Etiket arşivi: yeni çıkan kitaplar

Hakan İşcen’den yeni bir şiir kitabı “Buğu ile Çizgi”

Buğu ile Çizgi, Hakan İşcen’in ikinci şiir kitabı

İlk kitabı Hayatânı’ndan üç yıl sonra yayımlanan bu yeni kitabında şair, öznenin kendine dönük ruh hâli şiirsel dili de gerilimli kılmış. Bedene ve tinselliğe dönük söylemi eleştirellik de içeriyor.

Buğu ile Çizgi’nin temel izleği aşk. İşcen, aşkı insanı tamamlayan bir öğe olarak görüyor. Anlatı şiirin olanaklarını kullanarak, hikâye etmeye de kaçmadan, aşkı dile getiriyor: “artık aklım ermez / uykularım varmaz düşlere / düşlerimse kavuşmuyor uykusuna. / söyle bana başımı dizinde sonsuzca uyutmak için / daha ne kadar öleçekmeliyim?” (s.90).

Kısaca, Hakan İşcen, keşfedilmeyi bekleyen bir şiir yazıyor.

Emrullah Özdemir’in Yeni Romanı “Türklerin İlk Kadın Hükümdarı; TOMRİS”

Yazar Emrullah Özdemir’in “Türklerin İlk Kadın Hükümdarı; TOMRİS” adlı romanı Akçağ Yayınları tarafından yayımlandı. 

Özdemir, Saka Türklerinin Kadın Hükümdarı Tomris’i konu alan kitabında, Türk Kadının toplumdaki yerinin ve öneminin bir kez daha vurgulanmasını amaçlıyor ve romanı “Türk Dünyası Kadınlarına” ithaf ediyor.

Saka Türklerinin Kadın Hükümdarı Tomris, biraz sonra atlarını ölüme sürecek olan savaşçılarının önünde durdu ve yürekleri titreten bir sesle gürledi.

“…Geriye yalnızca bizler kaldık. Büyük bir çoğunluğu kadınlardan, ama erkeği kadar yiğit kadınlardan oluşan bir halk ve ordu…

Devamını okuyun

Ormanda Kaybolmak – Ertuğ Uçar

“Bir şehir, bir orman, bir coğrafya mıydı içinde olduğu, yoksa bir formül, bir dil, bir kitap mı? Tabii şu ihtimali de görmezden gelemez: Ölüm. Ellerini kavuşturup kanıtları gözden geçirmeye koyuldu. İlk olarak, biraz önce ölümü düşünürken çıkan ani esintiyi anımsadı. Sonra botlarına bulaşan bu safran rengi toz vardı. Ufukta beliren dumanı da kanıtlar arasına katmalı. Bu bir savaş yüzünden olabilirdi. Ve nihayet ceketinin cebinde olduğunu şu anda fark ettiği mektup. Biraz modası geçmiş şekilde başlıyordu. Hal hatır soruyor, bir sorun varsa ona iletebileceğini belirtiyordu. Kimdi bu? Hocası mı? Onu reddeden kadın mı? Yıllardır haber almadığı babası mı? Kim? Olasılıkları düşünmek için bir ağaca yaslandı. Çok yorgundu. Mektup elinden düştü.

Herhangi Bir Gün – Elvis Peeters

Herhangi Bir Gün. Ömrü boyunca yaptığı ve yaşadığı hiçbir şeyden pişmanlık duymayan bir ihtiyarın bir günü. Bir salı günü ya da belki çarşamba…Hayatı karşısına çıktığı gibi kabul edip ona göre yaşayan bir adamın geriye dönüşlerle anlatılan hikâyesinden, genç yaşta arkadaşlarıyla birlikte bir suç işledikten sonra ailesi tarafından Afrika’daki sömürgeye gönderildiğini öğreniyoruz. Burada çiftlik işleten ablası ve eniştesinin yanında başlayan iş hayatı, sık sık kesin-tiye uğrayarak çeşitlenir. Paralı asker, pilot, kamyon şoförü… Kendi ülkesinde bir günün diğerinden farksız olduğu bir hayat süren yaşlı, yalnız adamın hatırladık-ları, insanın nasıl bir kötülük, şiddet üreticisi olduğunu gösteren balyoz darbeleriyle dolu bir metin kurar.

Arşipel’in Çocukları Radikal Kitap’ta

 

ÖYKÜ TOROS IRVANA

Aynı Mahalleli Çocuklar

Kimi insan, hayatın ona verdiklerini sessizce alır, bulunduğu konumu çaresizce kabullenir, arzularından, hayallerinden, özlemlerinden vazgeçip hayatın akışına ayak uydurur; kimi insan ise yaşı kaç olursa olsun, memnuniyetsizlik ve mutsuzluk hissettiği an, hiç çekinmeden hayatın akışına sert müdahalelerde bulunup kaderini kendi çizer.

Nalân Tuntaş’ın Arşipel’in Çocukları romanının kahramanı Erkal da kendi kaderini çizen, attığı cesur adımlarla hayatının akışını temelden değiştirebilen, korkusuz insanlardan biri.

Devamını okuyun

Günebakan – Elif Güçlüten

Elif Güçlüten’in Günebakan isimli romanı Düzyazı Yayınevi’nden çıktı.

“Yatağımın karşı duvarında asılı duran, Füruzan’ın resmettiği tabloya takıldı gözüm.

Güneşe doğru yürüyen erkek silueti ve arkasında bıraktığı karanlık… Kansere karşı verdiğim savaşı kazanmamı betimlemişti. Güneş yeniden doğuşumdu. Güneşim annemdi. Günebakanın güneşe olan tutkusu gibi başımı kaldırmış anneme bakıyordum. Keşke bana bu tabloyu ilk gösterdiği o ana geri dönebilsek ve hep o anı yaşayabilseydik.”

Herkeste olmayan öyle çok şeye sahipti ki… Parası, karizması, iyi bir işi, tek gecelik ilişkileri… Özenilecek bir hayata sahipti Behiç Buğra Ferruhoğlu. Bir de kansere… Herkeste olmayan cinsten… Artık her şey geride kalmıştı. Tek göğsüne sığdırdığı büyük aşkı Füruzan için yaşamalıydı…

Gelirinin bir kısmı göğüs kanserine dikkat çekmek üzere MEMEDER’e bağışlanacak Günebakan’ı okurken aşkı hissedeceksiniz.

Nehir Yılmaz’ın Yeni Kitabı “Yitikler Denizi”

“Katmunya” ve “Sozenin Tırmıkları” adlı romanların yazarı Nehir Yılmaz çarpıcı öyküleriyle karşımızda. Yazarın yeni kitabı “Yitikler Denizi”, Yitik Ülke Yayınlarından çıktı.


“Oysa büyüdükçe biz, daha da büyüdükçe, gitgide büyüdükçe, izinsiz hayatımıza iliştirilen her şeye isyan etmeyi öğrendik… Ve kendimize… Ve yaşanmışlıklarımıza… Ve dayatmalarla, sorgusuz boyun eğdiğimiz onlara, bugünkü ezikliklerin kaynağı olan kendimize… Geçmişimizi sevmiyorduk artık. Bizim geçmişimizi, kendi geçmişimizi, başkalarının derin ayak izleriyle dolu, sindirilememiş, ağır ve basık, karanlık ve uğultulu, huysuz ve kuruntulu, mutlu biten yalancı masallarla dolu, evet masallarla dolu, suçlu geçmişimizi…”

Semrin Şahin’in ilk öykü kitabı “Güvercinler Zamanı”

Semrin Şahin’in ilk öykü kitabı "Güvercinler Zamanı" Alakarga Yayınları'ndan çıktı.

“Sevgili Babama” diye ithaf edilen kitapta 13 öykü var. Bu 13 öyküde anlatılan olaylar, bu olayları yaşayan öykü insanları, onların dünyaları, etkilenmeleri, tutumları evet bunlar anlatılıyor değişik zamanlar ve mekânlarda ama bir su akıtır öykülerin kenarından ve bazen de tam ortasından yazar, bu su temiz bir su değildir çünkü adı ölümdür.  Ölüm bazen vahşi cinayetler olarak, bazen geçmişte kalan bir anı olarak, bazen de teslimiyet olarak öykülerin içine sinen bir durumdur, haldir.  Umuda yönelik aydınlığa, neşeye yönelik tek bir öykü vardır kitapta ki o da bu kitapta neden vardır sordurur okura. 

İğneler – Selgin GB

“İğne” deyip geçtiğimiz basit nesne bazen hayatımızı kurtarır, bazen kumaş parçalarını üstümüzde elbise olarak taşıyalım diye birleştirir, bazen yönümüzü gösterir, bazense bir pikabın üstünde sonsuzca dönerek etrafa yayılan nağmelerle kulağımızın pasını siler. Bir arının elimize batırdığı iğnesi çocukluğun uzak anılarından biri olarak kalırken iğneli bir sözün bıraktığı yara uzun yıllar sonra bile acıtmaya devam eder.

Selgin GB, “İğneler” adlı bu yeni kitabında öykü okurunu çetin bir yolculuğa davet ediyor. Bu öyküler içinizden çıkmayabilir.