Etiket arşivi: sinema

Sema Fener’den usta işi bir sinema – TV – video sözlüğü

sema fenerSema Fener’den 3.000’den fazla terimi ve açıklamasını içeren sinema – televizyon – video sözlüğü!

Sinema ve televizyon sektöründe çalışanların, post prodüksiyon sektörü elemanlarının, üniversitelerin sinema-TV bölümü öğrencilerinin, sinema sanatı ile ilgilenenlerin, meraklı sinema izleyicilerinin yabancı dildeki yayınları dil sorunundan dolayı takip edemediklerini düşünerek hazırladığım ‘HD Sinematografi’ kitabına ek olarak şimdi bu sözlüğü hazırladım.

Bu sözlükte sinema, televizyon ve video uygulamaları ile ilgili İngilizce sözcüklerin, (Sinemayı konu alan İngilizce yayınların bolluğunu düşünerek) teknik terimler, sinema akımları, başlıca sinema kuramları ve kurumları, sinema tarihinde önem taşıyan olay ve keşifler ile ilgili temel kavramlar olmak üzere, Türkçe karşılıklarını ve kısa açıklamalarını bulacaksınız.Her an başvurulabilecek, okunması kolay, kullanılması pratik bir sözlük olmasını umuyorum…

Tiyatro Tempo Edebiyat Söyleşileri Dizisi-3: “Roman ve Sinemada Türkiye Fotoğrafı”

EDBY MART AFİŞ.Tiyatro Tempo'nun 3. söyleşi konuğu Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı oluyor. Dizi Ahmet Önel'le başlayıp Ercüment Cengiz'le devam etmişti. Kurtuluş Kayalı'nın katılımıyla söyleşide bu kez "roman" başlığının yanında "sinema" da konuşulacak. Kayalı, bu iki başlık üzerinden "Türkiye Fotoğrafı"nı çizecek. 

Tiyatro Tempo Edebiyat Söyleşileri Dizisi-3: “Roman ve Sinemada Türkiye Fotoğrafı” yazısına devam et

MyFrenchFilmFestival.com’da Festival Günleri

 

MyFrenchFilmFestival.com sizi genç Fransız sineması ile tanışmaya ve en beğendiğiniz film için oy vermeye davet ediyor.

2011 yılında başlatılan bu çevrimiçi film festivali, 2012 yılında 174 ülkeden ziyaretçi tarafından 1.3 milyon kez görüntülenerek önemli bir başarı sağladı. Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek olan festival, izleyicileri Fransız sinemasını keşfetmeye ve Fransız sinemasına duyulan tutkuyu dünya çapındaki İnternet kullanıcıları ile paylaşmaya davet ediyor.

Festivalde on kısa, on da uzun metrajlı film yarışacak. Festival kapsamında gösterilecek 22 film için site 12 farklı dilde destek veriyor. Gösterilecek filmler için dünya genelinde izleyicilerden belli bir ücret talep edilse de bu yıl Digiturk'ün katkıları ile Türk internet kullanıcıları filmleri ücretsiz ve Türkçe altyazılı olarak izleyebilecekler. 

11 uzun metraj, 10 kısa metraj ve Georges Lautner'in   "Les Tontons Flingueurs" (Haydut Şansı) isimli  klasik filmine www.digiturk.com.tr ve www.myfrenchfilmfestival.com adreslerinden erişilebilecek.

Festival, 17 Ocak – 17 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek.

Oscar’ın Yabancıları İstanbul Modern’de

İstanbul Modern Sinema, "Yabancı Dilde En iyi Film" dalındaki Oscar adaylarını izleyici ile buluşturuyor.

Oscar'a aday olan filmler 10 Ocak Perşembe günü açıklanacak "Oscar'ın Yabancıları" ise bu alanda ismi ön planda olan dokuz filmi bir araya getiriyor. Söz konusu filmlerin özelliği "Hollywood" etiketi taşımamaları. Farklı ülkeleri, kültürleri ve dilleri temsil eden filmler "Yabancı Dilde En iyi Film" kategorisinde yarışıyor.

Etkinlik çerçevesinde gösterilecek filmler şöyle:

Yukarıdaki Çocuk  (L'enfant D'en Haut) – İsviçre

Yasak Aşk (En Kongelig Affære) – Danimarka

Barbara – Almanya

Can Dostum (Intouchables) – Fransa

Pamuk Prenses (Blancanieves) – İspanya

Sezar Ölmeli (Cesare Deve Morire) – İtalya

Tepelerin Ardında (Dupa Dealuri) – Romanya

Ateşin Düştüğü Yer – Türkiye

Savaşın Gölgesinde (Lore) – Avustralya

10-20 Ocak tarihlerinde gerçekleşecek etkinlik ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

TÜRSAK’tan İlk Senaryo Yarışması

TÜRSAK (Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür) Vakfı ve T.C. Sinema Genel Müdürlüğü’nün birlikte düzenlediği "İlk Senaryo Yarışması"na katılım için son günlere gelindi.

Uzun metraj film projelerinin yazım aşamasında desteklendiği yarışmanın ana jürisi belli oldu. Son başvuru tarihi 17 Kasım 2012 olan yarışmada büyük ödül 20.000 Lira.

"Sinemanın en temel yapısını oluşturan “senaryo”nun önemini pekiştirmek ve Türkiye’de senaryo yazarlığının evrensel boyutlarda gelişimine katkıda bulunmak amacıyla, TÜRSAK Vakfı ve T.C. Sinema Genel Müdürlüğü’nce; ilk uzun metraj film senaryosunu yazacak olan senaristlere bu yıl bu yarışma sayesinde ilk kez destek verilecek." TÜRSAK’tan İlk Senaryo Yarışması yazısına devam et

Malatya için Festival Zamanı

 

3. Malatya Uluslararası Film Festivali için geri sayım başladı. 9 Kasım Cuma günü saat 19.00'da Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan açılış töreninde “Yaşam Boyu Onur Ödülleri” ve “Onur Ödülleri” sahiplerini bulacak. Ardından da İlhan Şeşen'in şarkıları sinemaseverlerle buluşacak.

Festivalin konuklarına değinmek gerekiyor. Çünkü festival kapsamında "Onur Ödülü"ne layık görülen Türkan Şoray da sinemaseverlerin yanında olacak. Ayrıca Hababam Sınıfı üyelerinden Halit Akçatepe, Dilaver Gür, Ercan Gezmiş, Teoman Ayık, Ahmet Arıman, Ergun Sözen, Cafer Dere, Tuncay Akça, Tayfun Akalın, Dinçay Çetindamar, Mehmet Çatay, Kazanfer Şener, Ümit Doğru ve Faruk Şavlı da Malatya'ya konuk olacak, gösterim ve söyleşilerle Malatyalılarla bir araya gelecek.


Festival süresince 65’i uzun metraj olmak üzere, belgesel ve kısa filmlerle birlikte 100’e yakın film gösterilecek. Film gösterimlerinin yanı sıra sinema kursları, atölyeler, sergiler, panel ve söyleşilerin düzenleneceği festival, Malatya Valiliği’nin koordinasyonunda, Malatya Kayısı Araştırma-Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından düzenleniyor.

15 Kasım 2012'de ödül töreni ile son bulacak festivalle ilgili ayrıntılı bilgiye, festivalin ana sayfasından ulaşabilirsiniz. Festivalin etkinlik programı ise burada.

Sabancı’da Atilla Dorsay Günleri

Türkiye'de "kuramsal sinema" denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Atilla Dorsay, Sakıp Sabancı Müzesi'nin "Yetişkin Eğitimleri" seminerlerine konuk oluyor.

Geçen yıl aynı mekânda “Kuşbakışı Sinema Tarihi” seminerleri veren Dorsay, bu kez  “Atilla Dorsay’la Sinema Tarihi – Fransız Sineması” konulu seminerde sinema severlerle buluşacak. Seminerde Dorsay'ın arşivindeki filmlerden yola çıkılarak sessiz sinema, gerçeküstücülük, izlenimcilik, şiirsel gerçekçilik, yeni dalga, Fransız usulü komedi, çağdaş Fransız sineması akımlarına değinilecek. Bunların yanında Fransızların yarattığı “auteur sineması” kavramını da anlatılacak.

Dört hafta boyunca Cuma günleri 19.00-21.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek seminer, 9 Kasım 2012'de başlayacak. Öğretmen ve öğrencilerin %50 indirimle katılabilecekleri seminere kayıt yaptırmak için bu adresi kullanabilirsiniz. Dilerseniz aşağıdaki telefondan da bilgi alabilirsiniz:

(0212) 277 22 00  (Dahili 137 – 164)

İnsan Dünya İlişkisi

İNSAN-DÜNYA İLİŞKİSİ / Yavuz Özdem

Sinemacılara  (yönetmenlere) ‘ozan’ diyen Ece Ayhan, bu konuda yöneltilen bir soruya karşılık olarak görüşlerini yineler ve pekiştirir:  “Bilerek, isteyerek ozan diyorum ben sinemacılara. Yani yönetmenlere. Örneğin sinema bir sanat türü olarak gerçekleşmeseydi, bugüne dek yapıtlarını (filmlerini) vermiş bütün bu yaratıcı kişilerin büyük çoğunluğu ozan olurdu. Alıcı yerini kaleme, görüntüler yerlerini sözcüklere ve imgeye bırakacaktı, yani şiire.” Öte yandan Yunan sinemasının öncü yönetmeni (Costa Gavras ve Costas Ferris’le birlikte) Theo Angeloupulos[1] ise, ‘Puslu Manzaralar’ filmiyle ilgili, ‘metaforlar yoğunluktaydı, semboller de var, ne dersiniz sorusuna verdiği cevapla Ece Ayhan’ı teyit eder:  “Ben bu filmi yaparken bir peri masalı yapmak gibi bir amaçla yola çıktım. Peri masallarında bir çocuk neden diye sormaz. Lanetlenmiş bir orman neden lanetlenmiş diye sormaz. Niye meyveler mavidir diye çocuk sormaz.(…)”  Kırmızı Başlıklı Kız örneğiyle devam eder: “Küçük kız ormanı geçer, o sırada kurt, büyükanne var, sonunda bir avcı var. Kurt neyi temsil ediyor? Niye şapka kırmızı? Orman nedir? Benim filmlerimi bilenler için açıktır ki, filmlerimdeki çocukları öbür filmlerimdeki büyüklerle karşılaştırıyorum. Bu muhakkak ki Yunanistan’da bir seyahat değil. Hayal kurulmuş ülkenin de Almanya (filmdeki çocuk babasını görmek için Almanya yollarına düşer. Y.Ö.) olduğu söylenemez. Benim dünyam içinde bir geziydi bu; …bu gezi tamamen entelektüel zihinde olan bir geziydi.”  Zihinsel yolculuğunu çürüyen yerlerinden başlatan Edip Cansever de. (Çok eski bir yerimdeyim, çürüyen bir yerimden geliyorum.) dizesiyle; ‘şiir bir sanat türü olarak gerçekleşmeseydi, şairler yönetmen olurdu’ dedirtiyor.

Ece Ayhan’la,  Angeloupulos’ın buluştuğu hat, insan–dünya ilişkisinin kurulduğu hattır.  Burada Merleau-Ponty’ye[2] havale etmek istiyorum bu işi. Zira işin içine algı kavramı girmek zorunda. Merleau’ya göre, algı salt basit deneyim anlamına gelmemektedir. Algılama, bütün bilinç içeriklerinden kurtarılmış bir şekilde karşımıza gelir. Bu minval üzere Görünür ve Görünmez Olan (Visible and the Invisible) isimli eserinde bizim nesneleri gördüğümüzü ve dünyanın da ne görüyorsak o olduğunu belirten Ponty, yine aynı paragrafta bu bağlamda bizim ne olduğumuzu, görmenin (seeing) ne olduğunu ve dünyanın ne olduğunun araştırılması gerektiğini de belirtir.  Bu bağlamda bir ontolojik fenomenoloji tanımına başvurmamın sebebi de; onun doğrudan duyuya (sense) yaptığı vurgu ve bu vurgunun yanında algı kavramını ortaya koyma yönteminin de ontolojik olmasıdır.  Ayrıca onun fenomenolojisindeki iki vurgu, konumuz açısından da önem arz eder: Bunlardan birincisi deneyimleyen, algılayan, konuşan insan; ikincisi ise  işaret (gesture) ve dilsel anlamdır. Bu minval üzere bir özet yapmak gerekirse, şu söylenebilir:  Sinema ile şiirin görmek, algılamak, im, iz, tahayyül, tasarım vs.’den kaynaklanan bir köken ortaklıkları vardır ve bu ortaklıktan gelen hukukları bugün de devam etmektedir.  İnsan Dünya İlişkisi yazısına devam et

“80’lerde Çocuk Olmak” 3. Baskıyla Kitapçılarda

“80′lerde Çocuk Olmak” kitabı Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı. Kitabımızın 3. Baskısı, Punto Dağıtım şirketi kanalıyla tüm kitabevlerinde!

Kapak ve basın metnimizi Facebook’ta, Twitter’ınızda, web sitenizde-blogunuzda ve mail yolu ile arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz!
***
Kadir Aydemir’in hazırladığı “80′lerde Çocuk Olmak” kitabının kapak arkası ve basın tanıtım metni şöyle:
Bu sadece bir kitap mı? Hayır! Bu kitap, canlı bir şey! Yaşayan tarihin ta kendisi! Dikkatle, özenle okuyun…
80’lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı.
Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980’lerde çocuktu onlar… Hepsi aynı kuşaktan… Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstecaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. “80’lerde Çocuk Olmak” 3. Baskıyla Kitapçılarda yazısına devam et