı altındadır ve onlara sabırla mesleğini açıklamaya çalışır.</p>
<p>Onların şüphesine karşı hep çok gösterişli sözlerle, yaptığı işin ciddiyetini ve ahlâk değerini vurgular: <strong>“İnanın bana”</strong> diye yazar annesine saygı dolu <strong>“size karşı ilişkimi hafife almıyorum ve kendi hayat planımı sizin bütün arzularınızla birleştirmeye çalışmak bana yeterince huzursuzluğa mal oluyor.”</strong> Annesini inandırmayı dener ki <strong>“şimdiki uğraşıyla insanlara vaizlik görevindeki gibi hizmet etmektedir” </strong>ve onu hiçbir zaman buna inandıramayacağını çok derinden bilir. <strong>“Bu bir inatçılık değil ki”</strong> diye inler en içten duygularla<strong> “yaratılışımın ve şimdiki durumun bana öngördüğü. Bu benim tabiatım, benim kaderim ve bunlar insanın uysallığı asla reddedemeyeceği biricik güçler.”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Teoloji eğitimi almasına rağmen kilise havasının biraz olsun uzağına gidebilmek için varlıklı insanların ailelerine öğretmenlik yaparak yaşamını devam ettirme kararını alır. Yakın arkadaşı Schilller ona ilk işini bulur ve Charlotte Von Klab ailesinin Walterhausen&#8217;da yazarların, sanatkarların toplandığı bir tür aydınlar kulübü niteliğindeki evlerinde çalışmaya başlar. Bu süreçte Wilhelmine Marianne Krims adli kadınla ilişkisi olur ve ondan 1795 tarihinde Louis Agnes adlı bir kız çocuğu dünyaya gelir. Ölümle ile iç içe bir yaşamın öznesi olan Hölderlin&#8217;in bu çocuğu fazla yaşamaz ve 1796 yılında tıpkı babası gibi ölümüne tanık olur kızının.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Bugün evine biri gelecek. Ölü gibi sapsarı, bir deri bir kemik, çukur gözlü, vahşi bakışlı, saçı sakalı uzun ve dilenci kılıklı. Geri çevirme ve bağışta bulun. Konuşacaklarını dinleme. Çünkü kemik yığını gibi dağılmıştır. Hayatın harabeleri, annesinin eve dönüş biçiminde yakarmaları, aklının dümeni ebediyen kırılmış, yirmi beş yıllık acı ve yalnızlık, vatanına ve zamanına yabancı ve de zekası bir daha hiç aydınlanmayan ve ancak zaman zaman esrarengiz orfik şimşeklerle parlayan bir gecede yaşar; son intihar denemesinin kurtarılamayan darbeleriyle. Şiirlerindeki o Kızılderililer gibi şarkı söyleyerek atar kendini büyülü kapıdan içeri. Dostları dikkatlice ondan uzak durmaktadırlar. Çünkü çoğu zaman zincire vurulmuş bir hayvan gibi sinirlerinin aşırı gerilimi patlamaktadır. Ya da onunla alay etmektedirler.”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Travmayla dolu yaşamı ve onun yaralarını saklayan ruhsal durumu yüzünden pek çok kez melankoli, sinir rahatsızlığı, psikoz, şizofreni tanılarıyla tedavi görecektir. Ailesinin onu bir türlü affedemeyen katı ve olumsuz tutumları ruhsal durumunun daha da kötüye gitmesine neden olmuş ve onu içinden çıkılamaz  o 36 yıllık  özel ruh haline getirmeye başlamıştır.</p>
<p>Yaşadıklarının acı dolu hatırlarını bir kenara bırakarak zengin banker Jakop Gontrad&#8217;in çocuklarına bakmak üzerine yeni işine başlar Frankfurt’ta. 1796 ve 1798 arasına tekabül eden zaman dilimi o büyük sessizliğine gömülmeden önceki dönemin en güzel zamanlarını yaşatacaktır ona. Yeni yeni filizlenmeye başlayan kapitalizmin, dönemin bu banka, ticaret şehrinde yaratmaya başladığı vahşi ekonominin koşulladığı günlük yaşamdaki çıkar ilişkilerine, Fransız devriminin ideallerinin pratikteki çirkin yansımasına tanık olan düşünür, şiire &#8220;kurtarıcı&#8221; edasıyla sarılır. Frankfurt’taki yaşam her ne kadar Goethe, Schiller, Hegel gibi Alman filozoflarıyla yeniden buluşmasına tanıklık etse de idealleri açısından büyük düş kırıklığına yol açacaktır.</p>
<p><strong> <a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/01/hoe_alt.jpg"></a></strong></p>
<p><strong>Orada oturuyordum, sensizliği yok ederek,<br />
Hâlâ kendimi düşünmeksizin.<br />
Sonra kalktım, senin kaldığın kalbe girerek,<br />
Tanrının kapısını çalmadan,<br />
Sunmak için sana kendimi.<br />
Oturduğun yerde bulamayınca,<br />
Bırakarak adağı odanın boşluğuna.<br />
Çalmadığım kapının arkasına geçmiştin,<br />
Geldi, bunu bana Tanrı söyleyerek</strong>.</p>
<p>Kaybetmeye başladığı ütopik mutluluk hayali, Hyperion&#8217;da konu edilen diotiması Susette Gontrad&#8217;i gördüğünde, mutluluğun yalnızca iç bilincine erişerek ulaşacağı bir duygu değil de, en azından bir miktarının bu dünyada erişebilir bir zevk olduğuna inanır.<br />
Susette&#8217;yi sever, çok sever hem de. O artık dünya ile onun arasında kalmış son bağdır. Daha da önemlisi, Susette ona annesinin engellediği kişilik gelişiminin devamı için kapı açar, ondaki yeteneği keşfeder, adeta onu yaşamda tutan aldığı / verdiği nefesi olur.</p>
<p>Ne var ki, Susette ile gizli aşkları, Hölderlin’in duygularının açığa çıkması neticesinde kovulasıya kadar sürer. Aşkına 30 km uzaklıkta bir kasabaya taşınır. Elbette kaçınılmaz karşılaşma 4 Ekim 1798 de bir tiyatroda gerçekleşir. Bundan sonra sıklıkla diotimasi ile gizli gizli buluşur ve mektuplaşırlar. Hölderlin, bu süreç içerisinde Grek kültürünü mercek altına alır ve Diagones Laertius&#8217;un eserlerini incelemeye baslar. Diğer yandan da Empodekles&#8217;in ölümü adli trajedisini yazmaya başlamıştır.</p>
<p>Takip eden 1800 ve 1802 yılları bunalımlı bir süreçtir. Ruhunda kopan fırtınalar dinmek bilmez. O ise bu durumunu çeşitli yolculuklarla dizginlemeye çalışır, yürüyerek Fransa’ya gider. Belki de acılarına ilaç olsun diye annesinin yanına… Bu yolculuk arifesinde Susette&#8217;inin ağır hasta olduğunu duyar ve bavulunu eve gönderip onun yanına gitmek ister; son anlarında beraber olmak üzere… Ama …</p>
<p>Aşığının ölümünün yanında bavulunu gönderdiği annesinin mektupları okuması sonrası evli bir kadınla ilişkisini öğrenmesi ve hem sevgilisi hem de annesi ile iletişiminin tamamen kesilmesi; suskunluk yolunda ki son sapağı da dönmesini de sağlar.<br />
Her ne kadar toplum ile tümden ilişkisini kesme noktasına gelse de en önemli eserlerini bu dönemde yazmaya başlar Hölderlin. 1804 yılında Sophokles&#8217;in Kral Oidipus ile Antigone tragedyalarını Almancaya çevirmiştir. (Öyle ki klasikleşen bu çeviriler ve Sophokles yorumu bugün dahi geçerliliğini sürdürmektedir) Hölderlin araştırmacıları tarafından “delirme eşiği” olarak adlandırılan bu döneminde ki (özellikle 20.yy’da  döneme ilişkin yapılan onlarca araştırma da) bu dönemdeki eserlerinin hepsinde tek bir gramer hatası dahi bulunamamıştır.</p>
<p>Yazın ve düşünce dünyası için tam bir kazanç olan bu zamanlarında, iç dünyasında gittikçe içine kapanan, değişim geçiren ve belki de ikinci bir kimliği oluşturduğu bir yolculuğa başlamıştır.  Hölderlin, kalabalık içerisinde kışkırtıcı söylevler vermeye, gece gündüz piyano çalmaya, sessizlik ve sinir krizlerine uzanacak olan bir yaşama merhaba demektedir.</p>
<p>Bu travmatik ve üretim dolu döneminde şair, hiçbir zaman akıl hastanesine gitmek istememiş, ancak annesinin sert tutumu ölümüne kadar sürdüğünden dolayı da, ailesi onu bu zor durumunda evde istememişlerdir.</p>
<p>(üvey abisinin karısının ona olan ilgisi ve bilinmeyen nedenler de sürekli mevzu bahis olsa da asıl sorunun babasından kalan miras olduğu düşünülmektedir. Annesi hakkı olan parayı oğluna hiçbir zaman vermek istememiş, ve annesi öldükten sonra faizi ile beraber bu miktarın yarım milyon mark olduğu ortaya çıkmıştır. Parasız geçirdiği, bizzat parasızlıktan dolayı bunalıma girdiği olmuştur. Ne acı ki.)</p>
<p>Ve, 1806 yılında zorla ( hatta darpla) Tübingen üniversitesi kliniğine yatırılmış ve tek kişilik hücreye kapatılmıştır. 6 ay hastanenin buluşu olan deri maskeyle yaşamak zorunda kalan şair Hyperion’dan çok etkilenen marangoz Zimmermann’ın onun bakımını üstlenmesiyle hastaneden kurtulabilecektir ancak&#8230;</p>
<p><strong> suat başkır</strong></p>
<p>devam edecek&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/gonlundeki-melekleri-insanlardan-sakinmak-icin-kendi-ustune-kapanan-bir-filozof.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üçleme</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/ucleme.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/ucleme.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2011 09:13:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Papyon Tayfun Türkkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Papyon Tayfun Türkkan]]></category>
		<category><![CDATA[deneysel şiir]]></category>
		<category><![CDATA[modern türk şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[papyon tayfun türkkan]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[üçleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=461</guid>
		<description><![CDATA[(Üçleme) ı Unutuyorum belki bazen kimi kanıyor yüreğim kimi donuyor ıı hani soğuk kış geceleri titreyen vücudun tıpkı suya girdiğin ilk an gibi ııı O rada lar&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<address>(Üçleme)</address>
<address>ı</address>
<address>Unutuyorum</address>
<address>belki</address>
<address>bazen</address>
<address>kimi</address>
<address>kanıyor yüreğim</address>
<address>kimi donuyor</address>
<address>ıı</address>
<address>hani</address>
<address>soğuk</address>
<address>kış geceleri</address>
<address>titreyen vücudun</address>
<address>tıpkı</address>
<address>suya girdiğin</address>
<address>ilk</address>
<address>an</address>
<address>gibi</address>
<address>ııı</address>
<address>O</address>
<address>rada</address>
<address>lar&#8230;</address>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;count=none&amp;text=%C3%9C%C3%A7leme" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;count=none&amp;text=%C3%9C%C3%A7leme" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;linkname=%C3%9C%C3%A7leme" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fucleme.html&amp;title=%C3%9C%C3%A7leme" id="wpa2a_14"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/ucleme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birisi</title>
		<link>http://www.yitikulke.com/birisi.html</link>
		<comments>http://www.yitikulke.com/birisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Jan 2011 11:45:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Esra E. Karaosmanoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esra E. Karaosmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yitikulke.com/?p=418</guid>
		<description><![CDATA[BİRİSİ Sizi anımsar gibiyim. Karşı apartmanda, Balkonsuz dairede yaşıyordunuz. Her sabah aynı yüzle uyanırdınız Tüm gün darmadağın dolaşmanız Kedinizin bile umurunda değildi doğrusu. Kedinize de iyi bakmıyordunuz zaten Kaç gün susuz kaldığını gördüm Aslında siz kendinizi de kedinizi de Umursamıyordunuz &#8230; <a href="http://www.yitikulke.com/birisi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/01/Birisi3.bmp"></a></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>BİRİSİ</strong></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">Sizi anımsar gibiyim.</p>
<p style="text-align: center;">Karşı apartmanda,</p>
<p style="text-align: center;">Balkonsuz dairede yaşıyordunuz.<a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/01/Birisi1.bmp"></a><a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/01/Birisi.bmp"></a></p>
<p style="text-align: center;">Her sabah aynı yüzle uyanırdınız</p>
<p style="text-align: center;">Tüm gün darmadağın dolaşmanız</p>
<p style="text-align: center;">Kedinizin bile umurunda değildi doğrusu.</p>
<p style="text-align: center;">Kedinize de iyi bakmıyordunuz zaten</p>
<p style="text-align: center;">Kaç gün susuz kaldığını gördüm</p>
<p style="text-align: center;">Aslında siz kendinizi de kedinizi de</p>
<p style="text-align: center;">Umursamıyordunuz</p>
<p style="text-align: center;">En güneşli günlerde bile&#8230;<span id="more-418"></span></p>
<p style="text-align: center;">Size ait olan tek saflık</p>
<p style="text-align: center;">Saçlarınızın kar beyazlığıydı</p>
<p style="text-align: center;">Onun haricinde hiç ısınamamıştım</p>
<p style="text-align: center;">Çukur gözlerinize ve fazlaca çıkık alnınıza.</p>
<p style="text-align: center;">Mutfağınız hep pis ve dağınıktı</p>
<p style="text-align: center;">Gece kalkar yemek yerdiniz</p>
<p style="text-align: center;">Kırıntılarla birlikte yatağınıza dönerdiniz</p>
<p style="text-align: center;">Arayanınız olmazdı</p>
<p style="text-align: center;">Olmadı da yirmi sene boyunca.</p>
<p style="text-align: center;">Kapıcı Bayram Efendi bile</p>
<p style="text-align: center;">Size uğramamak için</p>
<p style="text-align: center;">Kırk bahane uydururdu.</p>
<p style="text-align: center;">Siz, yal-nız-lı-ğın ta kendisiydiniz&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Size son defa camımdan baktığımda</p>
<p style="text-align: center;">Pijamanızın cebi hâlâ yırtık ve sallanıyordu</p>
<p style="text-align: center;">Sekiz hafta olmuştu aynı pijamayla dolaşalı</p>
<p style="text-align: center;">Zaten bakkala dahi uğramıyordunuz</p>
<p style="text-align: center;">Çıkık alnınız olsa dahi.</p>
<p style="text-align: center;">İğrenti duygusu hissetmiştim</p>
<p style="text-align: center;">Kirden içerisi gözükmeyen camınıza baktığımda</p>
<p style="text-align: center;">Gözlerimi çevirmiştim anında</p>
<p style="text-align: center;">Siz, za-val-lı-lı-ğın ta kendisiydiniz&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">İşte şimdi yine karşımdasınız</p>
<p style="text-align: center;">Yırtık cepli pijamanız yok üzerinizde</p>
<p style="text-align: center;">Yüzünüz de o kadar itici değil artık</p>
<p style="text-align: center;">Ama yine de yakışmamış bu tabut size,</p>
<p style="text-align: center;">Çıkık alnınıza rağmen.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Esra E. Karaosmanoğlu<a href="http://www.yitikulke.com/wp-content/uploads/2011/01/Birisi2.bmp"></a></strong></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;count=none&amp;text=Birisi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;count=none&amp;text=Birisi" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;linkname=Birisi" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service google_plusone" src="https://plusone.google.com/u/0/_/%2B1/fastbutton?url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;size=medium&amp;count=false" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:32px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.yitikulke.com%2Fbirisi.html&amp;title=Birisi" id="wpa2a_16"><img src="http://www.yitikulke.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yitikulke.com/birisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

