Terk Edilmiş Yalnızlık – “Her Şey Yolunda”

Müge Şenel
 
Gerçek benliğimi bulmaya gidiyorum. Umarsızca, düşünmeden, dinlemeden… Ya da tek bir şeyi dinlerken; kalbimin sesini… Nereye  git derse oraya gitmek için. Neyi yap derse onu yapmak için. Yolda takıldığım her taşa dönüp bakıyorum da, sadece gülümsetmişler beni…  Bazen acı bir deneyimin gülümsemesi olmuş. Bazen de kuruyan gözyaşlarımın ardına saklanmış kısa süreli mutluluğun gülümsemesi… Her şeye rağmen… Evet, her koşulda, her kim varsa yanımda… Hep “DEVAM!" dedim. Sonra baktım, sadece yalnızlığım vardı yanımda. Öyle bir an geldi ki, yalnızlığımı devleştirmek istedim. Onu evrenselleştirmek. Önce tuttum elinden götürdüm uçsuz bucaksız bir sahile. Denizi seyrettik doya doya. Deniz kıyısına vurmuş küçük, yalnız balığı gördük. Tıpkı bizim gibiydi. Balığın haksız çırpınışı haklı kılmıştı yaşamı.

“Yaşam…” dedim. Ne kadar eşsiz bir şey… Gel , dedim gidelim buradan. Sonra ver elini ormana… İnsanı etkileyen eski bir sihirdi bu. O kadar derindi ki, ortaya çıkarıyordu bütün geç kalmış hisleri. Hiçbir şey için geç değildi oysa ki. Sanki uyusam her şey geçecekmiş gibi. Bitmemişti henüz, rüyalarımda koşmaya başladık. Yalnızlığım en çok rüyalarımı severdi. Özgürlüğü takarlardı peşlerine, koşarlardı el ele. Ben de seyrederdim yüzümde buruk bir gülümseme. Buruk diyorum, çünkü yalnızlığım bile uzaklaşabiliyordu bazen benden. Ardından bakarken boşluk hapsediyordu beni. Yalnızlığın terki… Bu dünyadaki en korkunç kabus. Yine de suçladığım tek şey, kendimden başkası değil. Yalnızlığım devleşirken bana ne olmuştu? Küçülüp sığıyordum yatağımın altına. Sessiz ağlayışlarımı duyan tahta döşemeler gıcırdıyordu. Pencere tıkırtılarla çağırıyordu beni. Ne? “her şey yolunda” mı dedin? Kim konuştu? Pencere açılıp kapandı “hayır, ben değilim” dercesine. Sığındığım yerden çıktığımda gölgemi gördüm tam karşımdaki duvarda. “Ben kimim? Ya da sen kimsin?” dedim. Esiri olduğum rüyadan sıyrıldım. Keskin bir soğuk ürpertiyle doldurdu o anda içimi. Yalnızlığım rüyalarımda kalmıştı. Şimdi yalnızlığı olmayan bir yalnızdım. İşte bu sebeple benliğimi kaybettim. Kalbim “uyan…” diyordu sessiz çığlıklarla. Kendimde değildim. Bilinmezlikle savaşır gibi kovalıyordum aklımdaki düşünceleri. Hayır, hiç bu kadar kendimde olmamıştım aslında. En saf ve pürüzsüz haliyle, tam anlamıyla kendimdim. Yalnızca sallanan sandalyeye oturup bir ileri bir geri giderken bulmak istiyordum kayıp kimliğimi. Ormandaki devasa ağacın kovuğunda kıvrılmışken aynı anda düşünüyordum gerçeği ve hayali. Çıplak ayaklarım toprakla temasa geçtiğinde tüm silik hatıralarım, zihnimdeki karanlık odalara dolan enerji akışının içinde belirgin hale gelmişti. -Her şey yolunda… Benimle… Seninle… Sadece gülümsediğim için değil. Gerektiğinde birkaç damlanın akmasına izin verdiğim için. Kendimi sende bulup, özgürce dolaştığım için. Senle veya sensiz nefes almayı bildiğim için. Farkında olduğum için her şey yolunda. Her şey yolunda çünkü sen, bensin. Ben senin benliğinim. Kendimi kendimde bulup huzurlu bir şekilde uyuduğum için, yaşamı her haliyle kabullendiğim için her şey yolunda. Evet sevgili küçük balık, hepimiz çırpınıyoruz. Bazen başarıyoruz, bazen de haksız duruma düşüyoruz. Ama benliğim ve ben diyoruz ki: “DEVAM!” Kalbinin sesine verdiğin kulağına hiçbir zaman pamuk tıkama.- Yalnızsam da yalnız değilim. Ben varım… Sadece bir rüya, ama bir o kadar da gerçek.

Bir Cevap Yazın