Etiket arşivi: yannis ritsos

Yannis Ritsos’tan “İlkbahar Senfonisi” (Türkçede ilk kez Yitik Ülke’de) Çev: Olga Okay

Yannis Ritsos’tan “İlkbahar Senfonisi”

Çeviren: Olga Okay

Yüzyılın tarihini şiir yolu ile okumak isterseniz, rahatlıkla söyleyebilirim ki Ritsos’un şiirleri bunun için idealdir. Hem yaşadığı dönemin tarihini, hem de bir anlamda kendi biyografisini şiir yoluyla sunar bize. Şiirlerinin yanı sıra, dokuz düz yazı/öykü, 4 adet de tiyatro eseri kaleme almıştır. Ayrıca, sayısız çevirisi, kolektif ve bireysel çalışması bulunmaktadır. Şiir ve genel anlamda yazı kendisini besleyen en değerli kaynaktır. En önemlisi Ritsos bu kaynağı kendine saklamamış paylaşıp, bölüşmeyi de her zaman bilmiştir. Ergenliğinde tanışıp güvendiği ve benliğini borçlu olduğu şiir onu en iyi tanıma ve tanımlama yoludur.  Yannis Ritsos’tan “İlkbahar Senfonisi” (Türkçede ilk kez Yitik Ülke’de) Çev: Olga Okay yazısına devam et

“Selvi Ağaçlarının Gölgesinden Öte” – Yannis Ritsos, 3 perdelik tiyatro oyunu 1944-1945

“Selvi Ağaçlarının Gölgesinden Öte” – Yannis Ritsos, 3 perdelik tiyatro oyunu – 1944-1945

Çeviri: Olga OKAY

 

Yannis Ritsos Yunan Edebiyatı’nın en tanınmış en sevilen şairlerinden biridir. Pek bilinmese de kendisinin düzyazı olarak  kaleme aldığı metinlerin yanı sıra aşağıda giriş bölümünü okuyacağınız “Selvi Ağaçlarının gölgesinden öte” olarak tercüme ettiğimiz bir tiyatro eseri bulunmaktadır. Eser, kaleme alındığı dönem itibari ile, okuyucu ve tiyatro izleyicisine sunmayı hedefledikleri açısından önemlidir. 3 ana bölümden oluşur. Her ne kadar tiyatro eseri olarak anılsa ve sahnelense de Ritsos’un muazzam şair yönü her açıdan öne çıkmaktadır.  

Bu tiyatro eseri ilk olarak tek perdelik dram olarak düşünülmüş ve Aralık 1944’de yazılmıştır. 1945’de şair tekrar üzerinde çalışma gereği duymuş ve 3 perdelik bir tiyatro eserine dönüştürmüştür. Ancak ilk basımı 1958 yılında yurt dışında Yunan bir yayınevi tarafından yapılmıştır. Yunanistan’da ilk defa yayımlanması ise1982’dir. 

Ritsos’un bu eseri,1944’ün sonu ile 1945’in başlarında, Yunan tarihinin önemli, dramatik ve acı olaylarına tepkisi olarak ortaya çıkar.  Faşizmden kurtulmaya çabalayan bir halkın, henüz o derin acılardan yüzünü yıkayıp özgürlüğünü kutlama aşamasında yakalandığı emperyalizm düşmanından bahseder. Şiirin gücünü katar Ritsos ve bu gücü eserde sonuna kadar derinden hissettirmesine rağmen asla tarih veya dönem adından bahsetmez. Tıpkı en muhteşem şiirlerinden “Epitafios” ‘un Mayıs 1936 olaylarını konu alması, bunun şiirin bütününe yayılması ancak asla tarih ve dönemi belirtilmeden, günümüze kadar önem ve değerini kaybetmemesi gibi. 

Kısaca bu tiyatro eseri bir milletin şiirsel direnişidir.

Mayakovski söz konusu eser için şöyle der: “Olay ne kadar büyükse, şairin de yaratıcılığı ve olaya mesafesi o denli büyük olmalıdır.” Ve “Zayıf şairler oturup zamanın akmasını ve bu mesafenin oluşmasını koltuklarında beklerken, güçlü şairler bu önemli mesafeyi zihinlerinde yaratırlar” diye de ekler.

Yunan halkının özgürlük mücadelesinin 1921’den beri süre gelen en belirgin sloganı, “Özgürlük ya da Ölüm” dür. Ritsos bunu benimseyen, dile getiren ve nerede ise tüm şiirlerinde aktarmayı başaran Yunan Edebiyatı’nın en önemli isimlerindendir. Ve kendisinin bir diğer önemli şiiri “Apoheretismos” – “Veda” da dediği gibi,


“… insanın gerçek boyu, Özgürlüğün metresi ile ölçülür” 

ve rahatlıkla diyebiliriz ki bu satırlar aşağıda giriş bölümünü okuyacağınız tiyatro eserinin de çatısını oluşturur.

 

 

“Selvi Ağaçlarının Gölgesinden Öte”
Birinci Sahne

(Üç Selvi Ağacının gölgesi görünmektedir. Ve Gölge, uzun siyah bir kıyafete bürünmüş olarak sahne alır. Kıyafetin sarkan bir bölümü öne doğru ve kollarının arasındadır. Gölge erkektir. Ortam karanlığa yakın zor seçilen bir ışıkla aydınlanmıştır.)


GÖLGE: Ülke uyuyor.
​Derin-derin uyuyor ülke,
yüzünü taştan avuçlarının arasına gizlemiş.
Pencereler kapalı, okunmuş kitaplar gibi.
Pencereler kör, panjurların ardında olanı bilmiyorsun,
korku, korku, korku. Nasıl? –bilmiyorsun.
Bu Gölge ki ayak tırnaklarının ucundan başlıyor yükselmeye
ellere ulaşıyor, kalbe, enseye,
saç diplerine ulaşıyor
tıpkı güneşin doğuşu gibi
ve dağın gölgesi yükseliyor ağır ağır ovanın üzerinde
örtüyor bağları, zeytin ağaçlarını, evleri,
örtüyor meydanı
ve sonra çan kulesini,
ve bir kuş sadece, sokulmak istemiyor gölgeye
ve yükseliyor, sadece o kuş, yüksek, yüksek, yüksek, çok yükseğe
az olan ışığa, gökyüzüne,
tek başına, bir başına, yapayalnız,
ruhun korku bilmez hali gibi
umudun içinde yalnız, kararlılık içinde
tek başına, bir başına, yapayalnız
yüksek-yüksek-bilmiyorsun-ışıkta kalıp kalmayacağını
ya da balıklama gölgeye veya çamura batmayacağını
tıpkı güneşin doğuşu gibi
bir kırmızı güneş gökyüzünde
sanki geniş kan damlası gövdesinde öldürülenin, 
Nem ve sessizlik, derin sessizlik

-Nasıl gidiyor? –Şşt! … Konuşma. Bilmiyorum.
-Nasıl gidiyor? –Bilmiyorum. Bilmiyorum.
Ülke uyuyor avuçlarının arasında
Ülke hasta. Uyuyor.
Şşt! Şşt! Yavaş. Yavaş.

(GÖLGE, eli dudaklarında sessizce ortadan (sahneden iner) kaybolur…)

 

Yannis Ritsos Şiiri, Çevirileri ve David Harsent Yorumu – Tamara Wilson

 

Yannis Ritsos Şiiri, Çevirileri ve David Harsent Yorumu – Tamara Wilson
 
Yannis Ritsos’un kimi zaman bir iç çekiş kadar kısa lirik şiirleriyle, dramatik monologlar formatında ilerleyen, otobiyografik, mitik, politik temalarla örülü daha uzun soluklu şiirlerinde, okurun belleğine kazınan kelimelerin duruluğuna gizlediği derinliktir. Karın içinde barindigi su gibi, üzerini örttüğü evler, caddeler, bitkiler gibi, Ritsos dizeleri de gündeliğin görünen rastgeleliğine sarar gizemini. Renk olur bazen, bazen çamaşır dalgalanan Hera’nın omzunda, özeniz bir masa kimi zaman, ama her defasında ayni yoğunlukla harmanlanmış bir duyguyla düşer söz kâğıda.
 
Akademisyen, şair ve çevirmen kimlikleriyle tanıdığımız  Minas Savvas; “En basit şeyler bile, mistik bir dille konuşur Ritsos mısralarında” der. Nesnelerin sıradanlaşmış algılarına farklı bir boyut getirir Ritsos her bakışında.

Yannis Ritsos Şiiri, Çevirileri ve David Harsent Yorumu – Tamara Wilson yazısına devam et

Yannis Ritsos’tan 3 şiir – Çeviriler: Olga Okay

Yannis Ritsos'tan 3 şiir


İki ay var ki görüşmedik.
Bana bir asır ve dokuz saniye.

Söyle ne yapayım ben yıldızları?
Onlardan daha bile uzakken
sen!

Yannis Ritsos
Çeviren: Olga Okay

 

 

Yine burada, aynı dünyada…
aynı yerde.
Ki rüyanın…
ışığın…
ve güzelliğin…
bir ismi var.

Yannis Ritsos
Çeviren: Olga Okay

 

 

Dinleniyor toprağın altında,
ölülerimiz.
Ve burada toprağın yüzünde,
her gün
öldürüyorlar,
her gün
umudumuzdan vuruyorlar bizi. 

Yannis Ritsos
Çeviren: Olga Okay

Yannis Ritsos’tan 3 yeni şiir – Türkçede ilk kez, Yitik Ülke’de!

Olga Okay, Yunancadan Yitik Ülke için çevirdi. Yannis Ritsos'un Türkçeye ilk kez çevrilen 3 yeni şiiri Yitik Ülke'de!

 

DONUK SAAT

Pencereler kapalı, kapalı kapılar.
Peki nereden girer ki eve bu rüzgar?
Kabarıyor perdeler, akıyor çarşaflar.
Duvar diplerinde odanın yükseliyor kutsal ruhlar.
Kilerde bağıran, tahtadan bir at.
Mermerden heykel gibi, üç basamak arayla 
merdivene dizilmiş hizmetkarlar, ellerinde sönük şamdanlar.

Yukarı çıkacak biri, inerken aşağı bir diğeri.


Yannis Ritsos 1973 baskısı “Koridor ve Merdiven” adlı şiir kitabından, Sayfa 42

Yannis Ritsos’tan 3 yeni şiir – Türkçede ilk kez, Yitik Ülke’de! yazısına devam et

Türkçede İlk Kez Yitik Ülke’de! Yannis Ritsos’tan 2 Yeni Şiir

yannis ritsosYİTİK ÜLKE DÜNYANIN EN BÜYÜK ŞAİRİNİ KONUK EDİYOR!

YANNİS RİTSOS'TAN TÜRKÇEDE İLK KEZ YAYIMLANAN YENİ ŞİİRLER. OLGA OKAY'IN ÇEVİRİSİYLE… İYİ OKUMALAR


 

Türkçede İlk Kez Yitik Ülke’de! Yannis Ritsos’tan 2 Yeni Şiir yazısına devam et

Yannis Ritsos’tan Muhteşem Bir Şiir: “BİR SÖZCÜK O”


Bir şey bilmiyorum -dedi- bir şeyim yok, bir şey değilim
buradaysam, dünyanın içinde, çakılmış bir büyük kanatla göğsüme,
odur öğrendiğim tek sözcük, söyler ağlarım- 
onu tanıyorum, onunla varım, onu haykırırım rüzgâra-
uykusuz ıssız gecelerde öldürenlerin öğrettikleri
onca taşın taşlanmanın altında -yalnız bir sözcük:
Özgürlük, Özgürlük, Özgürlük.

Yannis RİTSOS

Çeviren: Ahmet YORULMAZ

Yannis Ritsos

Gerçek Eller

Bir öğle sonrası nedensiz yitti
(belki de götürüldü)
Mutfak masasının üstünde bırakmıştı yün eldivenlerini
İki kesik el gibi.
Kansız, tepkisiz, sessiz
Ya da
Kendi ellerinin aksine,
eski sabrının ılımlı havasıyla
biraz şişmiş,
kabarmış.
Oraya, yitmiş parmaklar, yün parmaklar arasına arasına
zaman zaman,
bir dilim ekmek koyduk ya da çiçek
ya da şarap bardaklarımızı.
Hiç olmazsa kesin olarak biliyorduk ki
Kimse zincir vuramaz eldivenlere.

Yannis Ritsos

Türkçesi: Kenan Gülbağ