Terzi Necmi

Nefin Huvaj

Kendi küçük terzi dükkanını sahil semtinde açmış Terzi Necmi. Yıllardan beri, burun kemerine inmiş gözlükleriyle bütün gün dikiş dikiyor, kolalıyor, ütü yapıyor… Yere sürünmekten paçayı bir türlü kurtaramamış pantolonları, iflah olmaz yakaları, kafası karışmış gömlekleri adam ediyor yıllardır.

Dükkanı her gün sabah 9.00’da açıyor Terzi Necmi. Kapısının önünü süpürdükten sonra, bir gün önceden kalan işlerini düzenliyor. İki pantolon paçası, eski kırık sandalyenin üzerine serilmiş bir erkek gömleği ve bir de pilili kadın eteği tamamlanmayı bekliyor. Eli yüzü düzgün giydiriyor insanları Terzi Necmi. Ne sarkan iplik bırakıyor, ne gevşek düğme.

Karısı hasta Terzi Necmi’nin. Hastane masrafları, ilaç parası derken yükü ağır belli ki. O yüzden kıymetlisi; diktiği etekler, katladığı paçalarıyla sülün gibi pantolonlar, kolalı yakalar… Severek çalışır Terzi Necmi. İşinin ehli.

***

Dükkanının hemen yanında bir bakkal var. Yaşlıca bir adam sahibi. Sanki eski muhtarmış gibi mahallede herkesi tanır. O da her sabah saat 9.00 gibi açar dükkanını. Kapıyı açık bırakır gider. Tüm mahalleyi gezer, hal hatır sorar esnafa, konu komşuya. Pek konuşkan şu yaşlı adam. O yokken bakkala giren müşteriler kimseyi göremeyince gerisin geri çıkarlar dükkandan, şaşırırlar. Biri bir şey aşıracak olsa, ona yazık, çünkü dükkandaki her şeyin tarihi çoktan geçmiş…

***

O, mahallede gezedursun, Terzi Necmi iki pantolon paçasını katlamış, gömleğin ceplerini tamamlamıştır bile…

Yan yana dükkanları. Biri çok çalışkan – diye görür bakan kişi – diğerindeyse ne dert tasa belli ki. Üç tane evi varmış bu bakkalın küçücük sahil semtinde. Küçük mahalle. Bizim muhtarlık heveslisi bakkal, gayrimenkul zengini. Oğulları da İngiltere’dedir şimdi bunun. Eşi sizlere ömür, başı sağolsun.

***

Oysa Terzi Necmi, diye devam eder sözü söyleyen, babasından miras, kırık dökük evde bakar hastasının gençlik fotoğraflarına her gün. “Ne sağlıklı günler” der gibi bir iç geçirip, ziyarete gider hastaneye. İlacı bitmiş. “Bu gece dükkanda kalmalı…Yarının işini de bitirmeli bir an önce” diye düşünür dükkana dönerken. Yine bir akşam vakti. Çayını da yeni demler. Gelsin içsin ister birileri, o çalışırken ona eşlik etsin ister.

Oysa yandaki dükkan kepenk kapatalı olmuştur birkaç saat. Dükkanın sahibi yaşlı amca evinde yarışma programı izliyor. Biraz sonra uyuyakalacak kanepede. “Haydi kalk, yatağına” diyeni yok… Evlerin ışıkları göğe serpilmiş yıldızlar gibi bir yanıyor bir sönüyor. İyi geceler.

***

Yaşlı amca televizyonun karşısında kaçıncı yalnızlık uykusuna çoktan dalmış,  Terzi Necmi dükkanda gece mesaisinde. Koyar çayını, demli mi demli. Fazla çay içince dokunur derler ya, neyse. Günün yorgunluğundan sonra kıymet bilir şeydir şu çay Terzi Necmi’ye. Fokurdayan demlik en yakın arkadaşı. İkisi de sabaha kadar çalışacak…

Çayını yudumlarken dilek tutar gibi Terzi Necmi, bakışları endişeli: Hastaneden fena haber gelmeden doğsa bari, yeni gün…

Bir Cevap Yazın